dağın ile cümle

dağın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
12
ORT. KELİME
Maden ne kadar büyük olursa olsun, dağın ötesine giden bir tünel olamaz...-että vuoren toiselle puolelle menee varmasti tunneli.
Maden ne kadar büyük olursa olsun, dağın ötesine giden bir tünel olamaz...Med tanke på hur stor gruvan är- -måste det finnas en tunnel som leder genom berget.
Maden ne kadar büyük olursa olsun, dağın ötesine giden bir tünel olamaz...Med tanke på hvor stor minen er, - - må der være en tunnel, der går gennem bjerget.
Maden ne kadar büyük olursa olsun, dağın ötesine giden bir tünel olamaz...Per quanto grande sia la miniera, ci deve essere un tunnel che passa oltre la montagna.
Maden ne kadar büyük olursa olsun, dağın ötesine giden bir tünel olamaz...Por muito larga que a mina seja, tem de haver um túnel que atravesse a montanha...
Maden ne kadar büyük olursa olsun, dağın ötesine giden bir tünel olamaz...Какой бы ни была эта шахта, должен быть туннель, который ведёт за гору...
Muhtemelen burdan gidip, bu dağınıklığı temizlemenize engel olmamalıyım.Forse dovrei andarmene e lasciarvi il compito rimettere a posto tutto questo casino.
Muhtemelen burdan gidip, bu dağınıklığı temizlemenize engel olmamalıyım.Ich sollte besser verschwinden und euch den Scheiß hier in Ordnung bringen lassen.
Muhtemelen burdan gidip, bu dağınıklığı temizlemenize engel olmamalıyım.Ik vertrek best om jullie de boel te laten schoonmaken.
Muhtemelen burdan gidip, bu dağınıklığı temizlemenize engel olmamalıyım.Je devrais y aller et vous laisser arranger ce bordel.
Muhtemelen burdan gidip, bu dağınıklığı temizlemenize engel olmamalıyım.Όπως και να'χει θα πρέπει να πηγαίνω και να σας αφήσω να καθαρίσετε αυτόν τον μπελά.
Muhtemelen burdan gidip, bu dağınıklığı temizlemenize engel olmamalıyım.Но... Лучше я пойду, а вы пока уберитесь тут.
Muhtemelen burdan gidip, bu dağınıklığı temizlemenize engel olmamalıyım.ネルソン、いいケツしてるよマジ。あとでな
Musa halkın Tanrıyla görüşmek üzere ordugahtan çıkmasına öncülük etti. Dağın eteğinde durdular.E Moisés levou o povo fora do arraial ao encontro de Deus; e puseram-se ao pé do monte.
Musa halkın Tanrıyla görüşmek üzere ordugahtan çıkmasına öncülük etti. Dağın eteğinde durdular.És kivezeté Mózes a népet a táborból az Isten eleibe és megállának a hegy alatt.
Musa halkın Tanrıyla görüşmek üzere ordugahtan çıkmasına öncülük etti. Dağın eteğinde durdular.In Mojzes je vedel ljudstvo iz tabora Bogu naproti; in postavili so se spodaj ob gori.
Musa halkın Tanrıyla görüşmek üzere ordugahtan çıkmasına öncülük etti. Dağın eteğinde durdular.I wywiódł Mojżesz lud na przeciwko Bogu z obozu, a stanęli pod samą górą.
Musa halkın Tanrıyla görüşmek üzere ordugahtan çıkmasına öncülük etti. Dağın eteğinde durdular.모세가 하나님을 맞으려고 백성을 거느리고 진에서 나오매 그들이 산 기슭에 섰더니
Musa halkın Tanrıyla görüşmek üzere ordugahtan çıkmasına öncülük etti. Dağın eteğinde durdular.Men Mose förde folket ut ur lägret, Gud till mötes; och de ställde sig nedanför berget.
Musa halkın Tanrıyla görüşmek üzere ordugahtan çıkmasına öncülük etti. Dağın eteğinde durdular.Men Moses førte folket ut av leiren til møte med Gud, og de stilte sig nedenfor fjellet.
Musa halkın Tanrıyla görüşmek üzere ordugahtan çıkmasına öncülük etti. Dağın eteğinde durdular.Moise a scos poporul din tabără, spre întîmpinarea lui Dumnezeu, şi s'au aşezat la poalele muntelui.
Musa halkın Tanrıyla görüşmek üzere ordugahtan çıkmasına öncülük etti. Dağın eteğinde durdular.Môi-se bèn biểu dân ra khỏi trại quân nghinh tiếp Ðức Chúa Trời; dân sự dừng lại tại chân núi.
Musa halkın Tanrıyla görüşmek üzere ordugahtan çıkmasına öncülük etti. Dağın eteğinde durdular.Môi-se bèn biểu dân ra khỏi trại quân nghinh_tiếp Ðức_Chúa_Trời ; dân_sự dừng lại tại chân núi .
Musa halkın Tanrıyla görüşmek üzere ordugahtan çıkmasına öncülük etti. Dağın eteğinde durdular.Moïse fit sortir le peuple du camp, à la rencontre de Dieu; et ils se placèrent au bas de la montagne.
Musa halkın Tanrıyla görüşmek üzere ordugahtan çıkmasına öncülük etti. Dağın eteğinde durdular.Moisés hizo salir al pueblo del campamento al encuentro de Dios, y se detuvieron al pie del monte
Musa halkın Tanrıyla görüşmek üzere ordugahtan çıkmasına öncülük etti. Dağın eteğinde durdular.Mozes leidde hen het kamp uit om God te ontmoeten en zij bleven staan aan de voet van de berg.
Musa halkın Tanrıyla görüşmek üzere ordugahtan çıkmasına öncülük etti. Dağın eteğinde durdular.Musa membawa mereka keluar untuk bertemu dengan Allah, lalu mereka berdiri di kaki gunung itu
Musa halkın Tanrıyla görüşmek üzere ordugahtan çıkmasına öncülük etti. Dağın eteğinde durdular.Så førte Moses Folket fra Lejren hen for Gud, og de stillede sig neden for Bjerget.
Musa halkın Tanrıyla görüşmek üzere ordugahtan çıkmasına öncülük etti. Dağın eteğinde durdular.Silloin Mooses vei kansan leiristä Jumalaa vastaan, ja he asettuivat vuoren juurelle.
Musa halkın Tanrıyla görüşmek üzere ordugahtan çıkmasına öncülük etti. Dağın eteğinde durdular.Tedy Mojžíš vyvedl lid z ležení vstříc Bohu; a lid stál dole pod horou.
Musa halkın Tanrıyla görüşmek üzere ordugahtan çıkmasına öncülük etti. Dağın eteğinde durdular.Und Mose führte das Volk aus dem Lager Gott entgegen, und es trat unten an den Berg.
Musa halkın Tanrıyla görüşmek üzere ordugahtan çıkmasına öncülük etti. Dağın eteğinde durdular.Vtedy vyviedol Mojžiš ľud z tábora vústrety Bohu, a zastanúc stáli pod vrchom.
Musa halkın Tanrıyla görüşmek üzere ordugahtan çıkmasına öncülük etti. Dağın eteğinde durdular.Τοτε εξηγαγεν ο Μωυσης τον λαον εκ του στρατοπεδου εις την συναντησιν του Θεου και εσταθησαν υπο το ορος.
Musa halkın Tanrıyla görüşmek üzere ordugahtan çıkmasına öncülük etti. Dağın eteğinde durdular.И вывел Моисей народ из стана в сретение Богу, и стали у подошвы горы.
Musa halkın Tanrıyla görüşmek üzere ordugahtan çıkmasına öncülük etti. Dağın eteğinde durdular.Тогава Моисей изведе людете из стана, за да посрещнат Бога; и застанаха под планината.
Musa halkın Tanrıyla görüşmek üzere ordugahtan çıkmasına öncülük etti. Dağın eteğinde durdular.ויוצא משה את העם לקראת האלהים מן המחנה ויתיצבו בתחתית ההר׃
Musa halkın Tanrıyla görüşmek üzere ordugahtan çıkmasına öncülük etti. Dağın eteğinde durdular.واخرج موسى الشعب من المحلّة لملاقاة الله. فوقفوا في اسفل الجبل.
Musa halkın Tanrıyla görüşmek üzere ordugahtan çıkmasına öncülük etti. Dağın eteğinde durdular.摩 西 率 領 百 姓 出 營 迎 接 神 、 都 站 在 山 下
Musa halkın Tanrıyla görüşmek üzere ordugahtan çıkmasına öncülük etti. Dağın eteğinde durdular.摩西 率 領 百姓 出 營 迎接 神 、 都 站在 山下
Musa RABbin buyurduğu gibi yaptı. Bütün topluluğun gözü önünde Hor Dağına çıktılar.A Mojžiš učinil tak, ako prikázal Hospodin, a vyšli na vrch Hor pred očami celej obce.
Musa RABbin buyurduğu gibi yaptı. Bütün topluluğun gözü önünde Hor Dağına çıktılar.Da gjorde Moses som HERREN bød, og de gik op på Bjerget Hor i hele Menighedens Påsyn;
Musa RABbin buyurduğu gibi yaptı. Bütün topluluğun gözü önünde Hor Dağına çıktılar.Da tat Mose, wie ihm der HERR geboten hatte, und sie stiegen auf den Berg Hor vor der ganzen Gemeinde.
Musa RABbin buyurduğu gibi yaptı. Bütün topluluğun gözü önünde Hor Dağına çıktılar.Fez, pois, Moisés como o Senhor lhe ordenara; e subiram ao monte Hor perante os olhos de toda a congregação.
Musa RABbin buyurduğu gibi yaptı. Bütün topluluğun gözü önünde Hor Dağına çıktılar.I učinil Mojžíš, jakž rozkázal Hospodin, a vstoupili na horu Hor před očima všeho množství.
Musa RABbin buyurduğu gibi yaptı. Bütün topluluğun gözü önünde Hor Dağına çıktılar.I uczynił Mojżesz, jako rozkazał Pan; i wstąpili na górę Hor przed oczyma wszystkiego zgromadzenia.
Musa RABbin buyurduğu gibi yaptı. Bütün topluluğun gözü önünde Hor Dağına çıktılar.Ja Mooses teki, niinkuin Herra oli käskenyt; ja he nousivat Hoorin vuorelle koko kansan silmien edessä.
Musa RABbin buyurduğu gibi yaptı. Bütün topluluğun gözü önünde Hor Dağına çıktılar.모세가 여호와의 명을 좇아 그들과 함께 회중의 목전에서 호르산에 오르니라
Musa RABbin buyurduğu gibi yaptı. Bütün topluluğun gözü önünde Hor Dağına çıktılar.Moise a făcut ce -i poruncise Domnul. S'au suit pe muntele Hor, în faţa întregei adunări.
Musa RABbin buyurduğu gibi yaptı. Bütün topluluğun gözü önünde Hor Dağına çıktılar.Moïse fit ce que l`Éternel avait ordonné. Ils montèrent sur la montagne de Hor, aux yeux de toute l`assemblée.
Musa RABbin buyurduğu gibi yaptı. Bütün topluluğun gözü önünde Hor Dağına çıktılar.Moisés hizo como le había mandado Jehovah, y subieron al monte Hor ante la vista de toda la congregación
Musa RABbin buyurduğu gibi yaptı. Bütün topluluğun gözü önünde Hor Dağına çıktılar.Mosè fece come il Signore aveva ordinato ed essi salirono sul monte Cor, in vista di tutta la comunità
Musa RABbin buyurduğu gibi yaptı. Bütün topluluğun gözü önünde Hor Dağına çıktılar.Mozes deed wat de HERE hem had opgedragen. Voor de ogen van het hele volk beklommen zij de berg Hor.
Musa RABbin buyurduğu gibi yaptı. Bütün topluluğun gözü önünde Hor Dağına çıktılar.Och Mose gjorde såsom HERREN hade bjudit; och de stego upp på berget Hor inför hela menighetens ögon.
Musa RABbin buyurduğu gibi yaptı. Bütün topluluğun gözü önünde Hor Dağına çıktılar.Og Moses gjorde som Herren hadde befalt. De gikk op på fjellet Hor for hele menighetens øine,
Musa RABbin buyurduğu gibi yaptı. Bütün topluluğun gözü önünde Hor Dağına çıktılar.Tedaj stori Mojzes, kakor mu je bil zapovedal GOSPOD, in šli so na goro Hor pred očmi vse občine.
Musa RABbin buyurduğu gibi yaptı. Bütün topluluğun gözü önünde Hor Dağına çıktılar.Vậy , Môi-se làm y_như Ðức_Giê - hô-va đã phán dặn ; ba người đi lên núi Hô-rơ , cả hội chúng đều thấy .
Musa RABbin buyurduğu gibi yaptı. Bütün topluluğun gözü önünde Hor Dağına çıktılar.Vậy, Môi-se làm y như Ðức Giê-hô-va đã phán dặn; ba người đi lên núi Hô-rơ, cả hội chúng đều thấy.
Musa RABbin buyurduğu gibi yaptı. Bütün topluluğun gözü önünde Hor Dağına çıktılar.Και εκαμεν ο Μωυσης καθως προσεταξεν ο Κυριος και ανεβησαν εις το ορος Ωρ εμπροσθεν πασης της συναγωγης.
Musa RABbin buyurduğu gibi yaptı. Bütün topluluğun gözü önünde Hor Dağına çıktılar.И Моисей стори, според както Господ заповяда ; те се качиха на планината Ор пред очите на цалото общество.
Musa RABbin buyurduğu gibi yaptı. Bütün topluluğun gözü önünde Hor Dağına çıktılar.И сделал Моисей так, как повелел Господь. Пошли они на гору Ор в глазах всего общества,

İlgili Sayfalar