Tom dışarıda sonuncuydu.Tom was the last one out.
Dışarı çıkıp daha fazla sosyalleşmen gerekir.You need to get out and socialize more.
Biz bu konuda dışarıda konuşabilir miyiz?Can we talk about this outside?
Ben seninle dışarıda bir saniye için konuşabilir miyim?Can I talk to you outside for a second?
Tom sık sık bütün gece dışarıda kalır.Tom often stays out all night.
Buradan dışarıya sadece bir yol var.There's only one way out of here.
Şemsiyesiz dışarı çıkma.Don't go out without an umbrella.
Şişeyi ondan aldı ve pencereden dışarı fırlattı.She took the bottle from him and threw it out the window.
Biz Çince için dışarı gidiyoruz.We're going out for Chinese.
Biz kutlama yapmak için dışarı çıkıyoruz.We're going out to celebrate.
Biz tekrar dışarı çıkacağız.We're going out again.
İkinizi dışarıda görebilir miyim?Can I see you two outside?
İkinizle dışarıda görüşebilir miyim?Can I see you two outside?
Dışarı çıkarken ışığı kapat.Turn off the light as you go out.
Beni dışarı atamazsın.You can't throw me out.
Gerçekten bu yağmurda dışarı çıkmayacağız, değil mi?We're not really going out in this rain, are we?
Son günlerde dışarıya baktın mı?Have you looked outside lately?
Tom bugünlerde nadiren dışarı çıkar.Tom rarely goes out nowadays.
Ben aradığımda Tom dışarıdaydı.Tom was out when I called.
Tom dışarıda köpekle yürüyor.Tom is out walking the dog.
Tom arka kapıdan dışarı çıktı.Tom went out the back door.
Tom hala Mary'yi onunla dışarı çıkartmaya çalışıyor.Tom is still trying to get Mary to go out with him.
Mary çaktırmadan evden dışarı çıktı.Mary snuck out of the house.
Tom pencereden dışarı eğildi.Tom leaned out the window.
Tom pencereden dışarı bakıyor.Tom is looking out the window.
Tom hâlâ pencereden dışarı bakıyor.Tom is still looking out the window.
Tom'un dışarıda bir not defterine sahip ve yazmak için hazır.Tom has his notebook out and is ready to write.
Çöpü dışarıya çıkaran Tom'du.It was Tom who took out the garbage.
Şimdi, dışarı çıkalım.Now, let's go outside.
Sanırım dışarıya bakmalısın.I think you should look outside.
Seninle dışarıda konuşmam gerekiyor.I need to speak to you outside.
Bugün dışarı gitmemiz gerektiğini sanmıyorum.I don't think we should go outside today.
Burada dışarısı çok soğuk.It's freezing out here.
Ah bir erken gelse, onunla dışarı çıkacağız.If only he comes early, we will go out with him.
Tom hala dışarıda park ediyor.Tom is still parked outside.
Şimdi, neden bu sohbete dışarıda devam etmiyoruz.Now, why don't we continue this conversation outside.
Dışarı gel ve benimle konuş, Tom.Come out and talk to me, Tom.
Ben ondan dışarı ne çıkarırım?What do I get out of it?
Dışarıda bekledik.We waited outside.
Beni dışarıda bekleyen biri var.There's someone waiting for me outside.
Dışarıda ne olduğuna bakalım.Let's see what's happening outside.
Dışarıda kahvaltı yapmak istiyorum.I want to eat breakfast outside.
Seni dışarıda karşılayacağız.We'll meet you outside.
Şimdi canım dışarı çıkmak istemiyor.I don't feel like going out now.
Böyle bir havada dışarı çıkarsan donma riski geçirirsin.If you go out in weather like this, you risk frostbite.
Tom dün dışarıdaydı.Tom was out yesterday.
Bugün dışarı çıkmak için çok soğuk.It's too cold to go outside today.
Sabahleyin seni bu kadar erken yataktan dışarıya sürüklediğim için üzgünüm.I'm sorry for dragging you out of bed so early in the morning.
Tom Mary'nin neden diğer çocuklarla dışarıda oynayamadığını merak ediyordu.Tom wondered why Mary wasn't able to play outside with the other kids.
Sizin eşyanın tümü dışarıda.Your stuff is all outside.
Onlara köpeğin dışarı çıkmasına izin vermelerini söyle.Tell them to let the dog out.
Ona köpeğin dışarı çıkmasına izin vermesini söyle.Tell him to let the dog out.
Onları dışarı götür.Take them outside.
Onu dışarı götür.Take him outside.
Biz dışarıda onları arıyorduk.We've been out looking for them.
Dışarıda onları arıyorum.I've been out looking for them.
Tom dışarıda yemek yedi.Tom ate out.
Tom Mary'yi karanlıktan sonra tek başına dışarı çıkmaması için uyardı.Tom warned Mary not to go out by herself after dark.
Tom dışarıda Mary ile karşılaştı.Tom met Mary outside.
Dışarıda bekleyen bir taksi var?There's a cab outside waiting.