Ana içeriğe geç
Sözlük

dışar ile cümle

dışar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Burada dışarıda olman gerekmiyor.You're not supposed to be out here.
Dışarı hâlâ aydınlık.It's still light out.
Herkes beni bulmak için dışarıdaydı.Everybody was out to get me.
Hiç dışarı çıktın mı?Have you been out at all?
Elinizi pencereden dışarı koymayın.Don't put your hand out the window.
Ben geldiğimde o dışarıdaydı.When I came, he was out.
Tom'a hava karardıktan sonra dışarı çıkmamasını tavsiye ettim.I advised Tom not to go out after dark.
Bu akşam dışarıda yiyebileceğimizi umuyordum.I was hoping we could eat out this evening.
Neden yemek yemek için dışarı çıkmıyoruz?Why don't we go out to eat?
Neden dışarı çıkmıyoruz?Why don't we go outside?
Tom'un tek başına dışarı çıkmasına izin verilmez.Tom isn't allowed to go out by himself.
Tom pencereden dışarıya eğildi ve elini salladı.Tom leaned out the window and waved his hand.
Tom arabasının penceresinden dışarıya eğildi ve kapıdaki interkom tuşuna bastı.Tom leaned out the window of his car and pressed the button on the intercom at the gate.
Tom pencereden dışarı bakarken masasında oturdu.Tom sat at his desk, staring out the window.
Tom denizde dışarıya baktı.Tom stared out at the sea.
Tom hüzünle pencereden dışarıya baktı.Tom stared sadly out the window.
Tom çığlık attı ve odadan dışarı koştu.Tom screamed and ran out of the room.
Mary makyaj yapmadan ve saçını yapmadan dışarı çıkamaz.Mary can't go out without putting on makeup and doing her hair.
Bugün dışarıda uyumamız gerekir.Today we need to sleep outside.
Tom'un kamyonu dışarıda durdu.Tom's truck just pulled up outside.
Tom pencereden dışarıya hızlı bir şekilde baktı.Tom took a quick look out the window.
Lütfen dışarı çık ve ne olduğunu bul.Please go outside and find out what's happening.
Tom dışarda bir ses duydu.Tom heard a sound outside.
Tom pencereye doğru yürüdü ve dışarıya baktı.Tom walked over to the window and looked out.
Tom perdeleri çekti ve pencereden dışarı baktı.Tom pulled back the curtains and looked out the window.
Tom ve Mary endişeyle dışarıda bekliyor.Tom and Mary are anxiously waiting outside.
Akşam yemeğinden sonra dışarı çıkarım.I go out after dinner.
Üzgünüm ama şu anda annem dışarıda.I'm sorry, but my mother is out at the moment.
Tom pencereye gitti ve dışarı baktı.Tom went over to the window and looked out.
Biz dışardaydık.We were outside.
Tom köpeği dışarı bırakmak için ön kapıyı açtı.Tom opened the front door to let the dog out.
Konserden sonra, yemek yemek için Tom'la birlikte dışarı çıktım.After the concert, I went out to eat with Tom.
Kapılar açıldı ve Tom asansörden dışarı çıktı.The doors opened and Tom stepped out of the elevator.
Burada dışarısı oldukça sıcak.It's rather hot out here.
Bir ara dışarı çıkmak ister misin?Would you like to go out sometime?
Kahve için dışarı çıkmak ister misiniz?Would you like to go out for coffee?
Tom ne olduğunu görmek için pencereden dışarıya baktı.Tom looked out the window to see what was happening.
Dışarıda ne olduğunu görmeye gidelim.Let's go see what's happening outside.
Tom Gazete bayiinden bir gazete satın almak için dışarı çıktı.Tom went out to buy a newspaper from the newsstand.
Tom bir somun ekmek almak için dışarı çıktı.Tom went out to buy a loaf of bread.
Tom Mary'yi kapı dışarı etti.Tom gave Mary a little push.
Neden hepimiz yiyecek bir şeyler almak için dışarı çıkmıyoruz?Why don't we all go out to get something to eat?
Tom her gün dışarıda yemek yerdi, ama şimdi maddi gücü yetmiyor.Tom used to eat out every day, but now he can't afford to.
Dışarı çıkacağım ve bize yiyecek bir şeyler alacağım.I'm going to go out and get us something to eat.
Yiyecek bir şey almak için dışarı çıkıyorum.I'm going out to get something to eat.
Çoğunlukla dışarıda yemek yemem.I don't often eat out.
Tom dışarıda Mary ile içki içiyor.Tom is out having drinks with Mary.
Tom ve ben bir şeyler içmek için dışarı çıkıyoruz.Tom and I are going out for a drink.
Tom dışarıda sonuncuydu.Tom was the last one out.
Tom dışarıda park etmiş koyu mavi bir araba fark etti.Tom noticed a dark blue car parked outside.
Tom bugün dışarıda oynamak istemiyor.Tom doesn't want to play outside today.
Ben seninle dışarıda konuşabilir miyim?Can I talk to you outside?
Sanırım dışarıda konuşsak iyi olur.I think we'd better talk outside.
Bir dakika dışarıda konuşabilir miyiz?Could we talk outside for a minute?
Seninle dışarıda konuşabilir miyim?Can I speak to you outside?
Tom sık sık geç saatlere kadar dışarıda kalır.Tom often stays out late.
Öğle yemeği için dışarı gidiyoruz. Sen de gelmek ister misin?We're going out for lunch. Do you want to come, too?
Sana dışarıda oynamanı söylediğimi düşündüm.I thought I told you to play outside.
Tom Mary'ye gece tek başına dışarı çıkmaması gerektiğini söyledi.Tom told Mary she shouldn't go out at night alone.
Tom ve Mary eskisi kadar sık dışarıda yemiyor.Tom and Mary don't eat out as often as they used to.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod