dünyayı ile cümle
dünyayı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Bunun yolu da tüm dünyayı kapsayan global bir pazar oluşturmaktır.Poprzez stworzenie jednego rynku, poprzez globalizację.
Bunun yolu da tüm dünyayı kapsayan global bir pazar oluşturmaktır.Řešením je jeden světový trh, globalizace.
Bunun yolu da tüm dünyayı kapsayan global bir pazar oluşturmaktır.Με την ύπαρξη μιας παγκόσμιας αγοράς, παγκοσμιοποιώντας τον κόσμο.
Bunu yapabilirsek, dünyayı değiştirebiliriz.إذا أمكننا فعلها، سنقوم بتغيير العالم.
Bunun yolu da tüm dünyayı kapsayan global bir pazar oluşturmaktır.За счет единого мирового рынка, путем глобализации мира.
Bunun yolu da tüm dünyayı kapsayan global bir pazar oluşturmaktır.Като имаме един световен пазар, като глобализираме света.
Bunun yolu da tüm dünyayı kapsayan global bir pazar oluşturmaktır.Маючи єдиний світовий ринок, глобалізуючи світ.
Bunun yolu da tüm dünyayı kapsayan global bir pazar oluşturmaktır.באמצעות הפיכת העולם לשוק אחד, באמצעות גלובליזציה של העולם.
Bunun yolu da tüm dünyayı kapsayan global bir pazar oluşturmaktır.ذلك بإيجاد سوق عالمي واحد من خلال العولمة.
Bunun yolu da tüm dünyayı kapsayan global bir pazar oluşturmaktır.こんな風に説明してみましょう
Bunu yapabilirsek, dünyayı değiştirebiliriz.変革へと奮闘するこれらの社会改革派を
Bunu yakından biliyorum çünkü bu hikayeleri dinlemek ve kaydetmek için dünyayı gezeken bile mücadele ediyorum.저는 이것을 너무 잘 알고 있습니다. 제가 전 세계를 여행할 때 이런 이야기들을 듣고
Bunu yakından biliyorum çünkü bu hikayeleri dinlemek ve kaydetmek için dünyayı gezeken bile mücadele ediyorum.To znám velmi zblízka, protože i když cestuji po celém světě, naslouchám příběhům a zachycuji je, trpím.
Bunu yakından biliyorum çünkü bu hikayeleri dinlemek ve kaydetmek için dünyayı gezeken bile mücadele ediyorum.В цьому я точно впевнена тому що подорожуючи світом слухаючи та записуючи історії я веду боротьбу
Bunu yakından biliyorum çünkü bu hikayeleri dinlemek ve kaydetmek için dünyayı gezeken bile mücadele ediyorum.זאת אני יודעת באופן אינטימי, מפני שאפילו כשאני נוסעת בעולם
Bunu yakından biliyorum çünkü bu hikayeleri dinlemek ve kaydetmek için dünyayı gezeken bile mücadele ediyorum.انا اعلم هذا جيداً .. لانه وعلى مدى سفري حول العالم
Bunu yakından biliyorum çünkü bu hikayeleri dinlemek ve kaydetmek için dünyayı gezeken bile mücadele ediyorum.私は世界中を旅して このような物語を聞いて 記録していたからです
Bu odada, bu uzmanlıklarla bir araya gelebildiysek, dünyayı da değiştirebilirdik.All diese Expertise in diesem einen Raum, wenn wir uns alle zusammentäten, könnten wir die Welt verändern.
Bu odada, bu uzmanlıklarla bir araya gelebildiysek, dünyayı da değiştirebilirdik.Dans cette salle, toute cette expertise, si nous la rassemblions, nous pourrions changer le monde.
Bu odada, bu uzmanlıklarla bir araya gelebildiysek, dünyayı da değiştirebilirdik.Di ruangan ini, semua keahlian ini, bila kita menggabungkan semua ini kita dapat mengubah dunia.
Bu odada, bu uzmanlıklarla bir araya gelebildiysek, dünyayı da değiştirebilirdik.En este salón, todo este conocimiento, si lo juntáramos todo podríamos cambiar el mundo.
Bu odada, bu uzmanlıklarla bir araya gelebildiysek, dünyayı da değiştirebilirdik.În această cameră, toată această expertiză, dacă ne-am alătura cu toții am putea să schimbăm lumea.
Bu odada, bu uzmanlıklarla bir araya gelebildiysek, dünyayı da değiştirebilirdik.In questa sala, tutto questo bagaglio di esperienze, se le unissimo tutte insieme potremmo cambiare il mondo.
Bu odada, bu uzmanlıklarla bir araya gelebildiysek, dünyayı da değiştirebilirdik.이 방안에 있는, 모든 전문가들이 만약 우리가 다 함께 결합한다면 우리는 세계를 변화시킬 수 있습니다.
Bu odada, bu uzmanlıklarla bir araya gelebildiysek, dünyayı da değiştirebilirdik.V této místnosti, všechny ty odbornosti, kdybychom se spojili dohromady, mohli bychom změnit svět.
Bu odada, bu uzmanlıklarla bir araya gelebildiysek, dünyayı da değiştirebilirdik.Wiedza zgromadzona w tej sali, jeśli połączymy siły, pomoże nam zmienić świat.
Bu odada, bu uzmanlıklarla bir araya gelebildiysek, dünyayı da değiştirebilirdik.Σε αυτό το δωμάτιο, όλη αυτή η πείρα, εάν τις ενώσουμε όλες μαζί, θα μπορούσαμε να αλλάξουμε τον κόσμο.
Bu odada, bu uzmanlıklarla bir araya gelebildiysek, dünyayı da değiştirebilirdik.В тази зала - всички тези експертни познания, ако ги обединим всички заедно, бихме могли да променим света.
Bu odada, bu uzmanlıklarla bir araya gelebildiysek, dünyayı da değiştirebilirdik.Якщо усі фахівці в цьому залі поєднають свої зусилля, ми змінимо світ.
Bu odada, bu uzmanlıklarla bir araya gelebildiysek, dünyayı da değiştirebilirdik.בחדר הזה, כל המומחיות הקיימת כאן, אם נחבר אותה כולנו ביחד נוכל לשנות את העולם.
Bu odada, bu uzmanlıklarla bir araya gelebildiysek, dünyayı da değiştirebilirdik.في هذه القاعة، كل الخبرات، اذا جمعناها سوياً ربما نستطيع تغيير العالم.
Bu odada, bu uzmanlıklarla bir araya gelebildiysek, dünyayı da değiştirebilirdik.皆で一丸となれば 私たちは世界を変えられるかもしれません もちろん 時には 克服できないような問題が現れるかもしれません
Burada hem dünyayı hem cenneti simgeleyen iki kare üstüste.و السماوات مربعة
Buradaki herkes dünyayı değiştirip şu ya da bu şekilde değişiklik yaratmayla ilgileniyor.Cada uno aquí, se preocupa por el cambiar el mundo y ha hecho diferencia de una u otra forma.
Buradaki herkes dünyayı değiştirip şu ya da bu şekilde değişiklik yaratmayla ilgileniyor.Iedereen hier geeft om wereldverbetering en heeft daar op een of andere manier aan bijgedragen.
Buradaki herkes dünyayı değiştirip şu ya da bu şekilde değişiklik yaratmayla ilgileniyor.Jedem hier ist es wichtig, die Welt zu verändern, jeder hat auf die eine oder andere Weise etwas bewirkt.
Buradaki herkes dünyayı değiştirip şu ya da bu şekilde değişiklik yaratmayla ilgileniyor.Każdego tutaj dotyczy zmieniający się świat i dokonał pewnego przełomu w taki czy inny sposób.
Buradaki herkes dünyayı değiştirip şu ya da bu şekilde değişiklik yaratmayla ilgileniyor.여기 모든이들은 세계를 바꾸는 것에 관심을 가지고 있고 하나 혹은 다른 방식으로 변화를 꿰해왔습니다.
Buradaki herkes dünyayı değiştirip şu ya da bu şekilde değişiklik yaratmayla ilgileniyor.Tutti qui si preoccupano di cambiare il mondo, e in un modo o nell'altro hanno fatto una differenza nel mondo.
Buradaki herkes dünyayı değiştirip şu ya da bu şekilde değişiklik yaratmayla ilgileniyor.Tuturor de aici le pasă de schimbarea lumii și au adus o schimbare proprie într-un fel sau altul.
Buradaki herkes dünyayı değiştirip şu ya da bu şekilde değişiklik yaratmayla ilgileniyor.Всеки един се притеснява за промените в света и е направил разликите чрез една или друга форма.
Buradaki herkes dünyayı değiştirip şu ya da bu şekilde değişiklik yaratmayla ilgileniyor.Все присутствующие здесь желают изменить мир к лучшему и, тем или иным образом, внесли свой вклад.
Buradaki herkes dünyayı değiştirip şu ya da bu şekilde değişiklik yaratmayla ilgileniyor.לכולם כאן חשוב לשנות את העולם, ובדרך זו או אחרת, כולכם חוללתם שינויים.
Buradaki herkes dünyayı değiştirip şu ya da bu şekilde değişiklik yaratmayla ilgileniyor.كل شخص هنا مهتم بتغيير العالم وصنع شيئا ما لتغيير هذا العالم ، بطريقة أو بأخرى.
Buradaki herkes dünyayı değiştirip şu ya da bu şekilde değişiklik yaratmayla ilgileniyor.何らかの方法で違いを生み出してきました ですから、我々が議決を図りたいのは-私からあなたへのお願いです-
Bu roman gibi hikayemi dünyayı dolaşarak anlatmak... ...zor bir süreçti.A fost un drum dureros, de-a lungul lumii, să spun povestea mea sub forma unei cărţi.
Bu roman gibi hikayemi dünyayı dolaşarak anlatmak... ...zor bir süreçti.C'est très difficile pour moi de parcourir le monde de raconter mon histoire, de la raconter dans un livre.
Bu roman gibi hikayemi dünyayı dolaşarak anlatmak... ...zor bir süreçti.Đó là một hành trình gian khổ: Đi vòng quanh thế giới, kể câu chuyện của mình qua những trang sách,
Bu roman gibi hikayemi dünyayı dolaşarak anlatmak... ...zor bir süreçti.È stato duro, per me, girare il mondo, raccontando la mia storia in forma di libro.
Bu roman gibi hikayemi dünyayı dolaşarak anlatmak... ...zor bir süreçti.Es war eine harte Reise für mich, die Welt bereisen, meine Geschichte in Buchform zu erzählen.
Bu roman gibi hikayemi dünyayı dolaşarak anlatmak... ...zor bir süreçti.Ha sido para mí una jornada difícil, viajar por el mundo, contando mi historia en forma de libro.
Bu roman gibi hikayemi dünyayı dolaşarak anlatmak... ...zor bir süreçti.Het was een zware reis: de wereld overreizen en mijn verhaal vertellen in boekvorm en ook zoals ik dat nu doe.
Bu roman gibi hikayemi dünyayı dolaşarak anlatmak... ...zor bir süreçti.Jest to dla mnie trudna podróż, podróżuję po świecie, opowiadając swoją historię w formie książki.
Bu roman gibi hikayemi dünyayı dolaşarak anlatmak... ...zor bir süreçti.Kemény az utazás, járni a világot, megosztani a történetemet egy könyv formájában.
Bu roman gibi hikayemi dünyayı dolaşarak anlatmak... ...zor bir süreçti.제게 있어 세계를 여행하고, 책을 통해 저의 이야기를 말하고.
Bu roman gibi hikayemi dünyayı dolaşarak anlatmak... ...zor bir süreçti.Tem sido uma jornada dura para mim, viajar pelo mundo, a contar a minha história em forma de livro.
Bu roman gibi hikayemi dünyayı dolaşarak anlatmak... ...zor bir süreçti.Беше тежко пътуване за мен, да пътувам по света и да разказвам историята си под формата на книга.
Bu roman gibi hikayemi dünyayı dolaşarak anlatmak... ...zor bir süreçti.Это был сложный путь. Я объехал полмира, представляя свою историю в форме книги и рассказывая её, как сейчас.
Bu roman gibi hikayemi dünyayı dolaşarak anlatmak... ...zor bir süreçti.זה היה לי מסע קשה, לנסוע בעולם ולספר את סיפורי בצורת ספר
Bu roman gibi hikayemi dünyayı dolaşarak anlatmak... ...zor bir süreçti.لقد كانت رحلة قاسية لي، أجوب العالم، أقصّ حياتي في شكل كتاب.