düşmanın ile cümle

düşmanın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
İşte düşmanın, Metal.Αυτός είναι ο εχθρός σου, Μεταλλικέ.
İşte düşmanın, Metal.Вот твой противник, Стальной.
Kırlara çıkmayın, Yolda yürümeyin! Düşmanın kılıcı orada, Her yer dehşet içinde.Älkää menkö vainiolle, älkää vaeltako tiellä, sillä vihollisen miekka - kauhistus on kaikkialla!
Kırlara çıkmayın, Yolda yürümeyin! Düşmanın kılıcı orada, Her yer dehşet içinde.Chớ ra nơi đồng ruộng, chớ đi trên đường, vì gươm của giặc ở đó, khắp mọi nơi đều có sự kinh hãi.
Kırlara çıkmayın, Yolda yürümeyin! Düşmanın kılıcı orada, Her yer dehşet içinde.Chớ ra nơi đồng_ruộng , chớ đi trên đường , vì gươm của giặc ở đó , khắp mọi nơi đều có sự kinh_hãi .
Kırlara çıkmayın, Yolda yürümeyin! Düşmanın kılıcı orada, Her yer dehşet içinde.Gå icke ut på marken, och vandra ej på vägen, ty fienden bär svärd; skräck från alla sidor!
Kırlara çıkmayın, Yolda yürümeyin! Düşmanın kılıcı orada, Her yer dehşet içinde.Gå ikke ud på Marken og følg ej Vejen, thi Fjenden bærer Sværd, trindt om er Rædsel.
Kırlara çıkmayın, Yolda yürümeyin! Düşmanın kılıcı orada, Her yer dehşet içinde.Gå ikke ut på marken og vandre ikke på veien! For fienden har sverd, det er redsel rundt omkring.
Kırlara çıkmayın, Yolda yürümeyin! Düşmanın kılıcı orada, Her yer dehşet içinde.너희는 밭에도 나가지 말라 길로도 행치말라 대적의 칼이 있고 사방에 두려움이 있음이니라
Kırlara çıkmayın, Yolda yürümeyin! Düşmanın kılıcı orada, Her yer dehşet içinde.Não saiais ao campo, nem andeis pelo caminho; porque espada do inimigo e espanto há por todos os lados.
Kırlara çıkmayın, Yolda yürümeyin! Düşmanın kılıcı orada, Her yer dehşet içinde.Ne hodi na polje in na potu ne postajaj, kajti meč ima sovražnik, strah je kroginkrog!
Kırlara çıkmayın, Yolda yürümeyin! Düşmanın kılıcı orada, Her yer dehşet içinde.ne menjetek a mezõre, és az úton se járjatok; mert ellenség fegyvere, rémület [fenyeget] köröskörül.
Kırlara çıkmayın, Yolda yürümeyin! Düşmanın kılıcı orada, Her yer dehşet içinde.Nevycházejte na pole, a na cestu nechoďte; nebo meč nepřítele a strach jest vůkol.
Kırlara çıkmayın, Yolda yürümeyin! Düşmanın kılıcı orada, Her yer dehşet içinde.Nie wychodźcie na pole, i w drogę nie chodźcie; bo miecz nieprzyjacielski a strach w około.
Kırlara çıkmayın, Yolda yürümeyin! Düşmanın kılıcı orada, Her yer dehşet içinde.Non uscite nei campi e non camminate per le strade, perché la spada nemica e il terrore sono tutt'intorno
Kırlara çıkmayın, Yolda yürümeyin! Düşmanın kılıcı orada, Her yer dehşet içinde.No salgas al campo, ni vayas por el camino; porque la espada del enemigo y el terror están por todas partes
Kırlara çıkmayın, Yolda yürümeyin! Düşmanın kılıcı orada, Her yer dehşet içinde.Oj, nevyjdi na pole a nechoď na cestu, lebo tam meč nepriateľa, strach všade naokolo!
Kırlara çıkmayın, Yolda yürümeyin! Düşmanın kılıcı orada, Her yer dehşet içinde.Μη εξελθητε εις τον αγρον και εν οδω μη περιπατειτε διοτι η ρομφαια του εχθρου ειναι τρομος πανταχοθεν.
Kırlara çıkmayın, Yolda yürümeyin! Düşmanın kılıcı orada, Her yer dehşet içinde.Не выходите в поле и не ходите по дороге, ибо меч неприятелей, ужас со всех сторон.
Kırlara çıkmayın, Yolda yürümeyin! Düşmanın kılıcı orada, Her yer dehşet içinde.Не излизайте на полето, и на път не ходете, Защото мечът на неприятеля и ужасът са от всяка страна.
Kırlara çıkmayın, Yolda yürümeyin! Düşmanın kılıcı orada, Her yer dehşet içinde.אל תצאי השדה ובדרך אל תלכי כי חרב לאיב מגור מסביב׃
Kırlara çıkmayın, Yolda yürümeyin! Düşmanın kılıcı orada, Her yer dehşet içinde.لا تخرجوا الى الحقل وفي الطريق لا تمشوا لان سيف العدو خوف من كل جهة
Kırlara çıkmayın, Yolda yürümeyin! Düşmanın kılıcı orada, Her yer dehşet içinde.你 們 不 要 往 田 野 去 、 也 不 要 行 在 路 上 . 因 四 圍 有 仇 敵 的 刀 劍 、 和 驚 嚇
Kırlara çıkmayın, Yolda yürümeyin! Düşmanın kılıcı orada, Her yer dehşet içinde.你 們 不 要 往 田野 去 、 也不 要 行在 路上 . 因 四 圍 有 仇 敵 的 刀劍 、 和 驚嚇
‹‹ ‹Komşunu seveceksin, düşmanından nefret edeceksin› dendiğini duydunuz.Aţi auzit că s'a zis: ,,Să iubeşti pe aproapele tău, şi să urăşti pe vrăjmaşul tău.``
‹‹ ‹Komşunu seveceksin, düşmanından nefret edeceksin› dendiğini duydunuz.Avete inteso che fu detto: Amerai il tuo prossimo e odierai il tuo nemico
‹‹ ‹Komşunu seveceksin, düşmanından nefret edeceksin› dendiğini duydunuz.Các ngươi có nghe lời phán rằng : Hãy yêu người lân_cận , và hãy ghét kẻ thù_nghịch mình .
‹‹ ‹Komşunu seveceksin, düşmanından nefret edeceksin› dendiğini duydunuz.Các ngươi có nghe lời phán rằng: Hãy yêu người lân cận, và hãy ghét kẻ thù nghịch mình.
‹‹ ‹Komşunu seveceksin, düşmanından nefret edeceksin› dendiğini duydunuz.Er wordt gezegd: 'Houd van uw vrienden en haat uw vijanden.'
‹‹ ‹Komşunu seveceksin, düşmanından nefret edeceksin› dendiğini duydunuz."Habéis oído que fue dicho: Amarás a tu prójimo y aborrecerás a tu enemigo
‹‹ ‹Komşunu seveceksin, düşmanından nefret edeceksin› dendiğini duydunuz.Hallottátok, hogy megmondatott: Szeresd felebarátodat és gyûlöld ellenségedet.
‹‹ ‹Komşunu seveceksin, düşmanından nefret edeceksin› dendiğini duydunuz.I har hørt at det er sagt: Du skal elske din næste og hate din fiende.
‹‹ ‹Komşunu seveceksin, düşmanından nefret edeceksin› dendiğini duydunuz.I have hørt, at der er sagt: Du skal elske din Næste og hade din Fjende.
‹‹ ‹Komşunu seveceksin, düşmanından nefret edeceksin› dendiğini duydunuz.I haven hört att det är sagt: 'Du skall älska din nästa och hata din ovän.'
‹‹ ‹Komşunu seveceksin, düşmanından nefret edeceksin› dendiğini duydunuz.Ihr habt gehört, daß gesagt ist: "Du sollst deinen Nächsten lieben und deinen Feind hassen."
‹‹ ‹Komşunu seveceksin, düşmanından nefret edeceksin› dendiğini duydunuz."Kalian tahu bahwa ada juga ajaran seperti ini: cintailah kawan-kawanmu dan bencilah musuh-musuhmu
‹‹ ‹Komşunu seveceksin, düşmanından nefret edeceksin› dendiğini duydunuz.또 네 이웃을 사랑하고 네 원수를 미워하라 하였다는 것을 너희가 들었으나
‹‹ ‹Komşunu seveceksin, düşmanından nefret edeceksin› dendiğini duydunuz.Ouvistes que foi dito: Amarás ao teu próximo, e odiarás ao teu inimigo.
‹‹ ‹Komşunu seveceksin, düşmanından nefret edeceksin› dendiğini duydunuz.Počuli ste, že bolo povedané: Milovať budeš svojho blížneho a nenávidieť budeš svojho nepriateľa.
‹‹ ‹Komşunu seveceksin, düşmanından nefret edeceksin› dendiğini duydunuz.Slišali ste, da je rečeno: „Ljubi bližnjega svojega“ in sovraži sovražnika svojega.
‹‹ ‹Komşunu seveceksin, düşmanından nefret edeceksin› dendiğini duydunuz.Slyšeli jste, že řečeno jest: Milovati budeš bližního svého, a nenáviděti budeš nepřítele svého.
‹‹ ‹Komşunu seveceksin, düşmanından nefret edeceksin› dendiğini duydunuz.Te olette kuulleet sanotuksi: `Rakasta lähimmäistäsi ja vihaa vihollistasi`.
‹‹ ‹Komşunu seveceksin, düşmanından nefret edeceksin› dendiğini duydunuz.Vous avez appris qu`il a été dit: Tu aimeras ton prochain, et tu haïras ton ennemi.
‹‹ ‹Komşunu seveceksin, düşmanından nefret edeceksin› dendiğini duydunuz.Ηκουσατε οτι ερρεθη, θελεις αγαπα τον πλησιον σου και μισει τον εχθρον σου.
‹‹ ‹Komşunu seveceksin, düşmanından nefret edeceksin› dendiğini duydunuz.Вы слышали, что сказано: люби ближнего твоего и ненавидь врага твоего.
‹‹ ‹Komşunu seveceksin, düşmanından nefret edeceksin› dendiğini duydunuz.Чували ви, що сказано: Люби ближнього твого, й ненавидь ворога твого.
‹‹ ‹Komşunu seveceksin, düşmanından nefret edeceksin› dendiğini duydunuz.Чули сте, че е било казано: “Обичай ближния си, а мрази неприятеля си”.
‹‹ ‹Komşunu seveceksin, düşmanından nefret edeceksin› dendiğini duydunuz.שמעתם כי נאמר ואהבת לרעך ושנאת את איבך׃
‹‹ ‹Komşunu seveceksin, düşmanından nefret edeceksin› dendiğini duydunuz.سمعتم انه قيل تحب قريبك وتبغض عدوك.
‹‹ ‹Komşunu seveceksin, düşmanından nefret edeceksin› dendiğini duydunuz.你 們 聽 見 有 話 說 、 『 當 愛 你 的 鄰 舍 、 恨 你 的 仇 敵 。
‹‹ ‹Komşunu seveceksin, düşmanından nefret edeceksin› dendiğini duydunuz.你 們聽見 有 話說 、 『 當愛 你 的 鄰舍 、 恨 你 的 仇敵 。
Korkunç, görüyorum ki bir kez daha düşmanınızla savaşa girmeye korktunuz."Доктор Ужасный, я вижу, что вы опять боитесь сразиться со своим врагом.
Kötü bir adam koy düşmanın başına, Sağında onu suçlayan biri dursun!(108:6) Поставь над ним нечестивого, и диавол да станет одесную его.
Kötü bir adam koy düşmanın başına, Sağında onu suçlayan biri dursun!Állíts fölibe gonoszt, és vádló álljon az õ jobb keze felõl.
Kötü bir adam koy düşmanın başına, Sağında onu suçlayan biri dursun!Angkatlah seorang jahat untuk mengadili dia, biarlah ia didakwa oleh lawannya
Kötü bir adam koy düşmanın başına, Sağında onu suçlayan biri dursun!Aseta jumalaton mies häntä vastaan, ja seisokoon syyttäjä hänen oikealla puolellansa.
Kötü bir adam koy düşmanın başına, Sağında onu suçlayan biri dursun!Hãy đặt một kẻ ác cai trị nó, Cho kẻ cừu địch đứng bên hữu nó.
Kötü bir adam koy düşmanın başına, Sağında onu suçlayan biri dursun!Hãy đặt một kẻ ác cai_trị nó , Cho kẻ cừu_địch đứng bên hữu nó .
Kötü bir adam koy düşmanın başına, Sağında onu suçlayan biri dursun!악인으로 저를 제어하게 하시며 대적으로 그 오른편에 서게 하소서
Kötü bir adam koy düşmanın başına, Sağında onu suçlayan biri dursun!Låt en ogudaktig man träda upp emot honom, och låt en åklagare stå på hans högra sida.

İlgili Sayfalar