düşünmek ile cümle

düşünmek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Ben onun hakkında düşünmek zorunda olacağım.I'll have to think about that.
Ne olabileceğini düşünmekten nefret ediyorum.I hate to think what might happen.
Tom'un gerçekten bize yardım edeceğini düşünmek belki benim aptallığımdı.Maybe it was stupid of me to think that Tom would really help us.
Düşünmek zorundayım. Başka bir ifade tarzı bulmayı deneyeceğim.I have to think about it. I'll try to find another wording.
Olumsuzca düşünmek alışkanlık haline gelebilir.Thinking negatively can become a habit.
Düşünmek için para almıyorsunuz.You don't get paid to think.
Bunu düşünmek beni hâlâ kızdırıyor.Thinking about it still makes me angry.
Düşünmek ve etrafa bakınmak için çocukluğum sırasında buraya sıklıkla gelirdim.During my childhood, I used to come here frequently, look around and think.
Tom artık bunun hakkında düşünmek istemiyordu.Tom didn't want to think about it anymore.
Tom bunun hakkında düşünmek istemiyordu.Tom didn't want to think about it.
Tom Mary'den tavsiye almayı düşünmek isteyebilir.Tom might want to consider asking Mary for advice.
Tom ihtiyacı olan şeyi bizden almayı düşünmek isteyebilir.Tom might want to consider buying what he needs from us.
Tom Mary'nin istediği krediyi ona vermeyi düşünmek isteyebilir.Tom might want to consider giving Mary the loan she asked for.
Tom bugün işe gitmemeyi düşünmek isteyebilir.Tom might want to consider not going to work today.
Tom yeni bir telesekreter almayı düşünmek isteyebilir.Tom might want to consider purchasing a new answering machine.
Tom bugün evde kalmayı düşünmek isteyebilir.Tom might want to consider staying at home today.
Başka bir şey düşünmek zorundayız.We have to think of something else.
Çoğu kişi düşünmektense ölmeyi tercih eder; aslında, onlar böyle yaparlar.Most people would rather die than think; in fact, they do so.
Beni bunu düşünmekten alıkoyamazsın.You can't stop me from thinking about it.
Bunların hepsini düşünmek için zamana ihtiyacım var.I need time to think about all of this.
Onunla ilgili düşünmek için zamana ihtiyacım var.I need time to think about it.
Keşke ne olduğu hakkında düşünmekten vazgeçebilsem.I wish I could stop thinking about what's happened.
Benzinin fiyatını düşünmek istemiyorum.I don't want to think about the price of gasoline.
Bana düşünmek için zaman verin.Give me time to think.
Tom onun teklifini düşünmek için bize zaman veriyor.Tom is giving us time to consider his offer.
Lütfen düşünmek için bana biraz zaman ver.Please give me some time to think.
Lütfen düşünmek için bana biraz zaman verin.Please give me some time to think.
Bunu düşünmek zorunda kalacağız.We'll have to think about this one.
Tom kendisi için düşünmek zorundaydı.Tom had to think for himself.
Tom'a onun hakkında düşünmek zorunda kalacağımı söyledim.I told Tom I'd have to think about it.
Onun düşünmek için zamana ihtiyacı var. O sana yanıtını yarın verebilir mi?She needs time to think. Can she give you her answer tomorrow?
Başka birini düşünmek zorunda kalacağız.We'll have to think of someone else.
Lütfen onun hakkında düşünmek için bana biraz daha zaman verin.Please give me a little more time to think about it.
Kararını yeniden düşünmek isteyebilirsin.You might want to reconsider your decision.
Çocuklarımızı düşünmek zorundayız.We have to think about our children.
Çocuklarımızı ve torunlarımızı düşünmek zorundayız.We have to think about our children and our grandchildren.
Tekrar düşünmek zorundasın.You've got to reconsider.
Bunu enine boyuna düşünmek zorundasın.You've got to think this through.
Düşünmek için zamana ihtiyacım var.I need time to think.
Ne yapılması gerektiği hakkında düşünmek isteyebilirsin.You might want to think about what needs to be done.
Aileni düşünmek zorundasın.You have to think about your family.
Yapılması gereken hakkında düşünmek zorundayım.I have to think about what needs to be done.
Bir gece bunun hakkında düşünmek istemediğinden emin misin?Are you sure you don't want to sleep on it?
Yarına kadar bunun hakkında düşünmek istemediğinden emin misin?Are you sure you don't want to sleep on it?
Bir süre onun hakkında düşünmek istemediğinden emin misin?Are you sure you don't want to think about it for a while?
Onun hakkında biraz daha düşünmek zorunda kalacağım.I'm going to have to think about that a little longer.
Birçok Hindular Sanskritçeyi Tanrıların dili olarak düşünmektedir.Many Hindus consider Sanskrit to be the language of the gods.
Onu iyice düşünmek için biraz zamana ihtiyacım var.I need a little time to reflect upon it.
Düşünmek için vaktin var.You have time to think.
Kendimi düşünmek zorundayım.I have to think of myself.
Tom'un horlaması ile düşünmek kolay değil.It's not easy to think with Tom snoring.
Tom'un önerisini düşünmek zorunda kaldım.I had to consider Tom's proposal.
Bu konuda düşünmek için bana bir dakika ver.Give me a minute to think about it.
Ne olabileceğini düşünmek zorundaydım.I had to consider what might happen.
O konuyu düşünmek istemiyorsun bile.You don't even want to think about it.
Ben asla senin hakkında düşünmekten vazgeçemem.I never stop thinking about you.
Bizi bir takım olarak düşünmek istiyorum, Tom.I'd like to think of us as a team, Tom.
Düşünmek bir şey, yapmak başka bir şeydir.Thinking is one thing, doing is another.
Bu bana düşünmek için bir şey verecek.That will give me something to think about.
Onun ölümünü düşünmek beni üzüyor.It makes me sad to think of her death.

İlgili Sayfalar