düşünmek ile cümle

düşünmek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
8
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Gençliğinin bittiğini düşünmek için iyi bir nedenin olabilir.You may have good reason to think that your youth is over.
Bir hata yaptığını düşünmekten başka çare yok.I can't help but think you're making a mistake.
Acele yok; meseleyi düşünmek için beş gününüz var.There is no hurry; you have five days to think the matter over.
Sigara içmenin kanserle ilgisi olduğunu düşünmek aptalca.It's foolish to think that smoking has little to do with cancer.
Toplumu düşünmek zorundayız.We must think about the community.
Atom enerjisine ne kadar bağlı olduğumuzu düşünmekten vazgeçelim.Let us stop to think how much we depend upon atomic energy.
Düşünmek için bazen ara vermeliyiz.We should sometimes pause to think.
Bir yılanı sadece düşünmek beni titretiyor.The mere thought of a snake makes me shiver.
Evcil hayvanın olmadığı bir hayatı düşünmek zor.It's hard to imagine a life without pets.
Ben çok eleştirel olabileceğimi düşünmekteyim.I've been thinking that I may have been too critical.
O, o kadar korkunç ki onu düşünmek istemiyorum.It is so dreadful that I don't want to think of it.
Senin önerin çok cazip ama onun hakkında düşünmek zorunda kalacağız.Your offer is very attractive, but we will have to think about it.
Öyle düşünmekte haklısın.You are correct in thinking so.
Ben onun hakkında düşünmek istiyorum.I want to think about it.
Onun hakkında düşünmek zorunda kalacağım.I'll have to think about it.
Plan üzerinde düşünmek zorundayız.We have to think over the plan.
Sanırım bunu düşünmek zorunda kalacağım.I guess I'll have to think it over.
Ne yapacağıma karar vermeden önce enine boyuna düşünmek için zamana ihtiyacım var.I need time to mull things over before I decide what to do.
Ne yapacağımı belirlemeden önce etraflıca düşünmek için zamana ihtiyacım var.I need time to mull things over before I decide what to do.
Derhal onun adını düşünmek zorundayım.I have to think of her name at once.
Çocuklarımı düşünmek zorundayım.I have to think of my children.
Ne hakkında konuştuğumu bildiğimi düşünmek istiyorum.I like to think I know what I'm talking about.
Düşünmek için zaman ayırın.Take the time to reflect.
Kendiniz için düşünmek ve çalışmak çok önemli.It is very important to think for yourself and to study.
Oğlumun hâlâ hayatta olduğunu düşünmek elimde değil.I cannot help thinking that my son is still alive.
O, asla düşünmekten vazgeçmez.He never stops to think.
O evli bir adam olarak geleceği düşünmek zorunda.As he is a married man, he has to think of the future.
O, kendisi için düşünmek zorunda kaldı.He had to think for himself.
Bırak ders çalışmayı, düşünmek için bile bitik durumdaydım.I was too exhausted to think, let alone study.
Biz problemi kültürel farklılıklar ışığında düşünmek zorundayız.We have to consider the problem in the light of cultural differences.
Onun dürüst bir adam olduğunu düşünmekle büyük bir hata yaptım.I made a big mistake thinking he was an honest man.
Ebeveynlerin çocuklarından daha önemli olduğunu düşünmek istiyorum.I want to think that parents are more important than their children.
Önemli olan düşünmek.It's the thought that counts.
Onun hakkında düşünmek zorundayım.I have to think about it.
Onun hakkında düşünmek için biraz zamana ihtiyacım var.I need some time to think about it.
Kendimi düşünmekten alamıyorum.I can't prevent myself from thinking.
Düşünmek zordur ve bu yüzden birçok insan sadece hüküm verir.Thinking is difficult, and therefore many people only pass judgment.
Düşünmek için zamanım yoktu. Kanaate dayalı karar almak zorundaydım.I didn't have time to think. I had to make a judgment call.
Mantıklı düşünmek konusunda iyi değilim.I'm not good at thinking logically.
Artık hiçbir şey hakkında düşünmek istemiyorum.I don't want to think about anything anymore.
Kendilerini düşünmekten engellemek için sadece okuyan pek çok insan vardır.There are very many people who read simply to prevent themselves from thinking.
Tom onun üzerinde düşünmek istiyor.Tom wants to think it over.
Tom, bir restoranda tek başına yemek yemenin yürek parçalayıcı olduğunu düşünmektedir.Tom thinks that eating at a restaurant by himself is pathetic.
Tom'un şeyler üzerinde düşünmek için biraz zamana ihtiyacı vardı.Tom needed some time to think things over.
Tom'un düşünmek için zamanı yoktu.Tom didn't have time to think.
Polisler onun gırtlağı kesilmeden önce, Tom'un bıçaklandığını düşünmektedir.The police think that Tom was stabbed before his throat was slit.
Tom Mary hakkında düşünmekten kendini alamadı.Tom couldn't help thinking about Mary.
Tom Mary'yi düşünmekten kendini alamıyor.Tom can't help thinking about Mary.
Birçok insan Buenos Aires'in Brezilya'da bulunduğunu düşünmektedir.A lot of people think Buenos Aires is located in Brazil.
Tom'un onu düşünmek için zamana ihtiyacı var.Tom needs time to think it over.
Tom Mary'yi düşünmekten vazgeçemedi.Tom couldn't stop thinking about Mary.
Tom Mary hakkında düşünmekten vazgeçemez.Tom can't stop thinking about Mary.
Tom Mary'ye seçenekleri üzerinde düşünmek için biraz zaman almayı tavsiye etti.Tom advised Mary to take some time to think over her options.
Tom onun hakkında düşünmek için biraz zaman istiyor.Tom wants some time to think about it.
Tom durmak ve düşünmek istedi.Tom wanted to stop and think.
Olasılıklar hakkında düşünmek zorundayız.I have to think about the possibilities.
Tom'un sorunu düşünmek için çok zamanı vardı.Tom had a lot of time to think about the problem.
Düşünmek acı verir.Thinking hurts.
Burada nasıl yaşayacağımızı düşünmekten başka seçeneğimiz yok.We have no choice other than thinking of how we'll live here.
Onun ölü olduğunu düşünmekten kendimizi alamadık.We couldn't help but think that he was dead.

İlgili Sayfalar