düşüşte ile cümle
düşüşte kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
7
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Büyükannem bacağını bir düşüşte incitti.My grandma injured her leg in a fall.
Gurur bir düşüşten önce gider.Pride goes before a fall.
O, düşüşten sonra topal oldu.He was lame after the fall.
Bu düşüş genel olarak doğum oranındaki düşüşten kaynaklanmış olabilir.The decline may be affected by the overall decline in birth rate.
HBO, reytinglerdeki büyük düşüşten dolayı ikinci sezondan sonra diziyi iptal etmiştir.HBO cancelled the series after the second season citing the sharp decline in ratings.
Daha sonra hiç görünmemiştir, o düşüşten sonra büyük ihtimalle ölmüştür.He never returned afterwards, and seems to have died soon after this blow.
Gözlemevi düşüşte olduğundan, Struve sınıftaki tek öğrenciydi.The observatory was in decline and Struve was alone in class.
Bu kuvvetin yokluğunda kişi serbest düşüşte olacaktır kendini ağırlıksız hissedecektir.In the absence of this force, a person would be in free-fall, and would experience weightlessness.
En azından Psycho düşüşten sağ çıkmış, zırhlı nano giysisi olmayan denizci ise ölmüştür.Although Psycho survives the fall, the Marine, who was not wearing an armored nanosuit, does not.
Dolayısıyla da faiz oranlarındaki düşüşten en çok yararlanan bu oldu, 1.02'nin karesi.So it benefited the most by decreasing the discount rate, the 1.02 squared.
Tasarruf oranlarına baktığımızda 1950'lerden beri düşüşte olduğunu görürüz.We look at the savings rate and it has been declining since the 1950s.
Sanatın düşüşte olduğu yakınmasının gerçeklik tanecikleri üç katmandan geliyor.The only grain of truth to this complaint that the arts are in decline come from three spheres.
Mısır, son 30 yıldır, bir düşüşteydi. Yokuş aşağı gidiyordu.Egypt, for 30 years, had been in a downhill -- going into a downhill.
Hisse senedinin fiyatının düşmesini kimler ister, kimler bu düşüşten faydalanır?And who has an incentive to be a negative on a stock?
Bazıları her 30 santimetrelik düşüşte, 18 metre kadar ileri gidebiliyor.Some can glide as flat as 60 feet forward for every foot of descent.
Amerika'daki benzin tüketimi büyük ihtimalle 2007'de zirveye ulaştı ve şimdi de düşüşte.Gasoline consumption in the U.S. probably peaked in 2007 and is declining.
İşte o an arka kalkandan ayıracağız, ve şimdi serbest düşüşteyiz.That's when we separate from the back shell, and we're now in free-fall.
Ve medya hemen sordu "Amanda, müzik sektörü düşüşte ve sen yasadışı paylaşımı destekliyorsunAnd the media asked, "Amanda, the music business is tanking and you encourage piracy.
Arnavutluk'ta yoksulluk seviyeleri düşüşteAlbania's poverty levels in decline
Yunanistan'da Noel satışları düşüşteGreece Christmas sales in decline
Yeni ankete göre basın özgürlüğü küresel olarak düşüşteNew survey suggests press freedom declining globally
Sırbistan, Hırvatistan ve Karadağ’da ev satışları düşüşteHome sales hurting in Serbia, Croatia, Montenegro
Turizm sektöründe alınan iyi sonuçlara rağmen, ülkede işsizlik oranı yüksek ve üretim düşüşte.Despite good tourism numbers, unemployment is high and productivity is in a slump.
Barac'a göre, işleme konan ve bildirilen yolsuzluk olayı sayısı düşüşte.According to Barac, the number of processed and reported corruption cases is in decline.
**GSYİH'nin düşüşteyken yükselişe geçtiği yıl.**The year when GDP decline switched to GDP growth.
Üzüm şu anda Washington Eyaletinde artıyor ancak komşu Oregon'da düşüşte.The grape is currently on the rise in Washington State but on the decline in neighboring Oregon.
Bazıları, kelimenin yerel kullanımının düşüşte olabileceğini iddia ediyor.Some claim that the vernacular use of the word may be on the decline.
Ancak, 1988 etkinliğine katılımda bir düşüşten sonra, festival iki yıllığına ara verildi.However, after a dip in attendance for the 1988 event, the festival was put on hiatus for two years.
"Babyflot" havayolları, Rusya'nın hava güvenliğindeki keskin düşüşten sorumlu tutuldu.The "Babyflot" airlines have been blamed for a sharp decline in Russia's air safety.
Böylece tüm laboratuvar serbest düşüşte olur.Somit wird das ganze Resort autofrei sein.
Son bir anket büyükşehirlerdeki nüfus yoğunluğunun düşüşte olduğunu ortaya çıkardı.Une enquête récente a révélé que la densité de population de la métropole était en baisse.
Bu düşüşten uzun bir zaman sonra, kulüp hiçbir zaman tam anlamıyla düzlüğe çıkamadı.De toute son histoire, le club n'a jamais atteint un niveau aussi faible.
HBO, reytinglerdeki büyük düşüşten dolayı ikinci sezondan sonra diziyi iptal etmiştir.Tuttavia, HBO ha cancellato la serie dopo la messa in onda della prima stagione.
Daha sonra hiç görünmemiştir, o düşüşten sonra büyük ihtimalle ölmüştür.После этого о нём ничего не известно, возможно он умер вскоре после этого.
Daha sonra hiç görünmemiştir, o düşüşten sonra büyük ihtimalle ölmüştür.لم يذكر اسمه بعد الآن، وربما مات في نفس الوقت تقريبًا.
Böylece tüm laboratuvar serbest düşüşte olur.Meteen wordt de hele bar doodstil.
Bu düşüş genel olarak doğum oranındaki düşüşten kaynaklanmış olabilir.Deze behandeling was waarschijnlijk een afspiegeling van hun lage status tijdens hun leven.
Fakat son yıllarda River Plate'in biraz daha düşüşte olduğu söylenebilir.Dit was de grootste nederlaag van River Plate in 60 jaar.
Daha sonra hiç görünmemiştir, o düşüşten sonra büyük ihtimalle ölmüştür.Nikt stamtąd też nigdy nie wrócił, a gdyby nawet wrócił, zostałby natychmiast zabity.
Küçük ölçeklerde serbest düşüşteki bütün çerçeve referansları eşittir ve yaklaşık olarak Minkowakiandır.För små skalor är alla referensramar i fritt fall ekvivalenta och approximativt minkowskiska.
Böylece tüm laboratuvar serbest düşüşte olur.Усе програмне забезпечення ноутбука має бути вільним.
Daha sonra hiç görünmemiştir, o düşüşten sonra büyük ihtimalle ölmüştür.Și a murit probabil pentru că în sfârșit se relaxase.
Bu düşüşten uzun bir zaman sonra, kulüp hiçbir zaman tam anlamıyla düzlüğe çıkamadı.De ani buni clubul ăsta nu merge în nici o direcție.
Küçük ölçeklerde serbest düşüşteki bütün çerçeve referansları eşittir ve yaklaşık olarak Minkowakiandır.Kis léptékben az összes szabadon eső vonatkoztatási rendszer egyenlő és közelítőleg Minkowski-féle.
Daha sonra hiç görünmemiştir, o düşüşten sonra büyük ihtimalle ölmüştür.A későbbiekben neve többet nem szerepelt, valószínűleg elpusztult.
Daha sonra hiç görünmemiştir, o düşüşten sonra büyük ihtimalle ölmüştür.Häntä ei ole sen jälkeen nähty, oletettavasti kuollut.
Gözlemevi düşüşte olduğundan, Struve sınıftaki tek öğrenciydi.Davis oli opiskeluaikoinaan koulun ainoa protestanttinen oppilas.
HBO, reytinglerdeki büyük düşüşten dolayı ikinci sezondan sonra diziyi iptal etmiştir.HBO lopetti sarjan ensimmäisen kauden jälkeen huonojen katsojalukujen vuoksi.
Daha sonra hiç görünmemiştir, o düşüşten sonra büyük ihtimalle ölmüştür.Τελικά δεν ανέλαβε ποτέ τη θέση αυτή και ίσως πέθανε ελάχιστα αργότερα.
Bu düşüş genel olarak doğum oranındaki düşüşten kaynaklanmış olabilir.Tilbagegangen skyldes også til dels en lav fødselsrate.
Bu düşüşten uzun bir zaman sonra, kulüp hiçbir zaman tam anlamıyla düzlüğe çıkamadı.Så langt nede hadde klubben aldri vært.
Bu düşüş genel olarak doğum oranındaki düşüşten kaynaklanmış olabilir.Dette kan trolig forklares ved befolkningsvekst, som kom av redusert spedbarnsdødlighet.
HBO, reytinglerdeki büyük düşüşten dolayı ikinci sezondan sonra diziyi iptal etmiştir.HBOは、第一シーズン後にシリーズをキャンセルした。
Bu düşüş genel olarak doğum oranındaki düşüşten kaynaklanmış olabilir.Това може да се дължи на цялостния спад на броя родени деца.
Ama hakikat şu ki onları avlamakta gereğinden iyiyiz, ve dünyadaki sayıları ani ve ciddi düşüşte.Aber wir fangen viel zu effizient, und ihre Anzahl bricht weltweit ein.
Ama hakikat şu ki onları avlamakta gereğinden iyiyiz, ve dünyadaki sayıları ani ve ciddi düşüşte.Ale prawda jest taka, że łowimy je nader skutecznie, a ich liczebność wszędzie spada.
Ama hakikat şu ki onları avlamakta gereğinden iyiyiz, ve dünyadaki sayıları ani ve ciddi düşüşte.A resnica je, da smo pri lovu nanje več kot učinkoviti, zato je njihovo število po svetu padlo pod vse meje.
Ama hakikat şu ki onları avlamakta gereğinden iyiyiz, ve dünyadaki sayıları ani ve ciddi düşüşte.Dar adevărul este că suntem mult prea pricepuți la prinderea lor, iar numărul lor a scăzut în toată lumea.
Ama hakikat şu ki onları avlamakta gereğinden iyiyiz, ve dünyadaki sayıları ani ve ciddi düşüşte.De az igazság az, hogy túl eredményes halászok vagyunk, és az állományuk világszerte megcsappant.
Ama hakikat şu ki onları avlamakta gereğinden iyiyiz, ve dünyadaki sayıları ani ve ciddi düşüşte.하지만 진실은 우리가 그들을 잡는데 너무 유능하다는 것이죠. 그리고 그들의 보유 개체수가 전세계적으로 폭락해 오고 있습니다.