dövdü ile cümle
dövdü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
"John" özne, "dövdü" fiil...John est le sujet. Frappa est le verbe.
"John" özne, "dövdü" fiil..."John" e subiectul. "A bătut-o" este predicatul.
"John" özne, "dövdü" fiil...'John' is het onderwerp, 'mishandelde' is het werkwoord,
"John" özne, "dövdü" fiil..."John" ist das Subjekt, "schlug" ist das Verb.
"John" özne, "dövdü" fiil...John là chủ ngữ. Đánh là động từ.
"John" özne, "dövdü" fiil...Juan es el sujeto. Pega es el verbo.
"John" özne, "dövdü" fiil...존은 주어이고 때리다는 동사입니다.
"John" özne, "dövdü" fiil... Mary nesne...John jest podmiotem, wyraz "pobił" to orzeczenie, a Mary to dopełnienie.
"John" özne, "dövdü" fiil...Ο "Τζον" είναι το υποκείμενο. Το "έδειρε" είναι το ρήμα.
"John" özne, "dövdü" fiil...Джон — субъект, побил — действие,
"John" özne, "dövdü" fiil...ג'ון הוא הנושא, היכה הוא הפועל.
"John" özne, "dövdü" fiil...جون هو الفاعل. يضرب هو الفعل.
"John" özne, "dövdü" fiil...「メアリー」は目的語
Onları iyice dövdürdükten sonra hapse attılar. Zindancıya, onları sıkı güvenlik altında tutmasını buyurdular.A gdy im wiele plag zadali, wrzucili je do więzienia przykazawszy stróżowi więzienia, aby ich dobrze opatrzył.
Onları iyice dövdürdükten sonra hapse attılar. Zindancıya, onları sıkı güvenlik altında tutmasını buyurdular.A množství ran jim davše, vsadili je do žaláře, přikázavše strážnému žaláře, aby jich pilně ostříhal.
Onları iyice dövdürdükten sonra hapse attılar. Zindancıya, onları sıkı güvenlik altında tutmasını buyurdular.e dopo averli caricati di colpi, li gettarono in prigione e ordinarono al carceriere di far buona guardia
Onları iyice dövdürdükten sonra hapse attılar. Zindancıya, onları sıkı güvenlik altında tutmasını buyurdular.In ko so ju zelo pretepli, ju vržejo v ječo, naročivši ječarju, naj ju skrbno varuje.
Onları iyice dövdürdükten sonra hapse attılar. Zindancıya, onları sıkı güvenlik altında tutmasını buyurdular.많이 친 후에 옥에 가두고 간수에게 분부하여 든든히 지키라 하니
Onları iyice dövdürdükten sonra hapse attılar. Zindancıya, onları sıkı güvenlik altında tutmasını buyurdular.og da de hadde gitt dem mange slag, kastet de dem i fengsel, og bød fangevokteren å passe godt på dem.
Onları iyice dövdürdükten sonra hapse attılar. Zindancıya, onları sıkı güvenlik altında tutmasını buyurdular.Sau khi người ta đánh nhiều đòn rồi, thì bỏ vào ngục, dặn người đề lao phải canh giờ cho nghiêm nhặt.
Onları iyice dövdürdükten sonra hapse attılar. Zindancıya, onları sıkı güvenlik altında tutmasını buyurdular.Sau khi người_ta đánh nhiều đòn rồi , thì bỏ vào ngục , dặn người đề_lao phải canh giờ cho nghiêm_nhặt .
Onları iyice dövdürdükten sonra hapse attılar. Zindancıya, onları sıkı güvenlik altında tutmasını buyurdular.и, дав им много ударов, ввергли в темницу, приказав темничному стражу крепко стеречь их.
Onları iyice dövdürdükten sonra hapse attılar. Zindancıya, onları sıkı güvenlik altında tutmasını buyurdular.І завдавши їм багато ран, повкидали в темницю, звелївши темничнику пильно стерегти їх
Onları iyice dövdürdükten sonra hapse attılar. Zindancıya, onları sıkı güvenlik altında tutmasını buyurdular.Но по среднощ, когато Павел и Сила се молеха с химни на Бога, а затворниците ги слушаха,
Onları iyice dövdürdükten sonra hapse attılar. Zindancıya, onları sıkı güvenlik altında tutmasını buyurdular.ויהי אחרי הכות אתם מכה רבה וישליכום במשמר ויצוו את שומר האסורים לשמרם היטב׃
Onları iyice dövdürdükten sonra hapse attılar. Zindancıya, onları sıkı güvenlik altında tutmasını buyurdular.فوضعوا عليهما ضربات كثيرة والقوهما في السجن واوصوا حافظ السجن ان يحرسهما بضبط.
Onları iyice dövdürdükten sonra hapse attılar. Zindancıya, onları sıkı güvenlik altında tutmasını buyurdular.打 了 許 多 棍 、 便 將 他 們 下 在 監 裡 、 囑 咐 禁 卒 嚴 緊 看 守
Onları iyice dövdürdükten sonra hapse attılar. Zindancıya, onları sıkı güvenlik altında tutmasını buyurdular.打了 許多棍 、 便將 他 們下 在 監裡 、 囑咐 禁 卒 嚴緊 看守
Onu dövdüler...Ei l-au bătut...
Örneğin, çok saldırgan bir mizaca sahip olan babamın beni dövdüğü zamanı anımsıyorum.Emlékszem, például, amikor az apám, aki nagyon erőszakos volt, rendszeresen vert engem.
Örneğin, çok saldırgan bir mizaca sahip olan babamın beni dövdüğü zamanı anımsıyorum.Ich erinnere mich, als zum Beispiel mein Vater, der sehr, sehr gewalttätig war, mich schlug.
Örneğin, çok saldırgan bir mizaca sahip olan babamın beni dövdüğü zamanı anımsıyorum.Ik herinner mij, bijvoorbeeld, toen mijn vader die zeer zeer gewelddadig was, mij sloeg.
Örneğin, çok saldırgan bir mizaca sahip olan babamın beni dövdüğü zamanı anımsıyorum.Îmi aduc aminte, de exemplu, când tatăl meu, care era foarte foarte violent, obişnuia să mă bată.
Örneğin, çok saldırgan bir mizaca sahip olan babamın beni dövdüğü zamanı anımsıyorum.Je me souviens, par exemple, quand mon père, qui était très, très violent, me battait.
Örneğin, çok saldırgan bir mizaca sahip olan babamın beni dövdüğü zamanı anımsıyorum.예를 들어, 제 기억 속에 저희 아버지는 굉장히 폭력적인 분으로, 저를 때리곤 했습니다.
Örneğin, çok saldırgan bir mizaca sahip olan babamın beni dövdüğü zamanı anımsıyorum.Na przykład pamiętam, jak mój ojciec który był bardzo brutalny, bił mnie.
Örneğin, çok saldırgan bir mizaca sahip olan babamın beni dövdüğü zamanı anımsıyorum.Recuerdo, por ejemplo cuando mi padre, quien era muy, muy violento, me golpeaba.
Örneğin, çok saldırgan bir mizaca sahip olan babamın beni dövdüğü zamanı anımsıyorum.Ricordo, per esempio, quando mio padre, che era molto, molto violento, mi picchiava.
Örneğin, çok saldırgan bir mizaca sahip olan babamın beni dövdüğü zamanı anımsıyorum.Spominjam se, na primer, kako me je oče, ki je bil zelo zelo nasilen, kako me je včasih tepel.
Örneğin, çok saldırgan bir mizaca sahip olan babamın beni dövdüğü zamanı anımsıyorum.Tôi nhớ bố tôi, một người rất bạo lực, thường đánh đập tôi.
Örneğin, çok saldırgan bir mizaca sahip olan babamın beni dövdüğü zamanı anımsıyorum.Помня например как баща ми, който беше много склонен към насилие, ме биеше.
Örneğin, çok saldırgan bir mizaca sahip olan babamın beni dövdüğü zamanı anımsıyorum.Я пам"ятаю, наприклад, коли мій батько, який був дуже, дуже жорстоким, бив мене.
Örneğin, çok saldırgan bir mizaca sahip olan babamın beni dövdüğü zamanı anımsıyorum.Я помню, например, когда мой отец, который был очень, очень жесток, бил меня.
Örneğin, çok saldırgan bir mizaca sahip olan babamın beni dövdüğü zamanı anımsıyorum.אני זוכרת, למשל, כאשר אבי, שהיה מאד מאד אלים, היה מכה אותי.
Örneğin, çok saldırgan bir mizaca sahip olan babamın beni dövdüğü zamanı anımsıyorum.أتذكر مثلا عندما كان والدي في غاية العنف , كان يعتاد ضربي
Örneğin, çok saldırgan bir mizaca sahip olan babamın beni dövdüğü zamanı anımsıyorum.父はとても暴力的でよく暴力を振るわれました 私を殴る時はいつも こう言うのです
Sanki polis deđil de saldýrmak için gelen kimseler gibi dövdüklerini söyledi.Μου λέει ότι... δεν ήταν ξεκάθαρο ότι ήταν αστυνομικοί. Σκέφτηκε ότι κάποιος προσπαθούσε να του επιτεθεί.
Sanki polis deđil de saldýrmak için gelen kimseler gibi dövdüklerini söyledi.誰かが暴行しようとしたように感じたと。 彼らに殴られたとも言いました。
Vatanımda, -- İngiliz askerlerin genç Iraklıları dövdükleri fotoğraflara bakıyorduk,Dans mon pays, nous avions regardé des images de soldats britanniques passant à tabac de jeunes Irakiens,
Vatanımda, -- İngiliz askerlerin genç Iraklıları dövdükleri fotoğraflara bakıyorduk,In mijn land hadden we foto's gezien van Britse soldaten die jonge Irakezen in elkaar slaan.
‹‹ ‹Ya Rab› dedim, ‹Benim havradan havraya giderek sana inananları tutuklayıp dövdüğümü biliyorlar.A jam rzekł: Panie! onić wiedzą, żemci ja podawał do więzienia i bijał w bóżnicach te, którzy wierzyli w cię.
‹‹ ‹Ya Rab› dedim, ‹Benim havradan havraya giderek sana inananları tutuklayıp dövdüğümü biliyorlar.A já řekl jsem: Pane, oniť vědí, že jsem já do žaláře dával a bil jsem v školách ty, kteříž věřili v tebe.
‹‹ ‹Ya Rab› dedim, ‹Benim havradan havraya giderek sana inananları tutuklayıp dövdüğümü biliyorlar.A ja som povedal: Pane, oni vedia, že ja som žalároval a bil po synagógach veriacich na teba.
‹‹ ‹Ya Rab› dedim, ‹Benim havradan havraya giderek sana inananları tutuklayıp dövdüğümü biliyorlar.Da sa jeg: Herre! de vet selv at jeg kastet i fengsel og hudstrøk rundt om i synagogene dem som trodde på dig,
‹‹ ‹Ya Rab› dedim, ‹Benim havradan havraya giderek sana inananları tutuklayıp dövdüğümü biliyorlar.Disse eu: Senhor, eles bem sabem que eu encarcerava e açoitava pelas sinagogas os que criam em ti,
‹‹ ‹Ya Rab› dedim, ‹Benim havradan havraya giderek sana inananları tutuklayıp dövdüğümü biliyorlar.E io dissi: Signore, essi sanno che facevo imprigionare e percuotere nella sinagoga quelli che credevano in te
‹‹ ‹Ya Rab› dedim, ‹Benim havradan havraya giderek sana inananları tutuklayıp dövdüğümü biliyorlar.In jaz rečem: Gospod, sami vedo, da sem jaz zapiral v ječe in tepel po shodnicah te, ki verujejo v tebe;
‹‹ ‹Ya Rab› dedim, ‹Benim havradan havraya giderek sana inananları tutuklayıp dövdüğümü biliyorlar.내가 말하기를 주여 내가 주 믿는 사람들을 가두고 또 각 회당에서 때리고
‹‹ ‹Ya Rab› dedim, ‹Benim havradan havraya giderek sana inananları tutuklayıp dövdüğümü biliyorlar.Og jeg sagde: Herre! de vide selv, at jeg fængslede og piskede trindt om i Synagogerne dem, som troede på dig,
‹‹ ‹Ya Rab› dedim, ‹Benim havradan havraya giderek sana inananları tutuklayıp dövdüğümü biliyorlar.Şi am zis: ,Doamne, ei ştiu că eu băgam în temniţă şi băteam prin sinagogi pe ceice cred în Tine:
İlgili Sayfalar