Bu hafta sonu rahatlamayı dört gözle bekliyorum.I'm really looking forward to relaxing this weekend.
Bir devekuşu yumurtası, yirmi dört tane kadar tavuk yumurtası ağırlığındadır.An ostrich egg weighs as much as twenty-four chicken eggs.
Uzun süredir Paul'ü görmedim.Onu son gördüğümde dört ay önceydi.I haven't seen Paul for a long time. The last time I saw him was four months ago.
Tom ve ekibi işi bitirmek için yirmi dört saat aralıksız çalıştı.Tom and his team worked around the clock to get the job finished.
Bu fotoğrafta dört güzel çocuk var.There are four lovely children in this photo.
Tom dört yıldır burada.Tom has been here for years.
Tom dört yanlış PIN numarasını girdikten sonra ATM onun kartını yuttu.After Tom had entered four wrong PIN numbers, the ATM swallowed his card.
Tom genellikle sabahleyin üçte ya da dörtte ayaktadır.Tom is usually up at three or four in the morning.
Tom onu dört gözle beklemiyor.Tom isn't looking forward to that.
Tom bunu dört gözle beklemiyordu.Tom wasn't looking forward to this.
Tom bunu dört gözle bekliyordu.Tom has been looking forward to this.
Tom seninle tanışmayı dört gözle bekliyor.Tom is looking forward to meeting you.
Tom'un üç ya da dört kilo zayıflaması gerekiyor.Tom needs to lose three or four kilos.
Sabah saat dörtte yağmur başladı.It started to rain at four o'clock in the morning.
Bu bisikleti dört sene önce satın aldım.I bought this bike four years ago.
Bak! Dört yapraklı bir yonca!Look! A four-leafed clover!
Avustralya'da dört mevsim var mı?Does Australia have four seasons?
En yakın yıldız, dünyadan dört buçuk ışık yılı uzakta.The nearest star is about four and half light-years away from the earth.
Tom yirmi dört saattir yatmadı.Tom has been up for 24 hours.
On beş milyar euro önümüzdeki dört yıl boyunca biriktirilmeli.Fifteen milliard euros must be saved over the course of the next four years.
Önümüzdeki dört yıl boyunca On beş bin milyon euro tasarruf edilmeli.Fifteen thousand million euros must be saved over the course of the next four years.
Sekiz ikiye bölünürse dörttür.Eight divided by two is four.
Mary dört yapraklı bir yonca buldu.Mary found a four-leaf clover.
Gözlerini dört aç.Keep our eyes peeled.
Tom ayda üç ya da dört kez golf oynar.Tom plays golf three or four times a month.
Dünya'nın dörtte üçü sudur.Three quarters of the surface of the Earth is water.
Dünya'nın yüzeyinin dörtte üçü sudur.Three quarters of the surface of Earth is water.
On dört yaşımdan beri çalışıyorum.I've been working since I was fourteen years old.
O, dört ödül kategorisinde aday.He is a nominee in four award categories.
Tom buzdolabında dört litrelik ucuz şarap variline sahiptir.Tom has a four-liter box of cheap wine in his fridge.
Dört numaralı otobüs ne zaman geliyor?When does No.4 bus arrive?
Asya Avrupa'dan dört kat daha büyük.Asia is four times larger than Europe.
Kızım zaten dört senedir iştahsızlıktan ızdırap çekmekte.My daughter has been suffering from anorexia for four years already.
Kedilerin bir kuyruğu ve dört bacağı var.Cats have a tail and four legs.
Dört yıl boyunca üniversiteye gittim ve bütün aldığım bu, bitli diplomaydı.I went to college for four years and all I got was this lousy diploma.
Dört ışık var!There are four lights!
Bu kent dört yüz yıl içinde büyük bir deprem görmedi.This city hasn't seen a major earthquake in four hundred years.
Bu bölgede, kum fırtınaları dört güne kadar sürebilir.In this area, sandstorms can last up to four days.
Yeni beton platformun çökmesi, dört işçiyi öldürdü.The collapse of the new concrete platform killed four workers.
Tam yetişmiş Afrika fili yaklaşık dört ton ağırlığındadır.A full-grown African elephant weighs about four tons.
Türkiye'ye gelmeyi dört gözle bekliyorum.I'm looking forward to coming to Turkey!
O, zevkten dört köşe oluyor.She's jumping with joy.
Dan dört uyku hapı içti.Dan took four sleeping pills.
Sally Ride, dört derece kazandığı Stanford Üniversitesine katıldı.Sally Ride attended Stanford University where she earned four degrees.
Amerika Birleşik Devletleri dünya mahkum nüfusunun neredeyse dörtte birine sahip.The United States has almost a fourth of the world's prison population.
Tatoeba'daki dört milyonuncu cümleyi ben yazdım.I wrote the four millionth sentence in Tatoeba.
Tom haftada üç ya da dört kez koşuya gittiğini söylüyor.Tom says he goes jogging three or four times a week.
En çok üç, belki dört haftamızı alacak.It'll take us three, maybe four weeks at the most.
Herkes onu dört gözle bekliyor.Everyone's looking forward to it.
Tom dört yapraklı bir yonca buldu.Tom found a four-leaf clover.
O dört yaşındayken nasıl okuyacağını biliyordu.When she was four, she knew how to read.
Bizden dört kişi var ve sizden kaç kişi var?There are four of us and how many of you are there?
Benim dört çocuğum var.I have four children.
Her şey dört dörtlük olmalı.Everything must be nothing less than perfect.
Seninle buluşmayı dört gözle bekliyorum.I've been looking foward to meeting you.
İki artı iki eşittir dört.Two plus two equals four.
Ben on bir yıldır São Paulo'da ve otuz dört yıl Brezilya'da yaşadım.I lived in São Paulo for eleven years and in Brasilia for thirty-four years.
Dört kız kardeşim ve bir erkek kardeşim var.I have four sisters and one brother.
Dört at merayı dolaşıyor.Four horses roam the pasture.
Dört boyutlu uzay, kafa karıştırıcıdır.Four-dimensional space is confusing.