Kuzenim dört yaşında ama o benim kadar çok yiyor.My cousin is four, but he eats as much as I do.
Kuzenim dört yaşında ama o benim yediğim kadar çok yiyor.My cousin is four years old, but she eats as much as I do.
Yaz tatili sırasında dört gözle ziyaretini bekliyorum.I'm looking forward to your visit during the summer vacation.
Dört kişi adalete bildirildi.Four people were reported to the law.
Tepenin üstünde atlarımızı dört nala koşturduk.We galloped our horses over the hill.
Üç kere dört, on iki eder.Three times four is twelve.
On iki üçle bölünürse sonuç dörttür.Twelve divided by three is four.
Size ne kadar borcum var- Dört euro lütfen.How much do I owe you? - Four euros, please.
Sana ne kadar borçluyum? - Dört euro, lütfen.How much do I owe you? - Four euro, please.
O, dört gündür yatakta hastadır.He's been sick in bed for four days.
Kaçış girişiminde, haydut dört rehinenin canına kıydı.In an attempt of escape, the bandit did away with the life of four hostages.
Dört Japonya'da şanssız bir rakamdır.Four is an unlucky number in Japan.
Yaz tatilini dört gözle bekliyorum.I'm looking forward to the summer vacation.
Amerika Birleşik Devletleri'nin İç Savaşı dört yıl sürdü.The United States' Civil War lasted four years.
Kim benden dört yaş büyüktür.Kim is four years older than me.
Kim benden dört yaş büyük.Kim is four years older than I am.
En hızlı atın bile sadece dört bacağı vardır.Even the fastest horse only has four legs.
Dört çocuklu bekar bir anneyim.I am a single mother of four children.
Ben dört çocuğun tek annesiyim.I am a single mother of four children.
Dört kere altı kaç yapar?How much is four times six?
Sizden tatminkar bir yanıt almayı dört gözle bekliyorum.I'm looking forward to receiving a favorable answer from you.
Trenle buradan sadece dört dakika sürer.It's only four minutes from here by train.
Yangın kentin doğusundaki dört tane evi yakıp kül etti.The fire burnt down four houses in the east of the city.
Bay Brown'un dört çocuğu vardır.Mr. Brown has four children.
Dört odalı daire kiraladı.She rented a four-room apartment.
Güneş sisteminin dört gaz devi var: Jüpiter, Satürn, Uranüs ve Neptün.The Solar System has four gas giants: Jupiter, Saturn, Uranus, and Neptune.
Güneş sisteminde dört gaz devi vardır: Jüpiter, Satürn, Uranüs ve Neptün.The Solar System has four gas giants: Jupiter, Saturn, Uranus, and Neptune.
Tom vücut yağlarından dört paunt verdi.Tom lost four pounds in body fat.
Yalnızca dört tane at yarıştaydı.Only four horses were in the race.
Bu dört yönlü bir duraktır.This is a four-way stop.
O, dört dakikada bin metre koşabilir.He can run a thousand metres in four minutes.
Kızın akıcı biçimde dört dil konuşma yeteneği beni etkiledi.The girl's ability to speak four languages fluently impressed me.
Japonya'da bir yılda dört mevsim var.In Japan there are four seasons a year.
Mary ve onun erkek arkadaşı dört yıl birlikte yaşadılar.Mary and her boyfriend lived together for four years.
Mary onu dört gözle bekliyor.Mary is looking forward to it.
Ben dört yıl içinde emekli oluyorum.I retire in four years time.
Onu dört gözle bekliyorum.I look forward to it.
Dört yeni kitap okudum.I read four new books.
Ne için dört arabaya ihtiyacın var?What do you need four cars for?
Bana dört beyaz tabak verin.Give me four white plates.
Dört tane yeni masa örtüsü satın aldım.I bought four new tablecloths.
Benim için dört tane büyük patates satın al.Buy four big potatoes for me.
Bir karenin dört tane köşesi vardır.A square has four angles.
Bu kitap dört dolar.This book costs 4 dollars.
Tom'u dört kez konserde gördüm.I saw Tom in concert four times.
El tırnakları ayak tırnaklarına göre yaklaşık dört kat daha hızlı büyür.Fingernails grow nearly four times faster than toenails.
Bir kedinin bir kuyruğu ve dört bacağı var.A cat has a tail and four legs.
Aslında dört bacağımız vardır.We actually have four legs.
Onun dört adet telefonu var.He has four mobile phones.
Dört mevsimden en çok ilkbaharı severim.Out of all four seasons, I like spring the best.
Kuzenim halen dört yaşında.My cousin is already four years old.
Dört gündür yemek yemedim.I haven't eaten in four days.
O dört günden daha fazla kalmayacak.He will not stay for more than four days.
Dört yıldır Rio de Janeiro'da yaşıyorum.I have been living in Rio de Janeiro for four years.
O, dört dil konuşuyor.He speaks four languages.
Gelecek hafta Boston'a gideceğim fakat bunu dört gözle beklemiyorum.I'll be going to Boston next week, but I'm not really looking forward to it.
İsrail Parlementosu dört ay içindeki İsrail seçimlerinden sonra farklı görünecek.The Knesset will look different after the Israeli elections within four months.
Tom'un bu dört insanı öldürmekten kurtulmasına izin veremeyiz.We can't let Tom get away with murdering those four people.
Sadece ilk dört bölümü okudum.I only read the first four chapters.
Dört bilgisayarım var ama çok eski oldukları için ikisini artık kullanmıyorum.I have four computers, but two of them are so old I don't use them anymore.