Dört kişi adalete bildirildi.Four people were reported to the law.
En hızlı atın bile sadece dört bacağı vardır.Even the fastest horse only has four legs.
Kızıl Gezegen Mars, dördüncü gezegendir.Mars, the red planet, is the fourth planet.
Tom vücut yağlarından dört paunt verdi.Tom lost four pounds in body fat.
Yalnızca dört tane at yarıştaydı.Only four horses were in the race.
Kızın akıcı biçimde dört dil konuşma yeteneği beni etkiledi.The girl's ability to speak four languages fluently impressed me.
Mary onu dört gözle bekliyor.Mary is looking forward to it.
Bu kitap dört dolar.This book costs 4 dollars.
Bir kedinin bir kuyruğu ve dört bacağı var.A cat has a tail and four legs.
Dört gündür yemek yemedim.I haven't eaten in four days.
O, dört dil konuşuyor.He speaks four languages.
Tom'un bu dört insanı öldürmekten kurtulmasına izin veremeyiz.We can't let Tom get away with murdering those four people.
Bazı dördüncü dereceden denklemler kolayca ikinci dereceden denklemlere ayrıştırılabilir.Some quartic equations can be easily decomposed into quadratics.
Gelecek dört yıl içinde 15 milyar euro biriktirilmeli.In the next four years, 15 billion euros must be saved.
Benim evimden yaklaşık dört blok.It's about four blocks from my house.
Dört gün sonra ayrıldık.We left four days later.
Onun yalnızca dört pezosu var.He has only four pesos.
Onun sadece dört pesosu var.He has only four pesos.
Her köpeğin dört tane ayağı vardır.Every dog has four legs.
Yaklaşık dört fincan beyaz un ile bir tutam tuzu karıştır.Mix about four cups of white flour with a pinch of salt.
Seninle tanışmayı dört gözle bekliyordum.I was looking forward to meeting you.
Tom'un dört yıllık bir diploması var.Tom has a four-year degree.
Yüz kırk dördün karekökü on ikidir.The square root of one hundred forty-four is twelve.
Dört haftadır tatildeyim.I'm on holiday for four weeks.
Yakında seni görmeyi dört gözle bekliyoruz.We're looking forward to seeing you soon.
Bir yılda dört mevsim vardır: İlkbahar, yaz, sonbahar ve kış.There are four seasons in a year: spring, summer, autumn and winter.
Jorge dört dil konuşur.Jorge speaks four languages.
Polis dört adamı tutukladı.The police arrested four men.
Doktor kazaya karışan dört kişiyi kurtardı.The doctor saved the four people involved in the accident.
Tom'u görmeyi dört gözle beklemiyorum.I'm not looking forward to seeing Tom.
Dört göz iki gözden daha fazlasını görür.Four eyes see more than two.
Çocuğun dört tavşanı var, ikisi erkek ikisi dişi.The boy has four rabbits, two male and two female ones.
Dört Galile uyduları Io, Europa, Ganymede ve Callisto olarak adlandırılmıştır.The four Galilean moons are called: Io, Europa, Ganymede and Callisto.
Tom dört gol attı.Tom scored four goals.
Uzun süredir Paul'ü görmedim.Onu son gördüğümde dört ay önceydi.I haven't seen Paul for a long time. The last time I saw him was four months ago.
Tom dört yanlış PIN numarasını girdikten sonra ATM onun kartını yuttu.After Tom had entered four wrong PIN numbers, the ATM swallowed his card.
Tom'un üç ya da dört kilo zayıflaması gerekiyor.Tom needs to lose three or four kilos.
En yakın yıldız, dünyadan dört buçuk ışık yılı uzakta.The nearest star is about four and half light-years away from the earth.
Tom ayda üç ya da dört kez golf oynar.Tom plays golf three or four times a month.
O, dört ödül kategorisinde aday.He is a nominee in four award categories.
Kedilerin bir kuyruğu ve dört bacağı var.Cats have a tail and four legs.
Bu, Kral John'un saltanatının dördüncü yılı.This is the fourth year of King John's reign.
Sally Ride, dört derece kazandığı Stanford Üniversitesine katıldı.Sally Ride attended Stanford University where she earned four degrees.
Herkes onu dört gözle bekliyor.Everyone's looking forward to it.
Benim dört çocuğum var.I have four children.
Prag mucize eseri olarak on dördüncü yüzyılda vebadan kurtuldu.Miraculously, during the fourteenth century, Prague was spared from the Black Death.
İsveççe fiiller genellikle dört çekime ayrılır.Swedish verbs are generally divided into four conjugations.
Bu müzik eseri dört hareketten oluşur.This musical piece is composed of four movements.
Dört milyondan daha fazla Suriyeli mülteci.More than four million Syrians are refugees.
Dünyada her saniye başına dört bebek doğuyor.Four babies are born every second around the world.
Tom'a şimdi dört saatlik bakım gerekiyor.Tom now requires around-the-clock care.
O, dört kişi için vanilya çikolatalı kek yaptı.She made a vanilla chocolate cake for four people.
O dört yıllık planın onaylanması gerekiyor.That four-year plan has to be approved.
Dört çocuğum vardı.I had four children.
Biz ona dört dolar ödedik.We paid him four dollars.
Akşam yemeği için dört farklı biçimde pişirilmiş kuzu etim vardı.For dinner, I had lamb cooked four different ways.
Dört şirketten biri hiç vergi ödemez.One in four corporations doesn't pay any taxes.
Biz bunu dört gözle bekliyoruz.We're looking forward to that.
Ben günde üç ya da dört saat uyurdum.I used to sleep for only three or four hours a day.
Sen üç ya da dört hafta içinde buna alışacaksın.You'll get used to this in three or four weeks.