döl ile cümle

döl kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Bir beklenti hissi ortalıkta dolaşıyor.A sense of expectation is hanging in the air.
Şüphe doluyum.I am full of doubt.
Deniz teknelerle doluydu.The sea was full of boats.
O örümceklerle dolu.It's crawling with spiders.
Üye olmayanlar elli dolar daha ödeyecek.Non-members pay 50 dollars more.
Bir pound beş dolardı.A pound was five dollars.
Bu, 64.000 dolarlık bir sorudur.That's the sixty-four thousand dollar question.
Bu dolma kalemle yazabilir miyim?Can I write with this pen?
Sevgi dolu bir ailem var.I have a loving family.
Hayat gizemlerle doludur.Life is full of mysteries.
Kaç tane dolma kalem aldın?How many pens did you buy?
Dünya dedikoducular ve yalancılarla dolu.The world is full of gossipers and liars.
Yaya olarak dolaştı.I traveled on foot.
Spagettiyi çatalına dolayıp da mı yiyorsun?Do you eat spaghetti by twirling it around your fork?
Çubuk makarnayı çatalına dolayıp da mı yiyorsun?Do you eat spaghetti by twirling it around your fork?
"İşte bir dolar. Git ve bir fincan kahve al." "Bu yeterli değil.""Here's a dollar. Go and buy a cup of coffee." "That's not enough."
Tom'a aylak aylak dolaşmayı bırakmasını söyle.Tell Tom to stop fooling around.
Sadece benim dolabımdan uzak dur.Just stay out of my closet.
Bana yüz dolar ver.Give me a hundred dollars.
Bunu doldurun, lütfen.Fill this out, please.
Teyzemin kalemi mürekkep dolu.My aunt's pen is full of ink.
Tom oğluna ağzı doluyken konuşmamasını söyledi.Tom told his son not to speak with his mouth full.
Tom kendine bir içki doldurdu.Tom poured himself a drink.
Tom Mary'ye yirmi dolarlık bir fatura uzattı.Tom handed Mary a twenty-dollar bill.
Dünyayı dolaş!Travel the world!
Tom dosya dolabının üzerinde yürüdü.Tom walked over to the filing cabinet.
Tom Mary'e biraz daha şarap doldurdu.Tom poured Mary some more wine.
Tom kendine bir bira daha doldurdu.Tom poured himself another beer.
Dün kaybettiğim dolma kalem yeniydi.The pen I lost yesterday was new.
O bir Çinli gibi çok dolaylı konuşur.He talks too obliquely like a Chinese.
Bütün bu formları doldurmak can sıkıcı.Filling out all these forms is a pain in the neck.
Şimdi dolar ne kadar?How much is the dollar now?
Onları nerede dolandırdın?Where did you swindle them?
Tom dolaptan bir şişe bira çıkardı.Tom got a bottle of beer out of the fridge.
Neden Tom'a onun üç yüz dolar borçlu olduğunu söylemedin.Why haven't you told Tom that he owes 300 dollars?
Ben sadece üç bin dolar yaptım.I just made three grand.
Bir karpuz suyla doludur.A watermelon is full of water.
Tom kazara takım elbise giyen insanlarla dolu bir odaya yürüdü.Tom accidentally walked into a room full of people wearing suits.
Suçlarından dolayı cezalandırıldı.He was punished for his crimes.
Şuçlarından dolayı cezalandırıldılar.They were punished for their crimes.
Bu mekan hıncahınç dolu.This place is packed.
Dolma kalemimin mürekkebi tükendi.My pen has run out of ink.
Tom'un gerçekten ihtiyacı olan tüm şey yaklaşık on dolardı.All Tom really needed was about ten dollars.
O, sorumsuzluğundan dolayı işini kaybetti.He lost his job through his irresponsibility.
Kaza bizim dikkatsizliğimizden dolayı oldu.The accident happened because of our carelessness.
Dolma kalemimi görüyor musun?Do you see my pen?
O bir dolandırıcı ve bir yalancı.He's a cheat and a liar.
Gökyüzü açık ve yıldızlarla dolu.The sky is clear and full of stars.
Onun gözleri gözyaşlarıyla doldu.His eyes filled with tears.
Ateşli silah kurbanlarıyla dolu çok sayıda ambulans vardı.There were many ambulances filled with gunshot victims.
Ben başarısızlıktan dolayı okulu bıraktım.I flunked out of school.
Yaklaşık üç yüz bin dolar ödünç almak istiyorum.I'd like to borrow about three hundred thousand dollars.
O, dolapta saklanıyor.He's hiding in the closet.
O, dolapta gizleniyor.She's hiding in the closet.
Onlar dolapta saklanıyor.They're hiding in the closet.
Lütfen öyle dolanıp durmayı bırakıp sadece bir saniye oturur musun?Would you please stop pacing around like that and just sit down for a second?
Onların hepsi dolu olamaz.They can't all be full.
Tom'un markette dolaşmasına izin veremeyiz.We can't let Tom wander around the mall.
Tom'un kendi başına parkın etrafında dolaşmasına izin veremeyiz.We can't let Tom wander around the park by himself.
Son on dolarını bana vermene izin veremem.I can't let you give me your last ten dollars.

İlgili Sayfalar