döl ile cümle
döl kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Caddede bir dolar buldum.I found a dollar in the street.
Yolda bir dolar buldum.I found a dollar in the street.
Yaptığından dolayı ona bir şükran borcum var.I owe him a debt of gratitude for what he did.
Yapmış olduğundan dolayı ona teşekkür ettim.I thanked him for what he had done.
Ona yüz dolara arabamı yıkattım.I got him to wash my car for a hundred dollars.
Ona arabamı yıkamak için bir yüz dolar verdim.I got him to wash my car for a hundred dollars.
Ona beş dolar ödedim.I paid five dollars to him.
Ona dört dolar ödedim.I paid him four dollars.
Ona 100 dolar borçluyum.I owe him $100.
Söylediğinden dolayı onu affedemem.I can't forgive him for what he did.
Onun konuşmasından dolayı sıkıldım.I was bored with his speech.
Ona faizsiz 500 dolar borç verdim.I lent her 500 dollars free of interest.
Hastalıktan dolayı partiye gidemedim.I could not go to the party because of illness.
Hastalıktan dolayı bunalımdayım.I am depressed by my illness.
Hastalıktan dolayı gitmedim.I didn't go on account of illness.
Kitaplara on dolar harcadım.I spent ten dollars on books.
Kitap için beş dolar ödedim.I paid five dollars for the book.
Dolma kalemimi kaybettim. Yarın bir tane satın almak zorundayım.I've lost my fountain pen. I have to buy one tomorrow.
Ben sahada dolaştım.I walked around in the field.
Meralarda dolaşmayı severim.I like to roam about the fields.
10,000 dolarlık bir kaybımız oldu.We suffered a loss of 10,000 dollars.
Biz arabayı 12,000 dolara aldık.We bought the car for $12,000.
1000 dolar zarar tahmin ettik.We estimated the damage at 1000 dollars.
Yağmurdan dolayı oraya gidemedik.We could not go there because of the rain.
Onun yokluğundan dolayı hayal kırıklığına uğradık.We were disappointed at her absence.
Oyun yağmurdan dolayı durduruldu.The game was rained out.
Sermaye yetersizliği nedeniyle geleceğimiz zorluklarla dolu olacak.Our future will be full of difficulties because of lack of funds.
İki dolgu almak zorundayım.I had to have two fillings.
Zaman doldu. Kağıtlarını teslim et.Time is up. Hand in your papers.
Saatimi tamir ettirmem 50 dolara mal oldu.It cost me 50 dollars to have my watch fixed.
Gelecek benzin istasyonunda dolum yapmalıyız.We need to fill up at the next gas station.
Otomobiller sokakları doldurmadan önce şehrin havası temizdi.Before automobiles filled out streets, city air used to be clean.
Otomobil sektöründeki çöküşten dolayı çoğu insan işsiz kalacak.Many people will lose their jobs due to the slump in the auto industry.
Gerçek şu ki onun babası işten dolayı New York'ta yalnız yaşıyor.The fact is that his father lives alone in New York because of work.
Yolda bir arabanın olması dolayısıyla garajımdan çıkamadım.I couldn't get out of my garage because there was a car in the way.
Arabamın aküsünü doldurmam gerek.I have to charge the battery of my car.
Arabamı tamir ettirmek bana üç yüz dolara mal oldu.It cost me three hundred dollars to have my car repaired.
Genç insanlar genelde enerji dolu.Young people are usually full of energy.
Gençler genelde enerji doludur.Young people are usually full of energy.
Yenimi dolara çevirdim.I converted my yen into dollars.
Ön masada hastaneye giriş için bir başvuru formu doldurmak zorundasın.You have to fill out an application for admission to the hospital at the front desk.
Trafik sıkışıklığından dolayı, uçağımızı kaçırdık.We missed our plane because of the traffic jam.
Sel hasarı on milyon dolara ulaştı.Damages from the flood amount to ten million dollars.
Sıcaktan dolayı uyuyamadı.He could not sleep because of the heat.
Belgeleri dolaştırır mısın?Will you hand the papers around?
Kadınların gözleri kolayca dolar.Women are easily moved to tears.
İşimden dolayı her zaman kravat takmak zorundayım.I always have to wear a tie because of my job.
Küçük çocuklar onları sürekli izlemiyorsanız dolaşmaya eğilimlidirler.Small children tend to wander off if you don't watch them all the time.
Küçük çocukların hayatları korku dolu.The lives of little children are full of fears.
Kız şeylerle tam doldurulmuş bir plastik çanta taşıyordu.The girl was carrying a plastic bag stuffed full of things.
''O bir dolap mı?'', yanıtladı Pip."Is it a cupboard?" Replied Pip.
Masada dolu ağızla konuşmamalısın.You shouldn't speak with your mouth full at table.
Masa meyve ile doldurulmuştu.The table was loaded with fruit.
Yiyecek yokluğundan dolayı şehrin her yerinde şiddet patlak verdi.Violence erupted all over the city because of the food shortages.
Yeni jet, dünyanın çevresini yirmi dört saatte dolaşıyor.The new jet circles the globe in twenty-four hours.
Yeni bir dolmakaleme ihtiyacım var. Bir tane alacağım.I need a new pen. I'll buy one.
Yeni vergi kanunu boşluklarla dolu.The new tax law is full of loopholes.
Yeni model 12.000 dolar fiyatlı olacak.The new model will be priced at $12,000.
Şirket yeni ürünü 1.000 dolara satmayı planlıyor.The company plans to sell the new product for $1,000.
Ağaç kuşlarla dolu.The wood is alive with birds.