döktün ile cümle

döktün kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
6
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Kahvenizi döktünüz.You've spilt your coffee.
Kravatına biraz ketçap döktün.You spilled some ketchup on your tie.
Kahveni döktün.You spilled your coffee.
Sen masum kanı döktün!You shed innocent blood!
Ne döktün?What did you spill?
Kitabımın üstüne bir şey mi döktün?Did you spill something on my book?
Tüm tuz kavanozunu içine mi döktün?Did you pour in the whole bottle of salt?!
Beni yaban öküzü kadar güçlü kıldın, Taze zeytinyağını başıma döktün.But you have exalted my horn like that of the wild ox. I am anointed with fresh oil.
Kahveni döktün.Du hast deinen Kaffee verschüttet.
Ama Tanrı bana, ‹Adıma bir tapınak kurmayacaksın› dedi, ‹Çünkü sen savaşçı birisin, kan döktün.›Ale Bóg rzekł do mnie: Nie będziesz budował domu imieniowi memu, przeto żeś mąż waleczny, i rozlewałeś krew.
Ama Tanrı bana, ‹Adıma bir tapınak kurmayacaksın› dedi, ‹Çünkü sen savaşçı birisin, kan döktün.›Ale Bôh mi povedal: Nebudeš staväť môjmu menu dom, lebo si mužom vojen a vylieval si krv.
Ama Tanrı bana, ‹Adıma bir tapınak kurmayacaksın› dedi, ‹Çünkü sen savaşçı birisin, kan döktün.›Ale Bůh mi řekl: Nebudeš stavěti domu jménu mému, proto že jsi muž válkami zaměstknaný a krev jsi vyléval.
Ama Tanrı bana, ‹Adıma bir tapınak kurmayacaksın› dedi, ‹Çünkü sen savaşçı birisin, kan döktün.›Ali Bog mi je rekel: Ti ne boš gradil hiše mojemu imenu, ker si mož vojščak in si kri prelival.
Ama Tanrı bana, ‹Adıma bir tapınak kurmayacaksın› dedi, ‹Çünkü sen savaşçı birisin, kan döktün.›Dar Dumnezeu mi -a zis: ,Să nu zideşti o casă Numelui Meu, căci eşti un om de război şi ai vărsat sînge.`
Ama Tanrı bana, ‹Adıma bir tapınak kurmayacaksın› dedi, ‹Çünkü sen savaşçı birisin, kan döktün.›오직 하나님이 내게 이르시되 너는 군인이라 피를 흘렸으니 내 이름을 위하여 전을 건축하지 못하리라 하셨느니라
Ama Tanrı bana, ‹Adıma bir tapınak kurmayacaksın› dedi, ‹Çünkü sen savaşçı birisin, kan döktün.›ma Dio mi disse: Non costruirai un tempio al mio nome, perché tu sei stato un guerriero e hai versato sangue
Ama Tanrı bana, ‹Adıma bir tapınak kurmayacaksın› dedi, ‹Çünkü sen savaşçı birisin, kan döktün.›Men Gud sade till mig: 'Du skall icke bygga ett hus åt mitt namn, ty du är en krigsman och har utgjutit blod.'
Ama Tanrı bana, ‹Adıma bir tapınak kurmayacaksın› dedi, ‹Çünkü sen savaşçı birisin, kan döktün.›Men Gud sagde til mig: Du skal ikke bygge mit Navn et Hus, thi du er en Krigens Mand og har udgydt Blod!
Ama Tanrı bana, ‹Adıma bir tapınak kurmayacaksın› dedi, ‹Çünkü sen savaşçı birisin, kan döktün.›men Gud sa til mig: Du skal ikke bygge hus for mitt navn, for du er krigsmann og har utøst blod.
Ama Tanrı bana, ‹Adıma bir tapınak kurmayacaksın› dedi, ‹Çünkü sen savaşçı birisin, kan döktün.›Tetapi TUHAN melarang aku melakukan hal itu karena aku seorang prajurit yang sudah banyak menumpahkan darah
Ama Tanrı bana, ‹Adıma bir tapınak kurmayacaksın› dedi, ‹Çünkü sen savaşçı birisin, kan döktün.›Но Бог ми каза: Ти няма да построиш дом на името Ми, защото си войнствен мъж и си пролял много кръв.
Ama Tanrı bana, ‹Adıma bir tapınak kurmayacaksın› dedi, ‹Çünkü sen savaşçı birisin, kan döktün.›Но Бог сказал мне: не строй дома имени Моему, потому что ты человеквоинственный и проливал кровь.
Ama Tanrı bana, ‹Adıma bir tapınak kurmayacaksın› dedi, ‹Çünkü sen savaşçı birisin, kan döktün.›והאלהים אמר לי לא תבנה בית לשמי כי איש מלחמות אתה ודמים שפכת׃
Ama Tanrı bana, ‹Adıma bir tapınak kurmayacaksın› dedi, ‹Çünkü sen savaşçı birisin, kan döktün.›ولكن الله قال لي لا تبني بيتا لاسمي لانك انت رجل حروب وقد سفكت دما.
Ama Tanrı bana, ‹Adıma bir tapınak kurmayacaksın› dedi, ‹Çünkü sen savaşçı birisin, kan döktün.›只 是 神 對 我 說 、 你 不 可 為 我 的 名 建 造 殿 宇 、 因 你 是 戰 士 、 流 了 人 的 血
Ama Tanrı bana, ‹Adıma bir tapınak kurmayacaksın› dedi, ‹Çünkü sen savaşçı birisin, kan döktün.›只是 神對我說 、 你 不 可 為 我 的 名 建造 殿宇 、 因 你 是 戰士 、 流了 人 的 血
Beni yaban öküzü kadar güçlü kıldın, Taze zeytinyağını başıma döktün.(91:11) а мой рог Ты возносишь, как рог единорога, и я умащен свежимелеем;
Beni yaban öküzü kadar güçlü kıldın, Taze zeytinyağını başıma döktün.(92:11) Et tu me donnes la force du buffle; Je suis arrosé avec une huile fraîche.
Beni yaban öküzü kadar güçlü kıldın, Taze zeytinyağını başıma döktün.Aber mein Horn wird erhöht werden wie eines Einhorns, und ich werde gesalbt mit frischem Öl.
Beni yaban öküzü kadar güçlü kıldın, Taze zeytinyağını başıma döktün.Dar mie, Tu-mi dai puterea bivolului, şi m'ai stropit cu untdelemn proaspăt.
Beni yaban öküzü kadar güçlü kıldın, Taze zeytinyağını başıma döktün.Du har løftet mit Horn som Vildoksens, kvæget mig med den friskeste Olie;
Beni yaban öküzü kadar güçlü kıldın, Taze zeytinyağını başıma döktün.Ecco, i tuoi nemici, o Signore, ecco, i tuoi nemici periranno, saranno dispersi tutti i malfattori
Beni yaban öküzü kadar güçlü kıldın, Taze zeytinyağını başıma döktün.Engkau membuat aku sekuat banteng liar, dan memberkati aku dengan kebahagiaan
Beni yaban öküzü kadar güçlü kıldın, Taze zeytinyağını başıma döktün.For se, dine fiender, Herre, for se, dine fiender forgår; alle de som gjør urett, blir adspredt.
Beni yaban öküzü kadar güçlü kıldın, Taze zeytinyağını başıma döktün.Kijk, HERE, Uw vijanden zullen vernietigd worden. Alle zondaars zullen worden verspreid over de aarde.
Beni yaban öküzü kadar güçlü kıldın, Taze zeytinyağını başıma döktün.그러나 주께서 내 뿔을 들소의 뿔같이 높이셨으며 내게 신선한 기름으로 부으셨나이다
Beni yaban öküzü kadar güçlü kıldın, Taze zeytinyağını başıma döktün.Mas tens exaltado o meu poder, como o do boi selvagem; fui ungido com óleo fresco.
Beni yaban öküzü kadar güçlü kıldın, Taze zeytinyağını başıma döktün.Nhưng Chúa làm cho sừng tôi ngước cao lên như sừng con bò tót; Tôi được xức bằng dầu mới.
Beni yaban öküzü kadar güçlü kıldın, Taze zeytinyağını başıma döktün.Nhưng_Chúa làm cho sừng tôi ngước cao lên như sừng con bò_tót ; Tôi được xức bằng dầu mới .
Beni yaban öküzü kadar güçlü kıldın, Taze zeytinyağını başıma döktün.Pero tú enaltecerás mi poder como el de un toro salvaje, y sobre mí verterás aceite fresco
Beni yaban öküzü kadar güçlü kıldın, Taze zeytinyağını başıma döktün.Rog moj pa povzdigneš kakor samorogov, maziljen bodem s presnim oljem.
Beni yaban öküzü kadar güçlü kıldın, Taze zeytinyağını başıma döktün.rt ímé, a te ellenségeid elvesznek, [és ]elszélednek mind a hamisság cselekedõk!
Beni yaban öküzü kadar güçlü kıldın, Taze zeytinyağını başıma döktün.Ty se, dina fiender, HERRE, se, dina fiender förgås, alla ogärningsmännen bliva förströdda.
Beni yaban öküzü kadar güçlü kıldın, Taze zeytinyağını başıma döktün.Αλλα συ θελεις υψωσει ως του μονοκερωτος το κερας μου εγω θελω χρισθη με νεον ελαιον
Beni yaban öküzü kadar güçlü kıldın, Taze zeytinyağını başıma döktün.Но моя рог Ти ще въздигнеш като рог на дивия вол; Аз ще бъда помазан с прясно миро;
Beni yaban öküzü kadar güçlü kıldın, Taze zeytinyağını başıma döktün.ותרם כראים קרני בלתי בשמן רענן׃
Beni yaban öküzü kadar güçlü kıldın, Taze zeytinyağını başıma döktün.‎وتنصب مثل البقر الوحشي قرني. تدهنت بزيت طري‎.
Beni yaban öküzü kadar güçlü kıldın, Taze zeytinyağını başıma döktün.你 卻 高 舉 了 我 的 角 、 如 野 牛 的 角 . 我 是 被 新 油 膏 了 的
Beni yaban öküzü kadar güçlü kıldın, Taze zeytinyağını başıma döktün.你 卻高舉 了 我 的 角 、 如 野牛 的 角 . 我 是 被 新 油膏 了 的
Çok tuzlu. Tüm tuz kavanozunu içine mi döktün?Apa kau menuangkan seluruh garam yang ada di dalam botol?
Oh! Çok tuzlu. Tüm tuz kavanozunu içine mi döktün?أوه يا الهي انها مالحة. هل صببتي زجاجة كاملة من الملح ؟!
Oh! Çok tuzlu. Tüm tuz kavanozunu içine mi döktün?兄さん 美味しくないから 食べない方が良いよ
Tüm tuz kavanozunu içine mi döktün?Ai pus toata solnita in mancare?
Tüm tuz kavanozunu içine mi döktün?Chị cho cả lọ muối vào hay sao?!
Tüm tuz kavanozunu içine mi döktün?Hai versato l'intera boccetta di sale?
Tüm tuz kavanozunu içine mi döktün?Hällde du i hela saltkaret?
Tüm tuz kavanozunu içine mi döktün?Heb je een hele pot zout erin gegooid?
Tüm tuz kavanozunu içine mi döktün?T'as mis la salière entière ?
Tüm tuz kavanozunu içine mi döktün?Έριξες μέσα όλο το αλάτι απ'το μπουκάλι;!
Tüm tuz kavanozunu içine mi döktün?Ты высыпала туда всю солонку?

İlgili Sayfalar