döktüm ile cümle

döktüm kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Kawazoe beni toplantıda sıkıştırdığı zaman, soğuk terler döktüm.When Kawazoe pinned me down at the meeting, I broke out in a cold sweat.
Ben senin masa örtüne kahve döktüm.I spilled coffee on your tablecloth.
Maalesef masa örtüsüne kahve döktüm.I'm afraid I spilled coffee on the tablecloth.
Kahvemi halıya döktüm.I spilled my coffee on the carpet.
Yumurtayı yere döktüm.I spilled egg on the floor.
Yeni gömleğime biraz meyve suyu döktüm.I spilled some fruit juice on my new shirt.
Elektrik prizine reçel döktüm ve bir kısa devre vardı.I spilled jam on the electric outlet and there was a short circuit.
Makarnamın üstüne biraz daha sos döktüm.I poured more sauce on my pasta.
Üstüme bir bardak viski döktüm.I poured myself a glass of whisky.
Şarabımı döktüm.I spilled my wine.
Bana süpürge ve faraşı ver lütfen. Yere bazı kırıntılar döktüm.Pass me the broom and dustpan, please. I spilled some crumbs on the floor.
Ceketime süt döktüm.I have split some milk on my jacket.
Sütü yanlışlıkla şeker kasesine döktüm.I accidentally poured the milk into the sugar bowl.
Ben içkimi döktüm.I spilled my drink.
Elbisemdeki gözyaşını gördüğümde bir damla gözyaşı döktüm.I shed a tear when I saw the tear in my dress.
Sütü kazara döktüm.I accidentally spilled the milk.
İçimi döktüm rahatladım.I got it off my chest.
Gömleğimin her yerine kahve döktüm.I spilled coffee all over my shirt.
Tom çay havluları nerede? Kahveyi döktüm.Tom where are the tea towels? I have spilled coffee.
Ben sütü döktüm.I spilled the milk.
Kendime içecek bir şey döktüm.I poured myself something to drink.
Pantolonuma kahve döktüm.I spilled coffee on my pants.
Memba suyunun kaynağını buldum ve büyülü suyu içine döktüm.Today, I've tried to find the source of the spring and pour the Magic Water inside.
Ben bu ateşi yakmadım ama üzerine petrol döktüm.Now, I didn't start this fire, but I did pour petrol on it.
Görebiliyor musunuz bilmiyorum. Buraya biraz Rice Krispies döktüm.I don't know if you see -- so, I put a bunch of Rice Krispies there,
Ben bu ateşi yakmadım ama üzerine petrol döktüm.Also, ich habe dieses Feuer zwar nicht gelegt aber ich habe Öl hineingegossen.
Ben bu ateşi yakmadım ama üzerine petrol döktüm.Bây giờ, tôi không châm ngòi cho ngọn lửa này, nhưng tôi tiếp dầu cho nó
Ben bu ateşi yakmadım ama üzerine petrol döktüm.Como ven, yo no comencé este fuego, pero sí que puse más gasolina.
Ben bu ateşi yakmadım ama üzerine petrol döktüm.Ezt a tüzet nem én gyújtottam, de öntöttem rá benzint rendesen.
Ben bu ateşi yakmadım ama üzerine petrol döktüm.Ik ontstak dit vuur niet, maar ik goot er benzine op.
Ben bu ateşi yakmadım ama üzerine petrol döktüm.Jag tände inte elden, men jag hällde bensin på den.
Ben bu ateşi yakmadım ama üzerine petrol döktüm.지금 제가 이것에 불을 지피지는 않았지만, 여기에 기름을 부어댔습니다
Ben bu ateşi yakmadım ama üzerine petrol döktüm.Maintenant, je n'ai pas allumé cet incendie, mais j'ai bien versé de l'essence dessus.
Ben bu ateşi yakmadım ama üzerine petrol döktüm.N-am pus eu focul asta, dar am turnat gaz peste el.
Ben bu ateşi yakmadım ama üzerine petrol döktüm.Nie wznieciłem tego ognia, ale dolałem do niego oliwy.
Ben bu ateşi yakmadım ama üzerine petrol döktüm.Ora, non ho incominciato questo rogo, ma sì ci ho buttato della benzina.
Ben bu ateşi yakmadım ama üzerine petrol döktüm.Δεν ξεκίνησα εγώ αυτή τη φωτιά, αλλά την τροφοδότησα.
Ben bu ateşi yakmadım ama üzerine petrol döktüm.Сега, аз не започнах този пожар, но налях петрол в него.
Ben bu ateşi yakmadım ama üzerine petrol döktüm.Так что не я разжёг это пламя, но я плеснул в него бензину.
Ben bu ateşi yakmadım ama üzerine petrol döktüm.עכשיו, אני לא התחלתי את האש הזאת, אבל כן הוספתי דלק למדורה.
Ben bu ateşi yakmadım ama üzerine petrol döktüm.الآن ، أنا لم ابدأ هذه الشعلة، بل كل ما فعلته اني صببت عليها البنزين.
Ben bu ateşi yakmadım ama üzerine petrol döktüm.私はオリジナル版のリーダーとして
Buraya biraz Rice Krispies döktüm. Birkaç bozuk para koydum. Bakalım ne yapacak, temizleyebilecek mi?Vediamo se li pulisce.
Görebiliyor musunuz bilmiyorum. Buraya biraz Rice Krispies döktüm.Ik weet niet of je het ziet - ik liet daar wat Rice Krispies vallen,
Görebiliyor musunuz bilmiyorum. Buraya biraz Rice Krispies döktüm.Je ne sais pas si vous voyez -- alors, je mets un peu de céréales ici,
Görebiliyor musunuz bilmiyorum. Buraya biraz Rice Krispies döktüm.보이실런지 모르겠지만, 이곳에 과자를 좀 뿌렸고,
Görebiliyor musunuz bilmiyorum. Buraya biraz Rice Krispies döktüm.אני לא יודע אם אתם רואים -- אז, אני שם קצת פצפוצי אורז פה,
Görebiliyor musunuz bilmiyorum. Buraya biraz Rice Krispies döktüm.لست متأكداً من أنكم تستطيعون الرؤية, لذا فسأضع كمية من رقاقات الرز المحمص هناك
Görebiliyor musunuz bilmiyorum. Buraya biraz Rice Krispies döktüm.硬貨もいくつか置いて あれに向かって 動かしてみましょう 掃除するかどうか
İşe başlamak için masama oturduğumda kahvemi döktüm.Dnes ráno jsem vstal a velice rychle se nachystal, protože musím udělat spoustu věcí.
Öfkeyi alevlendirmek, Öç almak için, Onun kanını çıplak bir kayanın üzerine döktüm ki, örtülemesin.Ca să-Mi arăt urgia, ca să Mă răzbun, i-am vărsat sîngele pe stînca goală, pentruca să nu fie acoperit.
Öfkeyi alevlendirmek, Öç almak için, Onun kanını çıplak bir kayanın üzerine döktüm ki, örtülemesin.Da pride nadenj srd in se izvrši maščevanje, sem del njegovo kri na golo skalo, da ne bodi pokrita.
Öfkeyi alevlendirmek, Öç almak için, Onun kanını çıplak bir kayanın üzerine döktüm ki, örtülemesin.Darah itu Kubiarkan di situ sehingga dapat dilihat dan menuntut balas.
Öfkeyi alevlendirmek, Öç almak için, Onun kanını çıplak bir kayanın üzerine döktüm ki, örtülemesin.En Ik heb het daar laten liggen, openlijk, zodat het mijn toorn en wraakzucht opwekt.
Öfkeyi alevlendirmek, Öç almak için, Onun kanını çıplak bir kayanın üzerine döktüm ki, örtülemesin.For at fremkalde Vrede, for at tage Hævn hældte jeg Blodet på den nøgne klippe uden at dække det.
Öfkeyi alevlendirmek, Öç almak için, Onun kanını çıplak bir kayanın üzerine döktüm ki, örtülemesin.Hogy haragomat felindítsam és bosszút álljak, kopasz sziklára ontottam vérét, hogy be ne fedeztessék.
Öfkeyi alevlendirmek, Öç almak için, Onun kanını çıplak bir kayanın üzerine döktüm ki, örtülemesin.I já zanítě prchlivost k vykonání pomsty, vystavím krev na vysedlou skálu, aby nebyla přikryta.
Öfkeyi alevlendirmek, Öç almak için, Onun kanını çıplak bir kayanın üzerine döktüm ki, örtülemesin.내가 그 피를 말간 반석 위에 두고 덮이지 않게 함은 분노를 발하여 보응하려 함이로라
Öfkeyi alevlendirmek, Öç almak için, Onun kanını çıplak bir kayanın üzerine döktüm ki, örtülemesin.Per provocare la mia collera, per farne vendetta, ha posto il suo sangue sulla nuda roccia, senza ricoprirlo
Öfkeyi alevlendirmek, Öç almak için, Onun kanını çıplak bir kayanın üzerine döktüm ki, örtülemesin.Чтобы возбудить гнев для совершения мщения, Я оставил кровь его на голой скале, чтобы она не скрылась.

İlgili Sayfalar