döktü ile cümle
döktü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
12
ORT. KELİME
‹‹ ‹Edindiğiniz haksız kazançtan, içinizde döktüğünüz kandan ötürü ellerimi birbirine vuracağım.Ecco, io batto le mani per le frodi che hai commesse e per il sangue che è versato in mezzo a te
‹‹ ‹Edindiğiniz haksız kazançtan, içinizde döktüğünüz kandan ötürü ellerimi birbirine vuracağım.És ímé, összecsapom tenyeremet nyereségeden, a melyet csináltál, és a vérontásokon, melyek lõnek te benned.
‹‹ ‹Edindiğiniz haksız kazançtan, içinizde döktüğünüz kandan ötürü ellerimi birbirine vuracağım.너의 불의를 행하여 이를 얻은 일과 네 가운데 피 흘린 일을 인하여 내가 손뼉을 쳤나니
‹‹ ‹Edindiğiniz haksız kazançtan, içinizde döktüğünüz kandan ötürü ellerimi birbirine vuracağım.Maar Ik zal nu in mijn handen klappen en zo uw oneerlijke winsten en het bloedvergieten een halt toeroepen.
‹‹ ‹Edindiğiniz haksız kazançtan, içinizde döktüğünüz kandan ötürü ellerimi birbirine vuracağım.Tetapi sekarang Aku akan menghantam para perampok dan pembunuhmu
‹‹ ‹Edindiğiniz haksız kazançtan, içinizde döktüğünüz kandan ötürü ellerimi birbirine vuracağım.Vả , ta đập tay vì sự trộm_cướp mầy đã phạm , và vì máu đã bị đổ ra giữa mầy .
‹‹ ‹Edindiğiniz haksız kazançtan, içinizde döktüğünüz kandan ötürü ellerimi birbirine vuracağım.Vả, ta đập tay vì sự trộm cướp mầy đã phạm, và vì máu đã bị đổ ra giữa mầy.
‹‹ ‹Edindiğiniz haksız kazançtan, içinizde döktüğünüz kandan ötürü ellerimi birbirine vuracağım.Ето, затова плеснах с ръце поради безчестната печалба, която си събрал, и поради кръвта, която бе всред тебе.
‹‹ ‹Edindiğiniz haksız kazançtan, içinizde döktüğünüz kandan ötürü ellerimi birbirine vuracağım.והנה הכיתי כפי אל בצעך אשר עשית ועל דמך אשר היו בתוכך׃
‹‹ ‹Edindiğiniz haksız kazançtan, içinizde döktüğünüz kandan ötürü ellerimi birbirine vuracağım.فهانذا قد صفقت بكفي بسبب خطفك الذي خطفت وبسبب دمك الذي كان في وسطك.
‹‹ ‹Edindiğiniz haksız kazançtan, içinizde döktüğünüz kandan ötürü ellerimi birbirine vuracağım.看 哪 、 我 因 你 所 得 不 義 之 財 、 和 你 中 間 所 流 的 血 、 就 拍 掌 歎 息
‹‹ ‹Edindiğiniz haksız kazançtan, içinizde döktüğünüz kandan ötürü ellerimi birbirine vuracağım.看哪 、 我 因 你 所得不 義 之 財 、 和 你 中間 所 流 的 血 、 就 拍掌 歎息
En başta muhabbet yüzeyel ve keyifliydi, Ama çok geçmeden Storm döktürüverdi:Η συζήτηση στην αρχή ανάλαφρη και ζωηρή πολύ γρήγορα όμως η Καταιγίδα ξεσπά:
Ertesi sabah erkenden kalkıp başının altına koyduğu taşı anıt olarak dikti, üzerine zeytinyağı döktü.야곱이 아침에 일찌기 일어나 베개하였던 돌을 가져 기둥으로 세우고 그 위에 기름을 붓고
Ertesi sabah erkenden kalkıp başının altına koyduğu taşı anıt olarak dikti, üzerine zeytinyağı döktü.Người dậy sớm , lấy hòn đá của mình dùng gối_đầu , dựng_đứng lên làm cây trụ , đổ dầu lên trên chót trụ đó ;
Ertesi sabah erkenden kalkıp başının altına koyduğu taşı anıt olarak dikti, üzerine zeytinyağı döktü.Người dậy sớm, lấy hòn đá của mình dùng gối đầu, dựng đứng lên làm cây trụ, đổ dầu lên trên chót trụ đó;
Ertesi sabah erkenden kalkıp başının altına koyduğu taşı anıt olarak dikti, üzerine zeytinyağı döktü.וישכם יעקב בבקר ויקח את האבן אשר שם מראשתיו וישם אתה מצבה ויצק שמן על ראשה׃
Ertesi sabah erkenden kalkıp başının altına koyduğu taşı anıt olarak dikti, üzerine zeytinyağı döktü.وبكّر يعقوب في الصباح واخذ الحجر الذي وضعه تحت راسه واقامه عمودا وصب زيتا على راسه.
Ertesi sabah erkenden kalkıp başının altına koyduğu taşı anıt olarak dikti, üzerine zeytinyağı döktü.雅 各 清 早 起 來 、 把 所 枕 的 石 頭 立 作 柱 子 、 澆 油 在 上 面
Ertesi sabah erkenden kalkıp başının altına koyduğu taşı anıt olarak dikti, üzerine zeytinyağı döktü.雅各 清早 起 來 、 把 所 枕 的 石頭立 作 柱子 、 澆油 在 上面
Exxo Valdez'in Alaska sahiline döktüğü pislikten 18 kat fazla hesapladılar.엑손 발데스가 알라스카 해안에 버린 것의 18배 이상으로 추정됩니다
Exxo Valdez'in Alaska sahiline döktüğü pislikten 18 kat fazla hesapladılar.Det er anslået at være mere end 18 gange den forurening "Exxon" dumpede ved Alaskas kyst.
Exxo Valdez'in Alaska sahiline döktüğü pislikten 18 kat fazla hesapladılar.Estima-se que exista 18 vezes mais o que Exxon Valdez despejou na costa do Alasca.
Exxo Valdez'in Alaska sahiline döktüğü pislikten 18 kat fazla hesapladılar.Geschätzt haben sie über 18x mehr abgekippt, als Exxon Valdez in die Küste von Alaska.
Exxo Valdez'in Alaska sahiline döktüğü pislikten 18 kat fazla hesapladılar.He arvelivat sen olevan enemmän kuin 18 kertainen mitä Exxon Valdez dumppasi Alaskan rannikolle.
Exxo Valdez'in Alaska sahiline döktüğü pislikten 18 kat fazla hesapladılar.Ils ont estimé qu'il y a plus de 18 fois ce que Exxon-Valdez a rejeté sur la côte de l'Alaska.
Exxo Valdez'in Alaska sahiline döktüğü pislikten 18 kat fazla hesapladılar.Ocenjujejo, da je Texaco odvrgel 18-krat več odpadkov, kot jih je odvrgel Exxon Valdez na obali Aljaske.
Exxo Valdez'in Alaska sahiline döktüğü pislikten 18 kat fazla hesapladılar.Se estima que vertieron más de 18 veces lo que Exxon vertió en la costa de Alaska.
Exxo Valdez'in Alaska sahiline döktüğü pislikten 18 kat fazla hesapladılar.Se estimează că poluarea este de 18 ori mai puternică decât cea cauzată de Exxon Valdez pe ţărmul Alaskăi.
Exxo Valdez'in Alaska sahiline döktüğü pislikten 18 kat fazla hesapladılar.Spośród pierwszych 100 gospodarczych potęg światowych według rocznego PKB... ...51 to korporacje.
Exxo Valdez'in Alaska sahiline döktüğü pislikten 18 kat fazla hesapladılar.Utsläppen uppskattas vara 18 gånger större än Exxon Valdez i Alaska.
Exxo Valdez'in Alaska sahiline döktüğü pislikten 18 kat fazla hesapladılar.Замърсяването е оценено на повече от 18 пъти това, което Ексксон Валдез изхвърли на брега на Аляска.
Exxo Valdez'in Alaska sahiline döktüğü pislikten 18 kat fazla hesapladılar.По их оценкам сброс был в 18 раз сильнее чем Эксон Вальдез сбросил на побережье Аляски.
'Fındık faresi tekrar uyuyor' dedi Şapkacı ve onun üzerine biraz sıcak çay döktü burnunu."A Mormota megint alszik," mondta a Kalapos, s öntött egy kis forró tea után az orrát.
'Fındık faresi tekrar uyuyor' dedi Şapkacı ve onun üzerine biraz sıcak çay döktü burnunu.Dále jen "Plch je zase spí," řekl Kloboučník a nalil trochu horkého čaje na jeho nos.
'Fındık faresi tekrar uyuyor' dedi Şapkacı ve onun üzerine biraz sıcak çay döktü burnunu."Det Dormouse sover igen, sa Hatter, och han hällde lite varmt te på nosen.
'Fındık faresi tekrar uyuyor' dedi Şapkacı ve onun üzerine biraz sıcak çay döktü burnunu.'De Zevenslaper is weer in slaap,' zei de Hoedenmaker, en hij goot een beetje hete thee op zijn neus.
'Fındık faresi tekrar uyuyor' dedi Şapkacı ve onun üzerine biraz sıcak çay döktü burnunu.'Dormouse adalah tidur lagi, "kata Hatter, dan dia menuangkan teh panas sedikit pada yang hidung.
'Fındık faresi tekrar uyuyor' dedi Şapkacı ve onun üzerine biraz sıcak çay döktü burnunu."Dormouse śpi znowu rzekł Kapelusznik, i wylał trochę gorącej herbaty na nos.
'Fındık faresi tekrar uyuyor' dedi Şapkacı ve onun üzerine biraz sıcak çay döktü burnunu.'El Lirón se duerme otra vez-dijo el Sombrerero, y le sirvió un poco de té caliente en su nariz.
'Fındık faresi tekrar uyuyor' dedi Şapkacı ve onun üzerine biraz sıcak çay döktü burnunu.Giống chuột nưa sóc là ngủ một lần nữa, Hatter, và ông đổ một ít trà nóng khi mũi.
'Fındık faresi tekrar uyuyor' dedi Şapkacı ve onun üzerine biraz sıcak çay döktü burnunu.'Il Ghiro è addormentato di nuovo,' disse il Cappellaio, e si versò un po 'di tè caldo su il suo naso.
'Fındık faresi tekrar uyuyor' dedi Şapkacı ve onun üzerine biraz sıcak çay döktü burnunu.'잠꾸러기가 다시 자고'해터 말했다, 그는시 조금 뜨거운 차를 부어 의 코.
'Fındık faresi tekrar uyuyor' dedi Şapkacı ve onun üzerine biraz sıcak çay döktü burnunu."Le Loir est endormi à nouveau, dit le Chapelier, et il a versé un peu de thé chaud sur son nez.
'Fındık faresi tekrar uyuyor' dedi Şapkacı ve onun üzerine biraz sıcak çay döktü burnunu.Nadaljevanju: The Polšji stresel z glavo nestrpno, in rekel, ne da bi odprl svoje oči, "z dne
'Fındık faresi tekrar uyuyor' dedi Şapkacı ve onun üzerine biraz sıcak çay döktü burnunu."O Leirão está dormindo novamente", disse o Chapeleiro, e derramou um pouco de chá quente em cima seu nariz.
'Fındık faresi tekrar uyuyor' dedi Şapkacı ve onun üzerine biraz sıcak çay döktü burnunu."Plch je zase spí," povedal Klobučníka a nalial trochu horúceho čaju na jeho nos.
'Fındık faresi tekrar uyuyor' dedi Şapkacı ve onun üzerine biraz sıcak çay döktü burnunu."The alunarilor este adormit din nou", a spus Palarierul, şi a turnat un ceai fierbinte, la puţin său nas.
'Fındık faresi tekrar uyuyor' dedi Şapkacı ve onun üzerine biraz sıcak çay döktü burnunu.'The Dormouse er i søvn igen, "sagde hattemageren, og han hældte lidt varm te på dens næse.
'Fındık faresi tekrar uyuyor' dedi Şapkacı ve onun üzerine biraz sıcak çay döktü burnunu."THE pähkinähiiri nukkuu taas," sanoi Hatter, ja hän kaatoi hieman kuumaa teetä, kun sen nenä.
'Fındık faresi tekrar uyuyor' dedi Şapkacı ve onun üzerine biraz sıcak çay döktü burnunu."Ο Τυφλοπόντικας κοιμάται και πάλι", είπε ο Καπελάς, και είχε μάθει από λίγο ζεστό τσάι με την τη μύτη του.
'Fındık faresi tekrar uyuyor' dedi Şapkacı ve onun üzerine biraz sıcak çay döktü burnunu."Соня знову спить, сказав Капелюшник, і він налив трохи гарячого чаю на його ніс.
'Fındık faresi tekrar uyuyor' dedi Şapkacı ve onun üzerine biraz sıcak çay döktü burnunu."Соня снова спит, сказал Шляпник, и он налил немного горячего чая на его нос.
'Fındık faresi tekrar uyuyor' dedi Şapkacı ve onun üzerine biraz sıcak çay döktü burnunu."Сънливец е заспал отново," каза Шапкаря и изля малко горещ чай при носа си.
'Fındık faresi tekrar uyuyor' dedi Şapkacı ve onun üzerine biraz sıcak çay döktü burnunu."נמנמן הוא נרדם שוב," אמר הכובען, והוא שפך תה חם מעט על האף שלה.
'Fındık faresi tekrar uyuyor' dedi Şapkacı ve onun üzerine biraz sıcak çay döktü burnunu."إن الزغبة نائم مرة أخرى" ، قال حتر ، وأنه سكب الشاي الساخن عليها قليلا في الأنف.
'Fındık faresi tekrar uyuyor' dedi Şapkacı ve onun üzerine biraz sıcak çay döktü burnunu.その鼻。 ヤマネは、'目を開けることなく、イライラして頭を横に振った、と言った
Gazeteci Zahra Joya, kızgınlığını Facebook'ta yaptığı birkaç kelimelik gönderide döktü.La periodista Zahra Joya dejó salir su rabia en una breve publicación en Facebook:
Gazeteci Zahra Joya, kızgınlığını Facebook'ta yaptığı birkaç kelimelik gönderide döktü.Zahra Joya, uma jornalista, extravasou sua raiva em uma postagem com poucas palavras no Facebook.
Görebiliyor musunuz bilmiyorum. Buraya biraz Rice Krispies döktüm.Ik weet niet of je het ziet - ik liet daar wat Rice Krispies vallen,
İlgili Sayfalar