döküyor ile cümle
döküyor kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
7
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Tom neredeyse kahvesini döküyordu.Tom almost spilled his coffee.
Tom bir bardak süt döküyor.Tom is pouring a glass of milk.
Bir Berberi halısı dokuyorum.I am weaving a Berber carpet.
Sanırım çok ince eleyip sık dokuyorsun.I think you're too picky.
İnce eleyip sık dokuyorsun.You're splitting hairs.
Sen ince eleyip sık dokuyorsun.You're splitting hairs.
İnce eleyip sık dokuyorsunuz.You're splitting hairs.
Ben bir halı dokuyorum.I am weaving a carpet.
Bir halı dokuyorsun, değil mi?You are weaving a carpet, aren't you?
O bir halı dokuyor.He is weaving a carpet.
Tom bir halı dokuyor.Tom is weaving a carpet.
Biz bir halı dokuyoruz.We are weaving a carpet.
Onlar bir halı dokuyorlar.They are weaving a carpet.
Neredeyse kahvemi klavyeye döküyordum.I nearly spilled my coffee on the keyboard.
Saçımı döküyorum.I'm losing my hair.
Kahveyi neredeyse klavyeme döküyordum.I almost spilled the coffee on my keyboard.
Kedim tüy döküyor.My cat is shedding hair.
Tom çöp döküyordu.Tom was dumping trash.
Neredeyse kahveyi klavyeme döküyordum.I almost spilled coffee on my keyboard.
Neredeyse kahvemi döküyordum.I almost spilled my coffee.
Tom ter döküyordu.Tom was pouring sweat.
Buldozerler cesetleri kazılan çukurlara döküyor ve üstünü kapatıyorlardı.The buckets had holes in them and would leak as they ran.
Ve o kilin içine "maya" dediğimiz bir malzeme döküyoruz.And we infuse that clay with an ingredient that we call "leaven."
"Bu tezgah üzerinde hayatımı dokuyorum" diyorlar.They say, "Upon this loom, I weave my life."
Bir tabak spagettiniz vardı ve sosu üstüne döküyordunuz,You'd have a plate of spaghetti, and you would pour it on, right?
Çoğu tüylerini döküyor ve tel kafese sürtünmekten yaralanıyorlar.Many lose their feathers and develop sores from rubbing against the wire cage.
Bu döküyor.It's pouring.
"IBM makinası kartların üstüne zift gibi bir şey döküyor."IBM machine putting a tar-like substance on the cards.
Yakıt verimliliği teknolojisine milyarlarca dolar döküyoruz.We put billions of dollars into fuel-efficient technologies.
Mavi Saray ve Dae Han Grup şu an ecel terleri döküyor olmalı.Now Cheongwadae and Daehan Group won't be able to explain themselves.
Birçok yetim gözyaşı döküyorSo many orphans weep
Surya, gazı bittiğinde, biyogaz odasından atıkları alıp ekinlerinin üzerine döküyor.Surya takes the waste out of the biogas chamber when it's shed the gas, he puts it on his crops.
Erkeklerse sadece bir bölgeye döküyorlar."Men just have to dump it in a single area."
Birlikte kan döküyorlar.They've bled together.
Milan ve Floransa arasında mekik dokuyordum.And before long, I was commuting between Budapest, Milan and Florence.
Tamamen eriyene kadar karıştırıyoruz ve büyüme banyosuna döküyoruz.We stir this in until it's completely dissolved and then pour it into a growth bath.
Dostlarım benimle eğleniyor, Gözlerim Tanrıya yaş döküyor;My friends scoff at me. My eyes pour out tears to God,
Önüne döküyorum yakınmalarımı, Önünde anlatıyorum sıkıntılarımı.I pour out my complaint before him. I tell him my troubles.
‹‹ ‹İşte içindeki her İsrail önderi yetkisini kullanarak kan döküyor.Behold, the princes of Israel, everyone according to his power, have been in you to shed blood.
Derler ki: "Eyvahlar bize, bu kitaba ne oluyor ki, küçük büyük bırakmayıp herşeyi sayıp-döküyor?"How is it with this Book, that it leaves nothing behind, small or great, but it has numbered it?'
Stefanoviç'in ekibi, müzakerelerde görüşülecek konular konusunda ince eleyip sık dokuyor.His team is fine-tuning the list of issues to be discussed during the talks.
Hayradini, tezgâhında genellikle geleneksel kıyafetler dokuyor.She mainly uses it to weave traditional costumes.
Vernesa Hayradini 35 yıldır geleneksel kıyafetler dokuyor.Vernesa Hajradini has woven traditional garb for 35 years.
Türkiye Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu iki ülke arasında aylardır mekik dokuyordu.For months, Turkish Foreign Minister Ahmet Davutoglu has been shuttling between the two counties.
Kaspar bağırır; «Samiel yedincisini döküyorum, yardım et!»Samiel, hilf!“ Später ruft er: „Hilf, Samiel!
Harmanlarını makinelerle döküyorlar.Й звели бузовіри своі автомати.
Şu anda süper ligde Yeni Malatyasporun başarısı için ter döküyor.Lid zatím provolává slávu novému dóžeti.
Buldozerler cesetleri kazılan çukurlara döküyor ve üstünü kapatıyorlardı.Bønderne har sikkert skjult kobberpladerne ved at grave dem ned.
Harmanlarını makinelerle döküyorlar.동전을 기계로 주조한 시기에 해당한다.
Ama sadece yaklaşık 5000 yıldır konuştuklarımızı yazıya döküyoruz.그렇지만 우리가 글을 쓰기 시작한 것은 약 5000년 정도 되었지요.
Ama sadece yaklaşık 5000 yıldır konuştuklarımızı yazıya döküyoruz.Но записывать слова мы начали только 5 000 лет назад.
Ama sadece yaklaşık 5000 yıldır konuştuklarımızı yazıya döküyoruz.אבל התחלנו לכתוב את המילים שלנו רק לפני 5,000 שנה
Ama sadece yaklaşık 5000 yıldır konuştuklarımızı yazıya döküyoruz.لكن نحن كتبنا كلماتنا منذ حوالي 5،000 سنة.
Ama sadece yaklaşık 5000 yıldır konuştuklarımızı yazıya döküyoruz.わずか5000年ほどです それ以前は 情報を記録するには
Ayırdığımız kaynak miktarı tamamen farklı. Yakıt verimliliği teknolojisine milyarlarca dolar döküyoruz.Ponemos miles de millones de dólares en tecnologías de combustible eficiente.
BATARYA KAFESLERI Çogu tüylerini döküyor ve tel kafese sürtünmekten yaralaniyorlar.Πολλές χάνουν τα πούπουλά τους και αναπτύσσουν πληγές από την τριβή στο πλέγμα του κλουβιού.
Birçok yetim gözyaşı döküyorOh, no puedo entender
Birçok yetim gözyaşı döküyorTellement d'orphelins pleurent
Birçok yetim gözyaşı döküyorТак много сирот проливают слезы
Birçok yetim gözyaşı döküyorالكثير من الأيتام يبكون