cinsel ile cümle

cinsel kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Cinsel olgunluğa, üreme organlarının tümüyle gelişmesi ve gamet üretiminin başlamasıyla ulaşılır.Kematangan seksual dicapai dengan matangnya organ reproduksi dan produksi sel gamet.
Oruç eylemi, yiyeceğin dışında cinsel ilişki ve diğer aktiviteleri de engelleyicidir.Praktik puasa dapat menghalangi aktivitas seksual dan lainnya serta makanan.
Cinsel partnerler, herhangi bir cinsiyetten ya da herhangi bir cinsel yönelime sahip olabilir.Para mitra seksual dapat dari berbagai jenis kelamin atau orientasi seksual.
Seks turizmi, fahişelerin cinsel ilişkiye girmeleri için çalıştırıp seyahat ettikleri sektördür.Misalnya, wisatawan seks adalah sumber permintaan untuk prostitusi.
Geçmişte Autofellatio cinsel bir davranıştan ziyade bir problem olarak düşünülmüştür. ^ a b Savage, Dan.Autofellatio adalah sebuah bentuk pornografi yang paling tidak lazim dilakukan. ^ Savage, Dan.
"Lose Control" şarkısı cinsel bir fırsattan bahsediyor.Lagu "Bad Blood" adalah lagu bergenre Pop.
Hem saf ve eldeğmemiştir, hem de doğurgandır ve cinselliği varlığında barındırır.Dia adalah terang dan santai meskipun situasi di negaranya.
Pakistan Anayasası cinsel yönelimden veya toplumsal cinsiyet kimliğinden bahsetmemektedir.Konstitusi tidak secara eksplisit membahas orientasi seksual atau identitas gender.
Özbekistan'da erkekler arası cinsel ilişki yasadışıdır.Aborsi selektif-seks adalah ilegal di Arizona.
Bu yunusların cinsel olgunluğa yedi ila dokuz yol arasında eriştiği düşünülmektedir.Lumba-lumba ini dianggap mencapai kedewasaan seksual pada 7 sampai 9 tahun.
Oğlancılık yasaları veya Sodomi yasaları, cinsel suçlar olarak cinsel ilişkileri sınıflayan bir yasadır.Hukum sodomi adalah hukum yang mengatur beberapa tindak seksual sebagai pidana.
Erkeklerde cinsel sapkınlıklara daha sık karşılaşılır.Gejala infeksi lebih sering timbul pada laki-laki.
Orgazma cinsel ilişki ya da mastürbasyon ile ulaşılabilir.Ekspresi seksual dapat mengambil bentuk masturbasi atau seks dengan pasangan.
Ancak Sevi, eşiyle cinsel ilişkiye girmedi.Akibatnya Sutra sukar berhubungan seks dengan istrinya.
Bu durum toplumun cinsel sağlığını bozar" ifadeleri kullanılmıştır.Peristiwa ini memicu "perdebatan yang membelah masyarakat".
Büyükleriyle (otorite ifade edenlerle) cinsel konuları konuşmaktan utanabilirler.Ini mendorong Berg untuk membuang gagasannya tentang seks orang dewasa dengan anak-anak.
Cinsel nesne asker üniforması giymiştir.Kulit anjing dipakai untuk keperluan seragam militer.
Cinsel partner, cinsel ilişkiye giren insanlara verilen isim.Pasangan seksual adalah orang yang terlibat dalam aktivitas seksual bersama-sama.
"Cinsel yönelim ayrımcılığı ve STKlar".Diskriminasi Stereotipe ^ spesifik.
Cinsel yoksunluk veya etkili kontrasepsiyon bu dönemde zorunludur.Sự kiêng cữ tình dục hoặc biện pháp tránh thai hiệu quả là bắt buộc trong thời kỳ này.
Kısa bir süre sonra Holloway ve Shaw cinsel ilişkiye girer.Không lâu sau đó, Shaw và Holloway có quan hệ với nhau.
Elagabalus'un cinsel yönelimi ve cinsel kimliği birçok tartışma ve ihtilafın kaynağı olmuştur.Khuynh hướng tình dục và bản chất giới tính của Elagabalus đã là chủ đề của nhiều cuộc tranh cãi kịch liệt.
McQueen açıkça geydi ve cinsel yönelimini altı yaşındayken fark ettiğini söylemişti.McQueen là một người đồng tính và từng thổ lộ rằng ông đã nhận ra khuynh hướng giới tính từ năm sáu tuổi.
Jarratt ve diğerlerine göre, bir "cinselleştirilmiş öfkenin tekrarını" göstermiştir.Theo Jarratt, Anna thể hiện "một sự lặp đi lặp lại cơn giận dữ đầy vẻ khêu gợi."
"Poker Face"in sözlerinde cinsel ima ve sataşmalar görülmektedir.Lời bài hát "Poker Face" ám chỉ đến tình dục và tán tỉnh.
Cinsel yönelim Biyoloji ve cinsel yönelim El yanlılık ve cinsel yönelim Eşcinsellik ^ Blanchard R (1997).Đặc điểm tay thuận và thiên hướng tình dục ^ Blanchard, R. (1997).
Kadın cinsel bölge kılları kasık kılın çıkarılmasıdır.Chúng tôi muốn nền công nghiệp tình dục được xóa bỏ.
HIV cinsel temas yoluyla ve enfekte kanla temas yoluyla bulaşan ciddi bir etkendir.HIV là một trong vài loại virus lây nhiễm thông qua quan hệ tình dục và tiếp xúc với máu bị nhiễm bệnh.
Kadın orgazmı yaşayabilmek için birden fazla cinsel uyarana ihtiyaç duyabilir.Hầu hết phụ nữ cần được kích thích âm vật để đạt cực khoái.
Hayvanların cinsel davranışları aynı tür içerisinde bile çok çeşitlilik gösterebilmektedir.Hành vi tình dục ở động vật có nhiều dạng, ngay cả trong cùng một loài.
Pulcheria bir rahibe gibi cinsel ilişkilerden uzaklaşma yemini etmiş ve bu yeminine hep uymuştur.Pulcheria đã thề nguyện sẽ theo Chúa suốt đời với tư cách của một trinh nữ ngoan đạo.
Onlar istemese bile cinsel ilişkiye zorladınız.Họ sẵn sàng quan hệ tình dục không cần đắn đo.
İslam dini evlilikten önce cinsel ilişkiye girmeyi yasaklar.Tôi nghĩ mọi người cần tránh việc quan hệ tình dục trước khi cưới".
Cinsel içerikli davranışları bulunur.Thực hành quan hệ tình dục an toàn.
Edo dönemi shunga, günlük hayatın estetiğini takiben, cinsellik tasvirlerinde geniş çeşitlilik gösterdi.Theo thẩm mỹ của cuộc sống hàng ngày, shunga thời kỳ Edo đã biến tấu rộng rãi trong miêu tả của tình dục.
İç cinsel organlar yardımcı seks bezlerini içerir.Những người nghiện tình dục dùng cả ngày để nghĩ về tình dục.
Quebec, 1977’de cinsel yönelim ayrımcılığını yasaklayan ilk eyalet olmuştur.Năm 1977, Québec tại Canada đã trở thành bang đầu tiên cấm kỳ thị dựa trên thiên hướng tình dục.
Cinsel: Kendi rızası olmadan herhangi bir cinsel etkinliğe zorlamak.Bạo hành tình dục: Ép quan hệ tình dục khi bạn đời không muốn.
Rusya'da yetişkinler arasındaki rızai cinsel ilişki, ensest de dahil olmak üzere, suç değildir.Quan hệ tình dục giữa nam giới trưởng thành không phải là bất hợp pháp.
Büyükleriyle (otorite ifade edenlerle) cinsel konuları konuşmaktan utanabilirler.Họ có thể hết sức kiềm chế ham muốn tình dục đồng tính của mình.
Erkek cinselliği, insan cinselliğinin bir bölümünü oluşturur.Tư thế quan hệ tình dục đóng một phần vai trò trong tình dục con người.
Cinsel dayanıklılık övülen bir değerdir.Cần cù lao động là một giá trị đạo đức nổi bật.
Pakistan Anayasası cinsel yönelimden veya toplumsal cinsiyet kimliğinden bahsetmemektedir.Litva không công nhận hôn nhân đồng giới hoặc quan hệ đối tác dân sự.
Cinsel partnerler, herhangi bir cinsiyetten ya da herhangi bir cinsel yönelime sahip olabilir.Tình dục tập thể có thể xảy ra với mọi thiên hướng tình dục và giới tính.
Cinsel arzularda ise artma değil genelde azalma görülür.Trong quan hệ tình dục, không phải lúc nào cũng có cực khoái một cách dễ dàng.
Kadın cinsel olgunluğa ulaştığında, enerjisini çocuklarına adar.女性は性的な成熟に到達するやいなや、子どもに自身のエネルギーを振り向けるようになる。
Özbekistan'da erkekler arası cinsel ilişki yasadışıdır.ウズベキスタンにおいて、男性同士の性交は違法とされている。
Aseksüelliğin, bir cinsel yönelim olup olmadığı üzerinde önemli tartışmalar vardır.無性愛が性的指向であるかどうかについてはかなりの議論がある。
Nitekim bir gün onların cinsel tacizine uğrayacaktır.ある日彼は自らの痴漢の被害者と再会する。
Cinsel organı kanlıydı ve ısırık izleri vardı.その遺体は腐乱しており、吐血の跡もあった。
Pakistan Anayasası cinsel yönelimden veya toplumsal cinsiyet kimliğinden bahsetmemektedir.パキスタンの憲法には、性的指向や性同一性については特に言及していない。
WHO (Dünya Sağlık Örgütü) WAS (Dünya Cinsel Sağlık Derneği) The Kinsey Institute ^「キンゼー研究所( Kinsey Institute )」と略される。
Cinsel ilişki isteği (cinsel istek) ve cinsel ilişki kadınlarca daha çok önemsenir.男性は女性よりも、身体的な接触を性的な欲求と結びつける。
Kilise'nin 1555'te yazdığına göre Portekizliler, cinsel amaçlar için Portekiz'e birçok köle Japon getirmiştir.日本人の奴隷たちはヨーロッパに流れ着いた最初の日本人であると考えられており、1555年の教会の記録によれば、ポルトガル人は多数の日本人の奴隷の少女を買い取り性的な目的でポルトガルに連れ帰っていた。
Babası tarafından cinsel tacize uğradığından bahsedilir.父親から性的暴行を受けている事が示唆されている。
Arkadaşlığı iyidir, ancak cinsellikte kötüdür.性格は悪くないが、性悪。
Onlar istemese bile cinsel ilişkiye zorladınız.性的なこととは関係のないところでも性的欲求が発生する。
And kondorları cinsel olgunluğa beş ya da altı yaşından önce ulaşmaz.コンドルは5-6歳になるまで性的な成熟が見られず、繁殖行動がない。
Evlilikte, kadın cinselliğe daha az, çocuklara ise daha fazla ilgi gösterir.結婚生活では、女性は性的関係よりも子どもにより多くの関心を向けている。
Aseksüellik olarak tanımlanan durumlar genelde bir cinsel yönelim olarak kabul ediliyor.無性愛を自認する人はふつう、性的指向として認識されることを好む。

İlgili Sayfalar