cinsel ile cümle

cinsel kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Cinsel partner, cinsel ilişkiye giren insanlara verilen isim.Submissive is de aanduiding voor de onderdanige persoon in een seksuele relatie.
Dışarı boşalma cinsel yolla bulaşan hastalıklara (CYBH) karşı koruma sağlamaz.Hierbij wordt gecontroleerd of er geen sprake is van een seksueel overdraagbare aandoening (SOA).
WHO (Dünya Sağlık Örgütü) WAS (Dünya Cinsel Sağlık Derneği) The Kinsey Institute ^Hij was medeoprichter van een onderwijsinstelling, het Instituut van Kinsbergen.
Cinsellik hâlâ bir tabudur.Seksualiteit is nog steeds een taboe.
Cinsel araştırma ve deneyler yapan klinik ve doktorların bulguları kesin midir?Czy ustalenia lekarzy i klinik prowadzących badania i eksperymenty seksuologiczne są prawdziwe?
Nitekim bir gün onların cinsel tacizine uğrayacaktır.Pewnego dnia ich losy krzyżują się ze sobą.
Kısa bir süre sonra Holloway ve Shaw cinsel ilişkiye girer.Niedługo po tym Shaw i Holloway uprawiają seks.
Ertesi gün de cinsel tacizle suçlandı.Następnego dnia zastaje oskarżony o napastowanie seksualne.
Rati (Sanskritçe: रति, Rati) Hindu aşk, cinsel nefis, şehvet, ihtiras ve cinsel zevk tanrıçası.Rati (sanskryt रति trl. rati) – hinduistyczna bogini miłości, rozkoszy i pożądania.
Kadınlar arası cinsel ilişki ise Azerbaycan topraklarında hiçbir zaman suç olmamıştır.Tego typu zachowania pomiędzy kobietami nigdy nie były w tym kraju karane.
Aseksüelliğin, bir cinsel yönelim olup olmadığı üzerinde önemli tartışmalar vardır.Wciąż trwają debaty nad tym, czy aseksualizm jest orientacją seksualną, czy nie.
Cinsel nesne asker üniforması giymiştir.Kim jest morderca w wojskowym mundurze?
Cinsel davranışlarında da anormallik görülmüştür.Bywają anomalie seksualne.
Diğer ortaya atılan faktörler cinsel yönelim üstündeki genetik kontrolü içermektedir.Pozostałe umożliwiają kontrolowany dostęp do genów.
"CİNSELLİK İŞ YAPAR DA...""Kupcy potrafią przecież liczyć..."
Sekiz ay civarında cinsel olgunluğa ulaşırlar.Osobniki osiągają dojrzałość płciową po około 8 miesiącach.
Dağ tapiri cinsel olgunluğa üç yaşında erişir.Zebry górskie osiągają dojrzałość płciową w wieku 5 lat.
Seçilmişler hiçbir canlıyı incitmezler ve asla cinsel ilişkide bulunmazlar.Nie obwiniaj: ofiary/osoby, które przetrwały nigdy nie są winne wykorzystaniu seksualnemu.
Needy'nin Jennifer'a karşı cinsel çekimi vardır.Podejrzenia wzbudza pies Jennifer.
Kabadayılık cinsel tacizden ve sözlü tacizden çok daha geneldir.Erotyzm jest znacznie szerszym pojęciem niż seks czy seksualność.
1938), insan cinselliği konusunda uzmanlaşmış Amerikalı tarihçi.1938 Opowiadanie Uparty chłopiec.
Erkek üreme organları Üreme Döllenme Kadın Cinsel Anatomisi Nedir?Charakterystyczna dla podrodziny jest budowa narządów rozrodczych samic.
12 yaşında cinsel kuvvete sahip oldu.W wieku 12 lat praktykowała bezpieczny seks.
Ancak Sevi, eşiyle cinsel ilişkiye girmedi.Nie współżyjemy seksualnie ze sobą.
Ana madde: Çocuğun cinsel istismarı Çocukların cinsel yollarla istismar edilmesidir.Tematem utworu jest problem seksualnego molestowania dzieci.
Agrafobi, cinsel istismara maruz kalma korkusudur.Algofobia – irracjonalny lęk przed bólem.
Cinsel erişkinliğe ilk sene sonunda girerler.Dojrzałość płciową uzyskują pod koniec pierwszego roku życia.
Kadın onu odasına çıkartır, birlikte olurlar (bu Persse'nin ilk cinsel tecrübesidir).I będzie mieszkał z nimi, a oni będą ludem jego, a sam Bóg będzie z nimi.
Risk faktörleri arasında kadın anatomisi, cinsel ilişki ve aile geçmişi sayılabilir.Czynnikami ryzyka są: anatomia kobieca, aktywność seksualna oraz występowanie choroby w rodzinie.
Heteroseksüellik veya karşıcinsellik, cinsel ya da duygusal açıdan karşı cinse ilgi duyma durumudur.Jaką postać powinna przyjąć pederastia, czystą czy seksualną?
Özbekistan'da erkekler arası cinsel ilişki yasadışıdır.Kontakty homoseksualne są w Botswanie nielegalne.
Ve bazı cinselliğe gönderme yapan sahneler içermektedir (filmin sahneleri kesilmiş versiyonunda).Zespół przygotowuje stroje i zachowanie na scenie (odgrywanie scen obrazujących teksty piosenek).
Kahkaha cinselliği çağrıştırır.Śmiech (uśmiech) przeniknął w sferę profanum.
Öldürme nedeni ablasını erkek arkadaşıyla cinsel ilişkide bulunurken görmüş olmasıdır.Zostaje zamordowana podczas stosunku płciowego ze swoim chłopakiem.
Skopofili, bir şeye bakarak cinsel haz almak olarak tanımlanır.Jedną z metod jest rozpoznawanie podczas seksowania.
Film cinselliği açıkça tasviriyle bilinir.Charakter filmu jest wyraźnie propagandowy.
Arlecchino'nun en yakın arkadaşı çıkarcı, hınzır, cinsel dürtüsü çok ve bazen yalın olan Brighella'dır.Wuj Quigley – często narzekający i bardzo spokojny wujek Sabriny.
Belsoğukluğu hastalığı kişiye cinsel yolla bulaşan bir hastalıktır.Drogą transmisji jest kontakt seksualny z osobą zakażoną.
Büyükleriyle (otorite ifade edenlerle) cinsel konuları konuşmaktan utanabilirler.Upasani znany jest ze swoich wypowiedzi dotyczących seksualności.
Travestilik bir cinsel yönelim değildir.Ubarwienie nie jest zależne od płci.
Cinsel anlamda uygunsuz provokatif davranışlar sergileyebilir, duygularını etkileyici tarzda dışavururlar.Mogą czuć się niekomfortowo, wyrażając swoje emocje.
Kilise'nin 1555'te yazdığına göre Portekizliler, cinsel amaçlar için Portekiz'e birçok köle Japon getirmiştir.W 1555, w następstwie sporów z kupcami portugalskimi, wypędził niemal wszystkich Europejczyków.
Homoerotizm aynı cinsiyete sahip insanlar arasındaki cinsel çekiciliktir.Występuje duża agresja pomiędzy osobnikami tej samej płci.
Cinsel kölelik, cinsel istismar amaçlı köleliktir.Niewolnictwo seksualne – zmuszanie ludzi do niewolnictwa polegającego na byciu ofiarą przemocy seksualnej.
Dışarı boşalma cinsel yolla bulaşan hastalıklara (CYBH) karşı koruma sağlamaz.Nie chronią przed chorobami przenoszonymi drogą płciową.
Ama cinsel yönelimle ilgili bir bağlantı bulunamamıştır.Po prostu nie chce im się nawiązywać głębszych kontaktów z płcią przeciwną.
Cinsel yolla geçmişse eşin de tedavisi gerekir.Jeśli wystąpią nawracające infekcje, należy poddać leczeniu także partnera seksualnego.
Dörtleme ya da Dörtlü: Dört kişinin birlikte uyguladığı cinsellik.Мы че́тверо протестова́ли. → Nas czterech/czworo protestowało.
Yaşlı kadın, gelininin cinsel dürtülerine yenik düştüğünde kendisini terkedeceğini bilir.Niestety sytuacja się komplikuje, gdy odchodzi od niego jego nowa narzeczona.
Aynı yasalar ırklar arası evlilik ve cinsel yakınlaşmayı da yasaklıyordu.Prawa dotyczące „mieszania ras” zabraniały międzyrasowych małżeństw.
Çocuk gelinler ile kurulan cinsel ilişki, çocukların cinsel olarak istismar edilmesidir.Systemy uzależnień w rodzinach dzieci wykorzystywanych seksualnie.
Kanıtlar, başkalarıyla cinsel ilişkiye girmeyen heteroseksüel çiftlerin risk taşımadığını desteklemektedir.Bevisen stöder att det inte finns någon risk för heterosexuella par som inte har sex med andra personer.
1933'te 130 erkek küçük yaşta kişilerle cinsel ilişkiye girmekle ve pedofili olmakla suçlanmıştır.1933 blev 130 män "anklagade för att vara 'pederaster' – vuxna män som har sex med pojkar.
18:23 Bir erkek, erkekle cinsel ilişkiye girmemeli Lev.I vers 4:23 är det till exempel inte tillåtet för syskon att gifta sig med varandra.
Yine Kur'an'da erkek erkeğe cinsel ilişkiye girilmesi günah olarak nitelendirilmiştir.I Koranen är straffet för överträdelse att människan fördrivs från paradiset och att hon blir olycklig.
Cinsel içerikli davranışları bulunur.Sexuella trakasserier förekom.
Hayvanların cinsel davranışları aynı tür içerisinde bile çok çeşitlilik gösterebilmektedir.Djurs sexuella beteende tar sig många olika uttryck, även inom samma art.
Cinsel tacize karşı yürütülen kampanyanın sembol mor iğneydi.Nakna kvinnobröst var ett sådant motiv.
Sekiz ay civarında cinsel olgunluğa ulaşırlar.Könsmognaden infaller efter cirka 8 månader.
Birincil frengi genellikle başka bir kişinin bulaşıcı lezyonları ile cinsel temas yoluyla bulaşır..Primär syfilis fås vanligtvis genom direkt sexuell kontakt med en annan persons smittsamma lesioner.

İlgili Sayfalar