Hayvanların cinsel davranışları aynı tür içerisinde bile çok çeşitlilik gösterebilmektedir.En outre, les comportements sexuels se manifestent de manière extrêmement variable chez les animaux.
Mamâfih mahkeme, kurbanın cinsel yönelimi olayı etkilemediği sonucuna varmıştır.L'état de son cadavre n'a pas permis d'établir si la victime a subi des violences sexuelles.
Cinsellik ve Alman DevrimiBonsoir, révolution allemande.
Bu da insanlarin Prince'in cinsel tercihinin sorgulamasına neden oldu.L'affaire n'alla pas à son terme en raison de la fuite des préférences sexuelles du prince.
Oral seks, bir cinsel etkinlik türüdür.Le jeu de rôle sexuel est une forme érotique de jeu de rôle.
Bunların çoğu kendi cinsel yönelimlerine dair kamuoyuna açılmamayı tercih etmiştir.La plupart de ces personnalités préfèrent cependant que leur orientation sexuelle ne soit pas rendue publique.
Buna göre bir eşin görevi eşini diğer yönlerde olduğu gibi cinsel yaşamda da mutlu etmektir.L'époux doit donc s'occuper autant de son épouse sur terre que dans l'au-delà.
Şimdi bunun tamamen cinsel bir duyu olduğunu düşünüyorum.Mais il s'avère que c'est un sentiment d'amour maternel.
Hastanın cinsel geçmişi taranır.Les antécédents sexuels du patient sont recherchés.
Ana madde: Penis Penis, erkek cinsel organı.En s'appuyant sur la loi ; l'objet de pénétration est l'organe sexuel masculin.
Fakat, birkaç sene boyunca cinsel anlamda beraber olmadılar.On découvre que cela fait un an qu'ils n'ont pas eu de relations sexuelles.
"Poker Face"in sözlerinde cinsel ima ve sataşmalar görülmektedir.Lyriquement, Poker Face fait allusion à la sexualité et aux jeux d’argent.
Geceleyin iki kadın cinsel ilişkiye girer.La nuit, deux sœurs veillent sur les malades.
Bien, hamilelik nedeninin Şeytan'la cinsel ilişkiye girmekten meydana geldiğine dair itirafta bulundu.Elle avoue sous la torture avoir été en relation avec le démon.
Oğlancılık yasaları veya Sodomi yasaları, cinsel suçlar olarak cinsel ilişkileri sınıflayan bir yasadır.Une loi anti-sodomie (en anglais : sodomy law) est une loi pénalisant certains comportements sexuels.
Cinsel organını çıkararak gösterdi.Ils lui brûlent ses organes génitaux .
Bir buçuk iki yaşında da cinsel olgunluğa erişilir.À un an et demi, il atteint sa maturité sexuelle.
13 yaşında bir kızla cinsel ilişkiye girme suçuyla hakkında dava açılmıştı.Auteur d'un viol en réunion sur une fillette de treize ans.
Kişinin cinsel kimliği her zaman cinsel yönelimiyle uyuşmayabilir.L'identité de genre pourrait être non alignée sur l'identité sexuelle.
Joseph Pacely bir kadının evine cinsel saldırı amacıyla girmekle suçlanmıştır.Ellen Plainview est arrêtée pour avoir agressé une femme dans un parking.
Onlar istemese bile cinsel ilişkiye zorladınız.Il est également interdit d'y avoir des rapports sexuels ou d'y faire ses besoins.
Sözsel olarak cinsel ilişki, sadomazoşizm, bondage ve cinsel fetişizm temaları işlenmiştir.À savoir la sodomie, le sadomasochisme et les rapports sexuels en public.
Banyoda cinsel ilişki, kişilerin banyoda veya tuvalette yaptığı cinsel ilişki türü.Was die Männer so treiben, wenn die Frauen im Badezimmer sind.
Bu kategoriler cinsel kimliklerin daha ayrıntılı dünyasını yönleridir.Ces catégories sont des aspects de la nature plus nuancée de l'identité sexuelle.
Budizmde evlilikten önce cinsel ilişki yaşamak yasak değildir.Les relations sexuelles avant le mariage étaient interdites.
Kürtaj, cinsellik ve istismar gibi konuların temel alındığı dönemdir.Dès lors, les problèmes liés à la liberté sexuelle, à la contraception et à l'avortement deviennent centraux.
Bay Şapka onun eş cinsel yönünü yansıtır.Harry incarne donc le retour de sa sexualité.
HIV cinsel temas yoluyla ve enfekte kanla temas yoluyla bulaşan ciddi bir etkendir.Le VIH est un virus qui se transmet sexuellement ou par contact sanguin.
O zaman bir kızla cinsel ilişkide bulunup hamile bıraktığı bilinmektedir.On peut comprendre par la narration qu'elle a une liaison sexuelle avec lui et qu'elle va tomber enceinte.
Şehvet cinsel istek duygusudur.L'humiliation en elle-même a besoin d'être sexuelle.
Onunla cinsel ilişkiye girdin mi?¿Tuviste relaciones sexuales con él?
Evlilikte, kadın cinselliğe daha az, çocuklara ise daha fazla ilgi gösterir.En el matrimonio, la mujer lleva menos interés en el sexo y más en los niños.
Kısa bir süre sonra Holloway ve Shaw cinsel ilişkiye girer.Más tarde Shaw y Holloway mantienen relaciones sexuales.
Bu genellikle cinsel saldırı korkusu ile ilişkilendirilir.Esto es frecuentemente asociado con un miedo de abuso sexual.
Evlenme yaşı, cinsel rüşt yaşı ile karıştırılmamalıdır.No debe confundirse con la edad de consentimiento sexual.
Cinsel erişkinliğe ilk sene sonunda girerler.Alcanzan la madurez sexual al primer año.
Öyleyse bu cinsel imalar, kısırlığın ve 'yaratmamanın' karşıtıdır."La creación entre la impaciencia y el olvido».
Beyin yapısındaki bu farklılıkların cinsel yönelimle de bağlantılı olduğu rapor edilmiştir.También se han registrado diferencias de la estructura del cerebro según la orientación sexual.
Öyküde cinsel temalar da bulunur.También existen temas de connotación sexual, en la historia.
Babası tarafından cinsel tacize uğradığından bahsedilir.Aparentemente fue víctima de abuso sexual por parte de su padre.
Toplumun doğallığımıza cinsel roller ve tarifler takmalarını reddediyoruz.Rechazamos el intento de la sociedad de imponernos roles y definiciones a nuestra naturaleza.
Şimdi bunun tamamen cinsel bir duyu olduğunu düşünüyorum.Ahora se que era un sentimiento agudamente sensual.
İnsan cinselliği G-noktası Orgazm Kadınlarda boşalma ^ "Mastürbasyon Takıntısı".Zona erógena Punto G Orgasmo Eyaculación femenina Sexualidad humana Cada vez que te masturbas...
O romantik ve cinsel yönelimlerinde kesinlikle heteroseksüeldir.Es un hombre que es estrictamente heterosexual en sus relaciones románticas y eróticas.
Nitekim bir gün onların cinsel tacizine uğrayacaktır.Pero un día van a cambiar su mal suerte...
Günümüze kadar gelen ilk Taoist cinsellik metinleri Mawangdui'deki gömütlerde bulunmuştur.Los primeros textos que han sobrevivido son los que se encuentran en las tumbas Mawangdui.
13 yaşında bir kızla cinsel ilişkiye girme suçuyla hakkında dava açılmıştı.Fue acusado de violar a una niña de 13 años.
Cinsel birleşme, ne tür yeni bir genotipin oluştuğunu öğrenmek için bir yöntem olarak kullanılabilir.El sexo podría ser un método por el cual se crean genotipos novedosos.
Oğlancılık yasaları veya Sodomi yasaları, cinsel suçlar olarak cinsel ilişkileri sınıflayan bir yasadır.Una ley de sodomía es una ley que define ciertos actos sexuales como delitos.
Kaşınma ve iritasyon olur ama cinsel birleşmede acı olmaz.Está asociada con prurito e irritación, pero no produce dolor durante las relaciones sexuales.
Alexis ile Thomas cinsel ilişkiye gireceği sırada odaya Kirby girer ve üzgün bir şekilde partiden ayrılır.Kirby entra en la habitación donde Thomas y Alexis están a punto de tener sexo y abandona la fiesta molesta.
Kadın cinsel olgunluğa ulaştığında, enerjisini çocuklarına adar.Ella dedica sus energías a los niños una vez que alcanza la madurez sexual.
Bir buçuk iki yaşında da cinsel olgunluğa erişilir.Al año y medio maduran sexualmente.
Japonca josei kelimesi sadece "dişi" anlamına gelir ve cinselliğin doğrudan bir göstergesi değildir.En japonés, la palabra josei significa solamente "femenino" y no presenta ninguna connotación sexual.
O zaman bir kızla cinsel ilişkide bulunup hamile bıraktığı bilinmektedir.Tienen relaciones sexuales una vez, lo que resulta en un embarazo.
Erişkin erkek bireyler 8, dişiler ise 5 yaşında cinsel olgunluğa ulaşır.Maduran antes los machos, hacia los cinco años, mientras que las hembras lo hacen con ocho.
Cinsel kölelik, cinsel istismar amaçlı köleliktir.El tráfico de seres humanos con fines de explotación sexual.
Daha genel olarak cinsiyete dayanan her tür ayrım, cinsel ayrımcılık olarak tanımlanabilir.Una y otra situaciones pueden ser consideradas, aun así, formas de separación por razón de sexo.
Onlar istemese bile cinsel ilişkiye zorladınız.Te ha presionado para tener relaciones sexuales.
Şişmanları zayıflatıyor ve cinsel faaliyeti çok arttırıyor."«Gripe ya circula en niños y los efectos pueden ser graves».