Ana içeriğe geç
Sözlük

cilalı ile cümle

cilalı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
6
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Gümüş eşyaları cilalı tutmazsan parlaklığını kaybederler.If you don't keep the silverware polished, it'll lose its luster.
Apple Store ayrıca cilalı paslanmaz çelikten yapılmış 4 GB model önerdi.The Apple Store also offered a 4 GB model made of polished stainless steel.
Cilalı Taş Devri'nde çanak çömlek buluntularından bu yana yerleşim bulunmaktadır.The statue has remained in Piazza Ognissanti since installation.
Mor rengin kullanımına ilk kez, Cilalı Taş Devrinde rastlanıyor.It is around this time that he first encounters Stained Glass Scarlet.
Aralarında cilalı bir katman vardır bu da suyu iter.Between them there's a waxy finish which repels water.
Su çeken uçları ve cilalı kenarları var.They have water-loving tips, and waxy sides.
(Süleyman) "O, cilalı, şeffaf sırçadandır" dedi.He said, 'It is a pavilion smoothed of crystal.
Süleyman dedi ki: "O, cilalı sırçadan yapılmış bir parlak avlu/zemindir."But when she saw it, she supposed it was a spreading water, and she bared her legs.
Emici Koloidal silika beton yoğunlaştırıcı ve cilalı betonda kullanılır.Absorbent Colloidal silica is used in concrete densifiers and polished concrete.
Bu tür yazarlar, yerel bir izleyici için popüler ölçülerde cilalı eserler ürettiler.Such writers produced polished work in popular metres for a local audience.
hızlı dönen cilalı ahşaptan büyük bir disk.a great disc of polished wood that revolves quickly.
Cilalı görünümlü ve koyu yeşildir.Sie sind vom Aussehen grasähnlich und dunkelgrün.
Balzi Rossi mağararaları: Cilalı taş devrinden kalma kalınıtılar.البيروني: الآثار الباقية عن القرون الخالية.
Kasabada, Cilalı Taş Devri' nden beri yerleşim bulunmaktadır.Está localizada numa área habitada desde a Idade da Pedra.
Arkeolojik çalışmalar sonucu Tunç Devri ve Cilalı Taş Devri'nden kalan kalıntılar bulunmuştur.Archeologische expedities hebben de overblijfselen van aardverschuivingen en lavastromen gevonden.
Apple Store ayrıca cilalı paslanmaz çelikten yapılmış 4 GB model önerdi.Lisäksi Apple Storesta on tilattavissa ruostumattomasta teräksestä valmistettu erikoisversio.
Ayna, ışığın %100'e yakın bir kısmını düzgün olarak yansıtan cilalı yüzeydir.Slike speil reflekterer ca. 80 % av det lys som det mottar.
Dortmund şehrinde insanların ilk yerleşke tarihine ait arkeolojik izler, Cilalı Taş Devrine kadar uzanıyor.현 도르트문트 시 지역에서 인간 정착의 첫 흔적은 신석기시대까지 거슬러 올라간다.
Güneydoğu Avrupa'da bulunan bir Cilalı Taş Devri arkeolojik kültürüdür.Хр.) е неолитна археологическа култура в Европа.
Apple Store ayrıca cilalı paslanmaz çelikten yapılmış 4 GB model önerdi.Samuti tuli müügile 4 GB mudel, mille korpus on tehtud poleeritud roostevabast terasest.
Aralarında cilalı bir katman vardır bu da suyu iter.Dazwischen ist eine wachsartige Schicht, die Wasser abweist.
Aralarında cilalı bir katman vardır bu da suyu iter.Di antara mereka ada bagian berlilin, yang menolak air.
Aralarında cilalı bir katman vardır bu da suyu iter.Entre eles há um revestimento de cera, que repele a água.
Aralarında cilalı bir katman vardır bu da suyu iter.Entre ellas hay un acabado de cera que repele el agua.
Aralarında cilalı bir katman vardır bu da suyu iter.Entre elles il y a une sorte de vernis qui repousse l'eau.
Aralarında cilalı bir katman vardır bu da suyu iter.Ertussenin zit een wassen afwerklaag, die water afstoot.
Aralarında cilalı bir katman vardır bu da suyu iter.Giữa các bướu đó là một lớp vỏ sáp không thấm nước.
Aralarında cilalı bir katman vardır bu da suyu iter.Între ele este un finisaj ceros, care respinge apa.
Aralarında cilalı bir katman vardır bu da suyu iter.그 돌기 사이는 밀납을 먹은 것 같이 물을 밀어내는 부분입니다.
Aralarında cilalı bir katman vardır bu da suyu iter.Közöttük viaszos felület van, ami taszítja a vizet.
Aralarında cilalı bir katman vardır bu da suyu iter.Mellan bulorna är det vaxade ytor som stöter ifrån sig vatten.
Aralarında cilalı bir katman vardır bu da suyu iter.Pomiędzy nimi jest woskowe wykończenie, które "odpycha" wodę.
Aralarında cilalı bir katman vardır bu da suyu iter.Sono divise da strati impermeabili che respingono l'acqua.
Aralarında cilalı bir katman vardır bu da suyu iter.Ανάμεσά τους, υπάρχει ένα κέρινο τελείωμα που απωθεί το νερό.
Aralarında cilalı bir katman vardır bu da suyu iter.Между ними находится восковое покрытие, которое отталкивает воду.
Aralarında cilalı bir katman vardır bu da suyu iter.Между тях има восъчно покритие, което отблъсква водата.
Aralarında cilalı bir katman vardır bu da suyu iter.ביניהם ישנו ציפוי שעווה, הדוחה מים.
Aralarında cilalı bir katman vardır bu da suyu iter.وفي نهاياتها مواد شمعية .. مما يحجز الماء
Aralarında cilalı bir katman vardır bu da suyu iter.そして効果はというと
Bacakları dimdikti, ayakları buzağı ayağına benziyor ve cilalı tunç gibi parlıyordu.A ich nohy boly rovné, a spodok ich nôh bol ako spodok nohy teľaťa, a leskly sa na pohľad ako vyleštená meď.
Bacakları dimdikti, ayakları buzağı ayağına benziyor ve cilalı tunç gibi parlıyordu.Chơn nó thẳng , bàn chơn như bàn chơn bò con đực ; sáng_ngời như đồng bóng_nhoáng .
Bacakları dimdikti, ayakları buzağı ayağına benziyor ve cilalı tunç gibi parlıyordu.Chơn nó thẳng, bàn chơn như bàn chơn bò con đực; sáng ngời như đồng bóng nhoáng.
Bacakları dimdikti, ayakları buzağı ayağına benziyor ve cilalı tunç gibi parlıyordu.Deres ben var rette, og deres fotblad var som kloven på en kalv, og de blinket likesom skinnende kobber.
Bacakları dimdikti, ayakları buzağı ayağına benziyor ve cilalı tunç gibi parlıyordu.Ja säärivarret niillä oli suorat ja jalkaterät kuin vasikansorkat, ja ne välkkyivät kuin kiiltävä vaski.
Bacakları dimdikti, ayakları buzağı ayağına benziyor ve cilalı tunç gibi parlıyordu.Kakinya lurus dan mengkilap seperti perunggu yang digosok. Jari kakinya berkuku seperti kuku banteng
Bacakları dimdikti, ayakları buzağı ayağına benziyor ve cilalı tunç gibi parlıyordu.그 다리는 곧고 그 발바닥은 송아지 발바닥 같고 마광한 구리같이 빛나며
Bacakları dimdikti, ayakları buzağı ayağına benziyor ve cilalı tunç gibi parlıyordu.och deras ben voro raka och deras fötter såsom fötterna på en kalv och de glimmade såsom glänsande koppar.
Bacakları dimdikti, ayakları buzağı ayağına benziyor ve cilalı tunç gibi parlıyordu.Sus piernas eran rectas, y sus pezuñas eran como pezuñas de becerro que centelleaban como bronce bruñido
Bacakları dimdikti, ayakları buzağı ayağına benziyor ve cilalı tunç gibi parlıyordu.Und ihre Beine standen gerade, und ihre Füße waren gleich wie Rinderfüße und glänzten wie helles glattes Erz.
Bacakları dimdikti, ayakları buzağı ayağına benziyor ve cilalı tunç gibi parlıyordu.а ноги их – ноги прямые, и ступни ног их – как ступня ноги у тельца, и сверкали, как блестящая медь.
Bacakları dimdikti, ayakları buzağı ayağına benziyor ve cilalı tunç gibi parlıyordu.ורגליהם רגל ישרה וכף רגליהם ככף רגל עגל ונצצים כעין נחשת קלל׃
Bacakları dimdikti, ayakları buzağı ayağına benziyor ve cilalı tunç gibi parlıyordu.وارجلها ارجل قائمة واقدام ارجلها كقدم رجل العجل وبارقة كمنظر النحاس المصقول.
Bacakları dimdikti, ayakları buzağı ayağına benziyor ve cilalı tunç gibi parlıyordu.他 們 的 腿 是 直 的 、 腳 掌 好 像 牛 犢 之 蹄 、 都 燦 爛 如 光 明 的 銅
Bacakları dimdikti, ayakları buzağı ayağına benziyor ve cilalı tunç gibi parlıyordu.他 們 的 腿 是 直 的 、 腳掌 好像 牛犢之蹄 、 都燦爛 如 光明 的 銅
Elleri, üzerine sarı yakut kakılmış altın çubuklar, Gövdesi laciverttaşıyla süslenmiş cilalı fildişi.hans Hænder er Stænger af Guld, fyldt med Rubiner, hans Liv en Elfenbensplade, besat med Safirer,
Elleri, üzerine sarı yakut kakılmış altın çubuklar, Gövdesi laciverttaşıyla süslenmiş cilalı fildişi.jeho ruky obliny zlata, vysádzané taršíšom; jeho telo umelecké dielo zo slonovej kosti, obložené zafírami;
Elleri, üzerine sarı yakut kakılmış altın çubuklar, Gövdesi laciverttaşıyla süslenmiş cilalı fildişi.손은 황옥을 물린 황금 노리개 같고 몸은 아로새긴 상아에 청옥을 입힌듯 하구나
Elleri, üzerine sarı yakut kakılmış altın çubuklar, Gövdesi laciverttaşıyla süslenmiş cilalı fildişi.Seine Hände sind wie goldene Ringe, voll Türkise. Sein Leib ist wie reines Elfenbein, mit Saphiren geschmückt.
Elleri, üzerine sarı yakut kakılmış altın çubuklar, Gövdesi laciverttaşıyla süslenmiş cilalı fildişi.Ses mains sont des anneaux d`or, Garnis de chrysolithes; Son corps est de l`ivoire poli, Couvert de saphirs;
Elleri, üzerine sarı yakut kakılmış altın çubuklar, Gövdesi laciverttaşıyla süslenmiş cilalı fildişi.Tangannya elok, bercincin emas dengan permata, tubuhnya bagaikan gading bertatah batu nilam
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod