cik ile cümle

cik kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Dışarı çıkıyorum.I'm on my way out.
O, onunla başa çıkabilir.She can handle it.
Tom, başkalarına yardım etmek için yola çıkan kişi türüdür.Tom is the type of person who goes out of his way to help other people.
Onların çıktığını gördük.We saw them leave.
Onu buradan çıkarın.Get her out of here.
Onlar yetişkinleri çileden çıkarttı.They drove the adults crazy.
Gir veya çık.Enter or exit.
Yine, köktenci ideolojiler büyük tarihsel ilerlemelere karşı çıkarlar.Once more, the fundamentalist ideologies oppose to the great historical advances.
Oturanların yarısından daha fazlası plana karşı çıkıyor.More than half of the residents are opposed to the plan.
Birisi beni görmeye gelirse, dışarı çıktığımı söyle.If anyone comes to see me, say that I went out.
Hepimiz işten çıkarıldık.We've all been laid off.
Yüzüğünü çıkardı ve ona fırlattı.She took her ring off and threw it at him.
Onunla birlikte yaşamanın o kadar kolay olmadığı çıktı.It turned out not to be so easy to live with him.
Ona çıkma teklif etmeyi düşünüyordum.I was thinking about asking her out.
Ben merdivenlerden çıkmayı öneririm.I suggest we take the stairs.
Bir içki için dışarı çıkmayı öneriyorum.I suggest we go out for a drink.
Şimdi biraz yemek yemeyi ve daha sonra dışarı çıkmayı öneriyorum.I suggest we eat just a little now, and then go out later.
Nasıl başa çıkıyorsun?How're you holding up?
Tom Mary ile çıkmazdı.Tom wouldn't go out with Mary.
Tom öğle yemeği için dışarı çıktı.Tom went out for lunch.
Tom üç hafta evden çıkmama cezası aldı.Tom was grounded for three weeks.
Tom yüzünde bir tebessümle bardan çıktı.Tom walked out of the bar with a smile on his face.
Tom çöpü dışarı çıkardı.Tom took out the garbage.
Tom Mary'yi akşam yemeğine çıkardı.Tom took Mary out to dinner.
Tom bir şey içmek için Mary'yi dışarı çıkardı.Tom took Mary out for a drink.
Fiyatlar on üç yılın doruk noktasına çıktı.Prices have reached a 13-year high.
Bugün kürtaja geçit veren bir kanun çıktı.Today a law was enacted which allows abortion.
Dünyanın çivisi çıkmış.It's a mad world.
Elbiselerini çıkar ve yatağa uzan!Take off your clothes and lie down on the bed!
O da çikolatadan hoşlanır.She also likes chocolate.
Yola çıkmalıyız.We should be on our way.
Tom yanan arabadan Mary'yi çıkardı.Tom pulled Mary out of the burning car.
Tom çıkışı aradı.Tom missed the exit.
Tom bir hafta izne çıkıyor.Tom is taking the week off.
Tom öğle yemeğine çıktı.Tom is out to lunch.
Tom uyurken çok ses çıkarır.Tom is a very sound sleeper.
Yeni versiyonun yakında çıkacağını umuyoruz.I hope the new version comes out soon.
Sherlock Holmes en küçük detaylardan çok fazla çıkarım yapabilirdi.Sherlock Holmes could deduce much out of the smallest details.
Tom sıkışıklıktan çıkmama yardım etti.Tom helped me out of a jam.
Çıkmaktan çok çalışmayı tercih ederim.I'd rather work than go out.
O, küvetten çıktı ve "Eureka!" diye bağırdı.He got out of the bathtub and shout "Eureka!"
Dışarı çıkmak istemiyorum.I don't want to go outside.
Ben çikolata yerim.I eat chocolate.
Dışarı çık, dışarı çık, neredeysen!Come out, come out, wherever you are!
Hava ısındığından dolayı kazağımı çıkardım.I took off my sweater because it got warmer.
Hava ısındığı için, kazağımı çıkardım.Since it got warmer, I took off my sweater.
Tom bütün kargaşanın ne olduğunu anlamak için dışarı çıktı.Tom went outside to discover what all the commotion was about.
Gaz çıkarmak kabadır.Farting is rude.
Otobüs şoförü öğrencileri başlarını pencereden dışarı çıkarmamaları için uyardı.The bus driver warned the pupils not to stick their heads out the window.
Yemek için son kez dışarı çıktığımızda, akşam yemeğini o ödedi.The last time we went out to eat, she paid for the dinner.
Ne çikolatası yemekten hoşlanırsın?What chocolate do you like to eat?
Şiddetli yağmur nedeniyle dışarı çıkamam.I couldn't go out, due to the heavy rain.
Yeni ay çıktı.The new moon came out.
Tony beş ay önce Angela ile çıkmaya başladı.Tony started dating Angela five months ago.
Ben yola çıkmaya hazırım.I'm ready to depart.
Ayrılmaya, çıkmaya hazırım. (Bir seyahate v.b.)I'm ready to depart.
Çilekli ve çikolatalı kurabiyelerimiz var.We have strawberry and chocolate cookies.
Benim yirmilik dişlerden biri çıkıyor.One of my wisdom teeth is coming in.
Çikolata sevmeyen biriyle hiç tanışmadım.I've never met someone who doesn't like chocolate.
Çikolatadan hoşlanmayan biriyle hiç karşılaşmadım.I've never met anyone who doesn't like chocolate.

İlgili Sayfalar