ci ile cümle
ci kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
2
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Ama cidden, ben gülerken bölüm 21 neredeyse beni ağlatıyordu.Seriously though, episode 21 made me almost cry while laughing.
Bu çılgın fikri nasıl buldun?How did you come up with this crazy idea?
Bu çılgın fikri nasıl ileri sürdün.How did you come up with this crazy idea?
Bu çılgın fikir nereden aklına geldi?How did you come up with this crazy idea?
Kim biraz sıcak çikolata ister?Who wants some hot chocolate?
Yüz elli bin çiftin, 2006 yılında Shanghai'da evlenmesi bekleniyor.One hundred and fifty thousand couples are expected to get married in Shanghai in 2006.
Kürtajı destekliyor musun yoksa karşı mı çıkıyorsun?Are you for or against abortions?
Hayat ölümcül,cinsel,taşınan bir hastalıktır.Life is a fatal sexually transmitted disease.
Ben geçen hafta Çince öğrenmeye başladım.I started learning Chinese last week.
Çıkarken kapıyı kapat.Close the door when you leave.
Öğrenci gereksiz ayrıntıları çıkararak raporunu kısaltmaya karar verdi.The student decided to abridge his paper by taking out unnecessary details.
Bir cimri tedbirli olduğu için değil fakat açgözlü olduğu için para biriktirir.A miser hoards money not because he is prudent but because he is greedy.
O, beni çıldırtıyor.It's driving me crazy.
Ne?! Sen benim çikolata ayımı mı yedin?!What?! You ate my chocolate bear?!
Bu bir çıkmaz sokak.It's a dead end.
Cuma günü dışarı çıkmamızı öneriyorum.I suggest that we go out on Friday.
Telefon çaldığında dışarı çıkmak üzereydim.I was about to go out when the phone rang.
Britanyalı kadınların yüzde elli ikisi çikolatayı sekse tercih ediyor.Fifty-two per cent of British women prefer chocolate to sex.
İnişler ve çıkışlar vardır hayatta.In life there are ups and downs.
Bu akşam dışarı çıkıp çıkmayacağını Trang'e sor.Ask Trang if he's going out this evening.
Lütfen dışarı çıkarken kapıyı kapatır mısın?Please will you close the door when you go out.
Odada şapkanı çıkarmak zorundasın.You must take off your hat in the room.
Çiğ istiridye yiyebilir misin?Can you eat raw oysters?
Sen yoldan çıkmışsın.You are way off the track.
Dışarı çıkmak için özgürsün.You are free to go out.
Dışarı çıkmak için özgürsünüz.You are free to go out.
Dışarı çıkmakta serbestsin.You are free to go out.
Sen cinayetten suçlusun.You are guilty of murder.
Dün gece dışarı çıktın mı?Did you go out last night?
Bugün dışarı çıkmasan iyi olur.You'd better not go out today.
Bugün dışarı çıkmamalısın.You must not go out today.
Ayakkabılarınızı çıkarmanız gerekmiyor.You need not take off your shoes.
Tepeye çıkmalısın.You must go up the hill.
Hiç Çin şiiri okudun mu?Have you ever read any Chinese poems?
Çikolata sevmezsin, değil mi?You don't like chocolate, do you?
Balığı çiğ olarak yememeliydin.You shouldn't have eaten the fish raw.
Böyle bir günde dışarı çıkmaktansa evde kalsan iyi olur.You'd better stay at home rather than go out on such a day.
Üşüttüğün için dışarı çıkmamalısın.Since you have a cold, you must not go out.
Tabiri caizse, sudan çıkmış balık gibisin.You are, so to speak, a fish out of water.
Gereksiz sözcükleri çıkar!Omit needless words!
Onun yapacağını söylediğin gibi o ateş ederek ortaya çıktı.He came out shooting, same as you said he would.
Senin çizgi romanların raftalar.Your comic books are on the shelf.
Sesin iyi çıkıyor.Your voice carries well.
Senin geleceğin hakkında ciddi bir konuşma yapalım.Let's have a serious talk about your future.
Konunun dışına çıktın.You are off the point.
Çılgınlığınıza gülmemek elimde değil.I cannot help laughing at your folly.
Sana çıkmanı emrettim.I ordered you to get out.
Planımıza karşı çıkmaya hakkın yok.You have no right to oppose our plan.
Onunla çıkmanı onaylayamam.I can't approve of your going out with him.
Onunla çıkmanı onaylamıyorum.I don't approve of your going out with him.
Sen telefon ettiğinde ben çıkmak üzereydim.I was about to leave when you telephoned.
Tek başına onu yapmaya çalışman çılgınlık.You are mad to try to do it all alone.
Çoraplarını çıkar, lütfen.Take off your socks, please.
Ayakkabılarınızı giyin. Akşam yemeği için dışarı çıkalım.Put on your shoes. Let's go out for dinner.
Ayakkabılarınızı çıkartın.Take off your shoes.
Lütfen ayakkabılarınızı çıkarın.Please take off your shoes.
Lütfen eve girmeden önce ayakkabılarınızı çıkarın.Please remove your shoes before entering the house.
Bir çift ayakkabı aldım.I bought a pair of shoes.
Ayakkabı çift olarak satılmaktadır.Shoes are sold in pairs.
Lütfen ayakkabılarınızdan çamuru çıkarın.Please remove the mud from your shoes.