caz ile cümle
caz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Bu çok cazip bir teklif.That's a very tempting offer.
Öyle bir yer gerçekten cazip değildir.A place like that is not really appealing.
Cazip bir teklif, ama başka planlarım var.It's a tempting offer, but I have other plans.
Ne cazibeli bir çift!What a charming couple!
Tom cazı severdi.Tom used to like jazz.
Dr. Jemison mükemmel bir caz dansçısıdır.Dr. Jemison is an excellent jazz dancer.
O çok cazip geliyor.That sounds very enticing.
Cazın tanımı nedir?What's the definition of jazz?
O gerçekten cazip geliyor.That sounds really appealing.
O, çok cazibeli.He's very charming.
Modern cazı anlamıyorum.I don't get modern jazz.
O, izleyiciye cazip gelen sunum türüydü.It was the type of presentation which appeals to the audience.
Tom başarılı bir caz müzisyenidir.Tom is an accomplished jazz musician.
Tom'un cazdan hoşlandığını biliyorum.I know that Tom likes jazz.
Biraz caz dinleyelim.Let's listen to some jazz.
O cazipti.It was tempting.
Mary çok cazibeli bir kadın.Mary is a very attractive woman.
Tom cazı sever, değil mi?Tom does like jazz, doesn't he?
Sadece aklıma cazip bir fikir koydun.You just put a tempting idea in my head.
Bu çok cazip.It's very tempting.
Bu saray bizim şehirde en ünlü ve en iyi takdir edilen cazibesidir.This palace is the most famous and best appreciated attraction in our city.
Ben bir cazz kombosunda trombon çalardım.I used to play the trombone in a jazz combo.
Caz çalmayı severdim.I used to love to play jazz.
Tom mükemmel bir caz şarkıcısı.Tom is an excellent jazz singer.
Onun cazibesinin bir parçası.It's part of her charm.
Miles Davis bir Amerikalı caz müzisyeniydi.Miles Davis was an American jazz musician.
Tom ve Mary bir caz festivaline gittiler.Tom and Mary went to a jazz festival.
Tom ve Mary bir caz müzik festivaline gittiler.Tom and Mary went to a jazz music festival.
Binalar artık oldukça dağınık görünüyor fakat hala cazibeleri var.The buildings look pretty ragged now, but they still have charm.
Tom yerel caz kulüplerinde çaldı.Tom played at local jazz clubs.
Tom cazı seviyor ama ben sevmiyorum.Tom likes jazz, but I don't.
Tom cazı seviyor ve ben de seviyorum.Tom likes jazz, and so do I.
Tom'un cazı sevdiğini biliyorum.I know Tom likes jazz.
Cazibe yeterince açık.The attraction is obvious enough.
Bir caz müzisyeni gibi yemek yaptı.She cooked like a jazz musician.
Tom'un en büyük cazibesi, peynir ve dondurma gibi süt ürünleriydi.Tom's greatest temptation was dairy products like cheese and ice cream.
Cazibe karşılıklıydı.The attraction was mutual.
Ben sık sık caz dinlerim.I often listen to jazz.
Cazdan o kadar çok hoşlanmıyorum.I don't like jazz so much.
Doğaçlama cazın ayrılmaz bir parçasıdır.Improvisation is an integral part of jazz.
Fadıl servetinden dolayı Leyla için cazip bir hedefti.Fadil was a desirable target for Layla because of his wealth.
Cazla çok ilgileniyorum.I'm very interested in jazz.
Cazla çok ilgiliyimdir.I'm very interested in jazz.
Eskiden caz çalardım.I used to play jazz.
Tom ve ben ikimiz de cazdan hoşlanıyoruz.Tom and I both like jazz.
Servet cazibesini asla anlamayacağım.I will never understand the allure of wealth.
O büyülenmiş gibi onun cazibesine katıldı.She was attracted to him like a moth to a flame.
Onlar büyülenmiş gibi birbirlerinin cazibesine katıldı.They were attracted to each other like moths to a flame.
Tom ayda birkaç kez bir caz grubu ile performans sergiliyor.Tom performs with a jazz band several times a month.
Tom'un caza ilgi duyduğunu bilmiyordum.I didn't know that Tom was interested in jazz.
Umarım Tom bunu yapmak için cazip değildir.I hope Tom isn't tempted to do that.
Tom Mary'nin bunu yapmayı cazip bulacağını düşünmüyor.Tom doesn't think Mary will be tempted to do that.
Bunu yapmak cazip olurdu.I'd be tempted to do that.
Tom bana cazı sevip sevmediğimi sordu.Tom asked me if I liked jazz.
Tom bunu yapmak için Mary'nin cazip olduğunu söyledi.Tom said Mary was tempted to do that.
Tom nasıl caz çalacağını biliyor.Tom knows how to play jazz.
Nasıl caz çalacağımı biliyorum.I know how to play jazz.
Tom sadece caz dinler.Tom only listens to jazz.
Tom bir caz müzisyeni.Tom is a jazz musician.
Cazı sevmiyorum.I don't like jazz.