Ana içeriğe geç
Sözlük

cami ile cümle

cami kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Belli ülkelerde, cami minareleri yasaklandı.I vissa länder förbjuder man minareter.
Belli ülkelerde, cami minareleri yasaklandı.I visse lande bliver minaretter på moskeerne forbudt.
Belli ülkelerde, cami minareleri yasaklandı.어떤 나라에서는, 모스크의 첨탑이 금지당하고 있습니다
Belli ülkelerde, cami minareleri yasaklandı.Nalguns países, os minaretes das mesquitas estão a ser proibidos.
Belli ülkelerde, cami minareleri yasaklandı.Ở một số nước, các tòa tháp Hồi giáo bị cấm.
Belli ülkelerde, cami minareleri yasaklandı.V některých zemích se zakazují mešity.
Belli ülkelerde, cami minareleri yasaklandı.W niektórych krajach zakazuje się budowy meczetów i minaretów.
Belli ülkelerde, cami minareleri yasaklandı.Σε κάποιες χώρες, σταδιακά απαγορεύονται οι μιναρέδες.
Belli ülkelerde, cami minareleri yasaklandı.В некоторых странах запрещаются минареты мечетей.
Belli ülkelerde, cami minareleri yasaklandı.В някои страни, джамиите с минарета се забраняват.
Belli ülkelerde, cami minareleri yasaklandı.בארצות מסוימות אסור לבנות צריחי מסגדים,
Belli ülkelerde, cami minareleri yasaklandı.في دول معينة ، مآذن الجوامع ممنوعة .
Belli ülkelerde, cami minareleri yasaklandı.モスクの尖塔や 頭に被るスカーフ
Ben olaylar meydana geldikten sonra, Los Angeles'taki camiye gitmiştim.Ich traf in der Moschee in Los Angeles nachdem die Schießerei Platz fand.
Ben olaylar meydana geldikten sonra, Los Angeles'taki camiye gitmiştim.후 촬영 장소, 로스 앤젤레스에 있는 모스크에 도착 했다
Bir gün, Sufi anıtları ve tarihi camiler saygısızlıkla kirletildiği haberine uyanıyorduk.Egy nap arra ébredtünk, hogy meggyalázták az ősi mecseteket és a Sufi-sírokat.
Bir gün, Sufi anıtları ve tarihi camiler saygısızlıkla kirletildiği haberine uyanıyorduk.Einen Morgen erwachten wir zu der Meldung über Schändungen uralter Moscheen und Sufi-Gräbern.
Bir gün, Sufi anıtları ve tarihi camiler saygısızlıkla kirletildiği haberine uyanıyorduk.Într-o zi ne-am trezit cu ştirea profanării moscheelor antice şi a mormintelor Sufi.
Bir gün, Sufi anıtları ve tarihi camiler saygısızlıkla kirletildiği haberine uyanıyorduk.Jednoho dne jsme byli svědky znesvěcení antických mešit a sufiistických hrobek.
Bir gün, Sufi anıtları ve tarihi camiler saygısızlıkla kirletildiği haberine uyanıyorduk.어느 아침에는 고대 사원 및 수피 무덤의 신성 모독에 관한 뉴스,
Bir gün, Sufi anıtları ve tarihi camiler saygısızlıkla kirletildiği haberine uyanıyorduk.Một ngày chúng tôi thức giấc với tin tức về sự báng bổ các đền thờ cổ và lăng mộ của người Sufi.
Bir gün, Sufi anıtları ve tarihi camiler saygısızlıkla kirletildiği haberine uyanıyorduk.Um dia, acordamos com a notícia da profanação de antigas mesquitas e túmulos sufis.
Bir gün, Sufi anıtları ve tarihi camiler saygısızlıkla kirletildiği haberine uyanıyorduk.Un día nos despertamos con la noticia de la profanación de mezquitas antiguas y tumbas sufíes.
Bir gün, Sufi anıtları ve tarihi camiler saygısızlıkla kirletildiği haberine uyanıyorduk.Un giorno ci svegliamo con la notizia della dissacrazione di antiche moschee e tombe sufi.
Bir gün, Sufi anıtları ve tarihi camiler saygısızlıkla kirletildiği haberine uyanıyorduk.Un jour, on s'est réveillé avec la nouvelle du pillage d'anciennes mosquées et de tombes soufis.
Bir gün, Sufi anıtları ve tarihi camiler saygısızlıkla kirletildiği haberine uyanıyorduk.Usłyszeliśmy o sprofanowaniu starożytnych meczetów i sufijskich grobowców.
Bir gün, Sufi anıtları ve tarihi camiler saygısızlıkla kirletildiği haberine uyanıyorduk.Μια μέρα ξυπνήσαμε με την είδηση της βεβήλωσης αρχαίων τεμενών και των τάφων των Σούφι.
Bir gün, Sufi anıtları ve tarihi camiler saygısızlıkla kirletildiği haberine uyanıyorduk.Един ден се събудихме с новината, че старинна джамия и суфи гробници са осквернени.
Bir gün, Sufi anıtları ve tarihi camiler saygısızlıkla kirletildiği haberine uyanıyorduk.Однажды мы узнали об осквернении древних мечетей и суфийских гробниц.
Bir gün, Sufi anıtları ve tarihi camiler saygısızlıkla kirletildiği haberine uyanıyorduk.יום אחד התעוררנו לחדשות של חילול מסגדים עתיקים וקברים של סופיים.
Bir gün, Sufi anıtları ve tarihi camiler saygısızlıkla kirletildiği haberine uyanıyorduk.يوما نفيق علي أخبار تدنيس المساجد القديمة والمقابر الصوفية.
Bir gün, Sufi anıtları ve tarihi camiler saygısızlıkla kirletildiği haberine uyanıyorduk.古代モスクとスーフィ信者の墓での 神聖冒涜の話 またある朝は こんなニュースです
Bir kilisede gezerken, ya da bir camide ya da katedralde,그래서 우리가 교회, 모스크 또는 성당을 둘러 볼 때
Bir kilisede gezerken, ya da bir camide ya da katedralde,כך שבעודכם מסתובבים בכנסייה, או במסגד או בקתדרלה,
Bir kilisede gezerken, ya da bir camide ya da katedralde,فعندما تتجول في كنيسة او مسجد او كاتدرائية
Bir kilisede gezerken, ya da bir camide ya da katedralde,しようとしているのは 通常は頭で理解するところの真理を
'Birleşmiş Müslüman Camii' adında yeni bir dini organizasyon kurmuştu.국가에서 그를 따라 하는 사람들을 위해
Bir toplantıdaydık ve caminin kaptanı, Joseph'e karısından bir telefon geldi.이 회의 모스크, 조셉의 경감 그의 아내 로부터 전화 전화를 받았습니다.
Bir toplumun dibe vurduğu an camilerinin, kiliselerinin veya tapınakların güvenliğe ihtiyaç duyduğu zamandır.Общество достигло своей низшей точки, если мечетям, церквям, хусейниям или храмам стала требоваться охрана.
Bizim camiada böyle kişiler olduğunu duymuştum.Ce ne sono parecchi in questo ambiente.
Bizim camiada böyle kişiler olduğunu duymuştum.Il y en a pas mal de nos jours.
Bizim camiada böyle kişiler olduğunu duymuştum.Tudom, ilyesmi előfordul a szórakoztatóiparban.
Bizim camiada böyle kişiler olduğunu duymuştum.لقد سمعت عن هؤلاء الأشخاص في صناعتنا
Bizi önce camiye çağırıyor ve vaaz veriyorlar.D'abord ils nous appellent à la mosquée et nous sermonnent.
Bizi önce camiye çağırıyor ve vaaz veriyorlar.Đầu tiên họ gọi chúng tôi đến nhà thờ Hồi giáo và thuyết giáo cho chúng tôi.
Bizi önce camiye çağırıyor ve vaaz veriyorlar.Először a mecsetbe hívnak minket és prédikálnak nekünk.
Bizi önce camiye çağırıyor ve vaaz veriyorlar.Mai întâi ne cheamă într-o moschee şi ne predică.
Bizi önce camiye çağırıyor ve vaaz veriyorlar.Najprv nás zavolajú do mešity a kážu nám.
Bizi önce camiye çağırıyor ve vaaz veriyorlar.Nejprve nás zavolají do mešity a kázají nám.
Bizi önce camiye çağırıyor ve vaaz veriyorlar.Pertama mereka mengajak kami ke masjid dan mengajar kami.
Bizi önce camiye çağırıyor ve vaaz veriyorlar.Primeiro eles chamam-nos à mesquita e pregam para nós.
Bizi önce camiye çağırıyor ve vaaz veriyorlar.Primero nos convocan a la mezquita y nos dan un sermón.
Bizi önce camiye çağırıyor ve vaaz veriyorlar.Ze roepen ons eerst naar de moskee en preken voor ons.
Bizi önce camiye çağırıyor ve vaaz veriyorlar.Zuerst holen sie uns in die Moschee und predigen zu uns.
Bizi önce camiye çağırıyor ve vaaz veriyorlar.Πρώτα μας καλούν στο τέμενος και μας κάνουν κήρυγμα.
Bizi önce camiye çağırıyor ve vaaz veriyorlar.Първо ни викат в джамията и ни проповядват.
Bizi önce camiye çağırıyor ve vaaz veriyorlar.Сначала они зовут нас в мечеть и читают проповеди.
Bizi önce camiye çağırıyor ve vaaz veriyorlar.Спершу вони кличуть нас у мечеть і проповідують нам.
Bizi önce camiye çağırıyor ve vaaz veriyorlar.それから宗教学校に連れて行って
Bu, Diana'nın, Camilla'nın O'nun kocasını öperken bakıyor olduğu fotoğraf.Aceaste este o poza cu Diana privind-o pe Camilla in timp ce isi saruta sotul.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod