cıkarmak ile cümle
cıkarmak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Oysa adam kendini haklı çıkarmak isteyerek İsaya, ‹‹Peki, komşum kim?›› dedi.A on chcąc samego siebie usprawiedliwić, rzekł do Jezusa: I któż jest mi bliźni?
Oysa adam kendini haklı çıkarmak isteyerek İsaya, ‹‹Peki, komşum kim?›› dedi.A on chcúc sám seba ospravedlniť povedal Ježišovi: A kto je mojím blížnym?
Oysa adam kendini haklı çıkarmak isteyerek İsaya, ‹‹Peki, komşum kim?›› dedi.Az pedig igazolni akarván magát, monda Jézusnak: De ki az én felebarátom?
Oysa adam kendini haklı çıkarmak isteyerek İsaya, ‹‹Peki, komşum kim?›› dedi.Dar el, care vroia să se îndreptăţească, a zis lui Isus: ,,Şi cine este aproapele meu?``
Oysa adam kendini haklı çıkarmak isteyerek İsaya, ‹‹Peki, komşum kim?›› dedi.Då ville han rättfärdiga sig och sade till Jesus: »Vilken är då min nästa?»
Oysa adam kendini haklı çıkarmak isteyerek İsaya, ‹‹Peki, komşum kim?›› dedi.De man voelde zich aangesproken. Om zich te rechtvaardigen, vroeg hij: "Wie is eigenlijk mijn medemens?"
Oysa adam kendini haklı çıkarmak isteyerek İsaya, ‹‹Peki, komşum kim?›› dedi.Ele, porém, querendo justificar-se, perguntou a Jesus: E quem é o meu próximo?
Oysa adam kendini haklı çıkarmak isteyerek İsaya, ‹‹Peki, komşum kim?›› dedi.Er aber wollte sich selbst rechtfertigen und sprach zu Jesus: "Wer ist denn mein Nächster?"
Oysa adam kendini haklı çıkarmak isteyerek İsaya, ‹‹Peki, komşum kim?›› dedi.이 사람이 자기를 옳게 보이려고 예수께 여짜오되 그러면 내 이웃이 누구오니이까
Oysa adam kendini haklı çıkarmak isteyerek İsaya, ‹‹Peki, komşum kim?›› dedi.Mais lui, voulant se justifier, dit à Jésus: Et qui est mon prochain?
Oysa adam kendini haklı çıkarmak isteyerek İsaya, ‹‹Peki, komşum kim?›› dedi.Ma quegli, volendo giustificarsi, disse a Gesù: «E chi è il mio prossimo?»
Oysa adam kendini haklı çıkarmak isteyerek İsaya, ‹‹Peki, komşum kim?›› dedi.Men da han vilde gjøre sig selv rettferdig, sa han til Jesus: Hvem er da min næste?
Oysa adam kendini haklı çıkarmak isteyerek İsaya, ‹‹Peki, komşum kim?›› dedi.Men han vilde gøre sig selv retfærdig og sagde til Jesus: "Hvem er da min Næste?"
Oysa adam kendini haklı çıkarmak isteyerek İsaya, ‹‹Peki, komşum kim?›› dedi.Mutta hän tahtoi näyttää olevansa vanhurskas ja sanoi Jeesukselle: "Kuka sitten on minun lähimmäiseni?"
Oysa adam kendini haklı çıkarmak isteyerek İsaya, ‹‹Peki, komşum kim?›› dedi.On pa, hoteč samega sebe opravičiti, reče Jezusu: In kdo je moj bližnji?
Oysa adam kendini haklı çıkarmak isteyerek İsaya, ‹‹Peki, komşum kim?›› dedi.On pak chtěje se sám ospravedlniti, dí Ježíšovi: A kdo jest můj bližní?
Oysa adam kendini haklı çıkarmak isteyerek İsaya, ‹‹Peki, komşum kim?›› dedi.Pero él, queriendo justificarse, preguntó a Jesús: --¿Y quién es mi prójimo
Oysa adam kendini haklı çıkarmak isteyerek İsaya, ‹‹Peki, komşum kim?›› dedi.Song thầy ấy muốn xưng mình là công bình, nên thưa cùng Ðức Chúa Jêsus rằng: Ai là người lân cận tôi?
Oysa adam kendini haklı çıkarmak isteyerek İsaya, ‹‹Peki, komşum kim?›› dedi.Song thầy ấy muốn xưng mình là công_bình , nên thưa cùng Ðức_Chúa_Jêsus rằng : Ai là người lân_cận tôi ?
Oysa adam kendini haklı çıkarmak isteyerek İsaya, ‹‹Peki, komşum kim?›› dedi.Tetapi guru agama itu mau membenarkan diri. Ia bertanya, "Siapa sesama saya itu?
Oysa adam kendini haklı çıkarmak isteyerek İsaya, ‹‹Peki, komşum kim?›› dedi.Αλλ' εκεινος, θελων να δικαιωση εαυτον, ειπε προς τον Ιησουν Και τις ειναι ο πλησιον μου;
Oysa adam kendini haklı çıkarmak isteyerek İsaya, ‹‹Peki, komşum kim?›› dedi.Він же, хотївши справдити себе, каже до Ісуса: Хто ж мій ближній?
Oysa adam kendini haklı çıkarmak isteyerek İsaya, ‹‹Peki, komşum kim?›› dedi.Но он, желая оправдать себя, сказал Иисусу: а кто мой ближний?
Oysa adam kendini haklı çıkarmak isteyerek İsaya, ‹‹Peki, komşum kim?›› dedi.Но той, понеже искаше да оправдае себе си, рече на Исуса: А кой е моят ближен?
Oysa adam kendini haklı çıkarmak isteyerek İsaya, ‹‹Peki, komşum kim?›› dedi.והוא חפץ להצטדק ויאמר אל ישוע ומי הוא רעי׃
Oysa adam kendini haklı çıkarmak isteyerek İsaya, ‹‹Peki, komşum kim?›› dedi.واما هو فاذ اراد ان يبرر نفسه قال ليسوع ومن هو قريبي.
Oysa adam kendini haklı çıkarmak isteyerek İsaya, ‹‹Peki, komşum kim?›› dedi.那 人 要 顯 明 自 己 有 理 、 就 對 耶 穌 說 、 誰 是 我 的 鄰 舍 呢
Oysa adam kendini haklı çıkarmak isteyerek İsaya, ‹‹Peki, komşum kim?›› dedi.那人 要 顯明 自己 有理 、 就 對耶穌說 、 誰是 我 的 鄰舍 呢
O zaman geriye tek bir ihtimal kalıyordu, kolonu bilgisayardan dışarı çıkarmak.Así pues, sólo había una posibilidad: sacar la columna del computador.
O zaman geriye tek bir ihtimal kalıyordu, kolonu bilgisayardan dışarı çıkarmak.C'era una sola possibilità - portare la colonna fuori dal computer.
O zaman geriye tek bir ihtimal kalıyordu, kolonu bilgisayardan dışarı çıkarmak.Do đó, chỉ có một khả năng-- là phải mang cái cột ra khỏi máy tính.
O zaman geriye tek bir ihtimal kalıyordu, kolonu bilgisayardan dışarı çıkarmak.Donc, il n'y n'avait qu'une seule possibilité, sortir la colonne de l'ordinateur.
O zaman geriye tek bir ihtimal kalıyordu, kolonu bilgisayardan dışarı çıkarmak.Es gab also nur eine Möglichkeit: Die Säule aus dem Computer herauszuholen.
O zaman geriye tek bir ihtimal kalıyordu, kolonu bilgisayardan dışarı çıkarmak.Existovala jenom jedna možnost -- vynést sloup z počítače ven.
O zaman geriye tek bir ihtimal kalıyordu, kolonu bilgisayardan dışarı çıkarmak.한가지 방법밖에는 없었습니다. 저 기둥들은 컴퓨터 밖으로 불러내는거죠.
O zaman geriye tek bir ihtimal kalıyordu, kolonu bilgisayardan dışarı çıkarmak.Pozostało tylko jedno: przenieść kolumnę poza komputer.
O zaman geriye tek bir ihtimal kalıyordu, kolonu bilgisayardan dışarı çıkarmak.Prin urmare, exista o singură posibilitate - să scot coloana din computer.
O zaman geriye tek bir ihtimal kalıyordu, kolonu bilgisayardan dışarı çıkarmak.Οπότε υπήρχε μόνο μία δυνατότητα -- να βγάλω την κολόνα από τον υπολογιστή.
O zaman geriye tek bir ihtimal kalıyordu, kolonu bilgisayardan dışarı çıkarmak.Была только одна возможность перенести колонну с экрана в реальность.
O zaman geriye tek bir ihtimal kalıyordu, kolonu bilgisayardan dışarı çıkarmak.Има само една възможност - да внеса колоната в компютъра.
O zaman geriye tek bir ihtimal kalıyordu, kolonu bilgisayardan dışarı çıkarmak.Отже існувала лише єдина можливість - винести колону за межі комп'ютера.
O zaman geriye tek bir ihtimal kalıyordu, kolonu bilgisayardan dışarı çıkarmak.אז נשארה רק אפשרות אחת -- להביא את העמוד אל מחוץ למחשב.
O zaman geriye tek bir ihtimal kalıyordu, kolonu bilgisayardan dışarı çıkarmak.لذا كان هناك إمكانية واحدة فقط -- لإخراج العمود من الحاسوب.
O zaman geriye tek bir ihtimal kalıyordu, kolonu bilgisayardan dışarı çıkarmak.コンピューターから 円柱を取り出すことです 3Dプリントなんかが 今話題ですね
Özgürlüğü en üst düzeye çıkarmak, seçimi en üst düzeye çıkarmaktır.Aby sme zmaximalizovali slobodu treba zmaximalizovať výber.
Özgürlüğü en üst düzeye çıkarmak, seçimi en üst düzeye çıkarmaktır.A mód, amellyel maximalizálhatjuk a szabadságunkat, ha maximalizáljuk a választásunkat.
Özgürlüğü en üst düzeye çıkarmak, seçimi en üst düzeye çıkarmaktır.Cách để tối đa tự do là tối đa sự lựa chọn.
Özgürlüğü en üst düzeye çıkarmak, seçimi en üst düzeye çıkarmaktır.Calea de a maximiza libertatea este maximizarea alegerilor.
Özgürlüğü en üst düzeye çıkarmak, seçimi en üst düzeye çıkarmaktır.Cara untuk memaksimalkan kebebasan adalah dengan memaksimalkan pilihan.
Özgürlüğü en üst düzeye çıkarmak, seçimi en üst düzeye çıkarmaktır.Der Weg Freiheit zu maximieren, ist Wahlmöglichkeiten zu maximieren.
Özgürlüğü en üst düzeye çıkarmak, seçimi en üst düzeye çıkarmaktır.De ultieme vrijheid vinden we in keuzemogelijkheid.
Özgürlüğü en üst düzeye çıkarmak, seçimi en üst düzeye çıkarmaktır.Il modo per massimizzare la libertà è massimizzare la scelta.
Özgürlüğü en üst düzeye çıkarmak, seçimi en üst düzeye çıkarmaktır.선택의 폭을 넓히는 것은 자유를 극대화 하는 길입니다.
Özgürlüğü en üst düzeye çıkarmak, seçimi en üst düzeye çıkarmaktır.La forma de maximizar libertad es maximizando la elección.
Özgürlüğü en üst düzeye çıkarmak, seçimi en üst düzeye çıkarmaktır.Måden til at maksimere frihed er at maksimere valg.
Özgürlüğü en üst düzeye çıkarmak, seçimi en üst düzeye çıkarmaktır.Maximalizace svobody dosáhneme tím, že maximalizujeme možnost výběru.
Özgürlüğü en üst düzeye çıkarmak, seçimi en üst düzeye çıkarmaktır.Maximiser la liberté, c'est maximiser le choix.
Özgürlüğü en üst düzeye çıkarmak, seçimi en üst düzeye çıkarmaktır.O modo de maximizar a liberdade é maximizar a escolha.
Özgürlüğü en üst düzeye çıkarmak, seçimi en üst düzeye çıkarmaktır.Sposobem na zmaksymalizowanie wolności jest zmaksymalizowanie wyboru.
Özgürlüğü en üst düzeye çıkarmak, seçimi en üst düzeye çıkarmaktır.Svobodo povečamo tako, da povečamo možnost izbire.