cübür ile cümle

cübür kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
57
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Hiç abur cubur yemezdi.以前從未吃過拉麵。
Hiç abur cubur yemezdi.שום בשר אף פעם, בובה יקרה.
Hiç abur cubur yemezdi.Не е нужно да ядете месо!
Hiç abur cubur yemezdi.Nisu jeli svinjetinu.
Hiç abur cubur yemezdi.Povedal: Nikdy nemaľujem jablká.
Abur cubur sanayisi zevk düğmelerimize basmak ve en zevkli şeyleri anlamak konusunda oldukça başarılılar.Bufetový průmysl má v malíku mačkání našich spínačů potěšení a ví, co nás dokáže uspokojit nejvíce.
Abur cubur sanayisi zevk düğmelerimize basmak ve en zevkli şeyleri anlamak konusunda oldukça başarılılar.정크푸드 업계는 정말로 우리의 쾌락 버튼을 잘 누를 줄 알고
Abur cubur sanayisi zevk düğmelerimize basmak ve en zevkli şeyleri anlamak konusunda oldukça başarılılar.תעשיית מזון הזבל היא באמת גדולה בלחיצה על כפתורי ההנאה שלנו
Abur cubur sanayisi zevk düğmelerimize basmak ve en zevkli şeyleri anlamak konusunda oldukça başarılılar.صناعة الاطعمة السريعة هي فعلاً صناعة مميزة في تحفيز مناطق المتعة لدينا
Abur cubur sanayisi zevk düğmelerimize basmak ve en zevkli şeyleri anlamak konusunda oldukça başarılılar.垃圾食物行業 係非常擅於 激起我哋嘅快樂感覺,
Abur cubur sanayisi zevk düğmelerimize basmak ve en zevkli şeyleri anlamak konusunda oldukça başarılılar.私達の快楽のツボを押すことと 満足させる方法を見つけることに 非常に長けています
Abur cubur yerine kapkek yemeye başlıyorlar artık. . .お菓子「トゥインキー」が1.8ドルだったらですけどね。 今や、カップケーキは人気の食べ物になりました。 明らかに、総需要は上昇します。そして彼は売り尽くします。
Et, abur cubur, peynir.Carne, cibo spazzatura, formaggio.
Et, abur cubur, peynir.Carne, junk food, branza.
Et, abur cubur, peynir.Fleisch, Junkfood, Käse.
Et, abur cubur, peynir.Hús, gyorskaja, sajt.
Et, abur cubur, peynir.고기, 정크푸드, 치즈입니다.
Et, abur cubur, peynir.La carne, la comida basura, el queso.
Et, abur cubur, peynir.La viande, la malbouffe, le fromage.
Et, abur cubur, peynir.Mäso, junk food, syr.
Et, abur cubur, peynir.Mięso, śmieciowe jedzenie, ser.
Et, abur cubur, peynir. Sizi bizzati öldürecek şeyler.Lihaa, roskaruokaa, juustoa: sitä höttöä, joka tappaa.
Et, abur cubur, peynir. Sizi bizzati öldürecek şeyler.Maso, nakvalitní jídlo, sýr: přesně to jídlo, které vás i zabije.
Et, abur cubur, peynir.Thịt, quà vặt, pho mát.
Et, abur cubur, peynir.Vlees, junk food, kaas.
Et, abur cubur, peynir.Το κρέας, το πρόχειρο φαγητό, το τυρί.
Et, abur cubur, peynir.Месото, боклучавата храна, сиренето.
Et, abur cubur, peynir.Мясо, фастфуд, сыр.
Et, abur cubur, peynir.בשר, מזון מהיר, גבינה.
Et, abur cubur, peynir.اللحم، الوجبات السريعة، الجبن.
Et, abur cubur, peynir.最高に悪い物ばかりだ
Et, abur cubur, peynir.肉類,垃圾食物,芝士
Hayvan etinin, ve tabii ki abur cuburun, aşırı tüketimi, sorunun ta kendisi; az bitki tüketimimizle beraber.Ei. Eläimien ja roskaruoan kulutus on ongelma, kasvien vähäisen syönnin ohella.
Hayvan etinin, ve tabii ki abur cuburun, aşırı tüketimi, sorunun ta kendisi; az bitki tüketimimizle beraber.아닙니다. 육식과 정크푸드의 지나친 섭취가 문젭니다, 얼마되지 않은 채소의 섭취와 함께 말입니다.
Hayvan etinin, ve tabii ki abur cuburun, aşırı tüketimi, sorunun ta kendisi; az bitki tüketimimizle beraber.Übermäßiger Genuss von Tierprodukten und Junkfood ist das Problem, sowie der zu geringe Verzehr von Pflanzen.
Hayvan etinin, ve tabii ki abur cuburun, aşırı tüketimi, sorunun ta kendisi; az bitki tüketimimizle beraber.Η υπερκατανάλωση ζώων και το πρόχειρο φαγητό, φυσικά είναι το πρόβλημα, μαζί με την aσήμαντη κατανάλωση φυτών.
Hayvan etinin, ve tabii ki abur cuburun, aşırı tüketimi, sorunun ta kendisi; az bitki tüketimimizle beraber.Нет.
Hayvan etinin, ve tabii ki abur cuburun, aşırı tüketimi, sorunun ta kendisi; az bitki tüketimimizle beraber.לא. צריכה מוגברת של בעלי-חיים, וכמובן, מזון מהיר, הוא הבעיה, יחד עם צריכה זניחה של צמחים.
Hayvan etinin, ve tabii ki abur cuburun, aşırı tüketimi, sorunun ta kendisi; az bitki tüketimimizle beraber.لا. فالاستهلاك المفرط للحيوانات -وبالطبع- الطعام السريع هو المشكلة.اضف إلى ذلك,ندرة استهلاكنا للنباتات
Hayvan etinin, ve tabii ki abur cuburun, aşırı tüketimi, sorunun ta kendisi; az bitki tüketimimizle beraber.野菜不足も中心の問題だ 野菜の健康的な大事さという話題に触れる時間はないけど
Hayvan etinin, ve tabii ki abur cuburun, aşırı tüketimi, sorunun ta kendisi; az bitki tüketimimizle beraber.錯。唔駛講,過量攝取肉類同垃圾食物 而蔬果食得少之有少係個問題
Lisede, abur cubur almaya giderken... ...bacağımı kırığım günü hatırlıyor musun?Emlékszel, amikor eltörtem a lábam a középsuliban miközben rágcsáért szaladtam ki?
Lisede, abur cubur almaya giderken... ...bacağımı kırığım günü hatırlıyor musun?هل تتذكرين عندما كسرت رجلي في طريق لاحظار بعض المأكولات؟
Ve dediğim gibi, onun için yalnızca abur cubur, değil mi?Amint mondtam, neki ez csak egy kis nassolnivaló, érted?
Ve dediğim gibi, onun için yalnızca abur cubur, değil mi?Așa cum am spus, e ca o gustare pentru el, știi?
Ve dediğim gibi, onun için yalnızca abur cubur, değil mi?Comme je le disais, c'est juste un petit en-cas pour lui.
Ve dediğim gibi, onun için yalnızca abur cubur, değil mi?말했듯이, 그 코브라에게는 고작 간식거리 정도 같겠지요, 알잖아요?
Ve dediğim gibi, onun için yalnızca abur cubur, değil mi?Như tôi đã nói, con rắn chỉ là một bữa ăn nhẹ đối với nó.
Ve dediğim gibi, onun için yalnızca abur cubur, değil mi?To mała przekąska.
Ve dediğim gibi, onun için yalnızca abur cubur, değil mi?Und wie gesagt, für ihn ist das nur ein kleiner Snack.
Ve dediğim gibi, onun için yalnızca abur cubur, değil mi?Zoals ik al zei, het is voor hem maar een hapje, weet je?
Ve dediğim gibi, onun için yalnızca abur cubur, değil mi?Όπως είπα, ήταν σαν ένα μικρό σνακ γι' αυτή, ξέρετε;
Ve dediğim gibi, onun için yalnızca abur cubur, değil mi?Както казах, това е просто лека закуска за него, разбирате ли?
Ve dediğim gibi, onun için yalnızca abur cubur, değil mi?Как я уже сказал, это было для него чем-то вроде закуски.
Ve dediğim gibi, onun için yalnızca abur cubur, değil mi?כמו שאמרתי, זה רק חטיף קטן עבורו אתה יודע?
Ve dediğim gibi, onun için yalnızca abur cubur, değil mi?كما قلت، انها مجرد وجبة خفيفة من كثير لم يعرض
Ve dediğim gibi, onun için yalnızca abur cubur, değil mi?普通はラットスネークとか大型のものや

İlgili Sayfalar