Ana içeriğe geç
Sözlük

c vitamini ile cümle

c vitamini kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Onların yarısına C vitamini veriyor.A metà di loro somministra la vitamina C.
Onların yarısına C vitamini veriyor.한쪽은 비타민 C를 주고
Onların yarısına C vitamini veriyor.Daje połowie z nich witaminę C.
Onların yarısına C vitamini veriyor.Der einen Gruppe gibt er Vitamin C.
Onların yarısına C vitamini veriyor.Dia memberi vitamin C kepada kelompok yang satu.
Onların yarısına C vitamini veriyor. Diğer yarısına ise B12 vitamini veriyor.A felének C vitamint ad, a másik felének pedig B12 vitamint.
Onların yarısına C vitamini veriyor. Diğer yarısına ise B12 vitamini veriyor.Hij geeft de helft van hen vitamine C, de andere helft vitamine B12.
Onların yarısına C vitamini veriyor. Diğer yarısına ise B12 vitamini veriyor.Одной группе он давал витамин С, а другой витамин B12.
Onların yarısına C vitamini veriyor.Han ger hälften av dem vitamin C.
Onların yarısına C vitamini veriyor.Il donne à la moitié d'entre eux de la vitamine C.
Onların yarısına C vitamini veriyor.Jedné půlce podával vitamin C.
Onların yarısına C vitamini veriyor.Ông đưa nhóm đầu tiên vitamin C.
Onların yarısına C vitamini veriyor.Polovici dáva vitamín C.
Onların yarısına C vitamini veriyor.Δίνει στους μισούς Βιταμίνη C.
Onların yarısına C vitamini veriyor.На половината дава витамин C.
Onların yarısına C vitamini veriyor.Половині з них він дає вітамін С.
Onların yarısına C vitamini veriyor.ולמחציתם הוא נותן ויטמין C.
Onların yarısına C vitamini veriyor.وقام بإعطاء الاول فيتامين " سي "
Onların yarısına C vitamini veriyor.もう一方にはビタミンB12を与えました
Onun hakkında hep hatırladığım şey onun C vitamininin sonsuza dek yaşamanın kaynağı olarak görmesiydi .그는 비타민 C가 영원히 사는 데 대한 중요한 열쇠라고 확신을 하고 있었다는 것으로 유명합니다.
Onun hakkında hep hatırladığım şey onun C vitamininin sonsuza dek yaşamanın kaynağı olarak görmesiydi .Myslel si, že vitamin C je jakoby klíčem k věčnému životu.
Onun hakkında hep hatırladığım şey onun C vitamininin sonsuza dek yaşamanın kaynağı olarak görmesiydi .Najbardziej utkwiło mi w pamięci, że wsławił się teorią, jakoby witamina C była kluczem do wiecznej młodości.
Özellikle B1 vitamini, yani tiyaminבפרט בי-1, תיאמין,
Özellikle B1 vitamini, yani tiyaminビタミンB9(葉酸)
Sunumun alt kısmında yarımızdan azının yeteri kadar A,B ve C vitamini aldığını göreceksiniz.En la parte inferior verán que menos de la mitad toma suficiente vitaminas B, C y A.
Temel olarak, dünya nüfusunun yarısı demir, çinko, iyot ve A vitamini eksikliğinden muzdarip.기본적으로, 전 세계 인구의 절반이 철분, 아연, 요오드 그리고 비타민 A 부족을 겪고 있습니다.
Temel olarak, dünya nüfusunun yarısı demir, çinko, iyot ve A vitamini eksikliğinden muzdarip.A világ lakosságának felénél vas, cink, jód és A vitamin hiánya áll fenn.
Temel olarak, dünya nüfusunun yarısı demir, çinko, iyot ve A vitamini eksikliğinden muzdarip.Básicamente, a alrededor de la mitad de la población mundial le está faltando hierro, zinc, yodo y vitamina A.
Temel olarak, dünya nüfusunun yarısı demir, çinko, iyot ve A vitamini eksikliğinden muzdarip.De forma geral, cerca de metade da população mundial tem falta de ferro, zinco, iodo e vitamina A.
Temel olarak, dünya nüfusunun yarısı demir, çinko, iyot ve A vitamini eksikliğinden muzdarip.De helft van de wereldbevolking heeft een tekort aan ijzer, zink, jodium en vitamine A.
Temel olarak, dünya nüfusunun yarısı demir, çinko, iyot ve A vitamini eksikliğinden muzdarip.Dit simplement, environ la moitié de la population mondiale manque de fer, de zinc, d'iode et de vitamine A.
Temel olarak, dünya nüfusunun yarısı demir, çinko, iyot ve A vitamini eksikliğinden muzdarip.Dybest set er omkring halvdelen af verdens befolkning i underskud af jern, zink, jod og A-vitamin.
Temel olarak, dünya nüfusunun yarısı demir, çinko, iyot ve A vitamini eksikliğinden muzdarip.Im Grunde fehlt es ungefähr der Hälfte der Weltbevölkerung an Eisen, Zink, Jod und Vitamin A.
Temel olarak, dünya nüfusunun yarısı demir, çinko, iyot ve A vitamini eksikliğinden muzdarip.In pratica, circa metà della popolazione mondiale ha carenza di ferro, zinco, iodio e vitamina A.
Temel olarak, dünya nüfusunun yarısı demir, çinko, iyot ve A vitamini eksikliğinden muzdarip.Một nửa thế giới đang thiếu sắt, kẽm, i-ốt và vitamin A.
Temel olarak, dünya nüfusunun yarısı demir, çinko, iyot ve A vitamini eksikliğinden muzdarip.Pada dasarnya, sekitar setengah populasi dunia kekurangan Zat besi, zinc, yodium dan vitamin A.
Temel olarak, dünya nüfusunun yarısı demir, çinko, iyot ve A vitamini eksikliğinden muzdarip.Practic, aproximativ jumătate din populaţia lumii are lipsă de fier, zinc, iod şi vitamina A.
Temel olarak, dünya nüfusunun yarısı demir, çinko, iyot ve A vitamini eksikliğinden muzdarip.Přibližně polovina populace světa trpí na nedostatek železa, zinku, iodu a vitamínu A.
Temel olarak, dünya nüfusunun yarısı demir, çinko, iyot ve A vitamini eksikliğinden muzdarip.W skrócie około połowa światowej populacji cierpi na braki żelaza, cynku, jodu i witaminy A.
Temel olarak, dünya nüfusunun yarısı demir, çinko, iyot ve A vitamini eksikliğinden muzdarip.По суті, близько половині населення світу бракує в їжі заліза, йоду та вітаміну А.
Temel olarak, dünya nüfusunun yarısı demir, çinko, iyot ve A vitamini eksikliğinden muzdarip.По същество на около половината от световното население му липсва желязо, цинк, йод и витамин А.
Temel olarak, dünya nüfusunun yarısı demir, çinko, iyot ve A vitamini eksikliğinden muzdarip.Проще говоря, примерно половине населения Земли не хватает в пище железа, цинка, йода и витамина А.
Temel olarak, dünya nüfusunun yarısı demir, çinko, iyot ve A vitamini eksikliğinden muzdarip.כמחצית מאוכלוסיית העולם סובלת ממחסור בברזל, אבץ, יוד וויטמין A.
Temel olarak, dünya nüfusunun yarısı demir, çinko, iyot ve A vitamini eksikliğinden muzdarip.أساسا , إن نصف العالم تقريبا يعاني من نقص في الحديد , الزنك , اليود و فيتامين أ .
Temel olarak, dünya nüfusunun yarısı demir, çinko, iyot ve A vitamini eksikliğinden muzdarip.鉄とヨウ素とビタミンAの欠乏に見舞われています 120億ドルを投資すると
UVB oldukça yıkıcıdır. Fakat aynı zamanda derideki D vitamini üretimini katalize eder.Jest bardzo niszczycielskie, ale katalizuje też produkcję witaminy D w skórze.
Ve daha önemlisi, zengin bir B12 vitamini kaynağı.그런데 중요한것은, 마마이트에 비타민 12가 무척 많이 있다는 것입니다.
Ve daha önemlisi, zengin bir B12 vitamini kaynağı.Aber was noch wichtiger ist, es ist eine gute Quelle für Vitamin B12.
Ve daha önemlisi, zengin bir B12 vitamini kaynağı.A čo je dôležité, je to bohatý zdroj vitamínu B12.
Ve daha önemlisi, zengin bir B12 vitamini kaynağı.Ale co je to hlavní, je to bohatý zdroj vitamínu B12.
Ve daha önemlisi, zengin bir B12 vitamini kaynağı.A legfontosabb benne, hogy gazdag B12 vitaminforrás.
Ve daha önemlisi, zengin bir B12 vitamini kaynağı.Dan yang terpenting, merupakan sumber yang kaya akan vitamin B12.
Ve daha önemlisi, zengin bir B12 vitamini kaynağı.De façon plus importante, c'est une source riche en vitamine B12.
Ve daha önemlisi, zengin bir B12 vitamini kaynağı.E cosa più importante è una ricca fonte di vitamina B12.
Ve daha önemlisi, zengin bir B12 vitamini kaynağı.E, mais importante, é uma fonte rica de vitamina B12.
Ve daha önemlisi, zengin bir B12 vitamini kaynağı.En belangrijker nog: het is een rijke bron van vitamine B12.
Ve daha önemlisi, zengin bir B12 vitamini kaynağı.I co ważne, jest bogatym źródłem witaminy B12.
Ve daha önemlisi, zengin bir B12 vitamini kaynağı.Muy importante; es una gran fuente de vitamina B12.
Ve daha önemlisi, zengin bir B12 vitamini kaynağı.Nhưng quan trọng hơn cả, đó là nguồn cung cấp dồi dào vitamin B12
Ve daha önemlisi, zengin bir B12 vitamini kaynağı.Och, och det här är viktigt, det är en rik källa av vitamin B12.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod