Buz tabakasının kalınlığı yer yer 1000 m'yi bulur.A espessura do gelo pode atingir os 1000 metros.
İlkbaharın gelişiyle birlikte buz yarıkları kanallara açılır ve bu canlılar da körfezlere geri döner.Quando a primavera chega, canais no gelo são abertos e os narvais retornam às baías costeiras.
2000 yılında Jerzy Buzek başkanlığında kurulan hükümette ise Savunma Bakanlığı'nı üstlendi.Entre 2000 e 2001, no governo de Jerzy Buzek, foi ministro da Defesa Nacional.
50.000 km2'den daha küçük olan buz kütleleri Buz tabakası olarak nitelendirilir.Massas de gelo cobrindo mais de 50.000 km² são designadas mantos de gelo.
Rusya, 6 Mayıs 1992'de bağımsız bir devlet olarak Uluslararası Buz Hokeyi Federasyonu'na kabul edildi.É membro da Federação Internacional de Hóquei no Gelo desde 6 de maio de 1992.
Vostok Gölü, Antarktika'nın 140'tan fazla sayıdaki buzaltı gölünün en büyüğüdür.O Lago Vostok é o maior dos aproximadamente 150 lagos sob a superfície do gelo continental da Antártida.
Buzdolabında saklanır.Junto do frigorífico encontra-se uma porta.
İsveç buz hokeyi takımı Färjestads BK'nın taraftarıdır.É utilizado pelo clube de hóquei no gelo Färjestads BK.
1927 yılında, Zamboni ve Lawrence bir buz üretim tesisi açarak kalıp buz işine girdi.Em 1927, ele e Lawrence acrescentaram uma fábrica de gelo e entraram no negócio de blocos de gelo.
Bir miktar buzdolabında bekletilen kıyma buradan çıkartılır ve uzun kitle halinde enli şişlere takılıyor.Imaginemos uma garrafa cheia de um líquido qualquer sendo deixada durante horas em um refrigerador.
"Mr. Hockey" lakaplı Howe, tüm zamanların en iyi buz hokeyi oyuncularından biri olarak kabul edilir.Howe é também conhecido como Mr. Hockey e é um dos maiores jogadores de hóquei de todos os tempos.
Buz bloklar dışındaki tüm bloklarda başarılıdır.Freeze: Gira todos os monsters em blocos do gelo.
18 Mart - Aleksey Yagudin, Rus buz patenci.1980 Alexei Yagudin, patinador no gelo russo.
Buz çekirdeğindeki kirlilikler yere bağlı olabilir.As impurezas nos núcleos de gelo podem depender da localização.
Neil Armstrong ve Buzz Aldrin Ay'a ayak basan ilk insanlar olarak tarihe geçtiler.Neil Armstrong e Edwin Aldrin tornaram-se os primeiros homens a caminhar no solo lunar.
10Be ve 14C, buz çekirdeği topluluğu tarafından daha güvenilir bulundu.Be10 e C14 são considerados indicadores mais confiáveis pela comunidade científica.
Doktor, Alpha Centauri ile bağlantı kurarak Buz Savaşçılarına yardımcı olur.Em seguida o Doutor chama Alpha Centauri para ajudá-los.
Ilulissat Buz Fiyordu, 2004'te UNESCO tarafından Dünya Mirası olarak ilan edildi. ^O fiorde de gelo de Ilulissat foi declarado património da humanidade pela Unesco em 2004.
Pepsi Ice: Buzlu nane aromalı Pepsi.Pepsi Ice ─ Sabor de Hortelã.
Ellesmere buz sahanlığı 20. yüzyılda %90 oranında küçülmüştür.A plataforma de gelo de Ward Hunt perdeu 90% da sua extensão no último século.
Bir buzul boyut olarak kritik noktaya ulaştığında akışı durur ve buz sabit hale geçer.Quando uma geleira diminui o seu tamanho até chegar a um ponto crítico, o fluxo detém-se e o gelo para.
Buzdolabı bozulmuş.As câmaras frigoríficas.
Titanik bir buzdağına çarparak battı.O Titanic estaria efetivamente em um congelamento profundo.
Edward’ın cildi “mermere benzer” – çok soluk ve buz gibidir, ayrıca güneş ışığında parlar.Sua pele é como "mármore", muito pálido, frio, e brilha na luz do sol.
Buz gücüne sahiptir.Tem poderes congelantes.
Batı Antarktika buz tabakası ile kaplıdır.A Antártica Ocidental é coberta pela manto de gelo da Antártica Ocidental.
Buzdolabında muhafaza edilmelidir.3 Também é possível guardá-lo no frigorifico.
Felsefe, bugüne dek anladığım yaşadığım gibisi, yüksek dağda, buz içinde gönüllü yaşamaktır.”Algumas delas: "A filosofia é o exílio voluntário entre montanhas geladas."
Buz Savaşçıları ikinci kez görünmüştür.Pela segunda vez, os exércitos se encontraram.
Parçalı ya da bütün olarak akar ve buz akıntıları oluştururlar.Estes deslizam sobre ou sob outros, gerando blocos de gelo à deriva.
Renk seçenekleri arasında Karbon, Kuvars ve Buz bulunur.As opções de cores incluem carbono, quartzo e gelo.
Ross Buz Şelfi'nin büyük kısmı, hakları Yeni Zelanda'ya ait olan Ross Dependency'dedir.A Ilha Sturge faz parte da Dependência de Ross, que são territórios reclamados pela Nova Zelândia.
İlçede çok sayıda buzul gölü bulunmaktadır.Também dentro das fronteiras há um grande número de lagos de origem glacial.
Düşmanlarını alt etmek için onlara buz topu fırlatır.É capaz de criar espinhos de gelo e atira-los contra seus inimigos.
En basit ısı ölçü birimi, bir kilogram buzu eritmek için gerekli ısı miktarıdır.1 Ct é a quantidade de calor necessária para derreter um centímetro cúbico de gelo.
Stoica, Buzău ilinin Smeeni köyünde, çiftçi bir ailenin altıncı çocuğu olarak dünyaya geldi.Nascido em Smeeni, condado de Buzău, foi o sexto filho de um lavrador.
Bu çökeltiler genel olarak buz ile temas halindeki çökeltiler olarak bilinir.Este tipo de depósito é conhecido como depósito em contacto com o gelo.
Phoenix Mars Lander ise 31 Temmuz 2008’de Mars toprağındaki su buzlarından örnek parçalar almayı başarmıştır.A sonda Phoenix retirou amostras de água congelada do solo marciano em 31 de julho de 2008.
Nisandan sonra buzları erimeye başlar.Assim o gelo começa a fundir.
Neon, argon, kripton ve ksenon, soy gazın buz içinde kıstırıldığı klatrat hidratlar da meydana getirebilir.Neônio, Argônio, criptônio e xenônio também foram hidratos de claratos no qual o gás nobre fica preso no gelo.
Bazı buzullar o kadar yavaş hareket eder ki, buzulların yarattığı çizikler arasında ağaçlar bile yetişir.Algumas apresentam velocidades tão lentas que as árvores podem estabelecer-se entre os sedimentos depositados.
Tōya Gölü Japonya'nın buz tutmayan en kuzeyindeki gölüdür.O Lago Tōya é o lago mais ao norte do Japão que nunca congela, e o segundo maior lago transparente do Japão.
Scott Scovell Hamilton (d.28 Ağustos 1958 Toledo, Ohio) Amerikalı olimpiyat şampiyonu buz patenci.Scott Scovell Hamilton (Toledo, Ohio, 28 de agosto de 1958) é um ex-patinador artístico norte-americano.
2014 Erkekler Dünya Buz Hokeyi Şampiyonası bu stadyumda düzenlenmiştir.Em 1920, o Campeonato Internacional de Hóquei no Gelo foi criado.
Fakat bu buzlanma 3-4 gün içersinde erir.Esta hidrólise completa-se dentro de um a quatro dias.
Ardından etrafı incelemeye başlar ve buzluğun içinde Pam'i bulur.Depois de alguns minutos, ele encontra Pam dentro de uma câmara frigorífica.
Kar ve buzlanma oldukça azdır.O granizo e a neve não costumam ser frequentes.
Diğer dört spor: biatlon, körling, buz hokeyi ve luge'dur.Os outros três esportes são biatlo, curling, hóquei no gelo.
Icy: Kar ve buz cadısıdır.Elas são: Icy: Bruxa do gelo.
Uçaktan bulutlara CO2 buzu atarak denediler.Consequentemente, a aeronave decolou com gelo claro nas asas.
Buzolic'in önde gelen rolü Offing David filmindeki (2008) David canlandırmasıdır.O primeiro grande papel de Nathaniel em um filme foi em Offing David (2008).
2000 Buz Otel bir buz tiyatrosu ile genişletilir.Cerca de 1 000 toneladas dessas sobras é utilizado na construção da nova edição do ice hotel.
"Ekranda buzul çağı ilkelliği".«Períodos de glaciação da Terra».
Kayalar ve çökeltiler, değişik sebeplerle buzulların yapısına eklenir.As rochas e os sedimentos são incorporados às geleiras por vários processos.
2005 Dünya Buz Hokeyi Şampiyonası için yeniden düzenlenmiştir.Foi construída em 2004 para o Campeonato Mundial de Hóquei no Gelo.
Jeolojik, kimyasal ve paleontolojik olmak üzere buzul çağlarının üç temel kanıtı bulunmaktadır.Existem três tipos principais de evidências de eras glaciais: geológicas, químicas e paleontológicas.
Eski buzul çağlarından kalan buzul kalıntılarıdır.Eles são testemunhos da última Idade do Gelo.
Bazı araştırmacılara göre bu buz gizemli bir organik malzemeyle kaplanmış olabilir.Isto indica que provavelmente sejam compostos por uma mistura de gelo e material escuro.
Son Buzul Çağı’nda oluştukları tahmin edilmektedir.Estima-se que tenha surgido ao fim da última Idade do Gelo.
Buzz Lightyear adlı yeni çıkan oyuncak, Andy'e hediye edilir.Buzz Lightyear é primeiramente visto como um presente de aniversário de Andy.