Ana içeriğe geç
Sözlük

bununla ile cümle

bununla kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Bununla birlikte nüfus alana eşitsiz dağılmıştır.Men befolkningen är förhållandevis ojämnt fördelad.
Bununla birlikte bu sorunun kesin bir cevabının bulunabilmiş olacağı mümkün değilmiş gibi görünür.Han slår vad om att det inte kommer att komma något svar.
Bununla birlikte, devlet ortaklı kurum olarak faaliyetlerine devam etmektedir.Myndigheterna börjar dock intressera sig för honom på grund av hans politiska aktiviteter.
Bununla birlikte, Stalin aksini kararlaştırdı.Det skulle komma att visa sig att Stalin hade liknande tankegångar.
Bununla birlikte, ülke doğal kaynaklar açısından zengindir.Landet är rikt på naturresurser.
Bununla birlikte dünyanın herhangi bir yerinden üniversiteye devam etmek de mümkündür.Därefter kan man fortsätta till universitetet.
Ben eğer bakkal yapıyorsam bununla gurur duyarım.Att centralasieninstitutet skulle bära mitt namn bereder mig stor glädje.
Bununla birlikte Dünya genelinde Kuzey Kutup Dairesi'nin üzerinde nüfus oldukça azdır.Glest fördelade populationer i kontinentens centrum är däremot rätt små.
Bununla birlikte, büyük, az denetimli çekirdeğin (örn.Trots ett flertal ursäkter (eng.
Bununla ilişkili olarak ateşe, aydınlığa veya Güneş'e bakılarak ibadet edilir.På Hawaii är Hina skymningens och gryningens (dock inte solens) gudinna.
Bununla birlikte, uyumlu donanım yıllar sonra üretilmeye devam etti.Motsvarande baryoner observerades inte förrän många år senare.
Bununla birlikte, ČSSR'deki durumu "karşı devrim" olarak ifade etmiştir.Rådet ska dock fungera som revolutionens ansikte utåt..
Bununla beraber, 1862'de Yeni Zelanda'da da tanımlanmıştır.Den har dessutom inplanterats i Nya Zeeland 1885.
Auralı migreni olan kişilere uygulanan migren önleyici tedavi, bununla ilişkili felçleri engelleyebilir.Förebyggande behandling av migrän med aura kan eventuellt förebygga associerad stroke.
Hatta bununla dans bile edebilirsiniz. " demiştir.Jag ville ha något att dansa till också..."
Bununla ilgili başka kanıtlar da bulunmuştur.Andra förklaringar har också framförts.
Bununla birlikte listede 17 hafta kalmıştır.Totalt stannade den sjutton veckor på listan.
Bununla birlikte, ilkinin kısa sürede üzerindeki ilgiyi kaybetmesi, ikinciyi de etkilemiştir.Han tyckte även att potentialen i första halvan förlorades i andra.
Bununla beraber Top 10'a girmesi 4 hafta almıştı.Den låg också etta på Tio i Topp i fyra veckor.
Bununla beraber neredeyse bütün bir savaş boyunca kullanıldılar.Trots detta va de i tjänst genom hela kriget.
Bununla birlikte, çoğu sanayi hala devlet mülkiyetinde kaldı.Samtidigt övergick fabriken i statlig ägo.
Bununla birlikte, genel olarak, ciddi bir durum değildir.Det är i allmänhet inte falsifierbart.
Bununla birlikte, imparatorluğun çöküşüne kadar, Gironde'de genel kurulda üye olmaya devam etti.Han fortsatte dock att vara medlem av departementet Girondes generalråd fram till kejsardömets fall.
Bununla beraber, bazen resmi rütbesi daha düşük de olabilir veya hiç olmayabilir.I vissa fall kan de ha en lägre rang eller ingen rank alls.
Bununla birlikte, gündemde bu amaçla hazırlanan birçok proje bulunmaktadır.Samtidigt försöker många att stoppa projektet.
Bununla birlikte 5 ileri ve 1 geri vitesten oluşmaktadır.Säkert är i alla fall att det finns fem veck fram, och eventuellt ett eller två bak.
Bununla birlikte antagonist yapının insan olma zorunluluğu yoktur.Den utsattas partner behöver inte vara en man.
Bununla birlikte, onun için tanıklık etmesine yardımcı olanların çoğu serbest bırakıldılar.Många av vittnena var beredda att ge sina liv för sitt vittnesbörd.
Bununla birlikte, Mao Zedong 1976'da öldükten sonra, bu çabalar geri ölçeklendi.Efter Mao Zedongs död 1976 har dock kongresserna hållits med jämna mellanrum.
Bununla birlikte, çocuklar arasındaki görülme sıklığı büyük farklılıklar gösterebilir.Beräkningarna av frekvensen bland barn varierar emellertid kraftigt.
Bununla birlikte hukuk ve adli araştırmalar ilgisini çekiyordu.Några rätts- och processurkunder har bevarats.
Bununla birlikte, Mayıs ayında bir Osmanlı birliği tarafından öldürüldü.Han dödades dock av amerikanskt bombflyg i maj 2008.
Bununla birlikte Expression Media, sürmedi.Det skedde nästan helt utan mediebevakning.
Bununla birlikte bazı farklılıklar da vardı.Vissa skillnader fanns dock.
Bununla birlikte toprak reformlarını uyguladı ve çiftçilere mülkiyet hakkını verdi. ^En jordreform genomfördes som gav bönderna ägandet över jorden.
Bununla birlikte Leningrad için bir ikmal yolunun açık tutulması çok önemliydi.Från Ostrov fanns det två möjliga framryckningsvägar till Leningrad.
Bununla beraber atarcanın periyodu oldukça yavaş artar.I motsats till detta är energiinnehållet ofta relativt låg.
Bununla birlikte, Türkçe çoğunluk dili hâlini almıştır.Numera är dock turkiska i majoritet.
Bununla birlikte yasama organı Senato'ya devredildi.Jenness blev utnämnd till senaten.
Bununla birlikte Croix de Guerre nişanı takdim edildi.För insatserna i kriget dekorerades han med Croix de Guerre.
Bununla birlikte teknoloji alanında çeşitli 250 patente sahiptir.Hon har även ett femtontal patent inom området.
Bununla birlikte her iki tarafın birliklerinin de yorgun olduğu görülmektedir.Efter detta slag var båda parter utmattade.
Bununla birlikte diğer ülkelerde üretimi devam etmiştir.Även på andra håll i landet förekom tillverkning.
Bununla birlikte İşçi Muhalefeti'nin pekçok eski destekçisi de Birleşik Muhalefet'e katıldı.Många tidigare partipolitiskt obundna reformivrare anslöt sig dock till Progressiva partiet.
Bununla beraber akciğer kanseri, sigara içmeyenlerde de görülebilmektedir.Passiv rökning är en orsak till lungcancer hos icke-rökare.
Bununla beraber Sezar, karısı Pompeia'dan "karım hakkında hiçbir şüphe olmamalı" diyerek boşanmıştı."Min hustru borde inte ens vara under misstanke", hävdade Caesar, men skilde sig ändå från Pompeia.
Bununla birlikte büyük bir meydan savaşı da önlenmişti.Därmed avvärjdes också ett hotande europeiskt storkrig.
Bununla birlikte Dünya-dışı yaşamın nitelenmesinin yerine oturmuş olduğu pek söylenemez.Men man kan lika gärna tala om en hel världs oförlösta längtan.
Bununla beraber, Temujin adlı gizemli bir şövalye yollarını keser ve onlarla dövüşmeye başlar.Men på väg till byn möter de en mystisk riddare, Temujin, och de strider på platsen.
Bununla birlikte İngiltere'ye de götürülmüştür.Samtidigt blev det tryggt att lämna England.
Bununla beraber gece uykusu esnasında sık sık uyanma durumları görülür.Under vandringen finns övernattningsmöjligheter med jämna mellanrum.
Bununla beraber 2007 milletvekili seçimlerinde komünist adayın kampanyasına da katılmamıştır.Anmärkning: Framstegspartiet kandiderade inte till kommunvalet 2007.
Polly Litvanyalıdır ve bununla gurur duyar.Sly är en mästertjuv och är stolt över det.
Bununla birlikte, Adolf Hitler'in Gürcüler konusundaki düşünceleri olumlu değildi.Han ansåg att en värld utan Adolf Hitler var meningslös.
Bununla birlikte 31 ülkenin komünist parti temsilcileri kongrede hazır bulunmaktaydı.28 länders vänstersocialistiska partier var inbjudna att representera på den första kongressen.
Bununla birlikte Guatemala'nın kuzeyine ve Yucatan'a göç etmişlerdir.Samtidigt skapade även Kuba, Guatemala and Yucatán.
Bununla birlikte taze bezelyeyi sindirmek daha kolaydır.På så vis är det lättare att få tag på fräscha disketter.
Bununla birlikte tarım da yapılır.Även jordbruk förekommer.
Bununla birlikte Komsomol tarafından "Genç Korosu" şeklinde de söylenmiştir.Övrigt: Bör enligt Chimay själva drickas "ung".
Bununla birlikte, Kazakların savaşçı gücü de kırılamadı.Hansans makt var dock inte bruten.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod