Ana içeriğe geç
Sözlük

bunalımlı ile cümle

bunalımlı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
58
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Tom bunalımlı görünüyor.Tom seems depressed.
Bunalımlı hissediyor musun?Are you feeling depressed?
Tom, Mary'nin bunalımlı olacağını düşündüğünü söyledi.Tom said he thought Mary would be exhausted.
Tom karısı onu terk ettiği için bunalımlı.Tom is depressed because his wife left him.
Mary Tom'un bunalımlı göründüğünü düşündüğünü söyledi.Mary said she thought Tom seemed depressed.
Tom Mary'nin bunalımlı göründüğünü düşündüğünü söyledi.Tom said he thought Mary seemed depressed.
Tom bunalımlı olduğunu söyledi.Tom said that he was depressed.
Tom bunalımlı olduğumu biliyordu.Tom knew that I was depressed.
Tom bunalımlı olacak.Tom is going to be depressed.
Bunalımlı hissediyorum.I'm feeling depressed.
Tom çok bunalımlı oldu.Tom became very depressed.
Ondan sonra Tom çok bunalımlı oldu.Tom got very depressed after that.
Tom biraz bunalımlı görünüyor.Tom looks a little depressed.
Tom ve Mary bunalımlı görünüyordu.It seemed Tom and Mary were depressed.
Bunalımlı olduklarını söylediler.They said they were depressed.
Bunalımlı varlıklar.Depressed assets.
William Faulkner, sarhoş ve bunalımlı, ♫ ♫ Tennessee Williams, sarhoş ve bunalımlı. ♫William Faulkner, drunk and depressed, ♫ ♫ Tennessee Williams, drunk and depressed. ♫ Sweeney:
Yargıç, onun Fransa'nın en bunalımlı insanı olduğunu söyledi.The judge said it has the most depressed people in France.
Eskiden böylesine fakir ve bunalımlı olan bu alana gelmeyi gerçekten istiyorlar.They really want to come to this area that used to be very poor and depressed.
Tahtta kaldığı 31 yıl, Osmanlı tarihinin siyasi açıdan en bunalımlı dönemlerinden biridir.Le onze d’or hongrois est l’une des équipes les plus compétentes techniquement de l’histoire.
O, bunalımlıydı.Ella estaba deprimida.
Bunalımlı varlıklar.Eredità Inquietante.
Bunalımlı varlıklar.Surpresas desagradáveis.
Burada geçirdiği günler boyunca Jaina hayatının en bunalımlı dönemlerinden birini yaşadı.Landa diz que esse foi um dos dias mais felizes da vida dele.
Bunalımlı varlıklar.Örökölt dilemmák.
Burada geçirdiği günler boyunca Jaina hayatının en bunalımlı dönemlerinden birini yaşadı.Με την άφιξή του, ο Ρενέ πέρασε την πιο δύσκολη περίοδο της ζωής του.
1981'de annesi ölünce ‘‘bunalımlı yıllar başladı.80年代には、81年に"When She Was My Girl"がヒットするなど長い間活動を続けている。
1981'de annesi ölünce ‘‘bunalımlı yıllar başladı.1981 m. mirė jo tėtis ir jį tai labai sukrėtė.
Bunalımlı. O bir Yunan!Страда от депресия.
Eskiden böylesine fakir ve bunalımlı olan bu alana gelmeyi gerçekten istiyorlar.Realmente quieren venir a esta área que solía ser muy pobre y deprimido.
Eskiden böylesine fakir ve bunalımlı olan bu alana gelmeyi gerçekten istiyorlar.Sie wollen wirklich zu diesem Platz kommen, der zuvor eher karg und nicht schön war.
Eskiden böylesine fakir ve bunalımlı olan bu alana gelmeyi gerçekten istiyorlar.הם באמת רוצים להגיע לאזור זה, שהיה מאוד עלוב ומדכא.
Hayal bile edemezsiniz. Yargıç, onun Fransa'nın en bunalımlı insanı olduğunu söyledi. Hangi yargıç?Съдията каза, че там били най-депресираните хора във Франция.
Hayal bile edemezsiniz. Yargıç, onun Fransa'nın en bunalımlı insanı olduğunu söyledi.Судья сказал мне, что там каждый третий страдает депрессией.
O olmaz! Yeni evli biri. Bunalımlı.Pero acaba de casarse, está deprimido.
William Faulkner, sarhoş ve bunalımlı, ♫ ♫ Tennessee Williams, sarhoş ve bunalımlı. ♫ Sobule:William Faulkner, beat şi deprimat, ♫ ♫ Tennessee Williams, beat şi deprimat. ♫
William Faulkner, sarhoş ve bunalımlı, ♫ ♫ Tennessee Williams, sarhoş ve bunalımlı. ♫ Sobule:William Faulkner, ebrio y deprimido. ♫ ♫ Tennesse Williams, ebrio y deprimido. ♫ ♫ Souble:
William Faulkner, sarhoş ve bunalımlı, ♫ ♫ Tennessee Williams, sarhoş ve bunalımlı. ♫소불 (Sobule): 윌리암 포크너 (William Faulkner) 는, 술취했고, 암울해 테네시 윌리암스 (Tenessee Williams), 술취했고, 암울해™
William Faulkner, sarhoş ve bunalımlı, ♫ ♫ Tennessee Williams, sarhoş ve bunalımlı. ♫William Faulkner, dronken en depressief, ♫ ♫ Tennessee Williams, dronken en depressief. ♫
William Faulkner, sarhoş ve bunalımlı, ♫ ♫ Tennessee Williams, sarhoş ve bunalımlı. ♫William Faulkner, pijany i przygnębiony, ♫ ♫ Tennessee Williams, pijany i przygnębiony. ♫
William Faulkner, sarhoş ve bunalımlı, ♫ ♫ Tennessee Williams, sarhoş ve bunalımlı. ♫William Faulkner, say rượu và trầm cảm ♫ ♫ Tennessee Williams, say rượu và trầm cảm ♫
William Faulkner, sarhoş ve bunalımlı, ♫ ♫ Tennessee Williams, sarhoş ve bunalımlı. ♫William Faulkner, soûl et déprimé, ♫ ♫ Tennessee Williams, soûl et déprimé. ♫
William Faulkner, sarhoş ve bunalımlı, ♫ ♫ Tennessee Williams, sarhoş ve bunalımlı. ♫William Faulkner, ubriaco e depresso, ♫ ♫ Tennesse Williams, ubriaco e depresso. ♫ JS: Sì.
William Faulkner, sarhoş ve bunalımlı, ♫ ♫ Tennessee Williams, sarhoş ve bunalımlı. ♫William Faulkner war betrunken und depressiv. ♫ ♫ Tennessee Williams war betrunken und depressiv. ♫
William Faulkner, sarhoş ve bunalımlı, ♫ ♫ Tennessee Williams, sarhoş ve bunalımlı. ♫Уильям Фолкнер — пьян и в депрессии. Уильямс Теннесси (драматург) — пьян и в депрессии.
William Faulkner, sarhoş ve bunalımlı, ♫ ♫ Tennessee Williams, sarhoş ve bunalımlı. ♫Уилям Фокнър, пиян и депресиран, ♫ ♫ Тенеси Уилямс, пиян и депресиран. ♫
William Faulkner, sarhoş ve bunalımlı, ♫ ♫ Tennessee Williams, sarhoş ve bunalımlı. ♫♫ סובול: וויליאם פאולקנר, שיכור ומדוכא, ♫ ♫ טנסי וויליאם, שיכור ומדוכא. ♫
William Faulkner, sarhoş ve bunalımlı, ♫ ♫ Tennessee Williams, sarhoş ve bunalımlı. ♫♫جيل سوبلو :ويليم فالكنر سكير ومحبط ♫ ♫تينيسي ويليمز سكير ومحبط ♫
William Faulkner, sarhoş ve bunalımlı, ♫ ♫ Tennessee Williams, sarhoş ve bunalımlı. ♫テネシー・ウィリアムズも酔っ払いでうつ状態 ジル: あなたの番よ ジュリア
Yargıç, onun Fransa'nın en bunalımlı insanı olduğunu söyledi.A bíró meg is mondta, hogy itt él a legtöbb depressziós az országban
Yargıç, onun Fransa'nın en bunalımlı insanı olduğunu söyledi.De rechter zei dat daar de meest gedeprimeerde mensen van Frankrijk wonen.
Yargıç, onun Fransa'nın en bunalımlı insanı olduğunu söyledi.Der Richter meinte, es wäre eine der depressivsten Gegenden.
Yargıç, onun Fransa'nın en bunalımlı insanı olduğunu söyledi.El juez me dijo que era una de las zonas de Francia con más... - Personas deprimidas. - ¿Qué juez, Adèle?
Yargıç, onun Fransa'nın en bunalımlı insanı olduğunu söyledi.Judecătorul zicea că acolo sunt cei mai deprimaţi oameni din Franţa.
Yargıç, onun Fransa'nın en bunalımlı insanı olduğunu söyledi.Soudce potvrdil, že tu jsou nejvíc zachmuření lidé ve Francii.
Yargıç, onun Fransa'nın en bunalımlı insanı olduğunu söyledi.Ο δικαστής είπε ό,τι έχει τους πιο καταθλιπτικούς ανθρώπους στην Γαλλία.
Yeni evli biri. Bunalımlı.Er hat gerade geheiratet, er ist depressiv.
Yeni evli biri. Bunalımlı. O bir Yunan!Он только что женился, у него депрессия.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod