Buna itiraz ettim.I objected to that.
Kaç kişinin buna inandığını merak ediyorum.I wonder how many people believe that.
Fadıl buna pişman olacak.Fadil is going to regret this.
Fadıl, Büyük Bunalım sırasında doğdu.Fadil was born during the Great Depression.
Hâlâ bunalımlı görünüyorsun.You still look depressed.
Sami buna tamam dedi.Sami said OK to that.
Büyük Bunalım, gangsterlerin altın çağındaydı.The Great Depression was the golden age of gangsters.
Ona gerçeği söyledik ve o hala buna inanmayacak.We told him the truth and he still won't believe it.
Gerçekten tüm buna inanmıyorsun, değil mi?You really don't believe all that, do you?
Tom bunalımlı olduğunu söylüyor.Tom says he's depressed.
Muhtemelen herhangi birinin buna inanabileceğini hayal etmeyi zor buluyorum.I find it hard to imagine that anyone could possibly believe this.
Buna zor mu diyorsun?You call this hard?
Buna kolay mı diyorsun?You call this easy?
Çokdillilik bunamaya engel olabilir.Multilingualism may prevent dementia.
Buna yapmana izin vermeyeceğim.I will not let you do this.
Buna sahip olmak ister misiniz?Would you like to have it?
Buna ihtiyacımız olduğunu mu düşünüyorsun?Do you think we need this?
Buna ne olduğu hakkında konuşmak istemiyor musun?Don't you want to talk about this what happened?
Buna karşı bir itirazınız var mı?Do you have an objection to that?
Buna hakkınız olduğundan emin misiniz?Are you sure you have this right?
Buna neyin sebep olabileceği hakkında herhangi bir fikrin var mı?Do you have any idea what could've caused this?
Buna bakmak istemiyor musun?Don't you want to take a look at it?
Buna neyin sebep olabileceği hakkında fikriniz var mı?Do you have any idea what could cause this?
Buna ne sebep olabilir?What could cause this?
Bence kesinlikle bu buna değer.I think it's definitely worth it.
Savaş buna değmez.War is not worth it.
Buna ihtiyacın olacağını düşünmüyor musun?Don't you think you're going to need it?
Buna inanamıyorum. Leyla zaten benden ayrılmak mı istiyor?I can't believe it. Layla wants to break up with me already?
Buna ihtiyacımız olduğunu düşünmüyor musun?Don't you think we need this?
Sanırım buna ihtiyacımız var.I think we need this.
Bence buna ihtiyacımız var.I think we need this.
Tom ve Mary evlenmek istiyordu, ama ebeveynleri buna karşıydı.Tom and Mary wanted to get married, but their parents were against it.
Leyla bir süredir oldukça bunalımlıdır.Layla was quite depressed for a while.
Buna ihtiyacımız olduğunu sanmıyorum.I don't think we need this.
Artık buna ihtiyacımız olduğunu sanmıyorum.I don't think we need this anymore.
Hiçbir şey buna benzemez.Nothing is similar to it.
Tom buna inanmayı reddetti.Tom refused to believe it.
Florida nemli ve bunaltıcı havasıyla bilinir.Florida is known for it's humid, muggy weather.
İstifa etmek istemiyordu ama buna zorlanmıştı.He didn't want to resign but he was forced into it.
Buna karşı hiçbir şeyim yok.I've got nothing against it.
Tom sıcaktan bunalmış olmalı.Tom has to be hot.
Tom buna değmeyeceğini söyledi.Tom says it isn't worth the effort.
Buna gerçekten ihtiyacım yoktu, ama yine de aldım.I didn't really need it, but I bought it anyway.
Tom'un buna itiraz etmeyeceğine eminim.I'm sure Tom wouldn't object to that.
Buna şimdi karar vermek zorunda değilim.I don't have to decide that now.
Tom buna cevabı bilemez.Tom can't know the answer to that.
Buna yapmana asla izin vermeyeceğim.I'll never let you do that.
Tom Mary'nin muhtemelen bunalımlı olacağını söyledi.Tom said Mary was likely to be depressed.
Tom muhtemelen bunalımlı olacak.Tom is likely to be depressed.
Buna ihtiyacın var, değil mi?You need this, don't you?
Neden çok bunalımlısın?Why are you so depressed?
Buna dokunmak istemiyorum.I don't want to touch it.
Tom Mary'nin buna izin vereceğini düşünmemişti.Tom didn't think Mary would allow it.
Tom, Mary'nin buna gerek duymayacağını söylüyor.Tom says Mary won't need to do that.
Tom buna inandığını söyledi.Tom said he believed that.
Sen bunalımlı görünüyordun.You seemed depressed.
Tom Mary'nin bunalımlı olmadığını söyledi.Tom said Mary isn't depressed.
Tom Mary'nin bunalımlı olduğunu düşünüyor.Tom thinks Mary is depressed.
Gerçekten bunaltıcıydı.It was really muggy.
Tom Mary'nin bunalımlı olduğunu söyledi.Tom said Mary was depressed.