Bulutun üstünde oturabileceğimizi zannederiz; ama oraya giderseniz, sadece sistir.Azt gondoljuk rá tudunk ülni a felhőre, közben mikor a közelébe megyünk, kiderül, hogy csak köd.
Bulutun üstünde oturabileceğimizi zannederiz; ama oraya giderseniz, sadece sistir.Chúng ta nghĩ mình có thể ngồi trên mây, nhưng nếu bạn tới đó, nó chỉ là một làn sương mù.
Bulutun üstünde oturabileceğimizi zannederiz; ama oraya giderseniz, sadece sistir.Credem că putem sta pe nor, însă, dacă te apropii, este doar ceață.
Bulutun üstünde oturabileceğimizi zannederiz; ama oraya giderseniz, sadece sistir.Kita berpikir bisa duduk di atas awan, tapi bila kita ke sana, itu semua hanya kabut.
Bulutun üstünde oturabileceğimizi zannederiz; ama oraya giderseniz, sadece sistir.하지만 만약 우리가 구름 위에 앉을 수 있다면? 막상 가까이 다가가 보면 그저 안개에 불과합니다.
Bulutun üstünde oturabileceğimizi zannederiz; ama oraya giderseniz, sadece sistir.Mais nous pensons que nous pourrions nous asseoir sur ce nuage, mais si nous y allons ça n'est qu'une brume.
Bulutun üstünde oturabileceğimizi zannederiz; ama oraya giderseniz, sadece sistir.Ma se pensiamo di essere seduti sulla nube, dentro la nube, se possiamo andare li è solo nebbia.
Bulutun üstünde oturabileceğimizi zannederiz; ama oraya giderseniz, sadece sistir.Men om vi föreställer oss att vi kan sitta på molnet, om du hamnar där är det bara dimma.
Bulutun üstünde oturabileceğimizi zannederiz; ama oraya giderseniz, sadece sistir.Myslíme si, že na tom mraku by se dalo sedět, ale když přijdeme blíž, je to jen mlha.
Bulutun üstünde oturabileceğimizi zannederiz; ama oraya giderseniz, sadece sistir.Pensamos que nos podemos sentar em cima dela, mas se chegarmos perto, vemos que é só humidade.
Bulutun üstünde oturabileceğimizi zannederiz; ama oraya giderseniz, sadece sistir.Pensamos que podemos sentarnos en la nube... pero al acercarnos, es simplemente neblina.
Bulutun üstünde oturabileceğimizi zannederiz; ama oraya giderseniz, sadece sistir.Wygląda, jakby dało się na niej usiąść, ale to tylko mgła.
Bulutun üstünde oturabileceğimizi zannederiz; ama oraya giderseniz, sadece sistir.Νομίζουμε ότι το σύννεφο είναι πολύ πυκνό, αλλά αν πας δίπλα του, είναι απλά μια καταχνιά.
Bulutun üstünde oturabileceğimizi zannederiz; ama oraya giderseniz, sadece sistir.Издалека кажется, что на облако можно сесть, однако при приближении это — просто туман.
Bulutun üstünde oturabileceğimizi zannederiz; ama oraya giderseniz, sadece sistir.Ние мислим, че бихме могли да седнем на облака, но отблизо той е просто мъгла.
Bulutun üstünde oturabileceğimizi zannederiz; ama oraya giderseniz, sadece sistir.אבל אנחנו חושבים שנוכל לשבת על הענן, אבל אם אתם הולכים לשם, זה רק ערפל.
Bulutun üstünde oturabileceğimizi zannederiz; ama oraya giderseniz, sadece sistir.لكننا نعتقد أنه فى إمكاننا أن نجلس على السحاب , لكن إذا إستطعت , إنه مجرد ضباب .
Bulutun üstünde oturabileceğimizi zannederiz; ama oraya giderseniz, sadece sistir.同様に あなたが怒りという感情を直視すると
Bulutun üzerinde oturan, orağını yerin üzerine salladı, yerin ekini biçildi.Allora colui che era seduto sulla nuvola gettò la sua falce sulla terra e la terra fu mietuta
Bulutun üzerinde oturan, orağını yerin üzerine salladı, yerin ekini biçildi.A ten, ktorý to sedel na oblaku, hodil svoj srp na zem, a požatá bola zem.
Bulutun üzerinde oturan, orağını yerin üzerine salladı, yerin ekini biçildi.Atunci Celce şedea pe nor, Şi -a aruncat secerea pe pămînt. Şi pămîntul a fost secerat.
Bulutun üzerinde oturan, orağını yerin üzerine salladı, yerin ekini biçildi.Bocsátá azért, a ki a felhõn ül vala az õ sarlóját a földre; és learattaték a föld.
Bulutun üzerinde oturan, orağını yerin üzerine salladı, yerin ekini biçildi.Ðấng ngồi trên mây bèn quăng lưỡi liềm mình xuống đất, và dưới đất đều bị gặt.
Bulutun üzerinde oturan, orağını yerin üzerine salladı, yerin ekini biçildi.Ðấng ngồi trên mây bèn quăng lưỡi_liềm mình xuống đất , và dưới đất đều bị gặt .
Bulutun üzerinde oturan, orağını yerin üzerine salladı, yerin ekini biçildi.Den som satt på skyn högg då till med sin lie på jorden, och jorden blev avbärgad.
Bulutun üzerinde oturan, orağını yerin üzerine salladı, yerin ekini biçildi.En Hij die op de wolk zat, zwaaide met Zijn sikkel over de aarde en de oogst van de aarde werd binnengebracht.
Bulutun üzerinde oturan, orağını yerin üzerine salladı, yerin ekini biçildi.Então aquele que estava assentado sobre a nuvem meteu a sua foice � terra, e a terra foi ceifada.
Bulutun üzerinde oturan, orağını yerin üzerine salladı, yerin ekini biçildi.Et celui qui était assis sur la nuée jeta sa faucille sur la terre. Et la terre fut moissonnée.
Bulutun üzerinde oturan, orağını yerin üzerine salladı, yerin ekini biçildi.In sedeči na oblaku vrže srp svoj na zemljo, in požeta je bila zemlja.
Bulutun üzerinde oturan, orağını yerin üzerine salladı, yerin ekini biçildi.I spustil ten, kterýž seděl na oblaku, srp svůj na zem, a požata jest země.
Bulutun üzerinde oturan, orağını yerin üzerine salladı, yerin ekini biçildi.I zapuścił ten, który siedział na obłoku, sierp swój na ziemię i pożęta jest ziemia.
Bulutun üzerinde oturan, orağını yerin üzerine salladı, yerin ekini biçildi.Ja pilvellä istuva heitti sirppinsä maan päälle, ja maa tuli leikatuksi.
Bulutun üzerinde oturan, orağını yerin üzerine salladı, yerin ekini biçildi.구름 위에 앉으신 이가 낫을 땅에 휘두르매 곡식이 거두어지니라
Bulutun üzerinde oturan, orağını yerin üzerine salladı, yerin ekini biçildi.Lalu Dia yang duduk di atas awan itu mengayunkan sabit-Nya ke bumi, maka bumi pun dituai
Bulutun üzerinde oturan, orağını yerin üzerine salladı, yerin ekini biçildi.Og han, som sad på Skyen, lod sin Segl gå over Jorden, og Jorden blev høstet.
Bulutun üzerinde oturan, orağını yerin üzerine salladı, yerin ekini biçildi.Og han som satt på skyen, lot sin sigd gå over jorden, og jorden blev høstet.
Bulutun üzerinde oturan, orağını yerin üzerine salladı, yerin ekini biçildi.Und der auf der Wolke saß, schlug mit seiner Sichel an die Erde, und die Erde ward geerntet.
Bulutun üzerinde oturan, orağını yerin üzerine salladı, yerin ekini biçildi.Y el que estaba sentado sobre la nube lanzó su hoz sobre la tierra, y la tierra fue segada
Bulutun üzerinde oturan, orağını yerin üzerine salladı, yerin ekini biçildi.Και ο καθημενος επι της νεφελης εβαλε το δρεπανον αυτου επι την γην, και εθερισθη η γη.
Bulutun üzerinde oturan, orağını yerin üzerine salladı, yerin ekini biçildi.И поверг сидящий на облаке серп свой на землю, и земля была пожата.
Bulutun üzerinde oturan, orağını yerin üzerine salladı, yerin ekini biçildi.І скинув сидячий на хмарі серп свій на землю, і земля була пожата.
Bulutun üzerinde oturan, orağını yerin üzerine salladı, yerin ekini biçildi.וישלח הישב בענן את מגלו בארץ והארץ נקצרה׃
Bulutun üzerinde oturan, orağını yerin üzerine salladı, yerin ekini biçildi.فالقى الجالس على السحابة منجله على الارض فحصدت الارض
Bulutun üzerinde oturan, orağını yerin üzerine salladı, yerin ekini biçildi.那 坐 在 雲 上 的 、 就 把 鐮 刀 扔 在 地 上 . 地 上 的 莊 稼 就 被 收 割 了
Bulutun üzerinde oturan, orağını yerin üzerine salladı, yerin ekini biçildi.那 坐在 雲 上 的 、 就 把 鐮刀 扔在 地上 . 地上 的 莊稼 就 被 收割 了
Bu madde bulutunun çapı 6 ışık yılı uzunluğunda.Průměr tohoto kulovitého materiálu je 6 světelných let.
Bu madde bulutunun çapı 6 ışık yılı uzunluğunda.Średnica tej sfery materiału wynosi 6 lat świetlnych.
Bu madde bulutunun çapı 6 ışık yılı uzunluğunda.Діаметр сфери речовини становить 6 світлових років.
Bununla başlayalım. Bu saçak bulutu, adı Latince'de saç lülesi demektir.Đầu tiên là, mây ti - cirrus, tiếng Latin nghĩa là mớ tóc.
Bununla başlayalım. Bu saçak bulutu, adı Latince'de saç lülesi demektir.Lassen Sie uns mit einer Cirrus-Wolke anfangen, benannt nach dem lateinischen Begriff für eine Haarlocke.
Bununla başlayalım. Bu saçak bulutu, adı Latince'de saç lülesi demektir.Na początek chmura pierzasta - cirrus, co po łacinie znaczy "pasmo włosów".
Bununla başlayalım. Bu saçak bulutu, adı Latince'de saç lülesi demektir.We beginnen met de cirruswolk, genoemd naar het Latijn voor haarlok.
Buradaki fotoğrafta görüldüğü gibi Oort bulutu bu güneş rüzgarı limitinin çok daha ötesinde. . .この外側の濃くなっている部分の外側なんだ。 ここには、ボイジャー1号とボイジャー2号があるね。 セドナの軌道はこんな感じかな。 一番近づくときは、これくらいで、
Bu saçak bulutu, adı Latince'de saç lülesi demektir.Det är Cirrusmolnet, som fått sitt namn efter latinets ord för hårlock.
Bu saçak bulutu, adı Latince'de saç lülesi demektir.E norul cirrus, numit după cuvântul latin pentru șuviță de păr.
Bu saçak bulutu, adı Latince'de saç lülesi demektir.Es un cirro, nombre que viene de la palabra latina para designar un mechón de pelo.
Bu saçak bulutu, adı Latince'de saç lülesi demektir.È un cirro, parola che deriva dal latino e significa ciocca di capelli.
Bu saçak bulutu, adı Latince'de saç lülesi demektir.Ini adalah awan cirrus, yang dinamai dalam bahasa Latin yang berarti seuntai rambut.
Bu saçak bulutu, adı Latince'de saç lülesi demektir.Kezdjük ezzel. Ez a pehelyfelhő, ami a latin hajtincs szóról kapta nevét.
Bu saçak bulutu, adı Latince'de saç lülesi demektir.한 타래의 머리카락이라는 라틴어를 따서 이름이 만들어졌죠.