buluşmamız ile cümle
buluşmamız kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.55
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Diana ile ilk buluşmamızda - içten kişilerin nasıl yaşadığına dair listemi de götürdüm ve oturdum.Моята първа среща с нея, Диана, занесох своя списък с начина, по който живееха всеотдайните хора и седнах.
Diana ile ilk buluşmamızda - içten kişilerin nasıl yaşadığına dair listemi de götürdüm ve oturdum.На первую встречу с Дианой я принесла описание того, как живут искренние люди. И я села.
Diana ile ilk buluşmamızda - içten kişilerin nasıl yaşadığına dair listemi de götürdüm ve oturdum.На першу зустріч з Діаною я принесла опис того, як живуть щирі люди, і я сіла.
Diana ile ilk buluşmamızda - içten kişilerin nasıl yaşadığına dair listemi de götürdüm ve oturdum.הפגישה הראשונה שלי איתה, דיאנה -- הבאתי את הרשימה שלי של אפיוני האנשים שחיו בלב שלם, וישבתי.
Diana ile ilk buluşmamızda - içten kişilerin nasıl yaşadığına dair listemi de götürdüm ve oturdum.أول مقابلة معها ، ديانا -- أحضرت معى قائمتى الخاصة بالحياة الكاملة ، وجلست .
Diana ile ilk buluşmamızda - içten kişilerin nasıl yaşadığına dair listemi de götürdüm ve oturdum.あるがままの人たちの リストを渡して座りました 彼女がまず「どうですか?」
Diana ile ilk buluşmamızda - içten kişilerin nasıl yaşadığına dair listemi de götürdüm ve oturdum.제가 제 치료사였던 다이애나를 만났던 첫날 저는 전심(全心)으로 사는 사람들은 어떻게 사는가를 적은 목록을 가지고 갔었어요.
Geçen perşembe günkü buluşmamızı unuttun.Christa, Christa. Elfelejtetted a csütörtöki randinkat.
Geçen perşembe günkü buluşmamızı unuttun.Christa, Christa. Je bent onze afspraak van donderdag vergeten.
Geçen perşembe günkü buluşmamızı unuttun.Christa, Christa. Se te olvidó nuestra cita del jueves.
Geçen perşembe günkü buluşmamızı unuttun.Christa, Christa. Tu as oublié notre rendez-vous de jeudi.
Geçen perşembe günkü buluşmamızı unuttun.N-ai uitat de întâlnirile noastre de joi, aşa-i?
Geçen perşembe günkü buluşmamızı unuttun.Криста, Криста, ты забыла о нашем свидании в четверг.
Geçen perşembe günkü buluşmamızı unuttun..כריסטה, כריסטה .שכחת על הדייט שלנו ביום חמישי
Geçen perşembe günkü buluşmamızı unuttun.إنك لم تنسى موعدنا كل يوم خميس، أليس كذلك؟
Hayır, hayır. Wood aradı. Onunla dışarda buluşmamızı istiyor.レジー、だめよ
Onunla dışarda buluşmamızı istiyor.Er will uns draussen treffen.
Onunla dışarda buluşmamızı istiyor.Il veut qu'on le retrouve dehors.
Onunla dışarda buluşmamızı istiyor.Θέλει να τον συναντήσουμε έξω.
Onunla dışarda buluşmamızı istiyor.Звонил Вуд. Он ждёт нас снаружи.
Öylesine büyük bir topluluk ki, bizim yıllık buluşmamız, dünyadaki en büyük bilimsel buluşma.세계 과학분야의 모임 중 가장 큽니다. 매년 15,000명의
Öylesine büyük bir topluluk ki, bizim yıllık buluşmamız, dünyadaki en büyük bilimsel buluşma.Det är faktiskt en så stor sammanslagning att vår årliga samling är det största vetenskapliga mötet i världen.
Öylesine büyük bir topluluk ki, bizim yıllık buluşmamız, dünyadaki en büyük bilimsel buluşma.Tão grande que o nosso encontro anual é o maior encontro mundial das ciências físicas.
Öylesine büyük bir topluluk ki, bizim yıllık buluşmamız, dünyadaki en büyük bilimsel buluşma.Tulajdonképpen olyan nagy közösség, hogy az éves gyűlésünk a világ legnagyobb tudományos találkozója.
Öylesine büyük bir topluluk ki, bizim yıllık buluşmamız, dünyadaki en büyük bilimsel buluşma.Zo groot zelfs, dat onze jaarlijkse bijeenkomst de grootste [fysisch] wetenschappelijke in de wereld is.
Öylesine büyük bir topluluk ki, bizim yıllık buluşmamız, dünyadaki en büyük bilimsel buluşma.Вона настільки велика, що наш щорічний з'їзд(фізично) - найбільше наукове засідання в світі.
Öylesine büyük bir topluluk ki, bizim yıllık buluşmamız, dünyadaki en büyük bilimsel buluşma.Всъщност, толкова голяма общност, че годишното ни събрание е най-голямата научна среща в света.
Öylesine büyük bir topluluk ki, bizim yıllık buluşmamız, dünyadaki en büyük bilimsel buluşma.Она настолько большая, что наш ежегодный съезд (физически) самое большое научное заседание в мире.
Öylesine büyük bir topluluk ki, bizim yıllık buluşmamız, dünyadaki en büyük bilimsel buluşma.שהמפגש השנתי שלנו הוא המפגש המדעי הגדול ביותר בעולם.
Öylesine büyük bir topluluk ki, bizim yıllık buluşmamız, dünyadaki en büyük bilimsel buluşma.واجتماعنا السنوي هو أكبر إجتماع علمي في العالم.
Öylesine büyük bir topluluk ki, bizim yıllık buluşmamız, dünyadaki en büyük bilimsel buluşma.この学会のために、毎年1万5千人の科学者がサンフランシスコに集まります。
Öylesine büyük bir topluluk ki, bizim yıllık buluşmamız, dünyadaki en büyük bilimsel buluşma.我們的年會變成了世界上最大的科學家聚會
Sence tesadüf mü ? - Buradaki buluşmamız ?Думаешь, что это совпадение?
"Seni seviyorum, fakat artık seni özlüyorum." "Ve buluşmamız daha iyi olur."Kocham cię, ale teraz tęsknię za tobą, więc lepiej, kiedy się spotkamy.
"Seni seviyorum, fakat artık seni özlüyorum." "Ve buluşmamız daha iyi olur."Ti amo, ma adesso mi manchi quindi è meglio se ci incontriamo...
Tekrar buluşmamız için bir neden yok değilmi?No hay necesidad de que volvamos a vernos.
Tekrar buluşmamız için bir neden yok değilmi?Nu cred ca este nevoie sa ne mai intalnim.
"Ve buluşmamız daha iyi olur.""Alors ce sera mieux quand on se retrouve." "On ne va pas se retrouver"
"Ve buluşmamız daha iyi olur."A tak by bylo lepší, kdybychom se setkali.
"Ve buluşmamız daha iyi olur."Daarom is het beter dat wij elkaar ontmoeten
"Ve buluşmamız daha iyi olur."Deci, este mai bine atunci când am întâlni
"Ve buluşmamız daha iyi olur."Então vai ser melhor quando nos encontrarmos
"Ve buluşmamız daha iyi olur."Jadi lebih baik ketika kita bertemu
"Ve buluşmamız daha iyi olur."Jobb lenne ha találkoznánk.
"Ve buluşmamız daha iyi olur."그러니가 우리가 만날 땐 더 나을 거야
"Ve buluşmamız daha iyi olur."¿Qué es lo que quieres ser cuando seas grande?
"Ve buluşmamız daha iyi olur."Så det är bättre när vi träffas
"Ve buluşmamız daha iyi olur."Så er det bedre, når vi mødes
"Ve buluşmamız daha iyi olur."Vì vậy, nó là tốt hơn khi chúng tôi đáp ứng
"Ve buluşmamız daha iyi olur."Затова ще е по-добре ако се срещнем...
"Ve buluşmamız daha iyi olur."אז עדיף שכשניפגש
"Ve buluşmamız daha iyi olur."لذا من الأفضل أن نلتقي
"Ve buluşmamız daha iyi olur."この世では会えないけど、天国では会えるとおもう。
"Ve buluşmamız daha iyi olur."所以當我們見到面時一切都會好轉
Wood aradı. Onunla dışarda buluşmamızı istiyor.Wood mi ha chiamato e vuole vederci fuori dal locale.