bulmuş ile cümle
bulmuş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
İki tarafı da Sal'in kütlesiyle böldüğümüzde de yerçekimi ivmesini bulmuş oluruz.אפשר לחלק את שני האגפים במסה שלי, ויש לנו את תאוצת הגרביטציה.
İki video önce, bu denklemin de tekil çözümünü bulmuştuk. -זה היה פתרון יחודי נוסף שמצאנו. אולי לפני שני סרטונים.
İki video önce, bu denklemin de tekil çözümünü bulmuştuk. -وكان هذا الحل خاصة آخر وجدنا. وأعتقد أنه من قبل اثنين من أشرطة الفيديو.
Infopankki’nin video yarışması son bulmuştur.Bидеоконкурс Infopankki закончился.
Infopankki’nin video yarışması son bulmuştur.Dare to Dream voitti Infopankin videokilpailun
Infopankki’nin video yarışması son bulmuştur.El concurso de vídeo de Infopankki ha terminado.
Infopankki’nin video yarışması son bulmuştur.Infobankens videotävling är avslutad.
Infopankki’nin video yarışması son bulmuştur.Infopankki的录像比赛经结束。 请往芬兰语网页查看录像比赛结果:
Infopankki’nin video yarışması son bulmuştur.Le concours vidéo d’Infopankki est terminé.
Infopankki’nin video yarışması son bulmuştur.منافسة مقاطع الفيديو Infopankki قد إنتهت.
İranlı kadın kendine yeni bir ses bulmuştur ve o ses bana kendi sesimi vermiştir.이란 여성들이 새 목소리를 찾았고, 그것이 제 목소리를 내게 한다고 강조합니다.
İranlı kadın kendine yeni bir ses bulmuştur ve o ses bana kendi sesimi vermiştir.שנשים איראניות מצאו קול חדש, והקול שלהן נותן לי את הקול שלי.
İranlı kadın kendine yeni bir ses bulmuştur ve o ses bana kendi sesimi vermiştir.لقد وجدت النساء الإيرانيات صوت جديد، وصوتهن اعطاني صوتي.
İranlı kadın kendine yeni bir ses bulmuştur ve o ses bana kendi sesimi vermiştir.そのことを伝えたいです 今は西欧で活動しなくてはならなくとも
İşte baktığım şey, Bernard, Albert Allen, biraz evvel işte bu sarıları bulmuştum.C'est ce que je regarde, bernard, Albert Allen, je viens juste de regarder...
İşte baktığım şey, Bernard, Albert Allen, biraz evvel işte bu sarıları bulmuştum.כמו צהוב ואפור, לבנים.
İşte budur! Aradığım o "ruhsal mesafeyi" bulmuştum, eserimin sonuçlarından kendimi koruyacak düzenek buydu.Oto ten dystans, o którym mówiłam, ta bariera psychiczna mająca chronić przed wynikami twórczości.
İşte, onlar da Sita'yı bu sayede bulmuşlar.A tak jak byli schopni ji najít.
İşte, onlar da Sita'yı bu sayede bulmuşlar.Dzięki temu ją odnaleziono.
İşte, onlar da Sita'yı bu sayede bulmuşlar.E cosi' riescono a trovarla.
İşte, onlar da Sita'yı bu sayede bulmuşlar.E foi assim que eles foram capazes de encontrá-la.
İşte, onlar da Sita'yı bu sayede bulmuşlar.Jadi begitulah mereka dapat menemukannya.
İşte, onlar da Sita'yı bu sayede bulmuşlar.Ja näin muut löysivät hänet.
İşte, onlar da Sita'yı bu sayede bulmuşlar.Şi aşa au găsit-o. Erau de-a lungul drumului până la Lanka.
İşte, onlar da Sita'yı bu sayede bulmuşlar.Szóval így tudják követni a nyomát.
İşte, onlar da Sita'yı bu sayede bulmuşlar. Taa Lanka'ya kadar gitmişler.Ainsi, ils peuvent la retrouver tout au long de sa route vers Lanka.
İşte, onlar da Sita'yı bu sayede bulmuşlar. Taa Lanka'ya kadar gitmişler.Och det var därför de kunde hitta henne.
İşte, onlar da Sita'yı bu sayede bulmuşlar. Taa Lanka'ya kadar gitmişler.- Так они узнали что ее увезли на Ланку
İşte, onlar da Sita'yı bu sayede bulmuşlar. Taa Lanka'ya kadar gitmişler.כך הצליחו למצוא אותה. התכשיטים הובילו ללנקה.
İşte, onlar da Sita'yı bu sayede bulmuşlar. Taa Lanka'ya kadar gitmişler.何回 落としたの?
İşte, onlar da Sita'yı bu sayede bulmuşlar.Und so konnten sie sie finden.
İşte, onlar da Sita'yı bu sayede bulmuşlar.Và làm sao họ có thể tìm theo cô ấy.
İşte, onlar da Sita'yı bu sayede bulmuşlar.Y así es como pudieron encontrarla.
İşte, onlar da Sita'yı bu sayede bulmuşlar.И така е било възможно да я намерят.
İyi haber ise hepsinin elinde The 99 nüshaları, ve imzalamam için beni bulmuşlar.좋은 소식은 모두 웃으며 손에 99를 들고 있는 찍은 사진에 사인을 해달라며 절 찾아왔다는 것이고
İyi haber ise hepsinin elinde The 99 nüshaları, ve imzalamam için beni bulmuşlar.A jó hír: mind 99 példányokat tartanak fel mosolyogva és rámtaláltak, hogy írjam alá a képet.
İyi haber ise hepsinin elinde The 99 nüshaları, ve imzalamam için beni bulmuşlar.Dobra wiadomość to, że wszyscy uśmiechając się trzymają kopie The 99 i znaleźli mnie, żebym podpisał obrazek.
İyi haber ise hepsinin elinde The 99 nüshaları, ve imzalamam için beni bulmuşlar.Estavam a sorrir e a segurar exemplares de Os 99. Pediram-me para lhes autografar a fotografia.
İyi haber ise hepsinin elinde The 99 nüshaları, ve imzalamam için beni bulmuşlar.Tin tốt là họ đang cầm Nhóm 99, đang cười, và họ nhờ tôi kí vào ảnh.
İyi haber ise hepsinin elinde The 99 nüshaları, ve imzalamam için beni bulmuşlar.Vestea bună e că ţin toţi în mâini, zâmbind, copii din Cei 99 şi m-au găsit ca să le dau un autograf.
İyi haber ise hepsinin elinde The 99 nüshaları, ve imzalamam için beni bulmuşlar.Добрата новина бе, че всички те държаха копия на "99-те" усмихнати и ме намериха, за да подпиша снимката.
İyi haber ise hepsinin elinde The 99 nüshaları, ve imzalamam için beni bulmuşlar.הבשורות הטובות הן שכולם שם מחזיקים עותקים של ה-99 מחייכים, והם מצאו אותי כדי לחתום על התמונה.
İyi haber ise hepsinin elinde The 99 nüshaları, ve imzalamam için beni bulmuşlar.والخبر الجيد انهن كانوا يحملن صورا للابطال ال99 ويبتسمون وكانوا يردون ان اوقع لهم على تلك الصور
İyi haber ise hepsinin elinde The 99 nüshaları, ve imzalamam için beni bulmuşlar.私に気づいてサインを求めて来ました あいにくのこと 不正コピーだったので まったく収入はありません
Japonya'daki bu şehirde, normalde yemeyi başaramayacakları bir besini yemenin bir yolunu bulmuşlar:In deze Japanse stad, hebben ze een manier bedacht om voedsel te eten dat ze normaal niet kunnen verwerken -
Japonya'daki bu şehirde, normalde yemeyi başaramayacakları bir besini yemenin bir yolunu bulmuşlar:일본 한 도시의 까마귀들은 새로운 식사법을 고안해냈습니다.
Japonya'daki bu şehirde, normalde yemeyi başaramayacakları bir besini yemenin bir yolunu bulmuşlar:В этом японском городе они изобрели способ поедания пищи, которую иначе они не смогли бы есть.
Japonya'daki bu şehirde, normalde yemeyi başaramayacakları bir besini yemenin bir yolunu bulmuşlar:בעיר היפנית הזאת, הם מצאו דרך לאכול מאכל שבדרך כלל הם לא מסוגלים להסתדר איתו.
Japonya'daki bu şehirde, normalde yemeyi başaramayacakları bir besini yemenin bir yolunu bulmuşlar:في هذه المدينة اليابانية، لقد ابتكروا طريقة لأكل الطعام الذي عادة لا يستطيعون أكله --
Japonya'daki bu şehirde, normalde yemeyi başaramayacakları bir besini yemenin bir yolunu bulmuşlar:食べる方法を発見しました 車に轢いてもらうのです
J Cub'a gönerdiğim emailleri bulmuş.Ele encontrou emails no meu computador para o J Cub.
J Cub'a gönerdiğim emailleri bulmuş.Er hat auf meinem Computer Emails an J-Cub gefunden.
J Cub'a gönerdiğim emailleri bulmuş.Ha trovato delle email sul mio computer per J Cub.
J Cub'a gönerdiğim emailleri bulmuş.Il a trouvé des e-mails envoyés à J-Cub sur mon ordi.
J Cub'a gönerdiğim emailleri bulmuş.Βρήκε e-mail στον υπλογιστή μου προς τον Τζέι-Καμπ.
J Cub'a gönerdiğim emailleri bulmuş.Я ничего с ним не делал. Он нашёл письма Джейкобу в моём лэп-топе. Они были с угрозами.
J Cub'a gönerdiğim emailleri bulmuş.ジェイ・コブへの脅迫メールがあって
JCub'ın vücudunda kokusuz ve çabuk etki eden bir zehir bulmuş.Elle a trouvé des traces d'un poison mortel dans l'organisme de J-Cub.
JCub'ın vücudunda kokusuz ve çabuk etki eden bir zehir bulmuş.Sie hat Rückstände von einem geruchlosen, schnell-wirkenden Gift in Jcubs Körper gefunden.
JCub'ın vücudunda kokusuz ve çabuk etki eden bir zehir bulmuş.Susie ha trovato tracce di un veleno inodore ad azione rapida nel suo organismo.
İlgili Sayfalar