bulmuş ile cümle
bulmuş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
A, B ve C'yi bulmuştuk. -בואו נכתוב את הפתרון שלנו.
A, B ve C'yi bulmuştuk. -لذا دعونا نكتب حلنا
Açıkça ihbar edilmiş bir dizi vakada, şüphelenilen istismar trajik son bulmuştur.Em um número de casos, os abusos tiveram desfechos trágicos.
Açıkça ihbar edilmiş bir dizi vakada, şüphelenilen istismar trajik son bulmuştur.En varios casos bien documentados, el maltrato ha llegado a finales trágicos.
Açıkça ihbar edilmiş bir dizi vakada, şüphelenilen istismar trajik son bulmuştur.In alcuni casi noti, i sospetti abusi si sono infatti conclusi tragicamente.
Açıkça ihbar edilmiş bir dizi vakada, şüphelenilen istismar trajik son bulmuştur.Quelques-un de ces cas très médiatisés de ces maltraitances ont eu une issue tragique.
Açıkça ihbar edilmiş bir dizi vakada, şüphelenilen istismar trajik son bulmuştur.В ряде хорошо освещенных дел, предполагаемые случаи жестокого обращения закончились трагически .
Ah! Sultan onları bulmuş.Au fost descoperiţi de sultan.
Ah! Sultan onları bulmuş.Boli odhalení sultánom.
Ah! Sultan onları bulmuş.De er blevet opdaget af sultanen.
Ah! Sultan onları bulmuş.Họ bị tên vua phát hiện ra rồi.
Ah! Sultan onları bulmuş.Hú, felfedezte őket a szultán!
Ah! Sultan onları bulmuş.Ils ont été découverts par le sultan.
Ah! Sultan onları bulmuş.이런! 술탄이 그들을 발견했어요
Ah! Sultan onları bulmuş.Mereka ketahuan oleh sultan.
Ah! Sultan onları bulmuş.Objevil se sultán.
Ah! Sultan onları bulmuş.Sie wurden vom Sultan entdeckt.
Ah! Sultan onları bulmuş.Sono stati scoperti dal sultano.
Ah! Sultan onları bulmuş.Sułtan ich nakrył.
Ah! Sultan onları bulmuş.Ze zijn ontdekt door de sultan.
Ah! Sultan onları bulmuş.Τους ανακάλυψε ο σουλτάνος.
Ah! Sultan onları bulmuş.Їх застав султан.
Ah! Sultan onları bulmuş.Султан их обнаружил.
Ah! Sultan onları bulmuş.Султанът ги разкри.
Ah! Sultan onları bulmuş.הא! הם התגלו על ידי הסולטאן.
Ah! Sultan onları bulmuş.هه! لقد تم اكتشافهم من طرف السلطان.
Ah! Sultan onları bulmuş.きっとお怒りに違いない
Ancak aynı zamanda sıcaktan kurtulmak için ilginç bir yol bulmuşlar: buz ceketleri.Aber sie fanden auch einen neuen Weg der Hitze aus dem Weg zugehen: Eis-Jacken.
Ancak aynı zamanda sıcaktan kurtulmak için ilginç bir yol bulmuşlar: buz ceketleri.Ale vynalezly novinku, jak vedro přežít: ledové bundy.
Ancak aynı zamanda sıcaktan kurtulmak için ilginç bir yol bulmuşlar: buz ceketleri.Dar au găsit și o metodă inedită de a lupta împotriva căldurii: jachetele cu gheață.
Ancak aynı zamanda sıcaktan kurtulmak için ilginç bir yol bulmuşlar: buz ceketleri.Ils ont aussi trouvé un moyen innovant de rouler dans la grande chaleur : la veste réfrigérée.
Ancak aynı zamanda sıcaktan kurtulmak için ilginç bir yol bulmuşlar: buz ceketleri.Pero también encontraron una forma novedosa para eludir el calor: chaquetas de nieve.
Ancak aynı zamanda sıcaktan kurtulmak için ilginç bir yol bulmuşlar: buz ceketleri.Βρήκαν όμως και έναν έξοχο τρόπο για να τα καταφέρουν με τη ζέστη: μπουφάν πάγου.
Ancak aynı zamanda sıcaktan kurtulmak için ilginç bir yol bulmuşlar: buz ceketleri.Помимо этого, они придумали оригинальный способ борьбы с жарой: ледяные куртки.
A nın ek matrisi olduğunu bulmuştuk.1, 1, -2
A nın ek matrisi olduğunu bulmuştuk. 1,1,eksi 2 1,0, eksi 1. eksi 2,eksi 1,2De hecho, te enseño otros algoritmos que tal vez hagan sentido intuitivo para hacerlo para un matriz 3 por 3.
A nın ek matrisi olduğunu bulmuştuk.A의 수반행렬을 곱한것 이라는걸 이미 알고 있어요.
A nın ek matrisi olduğunu bulmuştuk.مساعد a
Anlaşılan, Carol'ın California'dan eski erkek arkadaşı, onu Teksas'ta bulmuş ve peşine düşmüştü.Al parecer, un exnovio de Carol, de California, había logrado encontrarla en Texas y la estaba siguiendo.
Anlaşılan, Carol'ın California'dan eski erkek arkadaşı, onu Teksas'ta bulmuş ve peşine düşmüştü.Aparentemente, um ex-namorado da Carol, da Califórnia, encontrou-a no Texas e andava a segui-la.
Anlaşılan, Carol'ın California'dan eski erkek arkadaşı, onu Teksas'ta bulmuş ve peşine düşmüştü.Apparemment, un ex-petit ami californien de Carole l'avait retrouvée au Texas et la suivait partout.
Anlaşılan, Carol'ın California'dan eski erkek arkadaşı, onu Teksas'ta bulmuş ve peşine düşmüştü.Apparentemente, un ex fidanzato della California l'aveva trovata in Texas e la stava seguendo.
Anlaşılan, Carol'ın California'dan eski erkek arkadaşı, onu Teksas'ta bulmuş ve peşine düşmüştü.Az történt, hogy kaliforniai exbarátja megtalálta Carolt Texasban, és követte mindenhová.
Anlaşılan, Carol'ın California'dan eski erkek arkadaşı, onu Teksas'ta bulmuş ve peşine düşmüştü.Bạn trai cũ của Carol từ California đã tìm thấy cô ấy ở Texas và đang đi theo cô ấy ở khắp mọi nơi.
Anlaşılan, Carol'ın California'dan eski erkek arkadaşı, onu Teksas'ta bulmuş ve peşine düşmüştü.Blijkbaar had een ex-vriend uit Californië haar in Texas gevonden. HIj volgde haar overal.
Anlaşılan, Carol'ın California'dan eski erkek arkadaşı, onu Teksas'ta bulmuş ve peşine düşmüştü.Były chłopak Carol z Kalifornii znalazł ją w Teksasie i zaczął śledzić.
Anlaşılan, Carol'ın California'dan eski erkek arkadaşı, onu Teksas'ta bulmuş ve peşine düşmüştü.듣자 하니, 캘리포니아에 있는 그녀의 전 남자친구가 그녀가 텍사스에 있는 걸 알고 그녀를 따라왔다는 거에요.
Anlaşılan, Carol'ın California'dan eski erkek arkadaşı, onu Teksas'ta bulmuş ve peşine düşmüştü.Offenbar hatte Carols Ex-Freund aus Kalifornien sie in Texas aufgespürt und verfolgt.
Anlaşılan, Carol'ın California'dan eski erkek arkadaşı, onu Teksas'ta bulmuş ve peşine düşmüştü.Se pare că un fost prieten din California o găsise în Texas şi o urmărea peste tot.
Anlaşılan, Carol'ın California'dan eski erkek arkadaşı, onu Teksas'ta bulmuş ve peşine düşmüştü.Tilsyneladende, en af Carols eks-kærester fra Californien havde fundet hende i Texas og fulgte efter hende.
Anlaşılan, Carol'ın California'dan eski erkek arkadaşı, onu Teksas'ta bulmuş ve peşine düşmüştü.Προφανώς, ένας πρώην της Κάρολ από την Καλιφόρνια την είχε βρει στο Τέξας και την ακολουθούσε παντού.
Anlaşılan, Carol'ın California'dan eski erkek arkadaşı, onu Teksas'ta bulmuş ve peşine düşmüştü.Бившият приятел на Керол от Калифорния я е намерил в Тексас и я преследваше навсякъде.
Anlaşılan, Carol'ın California'dan eski erkek arkadaşı, onu Teksas'ta bulmuş ve peşine düşmüştü.По-видимому, бывший парень Кэрол, который проживает в Калифорнии, нашёл её в Техасе и следил за ней.
Anlaşılan, Carol'ın California'dan eski erkek arkadaşı, onu Teksas'ta bulmuş ve peşine düşmüştü.מסתבר שחבר-לשעבר של קרול, מקליפורניה, איתר אותה בטקסס ועקב אחריה,
Anlaşılan, Carol'ın California'dan eski erkek arkadaşı, onu Teksas'ta bulmuş ve peşine düşmüştü.على ما يبدو أن صديق كارول السابق من ولاية كاليفورنيا عثر عليها في ولاية تكساس وكان يتعقبها بإستمرار .
Anlaşılan, Carol'ın California'dan eski erkek arkadaşı, onu Teksas'ta bulmuş ve peşine düşmüştü.テキサスにいる彼女を見つけ出し つきまとっていると言うのです なぜ彼女が私なんかに相談するのかと 思うかもしれませんね
Annem bunu uygunsuz bulmuş olacak ki daha uygun olsun diye o da bizimle oturmaya başladı.És anyám szerint ez nem nagyon volt illendő, úgyhogy ő is ott ült velünk, hogy eleget tegyünk az illemnek.
Annem bunu uygunsuz bulmuş olacak ki daha uygun olsun diye o da bizimle oturmaya başladı.제 어머님은 그것이 적절한 행위이 아니라고 생각하시고 저의 예의범절을 지켜주기 위해 저희들 옆에 같이 앉아 주셨습니다.
Annem bunu uygunsuz bulmuş olacak ki daha uygun olsun diye o da bizimle oturmaya başladı.Mama mea credea că nu prea era cuviincios, așa că stătea și ea cu noi să dea decență acestei activități.
Annem bunu uygunsuz bulmuş olacak ki daha uygun olsun diye o da bizimle oturmaya başladı.Meine Mutter fand, das gehörte sich nicht, also saß sie bei uns, als Anstandsdame sozusagen.
İlgili Sayfalar