Onun hayati bulguları yakından izleniyor.Her vital signs are being closely monitored.
Tom'un bulgularımı tasdik etmesini istedim.I asked Tom to confirm my findings.
Benim bulgularım durumun böyle olmadığını gösteriyor.My findings suggest that that is not the case.
O bulgular benim kendi gözlemlerimle eşleşiyor.Those findings match my own observations.
İşte raporumuzun bulguları.Here are the findings of our report.
Tom bulgularını yeni yayınladı.Tom has just published his findings.
Bu çalışmanın ortaya koyduğu bulgular sürpriz olmadı.The findings of this study were no surprise.
Diğer hepsi meteorit bulguları olarak bilinir.All others are known as meteorite finds.
Bu yaklaşımı uyarlayarak Marx anahtar bulguları ideolojik önyargılardan ayırmaya çalışmıştır.By adopting this approach, Marx attempted to separate key findings from ideological biases.
Lister'in çalışması, Fransız biyolog Louis Pasteur'un önemli bulgularına dayanıyordu.Lister's work was based on the important findings by French biologist Louis Pasteur.
Aloe vera hakkındaki bulgular zayıf niteliktedir.The evidence for aloe vera is of poor quality.
Takımın bulguları Şubat 2013 tarihli Çin Bilim Bülteni’nde yayınlanmıştır.The team's findings were released in the Chinese Science Bulletin in February 2013.
Röntgen bulguları genellikle dört hafta içerisinde bilgi sağlar ve ölüm oranı düşüktür (%1'den az).X-ray finding typically clear within four weeks and mortality is low (less than 1%).
Cinsel araştırma ve deneyler yapan klinik ve doktorların bulguları kesin midir?Are the Findings of Doctors and Clinics Who Do Sexual Research and Experiments Accurate?
Galileo Galilei, Güneş Sistemi’nin üyeleri hakkında fiziksel bulguları keşfeden ilk kişidir.Galileo was the first to discover physical details about the individual bodies of the Solar System.
Ayrıca Ebers papirüs’ü (M.Ö. 1550) geleneksel deneyciliğin bulgularını da içerir.1550 BCE) also contains evidence of traditional empiricism.
Ricci hesabı Tensör teorisinin en yakın bulguları – tensor indis göstermi.Ricci calculus The earliest foundation of tensor theory – tensor index notation.
Jyväskylä bölgesinde, Taş Devri'nden arkeolojik bulgular bulunmaktadır.In the Jyväskylä region, there are archeological findings from the Stone Age.
Herschel Royal Society of London'dan daha evvel, 1800 yılında bulgularını yayınlamıştır.Herschel published his results in 1800 before the Royal Society of London.
Dismorfik bulgular değerlendirilir.Mortality Effect Estimate.
Bazı erken tıbbi bulgular da gebelikle ilişkilidir.A number of early medical signs are associated with pregnancy.
En erken bulgular Kofun Dönemine (3.-6. yüzyıllar) aittir.The earliest findings are from the Kofun period (3rd to 6th century).
Bu bulgular Faraday 'ı yeni bir elektrokimya kuramı oluşturmaya yöneltti.These findings led Faraday to a new theory of electrochemistry.
Bu bulgular bazı bireylerdeki bağımlılığın ciddi ve kronik doğasını açıklamaktadır.This information helps explain the severity and chronicity of addiction in certain individuals.
Menenjizm’in diğer bulguları arasında pozitif Kernig bulgusu ve Brudzinski bulgusu yer almaktadır.Other signs include the presence of positive Kernig's sign or Brudziński sign.
Fakat teorinin tamamlanmadığını gösteren güçlü bulgular vardır.However, there are strong indications the theory is incomplete.
Bu bulgular Kanada, Birleşik Krallık, Hollanda ve Polinezya'daki örneklerden elde edilmiştir.This has been reported in samples from Canada, the United Kingdom, the Netherlands, and Polynesia.
Pierce ve Jastrow, Fechner’in deneysel bulgularını tasdikliyordular fakat tamamen değil.Peirce and Jastrow largely confirmed Fechner's empirical findings, but not all.
Bu bulgular, proteinin değil DNA'nın kalıtsal madde olduğunu kanıtlamıştır.These discoveries supported that DNA, rather than proteins, is the hereditary material.
Daha önce yaşamış türler de, evrimsel tarihlerine dair kayıt bulgular geride bırakmıştır.Past species have also left records of their evolutionary history.
Bazı bulgular maske takmanın da faydalı olduğunu göstermektedir.Some evidence supports the use of face masks.
Ancak, bulgular değişiklik gösterebilir ve diğer pnömoni türlerinde diğer örnekler yaygındır.However, findings may vary, and other patterns are common in other types of pneumonia.
Proje bulguları dünyanın her tarafındaki araştırmacıların erişimine ücretsiz olarak açıktır.Publication is open to all researchers from around the world.
Tüm bunlar, Çayönü kazılarının önemini gösterir bulgulardır.That's like someone saying how big their cock is.
Nörolojik bulgular ilk iki yıl içerisinde gözlenmektedir.GRIP had mixed results in its first two years.
Yukarıdaki bağıntılar, Aristarkos'un bulgularını açıklamak için kullanılır.The above formulae can be used to reconstruct the results of Aristarchus.
Bu bulgular farklı öğrenim yaklaşımları uygulanmış birçok farklı tür üzerinde tekrarlanmıştır.The report confirms that similar areas of education are approached in a variety of ways.
Benzer bulgular, el-Bîrûnî ve Maimonides'in eserlerinde bulunmuştur.Similar material is found in the works of Abū Rayḥān al-Bīrūnī and Maimonides.
Hastalığa özgü spesifik laboratuvar bulguları mevcut değildir.There are no specific laboratory test for this disease.
Çizelge bu bulguları göstermektedir.The company disputes these findings.
O yüzden bu bulguların gerçek bir zihin kuramı göstergesi olduğu konusu tartışmalıdır.This leads them to question the meaning of life.
Yaşam bulguları değerlendirilir.It recognises lifetime achievements.
Gözlem yolu ile öğrendikleri bildirilmiş olsa da bu bulguların geçerliliği tartışmalıdır.They reportedly use observational learning, although the validity of these findings is contested.
En fazla ve en eski bulgular Kuzey Pasifik kökenlidir.Its current sense appears to have originated in the Pacific Northwest.
Ancak bazı bulgular (fakat hepsi değil), sorgulanmıştır.This indeed is hardly questioned.
Çoğu durumda, bulguların tümüne bir arada rastlanmaz.Most often, kobolds remain completely invisible.
Bu iki hastalığın belirti ve bulguları birbirine benzemektedir.Unfortunately the two diseases combined and mutated into something far worse.
Öte yandan çok çeşitli sürtme taş bulgulara rastlanmıştır.However, there are several far more shocking surprises in store for Pierre.
Palatinus tepesindeki yeni bulgular şehrin kuruluşuna dair bir fikir vermektedir.An additional bar on the roof offers views of the city.
Ancak, daha ayrıntılı ölçümlerin yararlı olduğuna dair bulgular artmaktadır.This makes it very important that provisional applications be sufficiently detailed.
Çoğu kişi bu bulguların endometriyozise ait olduğunu bilmez.Many people don't realize these are symptoms of endometriosis.
Bulgular çok açıktı.The data was conclusive.
Bulgularımızın sorumluluğunu üstlenmeliyiz.We need to take responsibility for what we discover.
Bu kişi ortalamayı aşağıya çekiyor ve tabii ki bulguların istatistiksel anlamlılığını da bozuyordu.And he pulled the whole mean down, destroying my statistical significance of the test.
Bunu yaparak, bazı muhteşem bulgulara ulaştık.And with doing this, we've made some amazing discoveries.
Gürcistan' ın başkenti Dmanisi de... ...yeni önemli bulgular var.Some exciting finds, again, as I mentioned, from Dmanisi, in the Republic of Georgia.
Ama bulgularımız bunu göstermiyor.But this is not what we find.
Bu bulgular karar destek sistemleri ile birleştirilebilir.This can be integrated with decisions support.
Tamam - benzer bulgularla iki farklı araştırmalar grubu.OK -- two different bodies of research with a similar finding.
Bulgularımıza göre, molekül seviyesinden elektronlara geçildiğinde garip bir olay oluyor.What we found out, when you move from molecules to electrons, something interesting happens.