Bu olayı da tam bu eyalette, Karnataka'da bulduk.Und wir fanden dies, mitten im Staat Karnataka.
Bu olayı da tam bu eyalette, Karnataka'da bulduk.Và phát hiện được điều này ở ngay trong Karnataka.
Bu olayı da tam bu eyalette, Karnataka'da bulduk.Και βρήκαμε αυτό ακριβώς στην συγκεκριμένη περιοχή, στην Καρνατάκα.
Bu olayı da tam bu eyalette, Karnataka'da bulduk.І те, що ми побачили, було саме в такому стані, у Карнатаці.
Bu olayı da tam bu eyalette, Karnataka'da bulduk.Этих медведей мы обнаружили в этом самом штате, в Карнатаке.
Bu olayı da tam bu eyalette, Karnataka'da bulduk.ומצאנו את זה ממש במדינה הזאת, בקרנטקה.
Bu olayı da tam bu eyalette, Karnataka'da bulduk.ووجدنا هذا في كل ولاية، في كارناتاكا.
Bu olayı da tam bu eyalette, Karnataka'da bulduk.ナマケグマの子熊たちがインド中で捕獲され
Bu ortak molekülün ne olduğunu bulduk, son slaytımdaki pembe yuvarlaklar, o ortak moleküllerdi.우리가 알아낸 공용어 분자는 슬라이드에 핑크색 타원으로 표시했습니다.
Bu ortak molekülün ne olduğunu bulduk, son slaytımdaki pembe yuvarlaklar, o ortak moleküllerdi.les ovales roses sur mon dernier transparent, c'est ça.
Bu ortak molekülün ne olduğunu bulduk, son slaytımdaki pembe yuvarlaklar, o ortak moleküllerdi.Це були рожеві овали на моєму останньому слайді.
Bu ortak molekülün ne olduğunu bulduk, son slaytımdaki pembe yuvarlaklar, o ortak moleküllerdi.וגילינו את המולקולה הכללית - האליפסות הוורודות בשקף האחרון.
Bu ortak molekülün ne olduğunu bulduk, son slaytımdaki pembe yuvarlaklar, o ortak moleküllerdi.حيث قمنا باكتشاف ماهو هذا الجزيء الشامل وذلك هو الجسيم البيضوي الوردي في شريحة العرض السابقة
Bu ortak molekülün ne olduğunu bulduk, son slaytımdaki pembe yuvarlaklar, o ortak moleküllerdi.スライドの中ではピンクの楕円に見えるところ、それです それは非常に小さな炭素5個の分子です
Burada 2 uzunluklu bir yol bulduk ve buna hedefe ulaşan 3 uzunluklu bir yolu ekledik.Her fandt vi en sti med længden 2 og vi tilføjede en sti med længden 3, som nåede målet.
Burada 2 uzunluklu bir yol bulduk ve buna hedefe ulaşan 3 uzunluklu bir yolu ekledik.Hier finden wir einen Pfad der Länge 2 und wir fügen einen Pfad der Länge 3 hinzu um das Ziel zu erreichen.
Burada 2 uzunluklu bir yol bulduk ve buna hedefe ulaşan 3 uzunluklu bir yolu ekledik.Nu, här hittade vi en väg av längd 2 och vi lade till en väg av längd 3 som nådde målet.
Burada 2 uzunluklu bir yol bulduk ve buna hedefe ulaşan 3 uzunluklu bir yolu ekledik.Tu sme našli cestu dĺžky 2 a pridali sme cestu o dĺžke 3, ktorou sme dosiahli cieľ.
Burada 2 uzunluklu bir yol bulduk ve buna hedefe ulaşan 3 uzunluklu bir yolu ekledik.Znaleźliśmy ścieżkę długości 2 i dodaliśmy ścieżkę długości 3, która osiągnęła cel.
Burada 2 uzunluklu bir yol bulduk ve buna hedefe ulaşan 3 uzunluklu bir yolu ekledik.Вече имаме път с дължина 2 и добавяме път с дължина 3, който достига целта.
Burada 2 uzunluklu bir yol bulduk ve buna hedefe ulaşan 3 uzunluklu bir yolu ekledik.В этом примере мы нашли путь длиной в два шага и мы добавили путь длиной в 3 шага, который привел нас к цели.
Burada 2 uzunluklu bir yol bulduk ve buna hedefe ulaşan 3 uzunluklu bir yolu ekledik.עכשיו, כאן מצאנו מסלול באורך 2 והוספנו מסלול באורך 3 שמגיע אל המטרה.
Burada 2 uzunluklu bir yol bulduk ve buna hedefe ulaşan 3 uzunluklu bir yolu ekledik.الأن، هنا أوجدنا مسار طوله 2 (عقدتين) وأضفنا مسار طوله 3 ليصل للهدف goal .
Burada 2 uzunluklu bir yol bulduk ve buna hedefe ulaşan 3 uzunluklu bir yolu ekledik.そこから長さ3の経路を延ばすと ゴールへつながります 一般的なグラフ探索や木探索では
Burada, başlangıçtaki veriyi kullanarak, I sıfırı bulduk. -Czyli obliczyliśmy-- Używając warunku początkowego tutaj, obliczyliśmy wartość początkową.
Burada, başlangıçtaki veriyi kullanarak, I sıfırı bulduk. -Donc nous estimions --à l'aide de l'état initial avoir trouvé Io.
Burada, başlangıçtaki veriyi kullanarak, I sıfırı bulduk. -Y luego, usando este punto adicional, resolvimos para 'k'.
Burada, başlangıçtaki veriyi kullanarak, I sıfırı bulduk. -ولذلك أننا برزت خارج-استخدام الشرط الأولى هنا، ونحن احسب أنا بلا طائل.
Burada, bunları yaptık. Türevi bulduk, x eşittir 1 için türevin değerini bulduk.Descobrimos a derivativos, avaliada x for igual a 1.
Buradaki Büyük Göller'e benzeyen göller bulduk, yani Dünya'ya oldukça benziyor.여기 5대호와 유사한 호수들을 발견했습니다. 그러니까 지구하고 많이 닮았죠.
Buradaki Büyük Göller'e benzeyen göller bulduk, yani Dünya'ya oldukça benziyor.גילינו שיש אגמים, כמו האגמים הגדולים כאן, אז זה נראה מאד בדומה לארץ.
Buradaki Büyük Göller'e benzeyen göller bulduk, yani Dünya'ya oldukça benziyor.استطعنا إيجاد بحيرات أشبه بالبحيرات العظمى على الأرض، و لذلك فهي تبدو إلى حد ما أشبه بالأرض.
Buradaki Büyük Göller'e benzeyen göller bulduk, yani Dünya'ya oldukça benziyor.本当に地球に似ているのです 川や海や湖があり 雲が発生して
Buradakiler de, Yüksek Kurulun önündeki duruşmam sırasında bende ne suç bulduklarını açıklasınlar.Albo niechaj ci sami powiedzą, jeźli we mnie znaleźli jaką nieprawość, gdym stał przed radą;
Buradakiler de, Yüksek Kurulun önündeki duruşmam sırasında bende ne suç bulduklarını açıklasınlar.Alebo aj títo sami nech povedia, či našli na mne nejakú neprávosť, keď som stál pred vysokou radou,
Buradakiler de, Yüksek Kurulun önündeki duruşmam sırasında bende ne suç bulduklarını açıklasınlar.Ali naj ti sami povedo, če so našli krivico na meni, ko sem stal pred velikim zborom,
Buradakiler de, Yüksek Kurulun önündeki duruşmam sırasında bende ne suç bulduklarını açıklasınlar.Anebo nechať tito sami povědí, nalezli-li jsou na mně jakou nepravost, když jsem stál v radě,
Buradakiler de, Yüksek Kurulun önündeki duruşmam sırasında bende ne suç bulduklarını açıklasınlar.Eller lad disse her selv sige, hvad Uret de have fundet hos mig, da jeg stod for Rådet,
Buradakiler de, Yüksek Kurulun önündeki duruşmam sırasında bende ne suç bulduklarını açıklasınlar.Eller la disse selv si hvad skyld de fant hos mig dengang jeg stod for rådet,
Buradakiler de, Yüksek Kurulun önündeki duruşmam sırasında bende ne suç bulduklarını açıklasınlar.Hay là các người ở đây phải nói cho biết đã thấy tôi có sự gì đáng tội, lúc tôi đứng tại tòa công luận,
Buradakiler de, Yüksek Kurulun önündeki duruşmam sırasında bende ne suç bulduklarını açıklasınlar.Hay_là các người_ở đây phải nói cho_biết đã thấy tôi có sự gì đáng tội , lúc tôi đứng tại tòa công_luận ,
Buradakiler de, Yüksek Kurulun önündeki duruşmam sırasında bende ne suç bulduklarını açıklasınlar.그렇지 않으면 이 사람들이 내가 공회 앞에 섰을 때에 무슨 옳지 않은 것을 보았는가 말하라 하소서
Buradakiler de, Yüksek Kurulun önündeki duruşmam sırasında bende ne suç bulduklarını açıklasınlar.Oder laß diese selbst sagen, ob sie etwas Unrechtes an mir gefunden haben, dieweil ich stand vor dem Rat,
Buradakiler de, Yüksek Kurulun önündeki duruşmam sırasında bende ne suç bulduklarını açıklasınlar.oppure dicano i presenti stessi quale colpa han trovato in me quando sono comparso davanti al sinedrio
Buradakiler de, Yüksek Kurulun önündeki duruşmam sırasında bende ne suç bulduklarını açıklasınlar.O que digan éstos mismos qué delito hallaron cuando comparecí ante el Sanedrín
Buradakiler de, Yüksek Kurulun önündeki duruşmam sırasında bende ne suç bulduklarını açıklasınlar.ou estes mesmos digam que iniquidade acharam, quando compareci perante o sinédrio,
Buradakiler de, Yüksek Kurulun önündeki duruşmam sırasında bende ne suç bulduklarını açıklasınlar.Sau să spună aceştia singuri de ce nelegiuire m'au găsit vinovat, cînd am stat înaintea Soborului,
Buradakiler de, Yüksek Kurulun önündeki duruşmam sırasında bende ne suç bulduklarını açıklasınlar.Tai sanokoot nämä läsnäolevat, mitä rikollista he minussa huomasivat, kun minä seisoin neuvoston edessä;
Buradakiler de, Yüksek Kurulun önündeki duruşmam sırasında bende ne suç bulduklarını açıklasınlar.Η αυτοι ουτοι ας ειπωσιν εαν ευρον εν εμοι τι αδικημα, οτε παρεσταθην ενωπιον του συνεδριου,
Buradakiler de, Yüksek Kurulun önündeki duruşmam sırasında bende ne suç bulduklarını açıklasınlar.Або самі оці нехай скажуть, чи знайшли в менї яку неправду, як стояв я перед радою,
Buradakiler de, Yüksek Kurulun önündeki duruşmam sırasında bende ne suç bulduklarını açıklasınlar.Или пусть сии самые скажут, какую нашли они во мне неправду, когда я стоял перед синедрионом,
Buradakiler de, Yüksek Kurulun önündeki duruşmam sırasında bende ne suç bulduklarını açıklasınlar.או אלה ידברו נא המה מה מצאו בי עול בעמדי לפני הסנהדרין׃
Buradakiler de, Yüksek Kurulun önündeki duruşmam sırasında bende ne suç bulduklarını açıklasınlar.او ليقل هؤلاء انفسهم ماذا وجدوا فيّ من الذنب وانا قائم امام المجمع
Buradakiler de, Yüksek Kurulun önündeki duruşmam sırasında bende ne suç bulduklarını açıklasınlar.即 或 不 然 、 這 些 人 、 若 看 出 我 站 在 公 會 前 、 有 妄 為 的 地 方 、 他 們 自 己 也 可 以 說 明
Buradakiler de, Yüksek Kurulun önündeki duruşmam sırasında bende ne suç bulduklarını açıklasınlar.即或 不然 、 這些 人 、 若 看出 我 站在 公會 前 、 有 妄為 的 地方 、 他 們 自己 也 可以 說明
Buradaki sayının rakamlarını toplayınca 18 bulduk. 18 9'a bölünür.Deze hier, we hebben alle cijfers opgeteld en dat was 18, 18 is deelbaar door 9.
Buradaki sayının rakamlarını toplayınca 18 bulduk. 18 9'a bölünür.Di questo qui sopra, abbiamo sommato tutte le cifre e ottenuto 18, 18 è divisibile per 9.
Buradaki sayının rakamlarını toplayınca 18 bulduk. 18 9'a bölünür.Hier ergab die Summe der Ziffern 18. 18 ist durch 9 teilbar.
Buradaki sayının rakamlarını toplayınca 18 bulduk. 18 9'a bölünür.To tutaj zsumowaliśmy wszystkie cyfry i otrzymaliśmy 18 18 jest podzielne prze 9.
Buradaki sayının rakamlarını toplayınca 18 bulduk. 18 9'a bölünür.Zde jsme sečetli čísla a dostali 18, 18 je dělitelné devíti. ... už mi dochází barvy...