bulanmış ile cümle
bulanmış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
12
ORT. KELİME
Giysilerin neden kırmızı? Üstün başın neden çukurda üzüm çiğneyen biri gibi kızıla bulanmış?Hvorfor er din klædning så rød, og dine klær lik hans som treder vinpersen?
Giysilerin neden kırmızı? Üstün başın neden çukurda üzüm çiğneyen biri gibi kızıla bulanmış?Hvorfor er dit Klædebon rødt, dine Klæder som en Persetræders?
Giysilerin neden kırmızı? Üstün başın neden çukurda üzüm çiğneyen biri gibi kızıla bulanmış?어찌하여 네 의복이 붉으며 네 옷이 포도즙 틀을 밟는 자 같으뇨
Giysilerin neden kırmızı? Üstün başın neden çukurda üzüm çiğneyen biri gibi kızıla bulanmış?"Mengapa pakaianmu semerah itu, seperti baju pengirik buah anggur?
Giysilerin neden kırmızı? Üstün başın neden çukurda üzüm çiğneyen biri gibi kızıla bulanmış?Miért veres öltözeted, és ruháid, mint a bornyomó ruhái?
Giysilerin neden kırmızı? Üstün başın neden çukurda üzüm çiğneyen biri gibi kızıla bulanmış?Miksi on punaa sinun puvussasi, miksi ovat vaatteesi kuin viinikuurnan polkijan?
Giysilerin neden kırmızı? Üstün başın neden çukurda üzüm çiğneyen biri gibi kızıla bulanmış?- Perché rossa è la tua veste e i tuoi abiti come quelli di chi pigia nel tino
Giysilerin neden kırmızı? Üstün başın neden çukurda üzüm çiğneyen biri gibi kızıla bulanmış?--¿Por qué está enrojecida tu ropa, y tus vestiduras están como las del que ha pisado en el lagar
Giysilerin neden kırmızı? Üstün başın neden çukurda üzüm çiğneyen biri gibi kızıla bulanmış?Por que está vermelha a tua vestidura, e as tuas vestes como as daquele que pisa no lagar?
Giysilerin neden kırmızı? Üstün başın neden çukurda üzüm çiğneyen biri gibi kızıla bulanmış?Pourquoi tes habits sont-ils rouges, Et tes vêtements comme les vêtements de celui qui foule dans la cuve? -
Giysilerin neden kırmızı? Üstün başın neden çukurda üzüm çiğneyen biri gibi kızıla bulanmış?Prečo je tvoje rúcho červené a prečo tvoj odev ako odev toho, ktorý šliape v lise?
Giysilerin neden kırmızı? Üstün başın neden çukurda üzüm çiğneyen biri gibi kızıla bulanmış?Proč jest červené roucho tvé, a oděv tvůj jako toho, kterýž tlačí v presu?
Giysilerin neden kırmızı? Üstün başın neden çukurda üzüm çiğneyen biri gibi kızıla bulanmış?Przeczże jest czerwone odzienie twoje? a szaty twoje jako tego, który tłoczy w prasie?
Giysilerin neden kırmızı? Üstün başın neden çukurda üzüm çiğneyen biri gibi kızıla bulanmış?Varför är din dräkt så röd? Varför likna dina kläder en vintrampares?
Giysilerin neden kırmızı? Üstün başın neden çukurda üzüm çiğneyen biri gibi kızıla bulanmış?"Waarom is uw kleding zo rood als van iemand die in de wijnpers de druiven uitperst?"
Giysilerin neden kırmızı? Üstün başın neden çukurda üzüm çiğneyen biri gibi kızıla bulanmış?Warum ist dein Gewand so rotfarben und dein Kleid wie eines Keltertreters?
Giysilerin neden kırmızı? Üstün başın neden çukurda üzüm çiğneyen biri gibi kızıla bulanmış?Zakaj si rdeč po obleki in oblačila tvoja kakor njega, ki tlači v tlačilnici? –
Giysilerin neden kırmızı? Üstün başın neden çukurda üzüm çiğneyen biri gibi kızıla bulanmış?Δια τι ειναι ερυθρα η στολη σου και τα ιματια σου ομοια ανθρωπου πατουντος εν ληνω;
Giysilerin neden kırmızı? Üstün başın neden çukurda üzüm çiğneyen biri gibi kızıla bulanmış?Защо е червено облеклото Ти. И дрехите Ти подобни на ония на човек , който тъпче в лин?
Giysilerin neden kırmızı? Üstün başın neden çukurda üzüm çiğneyen biri gibi kızıla bulanmış?Отчего же одеяние Твое красно, и ризы у Тебя, как у топтавшего в точиле?
Giysilerin neden kırmızı? Üstün başın neden çukurda üzüm çiğneyen biri gibi kızıla bulanmış?מדוע אדם ללבושך ובגדיך כדרך בגת׃
Giysilerin neden kırmızı? Üstün başın neden çukurda üzüm çiğneyen biri gibi kızıla bulanmış?ما بال لباسك محمر وثيابك كدائس المعصرة.
Giysilerin neden kırmızı? Üstün başın neden çukurda üzüm çiğneyen biri gibi kızıla bulanmış?你 的 裝 扮 為 何 有 紅 色 、 你 的 衣 服 為 何 像 踹 酒 醡 的 呢
Giysilerin neden kırmızı? Üstün başın neden çukurda üzüm çiğneyen biri gibi kızıla bulanmış?你 的 裝扮為何 有 紅色 、 你 的 衣服 為 何像踹 酒醡 的 呢
Her şey alaca karanlığa bulanmış.Vše je ponořeno v šeru.
Kana bulanmış olan bu kıtada, bu toplum asla İspanyol'lar tarafından ele geçirilememiş.Dans un continent tâché de sang, ce peuple n'a jamais été conquis par les Espagnols.
Kana bulanmış olan bu kıtada, bu toplum asla İspanyol'lar tarafından ele geçirilememiş.Ezen a véráztatta földrészen ők az egyetlenek, akiket soha nem igáztak le a spanyolok.
Kana bulanmış olan bu kıtada, bu toplum asla İspanyol'lar tarafından ele geçirilememiş.In een met bloed doordrenkt continent werd alleen dit volk nooit veroverd door de Spanjaarden.
Kana bulanmış olan bu kıtada, bu toplum asla İspanyol'lar tarafından ele geçirilememiş.In einem blutbefleckten Kontinent, waren diese Menschen die einzigen, die nie von den Spaniern erobert wurden.
Kana bulanmış olan bu kıtada, bu toplum asla İspanyol'lar tarafından ele geçirilememiş.Într-un continent pătat de sânge, acest popor este unicul care nu a fost cucerit de spanioli.
Kana bulanmış olan bu kıtada, bu toplum asla İspanyol'lar tarafından ele geçirilememiş.In un continente macchiato di sangue, questo popolo non è mai stato conquistato dagli spagnoli.
Kana bulanmış olan bu kıtada, bu toplum asla İspanyol'lar tarafından ele geçirilememiş.유혈이 낭자한 대륙에서, 이 부족만이 스페인 사람들에게 정복당하지 않았습니다.
Kana bulanmış olan bu kıtada, bu toplum asla İspanyol'lar tarafından ele geçirilememiş.Na splamionym krwią kontynencie, lud ten jako jedyny nigdy nie został podbity przez Hiszpanów.
Kana bulanmış olan bu kıtada, bu toplum asla İspanyol'lar tarafından ele geçirilememiş.Num continente afogado em sangue, só este povo nunca foi conquistado pelos espanhóis.
Kana bulanmış olan bu kıtada, bu toplum asla İspanyol'lar tarafından ele geçirilememiş.Trong một lục đĩa đẩm máu, dân tộc này chưa bao giờ bị thống trị bởi người Tây Ban Nha.
Kana bulanmış olan bu kıtada, bu toplum asla İspanyol'lar tarafından ele geçirilememiş.Veren tahrimassa maanosassa tätä kansaa eivät espanjalaiset koskaan valloittaneet.
Kana bulanmış olan bu kıtada, bu toplum asla İspanyol'lar tarafından ele geçirilememiş.В този окървавен континент това племе никога не е било завладявано от испанците.
Kana bulanmış olan bu kıtada, bu toplum asla İspanyol'lar tarafından ele geçirilememiş.На всем залитом кровью континенте они одни так и не были покорены испанцами.
Kana bulanmış olan bu kıtada, bu toplum asla İspanyol'lar tarafından ele geçirilememiş.На закривавленому материку іспанцям так і не вдалося підкорити цей народ.
Kana bulanmış olan bu kıtada, bu toplum asla İspanyol'lar tarafından ele geçirilememiş.ביבשת מגואלת בדם, העם הזה הוא היחיד שמעולם לא נכבש ע"י הספרדים.
Kana bulanmış olan bu kıtada, bu toplum asla İspanyol'lar tarafından ele geçirilememiş.في قارة ملطخة بالدماء لم تعاني أبداً هذه القبيلة من الغزو الأسباني.
Kana bulanmış olan bu kıtada, bu toplum asla İspanyol'lar tarafından ele geçirilememiş.血にまみれた大陸で 唯一スペイン人に 征服されなかった一族です 現在も彼らは儀式を司る神官によって 治められていますが
Kötünün önünde pes eden doğru kişi, Suyu bulanmış pınar, kirlenmiş kuyu gibidir.Ca o fîntînă turbure şi ca un izvor stricat, aşa este cel neprihănit care se clatină înaintea celui rău. -
Kötünün önünde pes eden doğru kişi, Suyu bulanmış pınar, kirlenmiş kuyu gibidir.Comme une fontaine troublée et une source corrompue, Ainsi est le juste qui chancelle devant le méchant.
Kötünün önünde pes eden doğru kişi, Suyu bulanmış pınar, kirlenmiş kuyu gibidir.Como fonte turva, e manancial poluído, assim é o justo que cede lugar diante do ímpio.
Kötünün önünde pes eden doğru kişi, Suyu bulanmış pınar, kirlenmiş kuyu gibidir.Como manantial turbio y fuente corrompida es el justo que vacila ante el impío
Kötünün önünde pes eden doğru kişi, Suyu bulanmış pınar, kirlenmiş kuyu gibidir.Ein Gerechter, der vor einem Gottlosen fällt, ist wie ein getrübter Brunnen und eine verderbte Quelle.
Kötünün önünde pes eden doğru kişi, Suyu bulanmış pınar, kirlenmiş kuyu gibidir.Fontana torbida e sorgente inquinata, tale è il giusto che vacilla di fronte all'empio
Kötünün önünde pes eden doğru kişi, Suyu bulanmış pınar, kirlenmiş kuyu gibidir.int a] megháborított forrás és megromlott kútfõ, [olyan ]az igaz, a ki a gonosz elõtt ingadozik.
Kötünün önünde pes eden doğru kişi, Suyu bulanmış pınar, kirlenmiş kuyu gibidir.Jako źródło nogami pomącone, albo zdrój zepsuty: tak sprawiedliwy, który upada przed niezbożnym.
Kötünün önünde pes eden doğru kişi, Suyu bulanmış pınar, kirlenmiş kuyu gibidir.Kakor skaljen studenec in izprijen vrelec je pravičnik, ki umahne pred brezbožnikom.
Kötünün önünde pes eden doğru kişi, Suyu bulanmış pınar, kirlenmiş kuyu gibidir.의인이 악인 앞에 굴복하는 것은 우물의 흐리어짐과 샘의 더러워짐 같으니라
Kötünün önünde pes eden doğru kişi, Suyu bulanmış pınar, kirlenmiş kuyu gibidir.Kuin sekoitettu lähde ja turmeltu kaivo on vanhurskas, joka horjuu jumalattoman edessä.
Kötünün önünde pes eden doğru kişi, Suyu bulanmış pınar, kirlenmiş kuyu gibidir.Người công bình xiêu tó trước mặt kẻ gian ác, Khác nào một suối nước bị dấy đục, một nguồn nước bị hư.
Kötünün önünde pes eden doğru kişi, Suyu bulanmış pınar, kirlenmiş kuyu gibidir.Người công_bình xiêu tó trước mặt kẻ gian_ác , Khác_nào một suối nước bị dấy đục , một nguồn nước bị hư .
Kötünün önünde pes eden doğru kişi, Suyu bulanmış pınar, kirlenmiş kuyu gibidir.Orang baik yang mengalah kepada orang durhaka seperti mata air yang keruh atau sumur yang kotor
Kötünün önünde pes eden doğru kişi, Suyu bulanmış pınar, kirlenmiş kuyu gibidir.Pošliapaný prameň a zkazený zdroj, to je spravedlivý, ktorý sa kláti pred bezbožným.
Kötünün önünde pes eden doğru kişi, Suyu bulanmış pınar, kirlenmiş kuyu gibidir.Såsom en grumlad källa och en fördärvad brunn, så är en rättfärdig som vacklar inför den ogudaktige.
Kötünün önünde pes eden doğru kişi, Suyu bulanmış pınar, kirlenmiş kuyu gibidir.Som en grumset kilde og en utskjemt brønn er en rettferdig som gir efter for en ugudelig.
Kötünün önünde pes eden doğru kişi, Suyu bulanmış pınar, kirlenmiş kuyu gibidir.Som grumset Kilde og ødelagt Væld er retfærdig, der vakler i gudløses Påsyn.