Bu yüzden de bu tip bir ruha inanan her bir kişi bu takıma memnuniyetle kabul edilecek.Затова всички хора, които вярват в този тип дух, са добре дошли в нашия екип.
Bu yüzden de bu tip bir ruha inanan her bir kişi bu takıma memnuniyetle kabul edilecek.זו הסיבה שכל האנשים שמאמינים בסוג כזה של רוח מוזמנים להיות בצוות לנו.
Bu yüzden de bu tip bir ruha inanan her bir kişi bu takıma memnuniyetle kabul edilecek.ولهذا يجب على الناس ان تؤمن بهذه الفكرة وان ينضموا للفريق
Bu yüzden de bu tip bir ruha inanan her bir kişi bu takıma memnuniyetle kabul edilecek.すべての人たちを チームに歓迎します SolaraImpulse.comに行って 登録し
Fakat bu takımlar sizinle harcadıkları süre boyunca... ...muazzam şeyler öğrenecekler.이 팀들은 앞으로 몇 주를 여러분과 함께하며 매우 많은 것을 배우게 될 겁니다
Fakat bu takımlar sizinle harcadıkları süre boyunca... ...muazzam şeyler öğrenecekler.لكن تلك الفِرق ستحصل على مقدار كبير من المعرفة في الأسابيع التي سيقضونها معك.
Fakat bu takımlar sizinle harcadıkları süre boyunca... ...muazzam şeyler öğrenecekler.驚異的な量の学習をしていきます この講座は「Startup Weekend」と
Hayatımın neredeyse yarısını, bu takımları hazırlarken sürekli gittiğim mahalle hırdavatçımızda geçirdim.Életem felét a helyi szerszámosboltban töltöttem, azon hónapok alatt, amíg ezeket az egységeket felépítettük.
Hayatımın neredeyse yarısını, bu takımları hazırlarken sürekli gittiğim mahalle hırdavatçımızda geçirdim.이 기계를 처음 만들 때 수개월동안 동네 철물점에서 대부분 시간을 보냈죠.
Hayatımın neredeyse yarısını, bu takımları hazırlarken sürekli gittiğim mahalle hırdavatçımızda geçirdim.Spędzałem pół życia w pobliskim sklepie z narzędziami przez tych kilka miesięcy, gdy składaliśmy sprzęt.
Hayatımın neredeyse yarısını, bu takımları hazırlarken sürekli gittiğim mahalle hırdavatçımızda geçirdim.Während dem monatelangen Bau dieser Einheiten verbrachte ich die Hälfte der Zeit im Baumarkt.
Hayatımın neredeyse yarısını, bu takımları hazırlarken sürekli gittiğim mahalle hırdavatçımızda geçirdim.Когда мы конструировали первые установки, я месяцами проводил половину своего времени в магазине электроники.
Hayatımın neredeyse yarısını, bu takımları hazırlarken sürekli gittiğim mahalle hırdavatçımızda geçirdim.ביליתי חצי מהזמן שלי בחנות חומרי הבניין המקומית במהלך החודשים בהם בנינו את היחידות המקוריות.
Hayatımın neredeyse yarısını, bu takımları hazırlarken sürekli gittiğim mahalle hırdavatçımızda geçirdim.قضيت نصف حياتي في محلات بيع الأدوات الصلبة . خلال الشهور التي بنينا فيها تلك الوحدات على نحو أصيل .
Hayatımın neredeyse yarısını, bu takımları hazırlarken sürekli gittiğim mahalle hırdavatçımızda geçirdim.生活の半分くらいを地元の工具店で過ごします 我々は北半球の殆どの主要な氷河で作業しました
İnanılmaz. Biliyorsunuz, etrafınıza bakar ve "Oh, bu takım kazanacak" dersiniz.To niesamowite.
Kraliyet gemisi Beagle bu takım adalara aralıklarla gelip gittiğinden,Jak se loď Beagle systematicky pohybovala soustrovím,
Kraliyet gemisi Beagle bu takım adalara aralıklarla gelip gittiğinden,Khi con tàu His Majesty's Ship Beagle đi cẩn thận qua quần đảo,
Kraliyet gemisi Beagle bu takım adalara aralıklarla gelip gittiğinden,Pe măsură ce HMS Beagle se deplasa metodic prin arhipelag,
Kraliyet gemisi Beagle bu takım adalara aralıklarla gelip gittiğinden,כשספינת הוד מלכותו "ביגל" שטה ,באופן שיטתי דרך הארכיפלג
Kraliyet gemisi Beagle bu takım adalara aralıklarla gelip gittiğinden,كما تحرّكت إتش إم إس بيغل بشكل منهجي خلال الأرخبيل
Net değerinizin bir kısmını bu takımlara yatırdığınızı varsayın.Asumsikan seolah-olah Anda akan menempatkan sebagian besar kekayaan bersih Anda ke dalam tim ini.
Net değerinizin bir kısmını bu takımlara yatırdığınızı varsayın.자산의 상당액을 그들에게 투자했다고 가정하는 겁니다
Net değerinizin bir kısmını bu takımlara yatırdığınızı varsayın.Suponga que invirtió una suma considerable de su patrimonio neto en estos equipos.
Net değerinizin bir kısmını bu takımlara yatırdığınızı varsayın.Wyobraź sobie, że sporo zainwestowałeś w te drużyny.
Net değerinizin bir kısmını bu takımlara yatırdığınızı varsayın.Зважайте, що Ви тільки що вклали велику частку Вашого прибутку, чого варті ці команди.
Net değerinizin bir kısmını bu takımlara yatırdığınızı varsayın.تخيل أنك وضعت نسبة كبيرة من صافي أصولك في تلك الفِرق.
Net değerinizin bir kısmını bu takımlara yatırdığınızı varsayın.それほどに気にかけるのです
Ve hikayeye devam edersek, ben bu takım inançları kendimden uzaklaştırırım.Ale kiedy piszę opowieść, muszę się pozbyć takich przekonań.
Ve hikayeye devam edersek, ben bu takım inançları kendimden uzaklaştırırım.Atunci când mă ocup de o poveste, trebuie să mă detaşez de astfel de convingeri.
Ve hikayeye devam edersek, ben bu takım inançları kendimden uzaklaştırırım.Dan ketika saya melanjutkan sebuah cerita, saya harus melepaskan kepercayaan-kepercayaan seperti itu.
Ve hikayeye devam edersek, ben bu takım inançları kendimden uzaklaştırırım.De ha egy történetről van szó, ezeket az elképzeléseket el kell hagynom.
Ve hikayeye devam edersek, ben bu takım inançları kendimden uzaklaştırırım.En als ik een verhaal betreed, moet ik veel van zulke overtuigingen laten gaan.
Ve hikayeye devam edersek, ben bu takım inançları kendimden uzaklaştırırım.E quando racconto una storia, devo abbandonare questo genere di convinzioni.
Ve hikayeye devam edersek, ben bu takım inançları kendimden uzaklaştırırım.Et quand je suis sur un récit, je dois laisser tomber ce genre d'a priori.
Ve hikayeye devam edersek, ben bu takım inançları kendimden uzaklaştırırım.그래서 제가 이야기를 지속해가면, 그러한 믿음같은 것들을 단념해야만 합니다.
Ve hikayeye devam edersek, ben bu takım inançları kendimden uzaklaştırırım.Mennessäni tarinaan sisään minun on luovuttava tuollaisista uskomuksista.
Ve hikayeye devam edersek, ben bu takım inançları kendimden uzaklaştırırım.När jag skriver måste jag släppa sådana tankar.
Ve hikayeye devam edersek, ben bu takım inançları kendimden uzaklaştırırım.Quando começo uma história, tenho de me libertar dessas crenças.
Ve hikayeye devam edersek, ben bu takım inançları kendimden uzaklaştırırım.Und wenn ich eine Geschichte erzähle, muss ich von dieser Art von Überzeugungen loslassen.
Ve hikayeye devam edersek, ben bu takım inançları kendimden uzaklaştırırım.Y cuando voy a la historia, debo abandonar ese tipo de pensamientos.
Ve hikayeye devam edersek, ben bu takım inançları kendimden uzaklaştırırım.Και όταν πηγαίνω για μια ιστορία, πρέπει να αφήνω αυτά τα είδη των πεποιθήσεων.
Ve hikayeye devam edersek, ben bu takım inançları kendimden uzaklaştırırım.И когато продължавам с разказ, аз трябва да се освободя от този вид вярвания.
Ve hikayeye devam edersek, ben bu takım inançları kendimden uzaklaştırırım.Когда я еду, чтобы написать рассказ, мне приходится избавляться от подобных убеждений.
Ve hikayeye devam edersek, ben bu takım inançları kendimden uzaklaştırırım.Коли я їду, щоб написати оповідання, мені доводиться позбуватися схожих переконань.
Ve hikayeye devam edersek, ben bu takım inançları kendimden uzaklaştırırım.וכשאני בתוך הסיפור, אני חייבת להניח לאמונות מסוג זה.
Ve hikayeye devam edersek, ben bu takım inançları kendimden uzaklaştırırım.وعندما ابدأ بقصة لابد ان اتخلي عن هذا النوع من الاعتقادات.
Ve hikayeye devam edersek, ben bu takım inançları kendimden uzaklaştırırım.時間はかかりますが、それを解き放ち、そこに行って滞在しなくてはいけない。