Ana içeriğe geç
Sözlük

bu kadar ile cümle

bu kadar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Bu kadar uzun zaman beklemek istemezsiniz.You don't want to wait such a long time.
Neden Almanya'da bu kadar çok güneş paneli var?Why are there so many solar panels in Germany?
Bu kadar. Sana daha fazla ödünç para vermiyorum.That's it. I'm not lending you any more money.
Neden Almanya Yunanistan'a bu kadar sert.Why is Germany so tough on Greece?
Ama niçin Fransızca bu kadar zor bir dil?But why is French such a difficult language?
Ben ekibimizin gerçekten bu kadar kötü olduğunu düşünmüyordum.I didn't think our team was really this bad.
Ben asla bu kadar çok muz almadım!I have never bought so many bananas!
Neden bu kadar uzun sürüyor?Why are you taking so long?
Bu kadar uzun zaman önce apartman almadık.We didn't buy the apartment that long ago.
Neden son zamanlarda bu kadar mutsuzsunuz?Why have you been so miserable lately?
Bu kadar geç saatlere kadar neden uyanık kalıyorsun?Why are you staying awake so late.
Tatoeba'da neden bu kadar çok Esperantist vardır?Why are there so many Esperantists on Tatoeba?
Sen neden bu kadar korktun?Why were you so afraid?
O bu kadar büyük değildi.It wasn't that big.
Bu kadar komik olan neydi?What was so funny?
Bu kadar çok soruna neden olduğum için üzgünüm.I'm sorry I've caused so many problems.
Tom bunu daha önce hiç bu kadar hızlı yapmadı.Tom has never done it this quickly before.
Tom'un neden bu kadar üzgün olduğunu anlayamıyorum.I can't understand why Tom is so upset.
Biftekten nadir olarak hoşlanıyorum, ama bu kadar nadir değil.I like steak rare, but not this rare.
Tom partiyi bu kadar erken terk etmemeliydi.Tom shouldn't have left the party so early.
Tom bu kadar erken ayrılmamalıydı.Tom shouldn't have left so early.
Neden bu kadar korktun?Why were you so scared?
Neden bu kadar şaşırdın?Why were you so surprised?
Ayakta bu kadar uzun durmaktan bacağıma kramp girdi.I got a cramp in my leg for having stood so long.
Tom'la neden bu kadar çok takıldığını anlamıyorum.I don't understand why you hang out with Tom so much.
Ona karşı duygular beslediğim bu kadar belli oluyor mu?Is it that obvious that I have feelings for him?
Babam neden bu kadar cimriydi?Why was my father so mean?
Bu kadar erken kutlama!Don't celebrate too soon!
Neden yemek pişirmede bu kadar iyisin?Why are you so good at cooking?
Bilgisayarlar neden bu kadar akıllı? Çünkü onlar anakartlarını dinliyorlar.Why are computers so intelligent? Because they listen to their motherboards.
En son ne zaman bu kadar çok eğlendiğimi hatırlayamıyorum.I can't remember the last time I had so much fun.
Neden bu kadar gerginim?Why am I so nervous?
Bu kadar çok yersen, karın ağrın olur.If you eat that much, you'll have a stomachache.
Bu kadar çok yersen mide fesadı geçireceksin.If you eat that much, you'll get a stomachache.
Doktor bana bu kadar fazla yemememi söyledi.The doctor told me not to eat too much.
O zamanlar bilgisayar bu kadar yaygın değildi.Computers didn't yet exist around that time.
Senin bu kadar kötü hissettiğini bilmiyordum.I didn't know you felt so bad.
Tom'dan neden bu kadar çok hoşlandığımı ben bile anlamıyorum.Even I don't understand why I like Tom this much.
Nasıl bu kadar kötü yaralandın?How did you get hurt so badly?
"Neden benden bu kadar çok nefret ediyorsun?" "Çünkü sen kabasın!""Why do you hate me so much?" "Because you are a brute!"
Bu kadar şiddetli ağrıyı nasıl görmezden gelebilirim?How can I ignore pain this intense?
"Niye bu kadar havalısın sen?" "Böyle doğmuşum.""Why are you so cool?" "I was born this way."
Çok iyi kalplerde bu kadar çok öfke olabilir mi?Can there be so much anger in celestial hearts?
Bu kadar iyi Fransızca konuştuğunu hiç farketmedim.I never realized you were such a good French speaker.
Fransızcayı bu kadar iyi öğrenmen ne kadar zamanını aldı?How long did it take you to learn French this well?
Tom'a bu kadar sert olma. Onun niyeti iyiydi.Don't be so hard on Tom. He meant well.
Tom'un bu kadar yaşlı olduğunu düşünmüyordum.I didn't think that Tom was that old.
Tom'un bu kadar yüksek sesle konuşmasına gerek yok.Tom doesn't need to speak so loud.
Tom gerçekten bu kadar hilekar olabilir mi?Could Tom really be that devious?
Neden bu kadar karmaşık?Why is it so complicated?
Neden bu kadar zayıfsın?Why are you so thin?
Üzgünüm sizi beklettim bu kadar.I'm sorry I made you wait so long.
Bu kadar küçük bir şey hakkında endişe etmemelisin.You shouldn't worry about something so small.
İngilizcede nasıl bu kadar iyisin?How are you so good at English?
Neden güzel şeyler bu kadar kırılgan?Why are pretty things so fragile?
Bu kadar soğuk olduğunda bile neden okul olduğunu merak ediyorum.I wonder why there's school even when it's this cold.
Sana bu kadar erken telefon ettiğim için üzgünüm.Sorry for telephoning you so early.
Seni bu kadar erken aradığım için özür dilerim.Sorry for calling you so early.
Geceleri bu kadar tren seferi yok.There aren't as many trains at night.
Daha önce kendimi hiç bu kadar iyi hissetmemiştim.I've never felt this good before.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod