Ayrıca birçok şampiyonadan gümüş ve bronz madalya almaya hak kazanmıştır.Osim toga osvojio je pojedinačne srebrne i brončane medalje.
Kazanana altın, ikinciye gümüş ve üçüncüye bronz madalya verilir.Za prvo mjesto se dobiva zlatna, za drugo srebrna, a za treće brončana medalja.
1951 Dünya Güreş Şampiyonası'nda da bronz madalya kazanmıştır.Brončana medalja na svjetskom prvenstvu 1951. godine.
Elbette olimpiyatlardaki gibi altın - gümüş - bronz sıralaması kastedilmiştir.Ljestvica prema osvojenim zlatnim, srebrnim i brončanim odličjima na Olimpijskim igrama.
2006-Dünya Şampiyonası-Bronz madalya.FIFA Svjetsko klupsko prvenstvo Brončana medalja, 2006.
Saçları her zaman dağınık ve annesinden kendisine miras kalan bronz bir gölgeye sahiptir.Jeho vlasy, ktoré sú vždy neupravené, majú nezvyčajný bronzový odtieň, ktorý zdedil po jeho biologickej matke.
Bronz madalyayı ise Brezilya'yı yenen Arjantin kazandı.Bronzovú medailu získala Argentína.
Bronz madalya 1998 - 01 !FC Košice 1998 – 1.
Ne var ki Ugarit için de hiçbir yardım gelmedi ve kent Bronz Çağı sonlarında yakılıp yıkıldı.Ammurapi sa však žiadnej pomoci nedočkal a mesto bolo vypálené koncom doby bronzovej.
Özellikle Bronz çağında yerleşimin daha yaygınlaştığı görülmektedir.Rozšírené sú najmä na začiatku bronzovej doby.
Harflerin kullanımı Bronz Çağı'na kadar uzanır.Objavenie sklárstva siaha až do doby bronzovej.
Heykel bronzdan yapılmıştır.Tieto diela boli vytvorené z bronzu.
Çift Dünya Gençler şampiyonalarında 2002'de gümüş ve 2001'de bronz madalya kazandı.V roku 2000 vyhrali na majstrovstvách sveta ďalšie striebro a v roku 2001 bronz.
Tiryns, Bronz Çağı'nın başlangıcından öncesine, yaklaşık yedi bin yıl önceye tarihlenen bir tepeydi.Tirint je bil utrjeno gradišče, ki sega sedem tisoč let nazaj, še v čas pred začetkom bronaste dobe.
Sebili bronzdan yapılmıştır.Ročaj je bil izdelan iz brona.
23'teki Augustus Sikke Reformu'nun ardından as, bronz yerine saf kırmızımsı bakırdan basıldı.Po Avgustovi denarni reformi leta 23 pr. n. št. se as ni več koval iz brona, ampak iz čistega bakra.
Aynı hafta sanatçının ellerinin bronz dökümü Wembley Arena'nın "Ün Meydanı"na eklendi.Še v istem tednu so na »kvadratu slavnih« v areni Wembley razstavili bronast odtis njenih rok.
23 Kasım 2007'de, Minogue'un bronz heykeli Melbourne'da kalıcı olarak sergilenmeye başladı.23. novembra 2007 so v Melbourne Docklandsu začasno razstavili njen bronast kip.
Tuz, demir ve içki üretiminin yanı sıra bronz sikkeler de bu tekellerin arasındaydı.Kasneje - v bakreni, bronasti in železni dobi - so se pojavila rezila iz teh kovin.
1988 Seul Olimpiyatları'nda bronz madalya kazananmıştı.Za Nemčijo je na Poletnih olimpijskih igrah 1988 v Seulu osvojila zlato medaljo.
Yine İsviçreli Lara Gut bronz madalyayı kazanmıştır.Švicarski čoln je tam osvojil bronasto medaljo.
Koray kösele, bronz, alçı ve ahşap gibi malzemeler ile çeşitli eserler üretti.Graditelji so delali z različnimi materiali, kot so opeka, kamen in les.
Yayılmaları batıda, Bronz Çağı'nın sonuna ve Demir Çağı'nın başına denk gelir.Njegovi začetki segajo v bronasto in železno dobo.
Bronz madalyayı, Arjantin'i 96-81 yenen ABD kazandı.Bronzos medalį iškovojo JAV rinktinė kuri iškovojo pergalę prieš Argentinos rinktinę rezultatu 96:81.
1920 ve 1924 Olimpiyatları'nda çeşitli etkinliklerde yarıştı ve 1924 yılında dekatlonda bronz madalya kazandı.Dalyvavo keliose olimpiadose 1920 ir 1924 m., kurioje iškovojo dešimtkovės bronzos medalį.
1992 Yaz Olimpiyatları'nda Barselona'da skeet yarışmasında bronz madalya kazanan Bruno Rossetti'nin oğludur.L. Brazdauskis yra 1992 m. Barselonos Olimpinių žaidynių bronzos medalio laimėtojo Romano Brazdauskio sūnus.
Quadrans (Tam anlamı "çeyrek") 1/4 as değerinde düşük kıymetli, bronz bir Roma sikkesidir.Kvadrantas (lot. quadrans 'ketvirtis') – smulki bronzinė Romos moneta, verta 1⁄4 aso.
Bronz ve Granitten yapılmıştır.Sudarytas iš gneiso ir granito.
Daisuke Takahashi'nin kazandığı bronz madalya Japonya'nın erkekler kategorisinde kazandığı ilk madalyadır.Daisuke Takahashi tapo pirmuoju Japonijos medalininku vyrų rungtyje.
Bronzun çok kullanıldığı alanlardan biri de metal para imalidir.Spausdintuvai, tiesiogiai naudojantys metalą, yra brangūs.
Şeref Holü'ne bronz kapılardan girilir.Į koplyčią vedė ažūrinės bronzinės durys.
O da Bronze'a gider.Įteka į Onegą ties Bronevu.
Grand Prix Finalleri'ne katılma hakkını elde etti ve bronz madalya aldı.Nepaisant kenčiamų skausmų ji sugebėjo patekti į finalą ir pelnyti bronzos medalį.
Fransa Londra'dan toplam 34 madalyayla (11 altın, 11 gümüş ve 12 bronz) ayrıldı.Lietuva kaip nepriklausoma valstybė iškovojo 46 medalius (19 aukso, 11 sidabro ir 16 bronzos).
Ödülü kazanan kişi 10 bin dolar, bir diploma ve bronz heykelciğin sahibi olur.Auhinnaks on 10 000 dollarit, diplom ja pronkskuju.
1999'da Avrupa Gençler Şampiyonası'nda 50 m serbestte bronz madalya kazandı.1999. aastal võitis ta Euroopa juunioride meistrivõistlustel 50 meetri vabaujumises pronksmedali.
Bugün Aes grave adıyla tanınan bronz sikkeler için bir sistem yürütülmüştü.Kehtestati praegu aes grave nime all tuntud pronksmüntide süsteem.
Köyde MÖ 7.-8. yüzyıllara ait bir bronz buhurdanlık bulunmuştur.Külas on leitud 7.-8. sajandist pärit Tornimäe kindlustatud asula koht.
Yine aynı seviyede 2011 yılında bulunan bronz Hitit hançeri benzersizdir.Samuti toodi varem Püssirohukeldris asunud Miinimuuseum 2011. aastal Lennusadama angaari.
1991-Dünya Kupası-Bronz madalya- Sovyetler Birliği.2004, Soome-ugri rahvaste IV maailmakongressi pressisekretär.
Brezilya ise 2. kez bronz madalya kazandı.Kuid seejärel võitis Brasiiliagi mõlemad kodumängud.
Aklıma bronz heykeller geliyor. .- Czy powinniśmy więc doszukiwać się tu powrotu do rzeźb wykonanych z brązu?
Aklıma bronz heykeller geliyor. .Měli bychom zde myslet na sochy vyrobené z bronzu?
Aklıma bronz heykeller geliyor. .То чи мусимо ми думати, що тут є скульптури зроблені з бронзи?
Ama sadece bronz değil, çünkü Brancusi için temel-kaide de heykelin bir parçasıydı.- Ale není to pouze z bronzu, protože pro Brancusiho byl i podstavec součástí sochy.
Ama sadece bronz değil, çünkü Brancusi için temel-kaide de heykelin bir parçasıydı.Dar nu e doar bronz, deoarece, pentru Brâncuşi, piedestalul făcea parte din sculptură.
Ama sadece bronz değil, çünkü Brancusi için temel-kaide de heykelin bir parçasıydı.Но не е просто бронз, тъй като за Бранкузи пиедесталът е част от скулптурата.
Antik dönemden günümüze ulaşabilmiş bronz eser sayısı çok çok az. .Za prvé, je bronzový - to se tak často nevidí. To ne, tato je ojedinělá. Jedna z mála, které se nám dochovaly.
Antik dönemden günümüze ulaşabilmiş bronz eser sayısı çok çok az. .Перша це те, що він бронзовий - не бачимо багато бронзи. Ні. Ця бронзова скульптура дивом до нас дійшла.
Bakırın rengi bronzdan biraz daha kırmızı olduğu için yaraların kanadığını algılayabiliyoruz. . .Медь кажется красной на фоне бронзы, и поэтому раны "кровоточат".
Baktığımız bölümde etraf ışıl ışıl, değerli metaller, altın, lapis lazuli, gümüş, bronz ve değerli mermerler.Je výbuchem světla, drahocenných materiálů, zlata, lapisu lazuli, stříbra, bronzu a cenných mramorů.
Baktığımız bölümde etraf ışıl ışıl, değerli metaller, altın, lapis lazuli, gümüş, bronz ve değerli mermerler.To eksplozja światła, materiałów szlachetnych, złota, lapis lazuli, srebra, brązu i cennych marmurów.
Baktığımız bu heykel ise, bronz heykellerin tam zıddı.Myslím, že ano i ne.
Baktığımız bu heykel ise, bronz heykellerin tam zıddı.- Tak sądzę, ale również ich przeciwieństwa.
Baktığımız bu heykel ise, bronz heykellerin tam zıddı.Я думаю так, але також заперечення цього.
Balıkçı köyü heykelleriyle ünlüydü. Ve ben de Bronz dökümlemeyi denedim.Ta rybacka wioska znana była z rzeźby, więc spróbowałam odlewu z brązu.
Balıkçı köyü heykelleriyle ünlüydü. Ve ben de Bronz dökümlemeyi denedim.Tato rybářská vesnice byla známá sochařstvím, a tak jsem zkusila odlévat bronz.
Bir bizonun bronzdan heykeliyle çiftleşmeye çalışan bir Kanada geyiği.C'est un élan qui essaye de s'accoupler avec une statue en bronze d'un bison.
Bir bizonun bronzdan heykeliyle çiftleşmeye çalışan bir Kanada geyiği.Der versucht gerade, mit der Bronzestatue eines Büffels zu kopulieren.
Bir bizonun bronzdan heykeliyle çiftleşmeye çalışan bir Kanada geyiği.Een eland die probeert te copuleren met een bronzen bizonbeeld.