Ana içeriğe geç
Sözlük

br ile cümle

br kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
British Museum'u ziyaret etmeden Londra 'ya asla gitmem.I never go to London without visiting the British Museum.
British Museum'un hazinelerini gördüm.I saw the treasures of the British Museum.
Bronzlaşmak istemiyorum.I don't want to get a suntan.
Onu Bay Brown sandım.I took him for Mr Brown.
Sahilde bronzlaştım.I tanned myself on the beach.
Patron, Bay Brown'dan kendisi yokken işyerinin sorumluluğunu almasını istedi.The boss asked Mr Brown to take charge of the office while she was away.
Yeni köprüye Rainbow Bridge adı verildi.The new bridge was named Rainbow Bridge.
Seyahat bürosundan bazı broşürler alalım.Let's get some brochures from the travel bureau.
Bronz, bakır ve kalaydan oluşmaktadır.Bronze is composed of copper and tin.
Brown ikizleri, son zamanlarda her ikisi de evlendi, bir parti düzenledi.The Brown twins, both of whom got recently married, held a party.
Bizi British Museum'a götürür müsün?Can you take us to the British Museum?
Hangisi daha büyüktür, Japonya mı yoksa Britanya mı?Which is larger, Japan or Britain?
Japonya'nın nüfusu Britanya'nınkinden daha büyüktür.The population of Japan is larger than that of Britain.
Japonlar Britanyalılardan daha fazla sığır eti yer.The Japanese eat more beef than the British do.
Ailesi kırk yıl önce anavatanından Brezilya'ya göç etti.His family emigrated from their mother country to Brazil forty years ago.
Onun Britanya'da olduğu söylenir.It is said that he is in Britain.
Britanya'da yaşıyor gibi görünüyor.He seems to live in Britain.
O Britanya'ya gitti.He has gone to Britain.
O, nişanını Bayan Brown'a duyurdu.He announced his engagement to Miss Brown.
O daha iyi bir yaşam aramak üzere Brezilya'ya göç etti.He immigrated to Brazil in search of a better life.
Londra'dayken British Museum'u ziyaret etti.While in London, he visited the British Museum.
O, modern edebiyatı asıl branş olarak alıyor.He majors in modern literature.
Onun branşı tarih değildir.He isn't a history major.
Kahramanın bronz bir heykelini diktiler.They set up a bronze statue of the hero.
Bütün yolu Brezilyadan geldiler.They came all the way from Brazil.
Ona hiçbir şey broşundan daha değerli değildir.Nothing is more precious to her than the brooch.
Onun ailesi Brezilya'ya taşındı.Her family moved to Brazil.
Erkek kardeşi Kensaku şimdi Brezilya'dadır.Her brother Kensaku is now in Brazil.
O birkaç ay önce kaybettiği broşu tanıdı.She recognized the brooch as the one she had lost a few months before.
O, Fransız edebiyatını asıl branş olarak almaktadır.She majors in French literature.
Bardaklara brandy doldurdu.She poured brandy into the glasses.
O bir broş takıyor.She is wearing a brooch.
O, ana branş olarak çocuk psikolojisi eğitimi alıyor.She majors in child psychology.
Güneş onun cildini bronzlaştırdı.The sun has bronzed her skin.
O asıl branş olarak organik kimya okuyor.She majors in organic chemistry.
Ne yazık ki, Brian kötü hava ile karşılaştı.Unfortunately, Brian met with bad weather.
Bay Brown yöneticinin yokluğunda işten sorumludur.Mr. Brown is in charge of the business in the absence of the manager.
Bronz heykel, parçalar halinde kırıldı.The bronze statue was broken into pieces.
Kuyumcu broşa büyük bir inci monte etti.The jeweler mounted a big pearl in the brooch.
Sen dışardayken Bay Brown seni görmeye geldi.Mr Brown came to see you were out.
Mrs. Bruce İngiltere ile Japonya arasında uçan ilk kadın pilottu.Mrs. Bruce was the first female pilot to fly between England and Japan.
O bronzlaşmaz.He doesn't tan.
İtalya, Brezilya'dan uzaktır.Italy is far from Brazil.
Benim posta adresim 920 Broadway'dir.My mailing address is 920 Broadway.
Ben yarın Bay Brown'ı ziyaret edeceğim.I'll visit Mr. Brown tomorrow.
Britney Spears nerede?Where is Britney Spears?
Sen de mi Brütüs?You too, Brutus?
Diyetisyenler yemek branşında uzmandırlar.Dieticians are experts in the food industry.
1958'de, Brezilya ilk Dünya Kupası zaferini kazandı.In 1958, Brazil won its first World Cup victory.
Brian, Kate için bir ruj satın aldı.Brian bought some lipstick for Kate.
İngiltere ve İskoçya, 1 Mayıs 1707'de birleşti ve Büyük Britanya Krallığı'nı oluşturdu.England and Scotland were unified on May 1, 1707, to form the Kingdom of Great Britain.
Dergileri, broşürleri ve benzeri şeyleri kaldırmanı istiyorum.I want you to put the magazines, pamphlets and whatnot away.
Stanford Üniversitesi, Larry Page ve Sergey Brin gibi girişimcileri yetiştirdi.Stanford University has educated entrepreneurs like Larry Page and Sergey Brin.
Stanford Üniversitesi, Larry Page ve Sergey Brin gibi girişimcileri eğitti.Stanford University has educated entrepreneurs like Larry Page and Sergey Brin.
Üniversitede asıl branş olarak neyi planlıyorsun?What do you plan to major in at college?
Onu Bay Brown zannettim.I mistook him for Mr. Brown.
Harika bronzluğa bakarsak, tatilinizin çoğunu sahilde geçirmişsiniz gibi görünüyor.Judging by that great tan, it looks like you spent most of your vacation on the beach.
Brad Pitt bir aktördür.Brad Pitt is an actor.
The Golden Gate Bridge San Francisco'dadır.The Golden Gate Bridge is in San Francisco.
Brezilya, dünyadaki yağmur ormanlarının üçte birine sahiptir.Brazil has one-third of the world's rain forests.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod