bozuk para ile cümle
bozuk para kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
11
ORT. KELİME
İşte ilk batarya- çinko ve gümüşten bir yığın bozuk para, tuzlu suya batırılan mukavva ile ayrılmış.Aquí está la primera batería: una pila de monedas, zinc y plata, separados por cartón salmuerizado.
İşte ilk batarya- çinko ve gümüşten bir yığın bozuk para, tuzlu suya batırılan mukavva ile ayrılmış.Đây là bộ pin đầu tiên một chồng tiền xu, kẽm và bạc, bị cách ly bởi giấy bồi có tẩm nước biển
İşte ilk batarya- çinko ve gümüşten bir yığın bozuk para, tuzlu suya batırılan mukavva ile ayrılmış.Ecco la prima batteria - una pila di monete, zinco e argento, separate da cartone intriso di sale.
İşte ilk batarya- çinko ve gümüşten bir yığın bozuk para, tuzlu suya batırılan mukavva ile ayrılmış.Här är det första batteriet -- en stapel av mynt i zink och silver, skilda av kartong, indränkt i saltlösning.
İşte ilk batarya- çinko ve gümüşten bir yığın bozuk para, tuzlu suya batırılan mukavva ile ayrılmış.Her er det første batteri -- en stabel mønter af zink og sølv, adskilt af pap vædet med saltvand.
İşte ilk batarya- çinko ve gümüşten bir yığın bozuk para, tuzlu suya batırılan mukavva ile ayrılmış.Hier is de eerste batterij - een stapel munten van zilver en zink, gescheiden door gepekeld nat karton.
İşte ilk batarya- çinko ve gümüşten bir yığın bozuk para, tuzlu suya batırılan mukavva ile ayrılmış.Iată prima baterie -- o stivă de monede, zinc şi argint, separate de carton îmbibat în saramură.
İşte ilk batarya- çinko ve gümüşten bir yığın bozuk para, tuzlu suya batırılan mukavva ile ayrılmış.Itt látható az első akkumulátor egy halom pénzérme, cink és ezüst kartonnal elválasztva, tengervízben áztatva.
İşte ilk batarya- çinko ve gümüşten bir yığın bozuk para, tuzlu suya batırılan mukavva ile ayrılmış.여기 최초의 배터리 그림입니다. 염분으로 적셔진 판지로 구분해서 동전, 아연, 은으로 쌓아 놓았습니다.
İşte ilk batarya- çinko ve gümüşten bir yığın bozuk para, tuzlu suya batırılan mukavva ile ayrılmış.Oto pierwszy akumulator, stos monet, cynk i srebro, oddzielone tekturą nasiąkniętą solanką.
İşte ilk batarya- çinko ve gümüşten bir yığın bozuk para, tuzlu suya batırılan mukavva ile ayrılmış.Toto je první baterie, hromada mincí ze zinku a stříbra oddělených lepenkou namočenou ve slané vodě.
İşte ilk batarya- çinko ve gümüşten bir yığın bozuk para, tuzlu suya batırılan mukavva ile ayrılmış.Tu je prvá batéria -- stĺpec mincí, zinku a striebra, oddelených kartónom, namočeným v soľanke.
İşte ilk batarya- çinko ve gümüşten bir yığın bozuk para, tuzlu suya batırılan mukavva ile ayrılmış.Вот она — первая батарея: стопка монет, цинк и серебро, разделённые замоченной в рассоле картонкой.
İşte ilk batarya- çinko ve gümüşten bir yığın bozuk para, tuzlu suya batırılan mukavva ile ayrılmış.Ето първата батерия - куп от монети, цинк и сребро, разделени от мукава, накисната в солен разтвор.
İşte ilk batarya- çinko ve gümüşten bir yığın bozuk para, tuzlu suya batırılan mukavva ile ayrılmış.Ось його перша батарея: набір монет з цинку і срібла, між якими прокладки з картону, змочені в розчині солі.
İşte ilk batarya- çinko ve gümüşten bir yığın bozuk para, tuzlu suya batırılan mukavva ile ayrılmış.הנה הסוללה הראשונה -- ערימה של מטבעות, אבץ וכסף, מופרדות בקרטון ספוג במי-מלח.
İşte ilk batarya- çinko ve gümüşten bir yığın bozuk para, tuzlu suya batırılan mukavva ile ayrılmış.هذه هي البطارية الأولى -- كومة من النقود المعدنية، زنك و فضة، منفصلة بواسطة ورق مقوى مغموس في محلول ملحي.
İşte ilk batarya- çinko ve gümüşten bir yığın bozuk para, tuzlu suya batırılan mukavva ile ayrılmış.硬貨形の亜鉛と銀が山積みにされ 塩水漬けのボール紙により 分けられています これが電池設計の
Ödeyince, sizden biraz daha bozuk para borç alırım.A wtedy znów pożyczę trochę drobniaków.
Ödeyince, sizden biraz daha bozuk para borç alırım.Cuando se lo devuelva, le pediré un poco más de calderilla.
Ödeyince, sizden biraz daha bozuk para borç alırım.E una volta che lo farò, prenderò in prestito altre monete.
Ödeyince, sizden biraz daha bozuk para borç alırım.Lainaan silloin lisää pikkurahaa sinulta.
Ödeyince, sizden biraz daha bozuk para borç alırım.Na altura, quando eu o fizer, vou pedir mais algum emprestado, uns trocos.
Ödeyince, sizden biraz daha bozuk para borç alırım.Och när jag gör det så lånar jag lite mer-
Ödeyince, sizden biraz daha bozuk para borç alırım.Og når jeg afleverer dem, så låner jeg lidt mere, -
Ödeyince, sizden biraz daha bozuk para borç alırım.Όταν τα επιστρέψω, θα δανειστώ κι άλλα ψιλά από εσάς.
Ödeyince, sizden biraz daha bozuk para borç alırım.А когда верну, я снова попрошу у вас в долг какую-нибудь мелочь.
Onları cebinde bozuk para gibi taşıyorsun.Como muchas monedas de 5 y 10 centavos.
Onları cebinde bozuk para gibi taşıyorsun.Likt så många fem och tiocentare.
Onları cebinde bozuk para gibi taşıyorsun.Seperti begitu banyak recehan , dan uang kecil
Onları cebinde bozuk para gibi taşıyorsun.Wie soviele andere die sich durch wenig Geld beinflussen lassen.
Onları cebinde bozuk para gibi taşıyorsun.Όπως τόσα πολλά ψιλά και δεκάρες.
Onları cebinde bozuk para gibi taşıyorsun.ファミリーにとってどんな利益がある?
Örneğin, bu televizyonda sattıkları hatıra bozuk paralar.Například ty pamětní mince, které se prodávají v televizi.
Örneğin, bu televizyonda sattıkları hatıra bozuk paralar.Por ejemplo, esas monedas conmemorativas que venden el la TV.
Örneğin, bu televizyonda sattıkları hatıra bozuk paralar.Наприклад, ті, пам'ятні монети, які вони продають по телевізору.
Örneğin, bu televizyonda sattıkları hatıra bozuk paralar.通貨とは使用することはないので、多くの人は通貨流通量の一部とは気づかないでしょう。
Sende bozuk para var mı?Ai mărunţiş ?
Sende bozuk para var mı?- Haben Sie Kleingeld.
Sende bozuk para var mı?Heb jij kleingeld ?
Sende bozuk para var mı? Kesik mi? Bol miktarda var.- No, sóIo billetes grandes.
Sende bozuk para var mı?Máš nějaké drobné?
Sende bozuk para var mı?Van aprója?
Sende bozuk para var mı?Έχεις καθόλου λεφτά ;
Sende bozuk para var mı?- На фенове на ножовете.
Sende bozuk para var mı?У Вас есть мелочь?
Trenle köye giderken bana bir hediye verdi: Coach marka kahverengi bir deri bozuk para cüzdanı.Auf der Fahrt mit dem Zug gab sie mir ein Geschenk: ein Portemonnaie der Marke Coach mit braunem Lederrand.
Trenle köye giderken bana bir hediye verdi: Coach marka kahverengi bir deri bozuk para cüzdanı.A vonaton hazafelé adott nekem egy ajándékot: egy Coach márkájú pénztárcát barna bőr szegéllyel.
Trenle köye giderken bana bir hediye verdi: Coach marka kahverengi bir deri bozuk para cüzdanı.Dalam perjalanan pulang di kereta api, dia memberikan saya hadiah: sebuah dompet merek Coach berhiaskan kulit.
Trenle köye giderken bana bir hediye verdi: Coach marka kahverengi bir deri bozuk para cüzdanı.Dans le train, elle m'a offert un cadeau : un porte-monnaie de la marque Coach avec une finition en cuir brun.
Trenle köye giderken bana bir hediye verdi: Coach marka kahverengi bir deri bozuk para cüzdanı.En el tren a casa, me dio un regalo: un monedero de marca Coach con ribete de cuero café.
Trenle köye giderken bana bir hediye verdi: Coach marka kahverengi bir deri bozuk para cüzdanı.Na vlaku domov mi je dala darilo, drobižnico znamke Coach z obrobo iz rjavega usnja.
Trenle köye giderken bana bir hediye verdi: Coach marka kahverengi bir deri bozuk para cüzdanı.No comboio, ela deu-me um presente: um porta-moedas da marca Coach, com acabamento em pele castanha.
Trenle köye giderken bana bir hediye verdi: Coach marka kahverengi bir deri bozuk para cüzdanı.Op de trein gaf ze me een geschenk: een portemonnee van het merk Coach met bruinleren rand.
Trenle köye giderken bana bir hediye verdi: Coach marka kahverengi bir deri bozuk para cüzdanı.Pe drum, în tren, mi-a dăruit ceva: un portmoneu de piele, produs de Coach.
Trenle köye giderken bana bir hediye verdi: Coach marka kahverengi bir deri bozuk para cüzdanı.Sul treno per andare a casa mi ha dato un regalo: un portafoglio Coach con bordi in pelle marrone.
Trenle köye giderken bana bir hediye verdi: Coach marka kahverengi bir deri bozuk para cüzdanı.Trên chuyến tàu về quê, cô ấy đã tặng tôi một món quà: một cái ví hiệu Coach với viền cắt da màu nâu .
Trenle köye giderken bana bir hediye verdi: Coach marka kahverengi bir deri bozuk para cüzdanı.W pociągu dała mi prezent: portmonetkę firmy Coach z brązowym, skórzanym wykończeniem.
Trenle köye giderken bana bir hediye verdi: Coach marka kahverengi bir deri bozuk para cüzdanı.Στο δρόμο μου έδωσε ένα δώρο: ένα πορτοφόλι μάρκας Coach, με καφέ δερμάτινη διακόσμηση.
Trenle köye giderken bana bir hediye verdi: Coach marka kahverengi bir deri bozuk para cüzdanı.В поезде домой, она дала мне подарок: фирменную кожаную сумочку Coach.