Tom Mary'nin Boston'a ne zaman geldiğini bilmiyor.Tom doesn't know when Mary came to Boston.
Tom Mary'nin Boston'a gitme nedenini bilmiyor.Tom doesn't know the reason why Mary went to Boston.
Tom Mary'yi boşadı.Tom divorced Mary.
Tom çocuklar üniversiteden mezun olduktan sonra Mary'yi boşadı.Tom divorced Mary after the children graduated from college.
Tom Mary'nin ne zaman Boston'a gitmeyi planladığını bilmiyor.Tom didn't know when Mary was planning to go to Boston.
Tom Mary'nin ne zaman Boston'a geldiğini bilmiyordu.Tom didn't know when Mary had come to Boston.
Tom Mary'nin biraz boş zamanı oluncaya kadar beklemeye karar verdi.Tom decided to wait until Mary had some free time.
Tom Mary'nin kaç kez Boston'da bulunduğunu kesin olarak söyleyemez.Tom can't say for sure how many times Mary has been to Boston.
Tom Mary'nin Boston'a ne zaman taşındığını hatırlayamıyor.Tom can't remember when Mary moved to Boston.
Tom Boston'da yaşarken Mary ile arkadaş oldu.Tom became friends with Mary when he was living in Boston.
Tom Mary'ye Boston'daki yaşantı hakkında birçok soru sordu.Tom asked Mary many questions about life in Boston.
Tom Mary'ye Boston'daki yaşam hakkında bir sürü soru sordu.Tom asked Mary many questions about life in Boston.
Tom Mary'ye ertesi gün boş olup olmadığını sordu.Tom asked Mary if she was free the next day.
Tom Mary'ye Sevgililer Günü'nde boş olup olmadığını sordu.Tom asked Mary if she was free on Valentine's Day.
Tom Mary'ye Boston'da bulunup bulunmadığını sordu.Tom asked Mary if she had been to Boston.
Tom Mary'den boşanmak istedi.Tom asked Mary for a divorce.
Tom Mary'ye onun Boston'daki yeni işi hakkında soru sordu.Tom asked Mary about her new job in Boston.
Tom ve Mary ayda bir kez Boston'da şehir merkezinde buluşurlar.Tom and Mary meet in downtown Boston once a month.
Tom ve Mary yarın Boston'a uçuyorlar.Tom and Mary are flying to Boston tomorrow.
Mary Tom'la boşanmadı.Mary wouldn't give Tom a divorce.
Mary Boston'daki en güzel kadınlardan biridir.Mary is one of the prettiest women in Boston.
Hem Tom hem de Mary Boston'da doğdu.Both Tom and Mary were born in Boston.
Hem Tom hem de Mary Boston'da müzik eğitimi almayı planlıyorlar.Both Tom and Mary plan to study music in Boston.
Mağaza nispeten boştu.The store was relatively empty.
Saatin kaç olduğu göz önüne alındığında, süpermarket nispeten boştu.Considering what time it was, the supermarket was relatively empty.
Tom Boston'da çalışmaya devam edip etmeyeceği konusunda karar vermeliydi.Tom needed to decide whether he would continue working in Boston.
Tom ebeveynleriyle birlikte Boston'da yaşıyor.Tom lives in Boston with his parents.
Tom Boston'a giden yolu biliyor.Tom knows his way around Boston.
Tom Boston'un o kısmında asla bulunmadı.Tom had never been in that part of Boston before.
Gerçekten Tom'un arabasında Boston'a gitmiyorsun, değil mi?You aren't really going to go to Boston in Tom's car, are you?
Tom Boston'da gerektiğinden daha fazla zaman geçirmek istemedi.Tom didn't want to spend any more time than necessary in Boston.
Boston'da daha fazla zaman geçirmek istemedim.I didn't want to spend any more time in Boston.
Tom bir yıldan daha fazla bir süre Boston'da yaşamaya niyetli.Tom intends to live in Boston for more than a year.
Tom'un bir yıldan daha fazla bir süre Boston'da yaşamaya niyeti var.Tom intends to live in Boston for more than a year.
Askerlerimizin boşuna öldüğünü nasıl söyleyebilirsin?How can you say that our soldiers died in vain?
Affedersiniz, bu koltuk boş mu?Excuse me, is this seat free?
Tom'un yaşamak istediği tek yer Boston'dur.The only place Tom has ever wanted to live is Boston.
Biraz boş zamanım vardı, bu yüzden şehri gezdim.I had some free time, so I wandered around town.
Tom cüzdanı neredeyse boş.Tom's wallet is almost empty.
Tom altı yaşından beri Boston'da yaşıyor.Tom's been living in Boston since he was six.
Tom Mary ile buluşmak için Boston'a gitti.Tom went to Boston to meet Mary.
Tom görünüşe göre geçen kış Boston'daydı.Tom was apparently in Boston last winter.
Tom Mary'nin amcasını ziyaret etmesi için Boston'a gitmesini istedi.Tom wanted Mary to go to Boston to visit her uncle.
Tom Boston'a direkt uçuş aldı.Tom took a direct flight to Boston.
Tom bana eli-boş eve gelmek istemediğini söyledi.Tom told me that he didn't want to come home empty-handed.
Tom Mary'ye zamanını boşa harcadığını söyledi.Tom told Mary that she was wasting her time.
Tom Mary'ye Boston'a gideceğini söyledi.Tom told Mary he was going to Boston.
Tom Mary'nin muhtemelen hâlâ Boston'da bir yerde olduğunu düşündü.Tom thought that Mary was probably still somewhere in Boston.
Tom, Mary'nin muhtemelen hala Boston'da bir yerlerde olduğunu sandı.Tom thought that Mary was probably still somewhere in Boston.
Tom Mary'nin Boston'da yaşamak istemiyeceğini düşündü.Tom thought Mary wouldn't want to live in Boston.
Tom Yaz boyu Boston'da kaldı.Tom stayed in Boston for the summer.
Tom Boston'da olmaktan gerçekten hoşlanıyor gibi görünüyor.Tom seems to really enjoy being in Boston.
Tom kütüphanenin önündeki boş alanlardan birine parketti.Tom parked in one of the empty spaces in front of the library.
Tom bagajı açtı ve onu boş buldu.Tom opened the trunk and found it empty.
Tom Boston'un diğer tarafında yaşıyor.Tom lives on the other side of Boston.
Tom Boston'da yaşar.Tom lives in Boston.
Tom Boston'da şehir merkezinde üç-yatakodalı bir apartmanda yaşıyor.Tom lives in a three-bedroom apartment in downtown Boston.
Tom sana Boston'da yaşadığı hakkında sana yalan söyledi.Tom lied to you about having lived in Boston.
Tom kızı Boston'da yaşayan bir adam tanıyor.Tom knows a man whose daughter lives in Boston.
Tom sadece boş boş oturdu ve bir iş yapmadı.Tom just sat around and did nothing.