bol bol ile cümle

bol bol kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Denizin bu bölümü derin ve tehlikeli.This part of the sea is deep and dangerous.
Ürünlerin eksikliği o bölgedeki açlığın ana nedeniydi.The failure of the crops was the major cause of starvation in that region.
Bu bölümü kim yönetiyor?Who manages this department?
Bolluk zamanlarında kıtlık zamanlarını hatırla.In times of abundance, remember the times of famine.
Ben bu kitabın beşinci bölümünde nedenini açıklayacağım.I'll explain the reason in the fifth chapter of this book.
Çalışmanın Tom'a ait bölümü tamamlanmış değil.Tom's part of the work isn't finished.
O bölünmüş bir kişiliğe sahip.He has a split personality.
Tavan arasında bol miktarda depolama alanı vardır.There is plenty of space in the loft for storage.
Gezinin en kötü bölümü geçmiş.The worst part of the trip is past.
Tom şehrin kötü bir bölgesinde yaşıyor.Tom lives in a bad part of town.
İzinsiz engelli bir bölgeye park etmek için ağır para cezası vardır.There are heavy fines for parking in a disabled zone without a permit.
Bu, bölgenin en büyük spor mağazasıdır.It's the biggest sports shop in the region.
O 1993 yılına kadar tek milletti, ondan sonra bölündü.It was one nation until 1993, after which it was divided.
Bu bölge bir vadide yer almaktadır.This region is located in a valley.
Boldo çayı benim için çok acıdır.The boldo tea is very bitter to me.
Annem keki sekiz dilime bölüyor.My mother is slicing the cake into eight pieces.
Hindistan mutfak kültürünce zengin bir bölgedir.India is a region rich in culinary culture.
Hükümet eğitimi daha bol miktarda finanse etmeli.The government should finance education more abundantly.
Gogol neden "Ölü Ruhlar"ın ikinci bölümünü yaktı?Why did Gogol burn the second part of "Dead Souls"?
Hayatımın Tom'un sana bahsetmediği bir bölümü var mı?Is there any part of my life Tom didn't tell you about?
Ben de o bölgede bazı deneyimlere sahibim.I have some experience in that area as well.
Bagaj teslim bölümünde seninle buluşacağım.I'll meet you in the baggage claims area.
Hesabı üçe bölelim.Let's split the bill three ways.
Kendini açıklamak için bol fırsatın olacak.You'll have plenty of opportunity to explain yourself.
Tom bir yazılım şirketi için bölge satış müdürüdür.Tom is the district sales manager for a software company.
Bölgenizin temsilcisi kim?Who's the representative from your district?
Tom bazı bölgelerde çok kötü bir üne sahip.Tom has a very bad reputation in certain quarters.
Bu çiçekler ülkenin bu bölümü için nadirdir.These flowers are rare for that part of the country.
Burada iklim yılın büyük bölümünde sıcaktır.The climate here is warm for most of the year.
Yemek için bol miktarda aldım.I've had plenty to eat.
Tom Boston bölgesinde kalacak.Tom is going to stay in the Boston area.
Bu bölgeyi avucumun içi gibi biliyorum.I know this area like the back of my hand.
Geçen yazın büyük bölümünde Boston'daydım.I was in Boston most of last summer.
Kârı bölelim.Let's split the profits.
Sigara içilmeyen bir bölümde bir masa alabilir miyiz?Could we have a table in a non-smoking section?
Kanto bölgesine geçen hafta çok kar yağdı.A lot of snow fell on the Kanto region last week.
Tom bolca terlemeye başlamıştıTom was beginning to sweat profusely.
Cumaya kadar dördüncü bölümü oku.Read chapter four by Friday.
Daha sonra konuşmak için bol zamanımız olacak.We'll have plenty of time to talk later.
Daha sonra bol zamanımız olacak.We'll have plenty of time later.
Bu bölgedeki tüm sokaklar ünlü kişilerin adını taşır.All the streets in this area are named after famous people.
Asteroid kuşağı Mars ve Jüpiter yörüngeleri arasındaki bölgede yer almaktadır.The asteroid belt is located in the region between the orbits of Mars and Jupiter.
Bu bölümü atlamamızı öneriyorum.I suggest we skip this part.
Ben bu bölgede bir ev satın almayı düşünüyordum.I was thinking of buying a home in this area.
Vandalizm, şehrin bu bölümünde önemli bir sorundur.Vandalism is a significant problem in this part of the city.
Konuşmak için daha sonra bol vakit olacak.There'll be plenty of time to talk later.
Ben bile sana henüz en iyi bölümü anlatmadım.I haven't even told you the best part yet.
Tom bana istediğim bölümü nerede alabileceğimi söyledi.Tom told me where I could buy the part I needed.
Yerel süpermarketin organik bir bölümü var.The local supermarket has an organic section.
Aile arazisinin geniş alanını çocuklar arasında eşit olarak böleceğiz.We will divide the large area of family land equally between our children.
Arazi 8 parçaya bölündü.The land was divided into 8 lots.
Tom bol miktarda alkol içer.Tom drinks copious amounts of alcohol.
Ben kitabın üçüncü bölümünü okuyorum.I'm reading chapter three of the book.
Ödül on tane sendika üyesi arasında eşit olarak bölündü.The prize was divided equally among the ten syndicate members.
Ofisim Yabancı Diller Bölümünde.My office is in the Foreign Languages Department.
Hasta olduğum için bölüm toplantısını kaçırdım.I missed the departmental meeting because I was sick.
Niçoise salatası Nice yakınlarındaki bölgenin tipik bir yemeğidir.Niçoise salad is a typical food of the area near Nice.
Kırsal bölge şehirden daha sessizdir.The countryside is quieter than the city.
Bunun onun büyük bir bölümü olduğunu biliyorsun.You know that's a big part of it.
Colonia ülkenin güney-batısında yer alan bir Uruguaylı bölgedir.Colonia is a Uruguayan department situated in the south-west of the country.

İlgili Sayfalar