Sami'nin banka hesapları boşaltılmış.Sami's bank accounts have been emptied.
1980'li yıllarda Türk makamları tarafından boşaltılmıştır.In the 1980s, it was emptied by the Turkish authorities.
Bu arada Bahçe bir süre için boşaltılmıştır.Then, for some time, the garden was deserted.
NiOx piller, dijital fotoğraf makinesi gibi yüksek düzeyde boşaltılmış uygulamalarda kullanılabilir.NiOx batteries can be used in high-drain applications such as digital cameras.
Karacabağ köyü günümüzde boşaltılmış durumdadır.The station's morning host is currently vacant.
Seçtikleri arabalar içi boşaltılmış polis arabaları gibi gözükmüyordu.The cars they picked didn't look like ex-cop cars that were hollowed out or something.
Topluluğu orada yerlere serilmiş görürsün. İçleri boşaltılmış hurma kütükleri gibidirler.You should have seen the people prostrate like the decayed trunks of date-palm trees.
Biden'ın jeti Sırp MiG'leri tarafından korunurken, aracı da boşaltılmış caddelerden geçti.Serbian MiGs guarded his jet, while his motorcade passed through sealed-off, deserted streets.
1980'lerde, ev Türk yetkililer tarafından boşaltılmıştır. [1] [2] [3]In the 1980s, it was emptied by the Turkish authorities.[2][3][1]
Ertesi sabah 5:40'ta Meydan boşaltılmıştı.Um 5 Uhr 40 morgens geschah der Zusammenstoß.
Atina, Yunan Bağımsızlık Savaşı sırasında tümüyle boşaltılmıştı.Mistra wiederum wurde während des Griechischen Unabhängigkeitskrieges stark zerstört.
8.000 kişinin yaşadığı Pinar del Río Province bölgesi boşaltılmıştır.In der Provinz Pinar del Río wurden rund 90 Personen getötet.
1995 yılından sonra köy boşaltılmıştır.Die Villa stand seit 1995 leer.
1980'li yıllarda Türk makamları tarafından boşaltılmıştır.In den 1980ern wurden dort kubanische Flüchtlinge interniert.
Pripyat şehri Çernobil kazasından dolayı boşaltılmıştır.Das Gebiet um Krasnapolle wurde infolge des Reaktorunglücks in Tschernobyl kontaminiert.
Yeni imparatorun karşılaştığı ilk büyük sorun devlet hazinesinin boşaltılmış olmasıdır.Le problème le plus urgent qui se pose au nouvel empereur est la pénurie de ressources du Trésor impérial.
Bütün bu içecekler fincanlara konurdu ve içi boşaltılmış kabaklarda (Maya dilinde chú) taşınırdı.Toutes ces boissons se buvaient dans des bols et se transportaient dans des gourdes ou calebasses.
Aniden boşaltılmış kova Tommy'nin başına düşer ve onu öldürür.Le seau se détache et tombe sur la tête de Tommy qui meurt sur le coup.
Pripyat şehri Çernobil kazasından dolayı boşaltılmıştır.La ville est située en dehors des territoires contaminés par la catastrophe de Tchernobyl.
Sabah saat 4:00'e gelince sokaklar neredeyse boşaltılmışlardı.Hacia las 10 de la noche las salas están prácticamente vacías.
İdrisi'ye göre 1150'ye doğru kent halkı Side'den göç etmiş, 12. yüzyılda Side tümüyle boşaltılmıştır.La Región de Murcia cuenta con, entre 120 y 150 días al año donde el cielo está totalmente despejado.
Köy güvenlik sebebiyle boşaltılmıştır.L'area è stata transennata per motivi di sicurezza.
Pripyat şehri Çernobil kazasından dolayı boşaltılmıştır.1986 — эвакуация населения города Припять из-за Чернобыльской аварии.
Birçok getto tamamıyla boşaltılmıştı.«Большое гетто» было ликвидировано.
Mezar bulunduğunda hırsızlarca boşaltılmış durumdaydı.Гробницу уже посещали грабители до её открытия.
Sabah saat 4:00'e gelince sokaklar neredeyse boşaltılmışlardı.К 4 часам утра город был полностью освобождён.
Yeni imparatorun karşılaştığı ilk büyük sorun devlet hazinesinin boşaltılmış olmasıdır.كانت المشكلة الأكثر إلحاحاً التي تواجه الإمبراطور الجديد هي ندرة الموارد المتوفرة في الخزانة للإمبراطورية.
Birçok getto tamamıyla boşaltılmıştı.Muitos outros guetos foram completamente esvaziados.
Sabah saat 4:00'e gelince sokaklar neredeyse boşaltılmışlardı.Às 4 da manhã, as ruas tinham sido esvaziadas.
Yeni imparatorun karşılaştığı ilk büyük sorun devlet hazinesinin boşaltılmış olmasıdır.O problema mais urgente que enfrentava o imperador era a escassez de recursos deixados no cofre imperial.
1994 yılında boşaltılmış ve tahrip edilmiştir.In 2002 werd ze uit de vaart genomen en afgebroken.
Bu konut, gelecek hafta boşaltılmış olmalı.Deze woning moet volgende week ontruimd zijn.
8.000 kişinin yaşadığı Pinar del Río Province bölgesi boşaltılmıştır.Około 8 tysięcy ludzi zostało ewakuowanych z Prowincji Pinar del Río.
Aniden boşaltılmış kova Tommy'nin başına düşer ve onu öldürür.Na szczęście spada na niego gigantyczne jabłko i go zabija.
Sabah saat 4:00'e gelince sokaklar neredeyse boşaltılmışlardı.Vid 4-tiden morgonen därpå hade lugnet återställts.
1986 yılında Çernobil reaktör kazasının meydana gelmesi sonucu şehir boşaltılmıştır.Staden drabbades av radioaktivt nedfall vid Tjernobylolyckan år 1986 och påverkas fortfarande.
Mezar bulunduğunda hırsızlarca boşaltılmış durumdaydı.Vid kyrkogården i Åmsele mötte de tjuvarna.
Birçok getto tamamıyla boşaltılmıştı.Ghetto bylo záhy přeplněno lidmi.
1994 yılında boşaltılmış ve tahrip edilmiştir.Asi v roce 2013 však byla poškozena a odstraněna.
1992 yılında köy boşaltılmıştır.Úbytek obyvatel byl zastaven v roce 1992.
Yeni imparatorun karşılaştığı ilk büyük sorun devlet hazinesinin boşaltılmış olmasıdır.Cea mai urgentă problemă cu care s-a confruntat noul împărat a fost lipsa de resurse în trezoreria imperiului.
Birçok getto tamamıyla boşaltılmıştı.Πολλά ακόμη γκέτο εκκενώθηκαν τελείως.
Birçok getto tamamıyla boşaltılmıştı.Banyak ghetto lainnya yang dikosongkan setelahnya.
Sabah saat 4:00'e gelince sokaklar neredeyse boşaltılmışlardı.Rạng sáng ngày 24, đường đi qua bãi mìn vẫn chưa làm xong.
Birçok getto tamamıyla boşaltılmıştı.ゲットーの多くの部分は空になってしまった。
Bu arada Bahçe bir süre için boşaltılmıştır.其中,花园早已被拆除。
Platform derhal boşaltılmış, yaralı işçiler ise helikopterler yoluyla sağlık merkezlerine nakledilmiştir.平台被撤离后,受伤的工人被空运到医疗站。
Sabah saat 4:00'e gelince sokaklar neredeyse boşaltılmışlardı.오전 4시쯤이 되자 거리는 대부분 정리가 되었다.
Eloğlu bir ara bu mezalimlerden dolayı boşaltılmıştır.이 공으로 아들 한 명이 정후에 봉해졌다.
Köy 90'lı yıllardaki olaylar nedeni ile devlet tarafından boşaltılmıştır.במהלך שנות ה-60, נהרס הכפר ביזמת הממשלה.
Bu arada Bahçe bir süre için boşaltılmıştır.הם החזיקו במתחם הגן במשך זמן קצר.
Pencere kemerleri boşaltılmıştır.Металните капаци на прозорците са отстранени.
Yeni imparatorun karşılaştığı ilk büyük sorun devlet hazinesinin boşaltılmış olmasıdır.Най-наболелият проблем пред новия император са оскъдните средства, останали в имперската хазна.
1986 yılında Çernobil reaktör kazasının meydana gelmesi sonucu şehir boşaltılmıştır.Градът е евакуиран през 1986 г. в резултат на Чернобилската авария.
Sabah saat 4:00'e gelince sokaklar neredeyse boşaltılmışlardı.Do 4 sata ujutro ulice su bile gotovo prazne.
Köy güvenlik sebebiyle boşaltılmıştır.Polícia z bezpečnostných dôvodov celé mesto uzavrela.
Bu tarihten sonra 1995 yılında mahalleden Van şehir merkezine yapılan göç ile köy boşaltılmıştır.S te ceste se od leta 1991 pelje v središče vasi.
Krizi görmesi kolay: şehir kemer sıkma politikaları ile çökmüş, terk edilmiş, boşaltılmış durumda.Explican, inclusive, que su objetivo es " una ciudad que a pesar de ser una ruina es una ruina bonita":
Seçtikleri arabalar içi boşaltılmış polis arabaları gibi gözükmüyordu.Auta, která si vybrali, nevypadají jak vyřazená policejní s vyrvanou mříží nebo tak něco.
Seçtikleri arabalar içi boşaltılmış polis arabaları gibi gözükmüyordu.Az általuk kiválasztott kocsik nem úgy néztek ki, mintha valami kibelezett rendőrautók lettek volna.