boşalmış ile cümle
boşalmış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Muazzam su kütleleri Batı Sibirya’nın güneyine doğru aynı anda ve defalarca boşalmıştır.Enormous water masses were drained simultaneously and repeatedly toward the south of West Siberia.
Geliyorsunuz, boşalmış akünüzü çıkarıyorsunuz.You drive. You take your depleted battery out.
Bakışları kendilerine dönmez. Yürekleri tamamen boşalmıştır.(And) they would hasten forward, heads lifted upwards, gazes fixed, and emptied out their hearts.
Fakat bazı köyler kısmen boşalmıştır.Die umliegenden Dörfer sind zum Teil menschenleer.
Daha sonra Elmalı mahallesi boşalmış, Badirgens mahallesine taşınmıştır.Danach war er mit den Lützowern dem Standort Kleve am Niederrhein zugeteilt.
Bunların sonucunda krallığın kasası boşalmıştı.Les caisses du royaume sont vides.
Ertesi gün geldiklerinde evler boşalmıştır ve ortalıkta kimse yoktur.Yerleşke terkedilmiştir.Il fut installé à cet emplacement alors que la place était déserte et qu'aucune habitation ne s'y trouvait.
Çünkü boşalmış olacaktır.Incluso si está vacía.
Ertesi gün geldiklerinde evler boşalmıştır ve ortalıkta kimse yoktur.Yerleşke terkedilmiştir.El lugar estaba desierto y no había nadie, pero a lo lejos se encontraba una casa.
Ertesi gün geldiklerinde evler boşalmıştır ve ortalıkta kimse yoktur.Yerleşke terkedilmiştir.Dado que os habitantes tinham já abandonado as casas, ninguém morreu.
Çünkü boşalmış olacaktır.Porque está cheia.
Çünkü zihindeki düşünceler bu haldeyken boşalmış ve dışarıdan kontrol edilebilir hale gelmiştir.Actualmente, e uma vez que está em mãos estatais, apenas pode ser visto a partir do exterior.
Ertesi gün geldiklerinde evler boşalmıştır ve ortalıkta kimse yoktur.Yerleşke terkedilmiştir.Nikogo nie zamordowano, żadnej wsi nie spalono, żadnej okolicy nie przesiedlono.
Ertesi gün geldiklerinde evler boşalmıştır ve ortalıkta kimse yoktur.Yerleşke terkedilmiştir.Herrgården var placerad långt ute på landsbygden och det bodde inga människor i närheten.
Ertesi gün geldiklerinde evler boşalmıştır ve ortalıkta kimse yoktur.Yerleşke terkedilmiştir.După inundații satul a devenit pustiu, ne mai locuiind nimeni.
Fakat bazı köyler kısmen boşalmıştır.Mai multe sate au fost parțial avariate.
Ertesi gün geldiklerinde evler boşalmıştır ve ortalıkta kimse yoktur.Yerleşke terkedilmiştir.Az életben maradt emberek elbujdostak, elhagyták a lakhatatlanná lett települést.
Bunların sonucunda krallığın kasası boşalmıştı.Valtakunnan rahakirstut ammottivat kuitenkin tyhjyyttään.
Ertesi gün geldiklerinde evler boşalmıştır ve ortalıkta kimse yoktur.Yerleşke terkedilmiştir.Bomben var blitt installert da ingen var hjemme i huset, men den var feilkoblet, og gikk ikke av.
Muazzam su kütleleri Batı Sibirya’nın güneyine doğru aynı anda ve defalarca boşalmıştır.Jumlah air yang luar biasa mengering begitu saja dan mengalir ke selatan Siberia Barat.
Fakat bazı köyler kısmen boşalmıştır.Nhiều khu phố hầu như trống rỗng.
Ertesi gün geldiklerinde evler boşalmıştır ve ortalıkta kimse yoktur.Yerleşke terkedilmiştir.この時代に村は打ち捨てられ、誰も住む者はなかった。
Daha sonra Elmalı mahallesi boşalmış, Badirgens mahallesine taşınmıştır.這以後,雌性就會把其卵直接產進溫泉中,然後離開。
Ertesi gün geldiklerinde evler boşalmıştır ve ortalıkta kimse yoktur.Yerleşke terkedilmiştir.留塞內月餘後遁逃,漢軍追出塞外後就撤軍了,不能有所殺。
Ertesi gün geldiklerinde evler boşalmıştır ve ortalıkta kimse yoktur.Yerleşke terkedilmiştir.그 다음날 이완이 다시 허생의 집을 찾아갔으나 허생은 사라지고 없었다.
Ertesi gün geldiklerinde evler boşalmıştır ve ortalıkta kimse yoktur.Yerleşke terkedilmiştir.לאחר ארבעה חודשים נכשלה היוזמה - מים לא נמצאו במקום, וההתיישבות ננטשה.
Ertesi gün geldiklerinde evler boşalmıştır ve ortalıkta kimse yoktur.Yerleşke terkedilmiştir.Жителите на селото, останали без домове след наводняването им, се изселват.
Fakat bazı köyler kısmen boşalmıştır.Niektoré obce boli úplne opustené.
Yanında boşalmış bir kutu uyku ilacı ve bir intihar notu vardı.Vedľa posteli mala prázdne nádoby od liekov.
Daha sonra Elmalı mahallesi boşalmış, Badirgens mahallesine taşınmıştır.Palasi soo (ka: Lalli soo) on soo Rapla maakonnas Kehtna vallas.
Bir tanesi, akü tamamen boşalmış olabilir, diğer bir neden, akü bitmemiştir ama kendini şarj edemiyordur.En mulighed er at det bare at dødt, og en anden mulighed er at batteriet er ok, men bare ikke lader op.
Bir tanesi, akü tamamen boşalmış olabilir, diğer bir neden, akü bitmemiştir ama kendini şarj edemiyordur.Môže byť jednoducho vybitá, alebo môže byť v poriadku, ale nenabíja sa.
Bir tanesi, akü tamamen boşalmış olabilir, diğer bir neden, akü bitmemiştir ama kendini şarj edemiyordur.Může být prostě vybitá, nebo může být v pořádku, ale nenabíjí se.
Bir tanesi, akü tamamen boşalmış olabilir, diğer bir neden, akü bitmemiştir ama kendini şarj edemiyordur.Na przykład po prostu zdechł albo sam akumulator jest w porządku, ale się nie chce się ładować.
Bir tanesi, akü tamamen boşalmış olabilir, diğer bir neden, akü bitmemiştir ama kendini şarj edemiyordur.Például véglegesen tönkrement, de lehet, hogy csupán a töltéssel van probléma.
Bir tanesi, akü tamamen boşalmış olabilir, diğer bir neden, akü bitmemiştir ama kendini şarj edemiyordur.Sie könnte einfach am Ende sein oder aber die Batterie ist ok, lässt sich aber nicht mehr aufladen.
Bir tanesi, akü tamamen boşalmış olabilir, diğer bir neden, akü bitmemiştir ama kendini şarj edemiyordur.Une est qu'elle est morte, et une autre est que la batterie est okay mais ne charge pas.
Bir tanesi, akü tamamen boşalmış olabilir, diğer bir neden, akü bitmemiştir ama kendini şarj edemiyordur.Uno, è semplicemente morta, e una è che la batteria è a posto ma non si carica.
Bir tanesi, akü tamamen boşalmış olabilir, diğer bir neden, akü bitmemiştir ama kendini şarj edemiyordur.Первая, он просто умер, вторая, с батареей всё в порядке, но она не заряжена.
Bir tanesi, akü tamamen boşalmış olabilir, diğer bir neden, akü bitmemiştir ama kendini şarj edemiyordur.אחת - הוא פשוט מת לגמרי, אחרת - הוא בסדר לא נטען.
Bir tanesi, akü tamamen boşalmış olabilir, diğer bir neden, akü bitmemiştir ama kendini şarj edemiyordur.バッテリー自体は問題なくても 充電されていないのかもしれません バッテリーが充電されていないのは オルタネータが壊れている可能性もありますし
Geliyorsunuz, boşalmış akünüzü çıkarıyorsunuz.Bạn lái xe. Bạn lấy ắc-quy hết điện ra.
Geliyorsunuz, boşalmış akünüzü çıkarıyorsunuz.Conduces. Quitas tus baterías agotadas.
Geliyorsunuz, boşalmış akünüzü çıkarıyorsunuz.Conduci. Scoți bateria goală.
Geliyorsunuz, boşalmış akünüzü çıkarıyorsunuz.Conduzimos. Tiramos a nossa bateria vazia.
Geliyorsunuz, boşalmış akünüzü çıkarıyorsunuz.Du kører. Du tager dit flade batteri ud.
Geliyorsunuz, boşalmış akünüzü çıkarıyorsunuz.Je rijdt. Je verwijdert je lege batterij.
Geliyorsunuz, boşalmış akünüzü çıkarıyorsunuz.운전을 하고 가다가 방전된 배터리를 빼내고
Geliyorsunuz, boşalmış akünüzü çıkarıyorsunuz. Tam dolu bataryayı takıyorsunuz ve sürüşe devam ediyorsunuz.Sie fahren, Sie tauschen die leere Batterie gegen eine volle Batterie aus und fahren weiter.
Geliyorsunuz, boşalmış akünüzü çıkarıyorsunuz. Tam dolu bataryayı takıyorsunuz ve sürüşe devam ediyorsunuz.Wyjmujesz pusty akumulator, wsadzasz pełny i odjeżdżasz.
Geliyorsunuz, boşalmış akünüzü çıkarıyorsunuz. Tam dolu bataryayı takıyorsunuz ve sürüşe devam ediyorsunuz.Заезжаете, вынимаете пустую батарею, загружаете полную, и едете дальше.
Geliyorsunuz, boşalmış akünüzü çıkarıyorsunuz.Vezetsz. Kiveszed a lemerült akksidat.
Geliyorsunuz, boşalmış akünüzü çıkarıyorsunuz.Voi guidate. Estraete la vostra batteria scarica.
Geliyorsunuz, boşalmış akünüzü çıkarıyorsunuz.Vous conduisez. Vous retirez votre batterie lorsqu'elle est vide.
Geliyorsunuz, boşalmış akünüzü çıkarıyorsunuz.Οδηγείτε. Αφαιρείτε την εξασθενημένη μπαταρία.
Geliyorsunuz, boşalmış akünüzü çıkarıyorsunuz.Вие карaте. Изваждате си изтощената батерия.
Geliyorsunuz, boşalmış akünüzü çıkarıyorsunuz.נוסעים פנימה. מוציאים את הבטרייה המרוקנת.
Geliyorsunuz, boşalmış akünüzü çıkarıyorsunuz.تقود . تنزع بطاريتك المنخفضة خارجاً .
Geliyorsunuz, boşalmış akünüzü çıkarıyorsunuz.充電済みのバッテリーを装着し、再び運転に戻るのです
Sadece 2,000 kişi yaşıyor ve diğer birçok küçük şehir gibi yıllar içinde git gide boşalmış bulunuyor.인구가 2,000명 밖에 되지 않는 이 곳은, 다른 작은 타운들과 마찬가지로 세월이 지나는 동안 공동화 되고 있죠.