boğuluyor ile cümle

boğuluyor kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
9
HARF
4
HECE
5
ORT. KELİME
Neredeyse boğuluyordum.I came near to being drowned.
Çocuk neredeyse boğuluyordu.The boy was almost drowned.
Oğlan neredeyse boğuluyordu.The boy was almost drowned.
Bir çocuğu kurtarmaya çalışırken neredeyse boğuluyordum.I came near being drowned, trying to rescue a boy.
Neredeyse boğuluyordu.He was nearly drowned.
Neredeyse nehirde boğuluyordu.He came near to being drowned in the river.
O, neredeyse boğuluyordu.He was almost drowned.
O hayatta! O boğuluyordu fakat babası onu kurtardı.She's alive! She was drowning, but her father saved her.
Tom neredeyse boğuluyordu.Tom almost drowned.
İmdat! Boğuluyorum!Help! I'm drowning!
Bir bardak suda boğuluyorsunuz.You're drowning in a glass of water.
Tom boğuluyor.Tom is drowning!
Çabuk ol! Biz boğuluyoruz!Hurry up! We are drowning!
O neredeyse nehirde boğuluyordu.He almost drowned in the river.
Ben boğuluyorum.I'm drowning.
Tom boğuluyordu.Tom was drowning.
Neredeyse boğuluyorduk.We almost drowned.
Tom boğuluyor gibi görünüyor.Tom seems to be drowning.
Tom boğuluyor gibi görünmüyor.Tom doesn't seem to be drowning.
Bir sarhoş yüzmeye gitti ve neredeyse boğuluyordu.A drunk went swimming and nearly drowned.
İtmeyin. Boğuluyorum.Don't push. I'm suffocating.
Son kez yüzmeyi denediğimde neredeyse boğuluyordum.The last time I tried swimming, I almost drowned.
Tom bir şeyin üzerinde boğuluyor.Tom is choking on something.
Tom neredeyse komşusunun yüzme havuzunda boğuluyordu.Tom almost drowned in his neighbor's swimming pool.
Tom borç içinde boğuluyor.Tom is drowning in debt.
Çabuk, bir kadın boğuluyor!Quick, a woman is drowning!
O neredeyse boğuluyordu.He almost drowned.
Tom neredeyse nehirde boğuluyordu.Tom almost drowned in the river.
Tom dün neredeyse boğuluyordu.Tom almost drowned yesterday.
Leyla boğuluyordu.Layla was suffocating.
Tom ve ben neredeyse boğuluyorduk.Both Tom and I almost drowned.
Tom boğuluyor gibi görünüyordu.Tom seemed to be drowning.
Hem Tom hem de Mary neredeyse boğuluyordu.Both Tom and Mary almost drowned.
Nehirde neredeyse boğuluyordum.I almost drowned in the river.
Geçen yaz neredeyse boğuluyordum.I almost drowned last summer.
Sami neredeyse boğuluyordu.Sami almost drowned.
Ayrıntılarda boğuluyorum.I'm drowning in the details.
Boğuluyorlar, kendi kusmuklarını yutuyorlar, nefessiz kalıyorlar, kalp krizi geçiriyorlar.They strangle, they aspirate their vomit, they suffocate, they have a heart attack.
Haberlere boğuluyoruz.We are drowning in news.
Sürekli online, birden fazla işi aynı anda yapmaya çalışan bir hayat içerisinde boğuluyor muyuz?Are we getting overwhelmed with an always-connected, multi-tasking lifestyle?
Sanki neredeyse boğuluyormuşun gibi ve sonra ansızın ciğerlerin açılır ve biraz alan açılırAlmost like you are suffocating and then sudddenly the lungs open and some space will come
Oda dumandan boğuluyordu.It was choking with smoke.
Uyuduğunda boğuluyordu!As soon as you sleep, you swallow a mouthful!
Gözyaşlarımda boğuluyorumI'm drowning in my tears.
Hayatımı bir daha yaşıyorum sanki boğuluyormuş gibi.I live my life over, as though I were drowning.
kullanıcı boğuluyoruser throttling
Yağma sırasında bir adam bal deposunda neredeyse boğuluyordu. [1]During the pillage, one man was almost drowned in a honey store.[1]
O hayatta! O boğuluyordu fakat babası onu kurtardı.È viva! Stava affogando ma suo padre l'ha salvata.
Genel olarak mevzuyu kaptım, ancak korkarım ki detaylarda boğuluyorum.Я понимаю общий подход, но, боюсь, путаюсь в деталях.
Bu odanın böyle küçüklüğünden ve havasızlığıdan, ben boğuluyorum.Эта комната такая маленькая и душная, что я задыхаюсь.
Ben boğuluyorum.Я тону.
Boğuluyorlar, kendi kusmuklarını yutuyorlar, nefessiz kalıyorlar, kalp krizi geçiriyorlar.De stryps, de andas in uppkastningar, de kvävs, de får hjärtattack.
Boğuluyorlar, kendi kusmuklarını yutuyorlar, nefessiz kalıyorlar, kalp krizi geçiriyorlar.Duszą się, krztuszą się swoimi wymiotami, mają ataki serca.
Boğuluyorlar, kendi kusmuklarını yutuyorlar, nefessiz kalıyorlar, kalp krizi geçiriyorlar.Finiscono strangolati, aspirano il loro vomito, soffocano, hanno un infarto.
Boğuluyorlar, kendi kusmuklarını yutuyorlar, nefessiz kalıyorlar, kalp krizi geçiriyorlar.Họ siết cổ, họ nôn mửa, họ nghẹt thở, họ đau tim.
Boğuluyorlar, kendi kusmuklarını yutuyorlar, nefessiz kalıyorlar, kalp krizi geçiriyorlar.Ils s'étranglent, ils aspirent leur vomi, ils suffoquent, ils ont une crise cardiaque.
Boğuluyorlar, kendi kusmuklarını yutuyorlar, nefessiz kalıyorlar, kalp krizi geçiriyorlar.목이 졸리기도 하고, 자신의 토사물이 기도로 넘어가기도 하며 질식하기도하고, 심장 마비를 겪기도 하지요.
Boğuluyorlar, kendi kusmuklarını yutuyorlar, nefessiz kalıyorlar, kalp krizi geçiriyorlar.Megfulladnak, belefulladnak a tüdejükbe jutó hányásba, szívrohamot kapnak.
Boğuluyorlar, kendi kusmuklarını yutuyorlar, nefessiz kalıyorlar, kalp krizi geçiriyorlar.Se estrangulan, aspiran su propio vómito, se ahogan, tienen paros cardíacos.
Boğuluyorlar, kendi kusmuklarını yutuyorlar, nefessiz kalıyorlar, kalp krizi geçiriyorlar.Se sugrumă, își înghit voma, se sufocă, fac atac de cord.

İlgili Sayfalar